Bakan Zehra Zümrüt Selçuk kadın istihdamına katılım ve kadınlarla ilgili projelere verilen destekleri açıkladı

ANKARA (AA) – Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınların sanattan spora, eğitimden sosyal ve siyasal hayata katılıma kadar her alanda varlık gösterebilmeleri için çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Bakanlık olarak Türkiye’de kadın haklarının geliştirilmesi ve kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacıyla öncelikle hukuki altyapıyı güçlendirdiklerine işaret eden Selçuk, 2018-2023 yıllarını kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile de kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda hak, fırsat ve imkanlardan tam olarak yararlanmalarının amaçlandığını vurguladı.

Bakan Selçuk, “Bugün mimar, avukat ve bankacılarımızın yarıya yakınını kadınlarımız oluşturuyor. Adli ve idari yargıda görev yapan hakimlerin yüzde 46’sı, büyükelçilerimizin yüzde 25’i, öğretmenlerimizin ise yüzde 60’ından fazlası kadın. Yükseköğretimde kadın akademisyen oranımız yüzde 45 seviyesinde. Bu Avrupa Birliği ortalamasının tam 5 puan üstünde bir oran. ‘Mutlu kadın, uyumlu aile, müreffeh toplum’ hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kamu görevlilerimizde, kadın oranları oldukça yüksek seviyelere ulaştı”

Bakan Selçuk, 2002’de yüzde 4,4 olan parlamentodaki kadın milletvekili oranının 2018’de yüzde 17,45’e ulaştığını, 2019 yerel seçimlerinde 1086 kadın muhtar seçildiğini anımsatarak, “Kamu görevlilerimizde, kadın oranları oldukça yüksek seviyelere ulaştı. Toplam kamu çalışanlarımızın yüzde 40,33’ü kadındır. Gelinen bu nokta, tabii ki kadınlarımızın kabiliyeti, çalışkanlığı ve özgüvenlerinden kaynaklanıyor.” ifadesini kullandı.

“Çalışan anneleri çocuk bakımı konusunda destekliyoruz”

Selçuk, kadınların iş-aile hayatı dengesini sağlayabilmeleri için evde bakım desteği, doğum izni düzenlemeleri, kreş desteği, sigorta prim destekleri, yarı zamanlı çalışma gibi uygulamaları ve teşvikleri hayata geçirdiklerine dikkati çekti.

“Kurumsal Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi” ile küçük çocuklarının bakım sorumlulukları nedeniyle istihdamdan uzaklaşma riski bulunan kadınların çocuk bakımı konusunda desteklenerek iş hayatında kalmalarının amaçlandığını aktaran Selçuk, “31 Ocak 2021 tarihi itibarıyla projeden faydalanan 14 bin 564 anneye toplam 8 milyon avronun üzerinde hibe ödemesi gerçekleştirildi.” diye konuştu.

“İş’te Anne Projesi” ile 44 bin kadının iş gücüne katılımı desteklendi

Kadınların iş gücüne katılımını desteklemek amacıyla başlatılan İş’te Anne Projesi ile 0-15 yaş aralığında çocuğu bulunan kadınları en az yüzde 50 istihdam garantili mesleki eğitim kurslarına veya işbaşı eğitim programlarına yönlendirdiklerini belirten Selçuk, şu bilgileri paylaştı:

“2018 itibarıyla başlayan İş’te Anne Projesi’nden bugüne kadar 44 bin kadını yararlandırdık. Evde Çocuk Bakımı Projesi (NANNY) ile de 25 bin kadına destek olduk. Bu proje ile 16 bin kadını ilk defa sosyal güvenlik kapsamına aldık.

Eğitimli Çocuk Bakıcılarının Teşviki Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi kapsamında 31 Ocak 2021 itibarıyla 1504 çalışan anneye toplam 1,9 milyon avro, 5 bin 85 sertifikalı bakıcıya ise toplamda 640 bin 700 avro destek verdik. Tüm bu teşvik ve uygulamalarla iş ve aile uyumunu destekleyerek kadınların istihdam edilebilirliklerini artırıyoruz.”

Selçuk, “Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi” ile de kadınların mühendislik alanında daha fazla yer almalarını sağlayarak ülkenin geleceğine yatırım yapmaya, ekonomik ve sosyal güçlenmesine katkıda bulunmaya devam edeceklerini söyledi.

Bakanlık olarak sosyal yardımlarda kadınlara öncelik verdiklerinin altını çizen Selçuk, “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının yıllık proje desteği kotasının yüzde 30’unu sadece kadınların hak sahibi olduğu projelere ayırıyoruz.” diye konuştu.

176 kadın kooperatifi devlet desteği ile kuruldu

Bakan Zehra Zümrüt Selçuk, kadınları toplumsal ve ekonomik açıdan güçlendirmek için kadın kooperatiflerine özel önem verdiklerini de vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İl müdürlüklerimiz koordinasyonunda Kadın Kooperatifçiliği Çalışma Grupları oluşturduk ve yıllık iş planları hazırladık. Ayrıca kadın kooperatiflerine yönelik birçok konuda eğitim çalışmaları yürütüyor ve destekler sunuyoruz. Bu kapsamda 731 çalıştay, eğitim ve bilgilendirme toplantıları, etkinlikleri ile 34 bin 409 kişiye ulaştık. 274 kadın kooperatifi ziyareti gerçekleştirdik ve 176 yeni kadın kooperatifi kurulmasına destek verdik.

Artık kadınlarımız 480 kooperatifte toplam 9 binden fazla kadın üyesi ile hizmet üretmeye devam ediyor. Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığımızla yeni projemizin teknik hazırlıklarını yapıyoruz. Proje ile hem kurumlarımızın kapasitesini güçlendireceğiz hem de kadınlara ve kadın kooperatiflerine yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizi artıracağız.”

“Kadın girişimci oranını yükselteceğiz”

Bakan Selçuk, “11. Kalkınma Planımızda yer verdiğimiz üzere 2018’de yüzde 17,8 olan kendi hesabına çalışanlar içindeki kadın oranını yüzde 20’ye, yüzde 7,8 olan işveren olarak çalışanlar içindeki kadın oranını yüzde 10’a yükselteceğiz.” ifadesini kullandı.

468 bin kadın finansal okuryazarlık seminerlerine katıldı

Bakanlık olarak “Finansal Okuryazarlık ve Kadınların Ekonomik Güçlenmesi” konularında seminerler düzenlediklerine işaret eden Selçuk, “Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz seminerlerle 468 bine yakın kadına ulaştık.” dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, “Aldığımız tedbirler, uyguladığımız teşviklerle 2002’de yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılma oranı, 2020 Kasım ayı itibarıyla yüzde 30,6’ya yükseldi. 2023 yılında inşallah kadın istihdam oranını yüzde 34’e, kadınların iş gücüne katılım oranını ise yüzde 38,5’e yükselteceğiz.” şeklinde konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

LONDRA (AA) – Boris Johnson, İngiltere’nin ev sahipliğinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmenin ardından Sky News’e konuştu.

AB ile bir ticaret anlaşmazlığında İngiltere’nin toprak bütünlüğünü korumak için ne gerekiyorsa yapacağının altını çizen Johnson, çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri almakla tehdit etti.

Johnson, “AB içindeki bazı kişiler, İngiltere’nin tek bir ülke ve tek bir bölge olmasını yanlış anlıyor. Bence bunu kafalarına sokmaları gerekiyor.” dedi.

AB’yi anlaşma şartlarında tek taraflı değişiklik yapmayı ve anlaşmadan çekilmeyi mümkün kılan 16. maddeyi uygulamakla tehdit eden Johnson, “Protokol, bu şekilde uygulanmaya devam ederse o zaman açıkça 16. maddeye başvurmaktan çekinmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Anlaşmazlığa neden olan protokol

Brexit Anlaşması’nın bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

Protokole göre, Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle Birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisandaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

İrlanda sorunu

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

Muhabir: Zuhal Demirci

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ilk 3 ayda Avrupa Birliği'ne (AB) ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek." ifadesini kullandı.

İTO Meclisi Haziran ayı toplantısında yaptığı konuşmada, aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin de yüksek olduğunu belirterek, bu gelişmenin Türkiye’nin ihracatı için önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Avdagiç, "Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre Türkiye ilk 3 ayda AB'ye ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek. Bunu başarmamamız için hiçbir neden yok." dedi.

Türkiye'nin, AB ülkelerine yaptığı ihracatı yüzde 6,5 arttığını belirten Avdagiç, bu dönemde İngiltere'nin ihracatının yüzde 35,4, ABD'nin yüzde 12,1, İsviçre'nin yüzde 4,3, Rusya'nın yüzde 2,5, Japonya'nın yüzde 4,5, Hindistan'ın ihracatının ise yüzde 2 gerilediğini kaydetti.

Avdagiç, söz konusu dönemde ihracatta Türkiye'nin önünde yer alan ülkeler de olduğunu ifade ederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Çin'in AB'ye ihracatı yüzde 25, Norveç'in yüzde 10,4, Güney Kore'nin ise yüzde 10,3 arttı. Bu rakamlar, 2021'in ilk çeyreğinde AB'nin en çok ithalat yaptığı 6'ncı ülke olduğumuza işaret ediyor. Ama aynı zamanda Çin'in bütün gücüyle AB dış ticaretinde varlığını devam ettirdiğini de gösteriyor. Dolayısıyla bizim bu gerçeği kabul ederek, kendimize yeni bir ilke koymamız lazım. O da Kovid-19 sonrası dönemde 'kurulacak yeni düzende' AB'ye ihracatımızı artırmaktır."

– "Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebi daha yüksek"

Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin daha yüksek olduğunu kaydeden Avdagiç, "Mal satmak için kanallar açılıyor. Türkiye olarak, hükümetiyle iş dünyasıyla Kovid-19 sonrası dönemde başarmamızın bir tek yolu var. Kovid-19'un açacağı yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, 'tekerlek izleri bırakan' ülke olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Avdagiç, 2021 yılının turizm için, bir toparlanma ve harekete geçme yılı haline getirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Özellikle önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Türkiye'ye gelecek turist sayısının 2-3 kat artmasını, Rusya'nın da açılmasıyla birlikte bu artışın daha da yükselmesini bekliyoruz." dedi.

"Kur, faiz ve enflasyon" baskısının, yakın dönem risklerinin temel bileşenlerini oluşturduğunu belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

"KOBİ'ler başta olmak üzere, işletmelerin ayağa kaldırılması ve kısa sürede sağlıklı üretim yapısına kavuşabilmeleri için gerekli politika önlemlerinin devreye sokulması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla dışarıdaki faiz artırımları gündeme gelmeden likidite sıkıntılarının hafifletilmesine yönelik araçların devreye alınması anlamlı olacaktır. Bu durum, muhtemel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırabilecektir. Bir diğer ifadeyle, uygulanacak program ve stratejiyle 'Post-Kovid' dönemin oluşturacağı finansal risklere karşı Türkiye ekonomisinin bağışıklık sistemi hızla geliştirilebilir ve sürecin maliyeti minimuma çekilebilir."