Barış Manço'nun oğlu Doğukan Manço: Barış Manço Türk insanını kendisiyle tanıştırdı

İSTANBUL(AA) – Anadolu rock müziğinin usta ismi, şarkıcı, besteci, söz yazarı ve televizyon programcısı Barış Manço, vefatının 22. yılında anılıyor.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle çevrim içi düzenlenen anma etkinliklerinin gölgesinde oğulları Doğukan ve Batıkan Zorbey Manço, babaları olmadan geçirdikleri 22 yılı AA muhabirine anlattı.

Geleneksel Barış Manço vapuru, bu yıl yolcusuz hareket edecek

Doğukan Manço, Kovid-19 salgınından ötürü bu yıl hayranlarının Barış Manço’yu anmak için fiziksel olarak bir araya gelemediğini söyledi.

Herkesin babasıyla ilgili bir şeyler yapmak istediğini aktaran Manço, “Bize özellikle çocuklardan sürekli olarak videolar, çizimler ve bu tip şeyler geliyor. Bu yıl maalesef sadece çevrim içi anmalar düzenleyebileceğiz. Fakat gelenekselleşmiş Barış Manço vapuru, Allah nasip ederse her şubatın ilk pazarı olduğu gibi bu yıl da yolcusuz olarak hareket edecek. Vapur yolculuğu, Barış Manço’yu selamlama görevini yerine getirecek, bizler de bunu Barış Manço Instagram hesabı üzerinden canlı yayın olarak yayınlayacağız.” dedi.

Manço, babasının çifte yaşantısı olduğuna değinerek, şunları söyledi:

“Belçika yapımı bir televizyon programı vardı. TV programında babam kendi kendini anlatıyor. Orada diyor ki, ‘Barış Manço’nun iki hayatı var. Biri Belçikalı Barış diğeri ise Türkiye’deki Barış. Türkiye’deki Barış hepinizin bildiği Barış. Ama o Belçikalı Barış normal bir vatandaş. O yüzden ben hayatımın bir kısmını Belçika’da geçiriyorum.’ Belçika’da evinde istediği gibi oturup ailesiyle vakit geçirebiliyor. O yüzden babamda Belçika’nın özel bir yeri vardı. Bunu Barış Manço’nun çifte hayatı diye anlatırdı.”

“Ben size sizin türkünüzü söyledim”

Barış Manço’nun en büyük özelliklerinden birinin eski öğretileri ve atasözlerini modernize edip Türk toplumuna yeniden sunmak olduğuna dikkati çeken Doğukan Manço, şu değerlendirmede bulundu:

“Özellikle eski albümlerinde çok fazla anonim eserler yer alır. Bunlar modernize edilmiş haliyle yeni neslin kulağına da hitap ediyor. Yeni müzik tarzıyla eski eserleri yaşatmış oluyor. Hep söylediği bir sözü vardır, ‘Ben size sizin türkünüzü söyledim.’ Yani ‘siz esasında ne iseniz ben size onu anlatıyorum’ derdi. Şarkı sözlerine de dikkat ederseniz her zaman bizim kültürümüz, değerlerimiz arasında olan öğretileri vurgulamıştır. Mesela kul hakkından söz eder, çok ciddi bir misyon bu, her zaman için bu toprağın insanlarına ve dünya insanına bir şeyler katmayı amaçlamıştır.”

​​​​​​​”Barış Manço’nun 2023 algısına odaklanmalı”

Doğukan Manço, babasının kendi kendini yetiştirmiş bir insan olduğunun da altını çizerek, onun gerçek anlamda ilhamının yine sanat eserleri olduğunu belirtti.

“Adam Olacak Çocuk” ve “Barış Manço ile 7’den 77’ye” programlarıyla babasının yeni bir nesil yetiştirdiğini vurgulayan oğlu, “Sadece çocukları değil aileleri de eğitti. Şimdi o çocuklar büyüdü, kendi çocuklarını yetiştiriyorlar. Barış Manço mesajlarla doludur aslında. Özellikle şarkılarını dikkatli dinlemek gerekir, o mesajı ondan almak isteyen alır. Yani bana pek düşmez ama insanlar birazcık daha Barış Manço’nun 2023 algısına odaklanmalıdır diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Batıkan, batı kafalıdır, ben biraz daha doğuluyumdur”

Manço, babasıyla günümüzde kıyaslanacak bir sanatçı göremediğinin altını çizerek, şu açıklamayı yaptı:

“Haluk Levent mesela benim de çok başarılı bulduğum bir isim. Yardım faaliyetleriyle onun izinden gidiyor denilebilir ama bu konu babamın sadece bir yönüydü. Tüm dünyada Türkiye’nin marka yüzü olarak Türkiye’yi taşıdı. Türk insanını kendisiyle tanıştırdı. Barış Manço gibi bir isimden bahsetmek için birçok farklı alanda daha iş yapan birilerinin olması lazım. Bugün her görüşten insan Barış Manço’nun evini ziyarete gelir. Her görüşten, her dinden, her dilden, her ırktan. Kimse de kalkıp bu adam bize aykırı demez. Çünkü herkes kendinden bir şey buluyor. Öyle bir örnek verin ki bana onun yolundan gidiyor diyebileyim.”

Kardeşi Batıkan ile isimlerinin karakterlerine de yansıdığını düşündüğünü belirten Doğukan Manço, “Batıkan daha biraz Avrupai birazcık da Batı kafalıdır. O bana göre biraz daha entel düşünür, yapısı da böyledir. Ben biraz daha Doğuluyumdur. Saz olarak da mesela Doğu ezgilerine düşkünümdür. Birazcık daha oraya, o tarafa ait hissederim kendimi. Mesela Batıkan Belçika’yı sever. Ben Adana’yı, Erzurum’u, Azerbaycan’ı severim.” şeklinde konuştu.

“Barış Manço, insanlara bir şeyler söylemek için gönderildi”

Batıkan Manço ise Barış Manço vapurunun 22 senedir sadece bir kez hava muhalefeti sebebiyle ertelenmesinin dışında başladığı ilk yılından beri sürekli olarak gerçekleşen bir gelenek haline geldiğini ve bu yıl 19. kez yolculuğuna çıkacağını hatırlattı.

Barış Manço’yu sadece müzisyen olarak tanımlamanın yetersiz olacağına işaret eden oğlu, onun insanlara bir şeyler söylemek için gönderildiğine inandığını söyledi.

Manço, babasının halkın içinden bir sanatçı olduğuna dikkati çekerek, “Geçmişini hiçbir zaman unutmayan birisiydi. Yani çok zor zamanlarda yaşamış, sadece sosyal anlamda değil ülke çapında belki siyasi anlamda bizim bilmediğimiz zamanları gördüğü için geçmişi onu çok güçlü kılmıştır.” dedi.

“Adam Olacak Çocuk” ve “Barış Manço’yla 7’den 77’ye” programlarına katılmış çocuklarla hala iletişim halinde olduklarına da değinen Manço, “Son 10 yıl içerisinde internet sayesinde iletişim biraz daha kolaylaştı. Ben ve Doğukan mesajlar alıyoruz, ‘Şu yıl katılmıştım’ diye ve biz de onları not alıyoruz tabii ki. Yıllar içerisinde o programa katılmış farklı nesillerle çeşitli programlarımız oldu. Hem bizlerin yaşıtı hem de bizlerden böyle 5, 6 yaş küçüklerle bir araya geldik. 10 yıl süren bir programa zannediyorum yaklaşık 2 bin çocuk katılmıştır. Şu an o kadar kişiyi bulmak zor. Ama internet sayesinde ulaşım daha kolay.” şeklinde konuştu.

Batıkan Manço, babasının en büyük özelliğini, çok iyi bir iletişimci ve birleştirici olabilmesi olarak açıklayarak, bunun onun doğal yeteneği olduğunu da sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İZMİR(AA) – İzmir’de yaşayan Murat Demirel, 22 yıl önce vefat eden sanatçı Barış Manço’ya olan sevgisini, bir dönem Manço’nun da kullandığı klasik otomobilde yaşatıyor.

Anadolu rock ve pop müziğin usta ismi, şarkıcı, besteci, söz yazarı ve televizyon programcısı Manço’nun bir dönem kullandığı 1963 model otomobilini satın alan iş adamı Demirel, 4 şehirde, 15 aylık çalışmayla otomobili eski görkemine kavuşturdu.

Demirel, özel garajında korumaya aldığı otomobilin bakımına da özen gösteriyor. Otomobile gözü gibi bakan Demirel, aracın Manço’nun hatıralarının yaşatılması açısından önem taşıdığına inanıyor.

Klasik otomobil merakı 6 yıl önce başladı

Demirel, 6 yıl önce 1955 model bir otomobili satın alarak restore ettirdi. Daha sonra 5 farklı model ve marka klasik otomobil daha satın alan Demirel, 6 araçlık klasik otomobil koleksiyonu oluşturdu. İzmir’in Karaburun ilçesine bağlı Mordoğan Mahallesi’ne yerleşen Demirel, araçlarını burada onlar için hazırlattığı garajına getirdi.

Klasik otomobillerini sık sık ziyaret ederek bakımını yapan Demirel, bir arkadaşının Manço’nun bir dönem kullandığı otomobilin satıldığını haber vermesi üzerine onu koleksiyonuna dahil etmek için girişimlerde bulundu.

Kısa sürede aracına kavuşan Demirel, İzmir, Aydın, Manisa ve Ankara’da 15 ay sürecek restorasyon çalışmasını başlattı. Demirel, bazı orijinal parçaları ABD’den getirtti, piyasada artık bulunmayan parçaları ise iş yerinde imal etti.

“Bu otomobil Manço’nun dendiği zaman yüzlerdeki tebessüm artıyor”

Demirel, AA muhabirine, Barış Manço’nun aracının satıldığını duyunca büyük bir heyecan yaşadığını belirterek, 22 yıl önce vefat eden sanatçıya hayranlığını, klasik otomobil ilgisiyle buluşturmaya karar verdiğini anlattı.

Manço’nun kullandığı Cadillac marka otomobilin konforlu ve lüks olduğunu ancak restorasyonunun da bir o kadar zor olduğunu ifade eden Demirel, “Ben yeni bir araç almayı düşünmüyordum ama aracı satan ağabeyimiz ‘Barış Manço’nun eski aracı’ deyince hiç bakmadan aldım.” dedi.

Demirel, Türkiye’de restorasyon yapan iyi usta bulmanın zor olduğunu kaydederek, “Ustalarımızın da Barış Manço’nun arabası olmasından dolayı çok özen gösterdiklerini, diğer topladıkları araçlarla kıyaslamayıp buna daha çok zaman ayırdıklarını biliyorum. Bunun sonucunda böyle bir araç ortaya çıktı. ‘Bu otomobil Barış Manço’nun’ dendiği zaman yüzlerdeki tebessüm artıyor. Bu araç hem bizim için hem de Türk halkı için çok değerli. Barış Manço’yu bu zamana kadar sevmeyeni, dinlemeyeni hiç duymadım ve görmedim.” ifadelerini kullandı.

Hayranı olduğu Manço’nun bir dönemin çocukları ve gençleri için idol olduğunu vurgulayan Demirel, onun eserlerini hala büyük beğeniyle dinlendiğini vurguladı.

Demirel, böyle değerli bir sanatçının aracına sahip olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Bizde olması, bizim saklayıp muhafaza etmemiz son derece mutluluk verici. Barış Manço’nun ailesi görmek istediği zaman bu araç benim değil onların, asıl mülk sahibi onlar. Biz emanetçiyiz. Ömrümüz yettiği kadar bu araca değer vereceğiz ve saklayacağız.” diye konuştu.

Araçlarının hepsini çok sevdiğini fakat Manço’nun aracının kendisi için ayrı bir önemi olduğunu aktaran Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:

“7 aracın içinde gözüm gibi baktığım tek aracım diyebilirim. Ailemin de arkadaşlarımın da bu anlamda görüşlerinin ve düşüncelerinin olduğunu biliyorum. Satmak kelimesini duymak istemiyorum. Her şeyimi satarım en son onu satarım diye düşünüyorum.”

İSTANBUL (AA) – Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı ve TV programcısı Mehmet Barış Manço, vefatının 22’nci yılında anılıyor.

Usta sanatçı, İsmail Hakkı Manço ile Türk müziği sanatçılarından Rikkat Uyanık çiftinin çocukları olarak 2 Ocak 1943’te, Üsküdar’da dünyaya geldi.

Manço ailesi ilk çocuklarına “Savaş” ismini verirken, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde doğan ikinci çocuklarına ise “Mehmet Barış” ismini vermeyi uygun buldu. Manço’nun daha sonra Oktay ve İnci ismini taşıyan iki kardeşi daha oldu. Anne ve babası 3 yaşındayken ayrılan Barış Manço, çocukluğunu babasının yanında geçirdi.

Kadıköy Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu’nda başladığı eğitimine Galatasaray Lisesi’nde devam eden usta sanatçı, babasının vefatının ardından Galatasaray’dan ayrıldı ve eğitimini Şişli Terakki Lisesi’nde tamamladı.

“Düşüncelerimi bu dünyaya aktarmak için geldiğime inanıyorum”

Manço, ilk grubunu 1958’de Galatasaray Lisesinde okurken, “Barış Manço ve Kafadarlar” adıyla kurdu ve ilk bestesini “Dream Girl” adıyla çıkardı. Ünlü sanatçı, müzik hayatındaki ilk konserini de yine Galatasaray Lisesi’nin konferans salonunda verdi.

“Harmoniler” grubuyla 1962’de ilk 45’lik plağını çıkaran Manço, henüz 19 yaşındayken yayımladığı bu albümde, İngilizce sözlü “Twist in USA” ve “The Jet” isimli iki parçaya imza attı.

Usta sanatçı, bu albümün ardından bir yıl sonra Belçika’da bulunan ağabeyi Savaş Manço’nun yanına giderek, Belçika Güzel Sanatlar Akademisine kaydoldu. Bu okulda resim, grafik, desen ve iç mimari okuyan Manço, bir taraftan da gece bekçiliği ve garsonluk gibi işlerde çalıştı.

Müzikle bağını koparmayan Barış Manço, bir röportajında kendisini şöyle tanımlıyordu:

“Barış Manço şarkı söyler, ikincisi çocuk programı yapar, üçüncüsü dünyayı gezer. Bu toplum beni şarkı söylerken tanıdı ve çocuklarla ilgilenirken bir daha tanıdı ve bu arada dünyayı dolaşıp başka insanları anlatan kişi olarak tanıdı. Ben bu dünyaya şarkıcı olarak gelmedim. Benim birinci işim bu değil. Ben düşüncelerimi bu dünyaya aktarmak için geldiğime inanıyorum. Bu düşünceler bazen müzik eşliğinde daha güzel, daha şirin, daha hoş algılanıyor. Onun için bana verilen bu nimeti kullandım.”

Yabancı müzisyenlerden oluşan “Vahşi Kediler” grubuyla da bir süre çalışan Manço, 1964’te doldurduğu biri İngilizce, ikisi Fransızca üç şarkılık 45’liği Fransa’da yayımlandı. 12 Ocak 1965’te Paris Olympia Konseri’ni veren sanatçı, Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in öncülüğündeki “Kaygısızlar” grubuyla 1967’de “Kol Düğmeleri”ni çıkardı.

“Dağlar Dağlar” plağı kariyerinde dönüm noktası oldu

Dönemin aranjman modasına tepki gösteren Barış Manço, “Kızılcıklar Oldu mu?”, “Derule”, “Kirpiklerin Ok Ok Eyle” gibi türküleri rock’n roll ve twist tarzlarında seslendirdi. “Sychedelic” müzik akımından da etkilenen grup, “Ağlama Değmez Hayat” şarkısıyla başarı yakaladı.

“Altın Plak” ödülü kazanan bu albümün ardından Barış Manço ve Kaygısızlar, Fransa’ya gitti. Burada plak çalışması yapılsa da albüm uzun süre piyasaya sürülmedi ve Kaygısızlar ile yollarını ayıran Barış Manço, 1970’te yurda döndü.

Sanatçının 1970’de bestelediği “Dağlar Dağlar” plağı kariyerinde adeta dönüm noktası oldu ve Manço’ya kariyerindeki tek Platin Plak Ödülü’nü kazandırdı. Dönemin ünlü müzisyenlerinden Cüneyd Orhon’un da eşlik ettiği plak, kısa sürede 700 bin sattı.

Dönemin ünlü müzik gruplarından “Moğollar” ile de bir süre çalışan Barış Manço’nun, Anadolu turnesi sırasında otobüsü dinamitli saldırıya uğradı. Manço’nun saçlarının uzun olması dolayısıyla gerçekleştirildiği öne sürülen saldırıda sanatçılar yara almadı. Antalya’da ise müzisyenlerden birinin yabancı uyruklu olması nedeniyle gözaltına alınan Barış Manço, ilk duruşmada serbest kaldı.

– 1976’da “Baris Mancho” adlı ilk İngilizce sözlü albümünü yayımladı

Barış Manço daha sonra Moğollar’la yolları ayırıp “Kurtalan Ekspres”i kurdu. İsmini İstanbul’dan Güneydoğu’ya giden trenden alan Kurtalan Ekspres’in o yıllardaki kadrosunda Murat Ses, Nur Moray, Celal Güven, Özkan Uğur ve Engin Yörükoğlu gibi müzisyenler vardı. Grupta ayrılıklar yaşanırken Kurtalan Ekspres’e Manço’nun uzun yıllar birlikte çalışacağı Ahmet Güvenç ve Bahadır Akkuzu dahil oldu.

Askerliğini yedek subay olarak Polatlı ve Amasya’da yapan Barış Manço, daha sonra Kurtalan Ekspres’le Anadolu turnelerine çıktı.

İlk yıllarında kısa saçlı olarak sahneye çıkan usta sanatçının Türkiye’de herkesin hafızasına kazınan uzun saçları, otantik kıyafetleri, bilezik, yüzük ve kemerle tasarladığı imajı ile tiyatral yetenekleri oldukça ilgi çekti.

Barış Manço, ilk uzunçaları (LP) “2023”ü, 1975’te çıkardı. “Progresif rock” esintileri taşıyan albümde Cumhuriyet’in 100. yılı anısına bestelediği enstrümantal şarkısı “2023”ün yanı sıra “Yine Yol Göründü Gurbete” ve “Yol Verin Ağalar Beyler” gibi şarkılar beğeni topladı.

Yurt dışında da başarılı olmayı hedefleyen Manço, Belçika’ya gitti ve 1976’da “Baris Mancho” adlı ilk İngilizce sözlü albümünü yayımladı.

“Yeni Bir Gün” albümünü ise 1979’da müzikseverlerin beğenisine sunan sanatçı “Hey” dergisinin, “Yılın Erkek Sanatçısı” ve “Yılın Albümü” ödüllerini aldı. Aynı yıl çıktığı Anadolu turnesinin tüm gelirlerini sağır ve dilsiz çocukların eğitimi ve tedavisi için bağışlayan Manço, daha sonra Hollanda, Belçika, İngiltere, Almanya ve Kıbrıs’ta konserler verdi.

“Sözüm Meclisten Dışarı” albümüyle büyük beğeni topladı

Belçika’daki konserden dönerken 24 Ağustos 1979’da Edirne’de bir trafik kazası geçiren Manço, bir süre sahnelerden uzak kaldı ve 1981 yılının sonlarına doğru “Sözüm Meclisten Dışarı” albümüyle büyük beğeni topladı.

“Gül Pembe”, “Ali Yazar Veli Bozar”, “Alla Beni Pulla Beni” gibi hit şarkıların yanı sıra en iyi Türkçe sözlü rock şarkılarından “Dönence”yi de barındıran albümün pek çok şarkısı, bir süre TRT’nin denetleme kuruluna takılarak, televizyon ve radyoda çalınamadı.

Halkla kurduğu bağı 1983’te “Estağfurullah Ne Haddimize”, 1985’te “24 ayar”, 1986’da “Sahibinden İhtiyaçtan” albümleriyle güçlendiren Manço, 1989’da “Darısı Başınıza”, 1992’de “Mega Manço”, 1995’te “Müsaadenizle Çocuklar”, 1996’da “Live in Japan” albümlerini sevenleriyle buluşturdu.

Müzikte açtığı yolun yanı sıra şarkı sözleriyle de kültür hayatına önemli katkılarda bulunan Manço, birçok şarkısının son kıtasında, tıpkı halk şiiri geleneğinde olduğu gibi kendi ismine yer verdi. “Modern Çağ Ozanı” olarak adlandırılan ve eserlerinde unutulan değerleri hatırlatan Manço, şarkılarında toplumsal konulara ve ailenin önemine de dikkati çekti.

Daha önce kısa bir evlilik yapan Barış Manço, 1979’da Lale Çağlar’la dünya evine girdi ve çiftin “Doğukan Hazar” ve “Batıkan Zorbey” ismini verdikleri iki oğulları oldu.

“Baba Bizi Eversene” filminin başrolünde yer aldı

İçindeki çocuğu hiçbir zaman kaybetmediğini ifade eden usta sanatçı, sinema filmi olarak sadece yönetmen Oksal Pekmezoğlu’nun 1975’te çektiği “Baba Bizi Eversene” filminin başrolünde yer aldı.

Barış Manço, yaklaşık 15 yıl boyunca planladığı “7’den 77’ye” programı projesini, 1988’de TRT yönetimine kabul ettirmeyi başardı ve çocuklara öğütler verdiği “Adam Olacak Çocuk”, yaşlılara saygının önemine dikkati çektiği “İkinci Kahvaltı”, dünyayı dolaştığı “Dönence” ve Türkiye’yi dolaştığı “Dere Tepe Türkiye” gibi bölümleri olan programı, TRT 1, TGRT ve ATV’de 1988-1998 yılları arasında 10 yıl boyunca her pazar öğleden önce yayımlanarak, güç bir rekora imza attı.

“Türk televizyonlarının ilk gezgini” olarak da gösterilen Barış Manço, 5 kıtada 140 değişik yörede 800 bin kilometreye yakın yol katetti ve 1990’da Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya’ya gelişinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen “Türk-Japon dostluğu” etkinlikleri kapsamında gittiği Japonya’da büyük bir coşkuyla karşılandı. Verdiği konserlerde şarkılarında Japonca sözlere de yer veren Barış Manço’ya “Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası” verildi. Manço, buradaki konser kaydını da “Live in Japan” adıyla yayımladı.

Türk dünyası ile de çok iyi ilişkiler geliştiren usta sanatçıya, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov tarafından “Türkmen vatandaşlığı” verildi. Belçika ve Fransa da sanatçıyı birçok kez ödüllendirdi.

40 yıllık sanat hayatında 200 besteye imza attı

İlk albümüne Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanacağı “2023” ismini veren Barış Manço, bir röportajında, “Benim birkaç hayalim var, 80 yaşındayken elimde bastonum, belki kolumda Doğukan, onun yardımıyla çıkarım sahneye ve senfoni orkestrasına 2023’ü çaldırmak en büyük ideallerimden birisi.” demişti.

Müzik hayatını anlattığı “40. Yıl” şarkısını besteleyen Barış Manço, bir döneme damgasını vuran şarkılarını yeniden düzenleyerek seslendirdi. Daha önce de tansiyon sıkıntıları yaşayan sanatçı, 31 Ocak’ı 1 Şubat 1999’a bağlayan gece, saat 23.30 sıralarında ani tansiyon düşmesi sonucu fenalaştı. Ambulansla Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi’ne kaldırılan 56 yaşındaki Barış Manço, müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sanatçının cenazesi, Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan törenin ardından Levent Camisi’nden kaldırılarak, Kanlıca Mezarlığı’na defnedildi.

Yaklaşık 40 yıllık sanat hayatında 200 besteye imza atan, ulusal ve uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülen sanatçının ödüllerinin tamamı ise şöyle:

1980’de “Altın Orfe” Ödülü, 1987’de “Belçika Kültür Elçisi”, 1991’de “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı”, “Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ve Japonya Soka Üniversitesi Kültür ve Barış Ödülü”, 1992’de “Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı” ve “Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı”, 1994’te Kocaeli Üniversitesi BarışDiploması, 1995’te Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı Türkmen vatandaşlığı, 1995’te Pamukkale Üniversitesinden onursal doktora, 1995’te “Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası”, 1997’de “Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşerilik Beratı”