Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi hasta kabulüne başladı

BATMAN (AA) – Sağlık Bakanlığınca Batman’da 90 bin metrekare alanda yapımı tamamlanan 810 yatak kapasiteli Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi 19 poliklinik ile hasta kabulüne başladı.

Batman’da 90 bin metrekare alanda yapımı tamamlanan ve 19 poliklinik ile hizmete giren Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine ilk gün 350 hasta başvurdu.

Hastalardan Abidin Akar (78), geçmişte sağlık konusunda çok sıkıntıların olduğunu, artık yapılan yeni ve devasa hastanelerle güzel hizmetlerin sunulduğunu belirtti. “Eskiden hastanelerde sıra bulamazdık. İlaç alamıyorduk.” diyen Akar, sağlık sektörünün gittikçe güzel olduğunu söyledi.

Akar, “Allah devletimize zeval vermesin. İnşallah daha da iyilerini de görüyoruz. Rahatsızlığım dolayısıyla hastaneye geldim. Allah razı olsun doktor da ilgilendi. Çok kısa sürede tedavim bitti. Böyle bir şansı nerede bulacağız.” diye konuştu.

Mehmet Can Bağlı da yeni hastanenin açılışı dolayısıyla mutlu olduğunu dile getirerek “Yeni hastane açıldığı için çok mutluyuz. Daha önce sağlık açısından sıkıntılar yaşıyorduk. Yeni bir hastane Batman’a gerekliydi. Açılmasından dolayı büyük bir mutluluk içerisindeyiz. İnşallah en kısa zamanda tıp fakültesi de açılır. Batman’a güzel bir hizmet olur.” dedi.

Muhabir: İbrahim Toprak

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BATMAN(AA) – Batman’ın Gercüş ilçesine 3 kilometre uzaklıkta bulunan, tarımsal ve hayvansal üretimde sulama amaçlı kullanılan, olta balıkçılığı yapılan Kırkat Göleti, çevresinde bulunan mesire alanıyla da ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor.

Gercüş Tarım ve Orman İlçe Müdürü Metin Kaplan, gölette yaşanan su çekilmesine ilişkin AA muhabirine, 1985 yılında yapılan yapay göletin ilçenin bitkisel üretim ve hayvancılığa katkı sunduğunu söyledi.

Kaplan, yağışların azalması ve sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle göletteki su seviyesinin düştüğünü ifade ederek, “Gölet normalde her yıl taşıyordu. Bu yıl ise yağışların az olması nedeniyle taşmayı bırakın neredeyse derinliği 8 metre azaldı.” dedi.

Bu durumun bitkisel üretim ve hayvancılığı olumsuz etkilediğini dile getiren Kaplan, Köylerimiz göleti sulama amaçlı kullanıyor. Özellikle sebze, meyve sulamasında kullanıyordu. Besiciler de hayvanlarına buradan su veriyordu. Gölette olta balıkçılığı da yapılıyordu. Ancak su seviyesinin düşmesiyle göletteki balık sayısı da azaldı. Kuraklık nedeniyle olta balıkçılığı da yapılamıyor.” diye konuştu.

Kaplan, göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan göletin çevresinde bulunan mesire alanı ile de görsel bir güzellik oluşturduğuna işaret ederek, su seviyesinde yaşanan düşüş ile göçmen kuşların da bölgeye uğramadığını aktardı.

“Vatandaşlarımız yeterince sulama yapamadığı için sebze ve meyve verimi iyice düştü. Verimin düşmesi ekonomik olarak çiftçilerimizi etkiledi. Umudumuz yağışların sonbaharda artması.” diyen Kaplan, sonbahar aylarında beklenen yağış ile su kaynaklarının eski seviyesine gelmesini ümit ettiklerini kaydetti.

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesindeki kalede yürütülen arkeolojik kazılarda tarihi eserler gün yüzüne çıkarılacak.

Batman’da 12 bin yıllık tarihi ve Orta Çağ’dan günümüze kesintisiz gelen yaşam döngüsüyle insanlık tarihinin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf ilçesindeki Hasankeyf Kalesi’nde arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı.

Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekai Erdal başkanlığında, 3. dönem kazı çalışmaları uzman bir ekip tarafından yürütülüyor.

Hasankeyf Kazı Başkanı Doç. Dr. Zekai Erdal, AA muhabirine, Hasankeyf’in 12 bin yıllık bir mazisinin olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı ile ilçenin sadece aşağı şehir kısmının sular altında kaldığını aktaran Erdal, tarihte ilçeye başkentlik yapmış olan yukarı şehrin olduğu gibi ayakta durduğunu belirtti.

Kaledeki askeri yapının sınırları ortaya çıkarılacak

Hasankeyf’te kazı çalışmalarının ilk olarak 1980’li yıllarda Prof. Dr. Oluş Arık başkanlığında başladığını anımsatan Erdal, bu görevi, 2000’li yıllarda Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam’dan sonra kendisinin yürüttüğünü dile getirdi.

Kazı çalışmalarına Hasankeyf Kalesi’ndeki büyük saray olarak adlandırılan Roma dönemine ait garnizon yapısının içerisinde ve garnizonun doğusundaki mezarlık alanında başladıklarını anlatan Erdal, büyük saray olarak adlandırılan askeri yapının gerçek sınırlarını ve mevcut duvarların izlerini sürerek sarayın kabaca taslağını ortaya çıkarmayı amaçladıklarını kaydetti.

Erdal, şöyle devam etti:

“Hasankeyf Kalesi etrafındaki vadi ve yapılarla beraber bir bütün olarak ele alınması gerekir. Kalemiz 110 dönüm bir alanı kapsıyor. Bunun en güzel örneği Efes’tir. Efes’teki kazılar 100 yıla aşkın bir süredir devam etmektedir. Hasankeyf de bu bağlamda yüzlerce yıllık sürebilecek kapasiteye sahiptir.”

Orta Çağ’da önemli başkentlerden biri

Dicle Nehri’nin kıyısında bulunan ilçenin konumu itibariyle de önemli bir geçiş noktası güzergahında yer aldığını belirten Erdal, Dicle Nehri’nin tarihte çevresine hayat verdiğini, bu nedenle neolitik dönem öncesine ait höyüklerin Hasankeyf ve çevresinde karşılarına çıktığını anlattı.

İlçenin Dicle Nehri’nin kenarında olması aynı zamanda kalenin konumu itibariyle nehirden geçişi, transit geçişi sağlayan bir güzergahta olması dolayısıyla Hasankeyf’in sürekli ticari ve askeri noktada önemini koruduğunu dile getiren Erdal, bundan dolayı kalesiyle, etrafındaki şehriyle Orta Çağ’ın önemli başkentlerinden ve merkezlerinden biri olduğunu bildirdi.

Hasankeyf Kalesi’nde geçmişten günümüze ulaşmış önemli yapılardan birinin de sır kapısı olduğunu ifade eden Erdal, Türkiye’de bunun çok az örneğinin olduğunu anlattı.

“Kalelerde mutlaka gerek hanedan üyelerini gerekse kalede baskın veya saldırı olduğu zaman kaledeki önemli şahsiyetlerin veya halkın tahliyesi için kullanılan gizli sır kapıları mevcuttur.” diyen Erdal, Hasankeyf Kalesi’nde de vadiye açılan bir kapının olduğunu ve kapının orijinal dokusunu koruduğuna dikkati çekti.

Erdal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kapımız kalenin yanındaki yamaçta çevreye hakim bir konumda olup önündeki kaya, oyma yol ve merdivenlerle yanındaki derin vadiye inmekte, derin vadiden ise kalenin güneyindeki diğer vadilere bağlantı yapılarak kalede vuku bulacak olaylardan kaynaklı gizli kaçışlar buradan sağlanmaktadır.”