Batman ve Diyarbakır'da Yıldırım-14 Zori Operasyonu başlatıldı

ANKARA (AA) – İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, bölücü terör örgütünün kış öncesi hareket kabiliyeti ve barınma arayışını bertaraf etmek, ülke içinde iletişimi ortadan kalkan örgütün bu kabiliyetini bir daha elde edememesini sağlamak ve ülke içindeki terörist varlığını tamamen bitirmek amacıyla Batman ve Diyarbakır’da Yıldırım-14 Zori Operasyonu’nun başlatıldığı belirtildi.

Açıklamada, operasyonda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı sevk ve idaresinde jandarma komando, jandarma özel harekat, polis özel harekat ve güvenlik korucu timlerinden oluşan 89 operasyonel timde 1451 personelin görev yaptığı belirtildi.

137 terörist etkisiz hale getirildi

Yurt içinde terörün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik 13 Temmuz 2020’de başlatılan Yıldırım operasyonları kapsamında bugüne kadar toplam 137 teröristin etkisiz hale getirildiği ifade edilen açıklamada, 74 iş birlikçinin yakalandığı, 234 mağara, sığınak ve deponun imha edildiği, çok sayıda silah-mühimmat, gıda ve yaşam malzemesinin de ele geçirildiği aktarıldı.

Açıklamada, Yıldırım operasyonlarının vatandaşların desteğiyle “inançlı ve kararlı” şekilde başarıyla devam ettiği vurgulandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BATMAN(AA) – Batman’ın Gercüş ilçesine 3 kilometre uzaklıkta bulunan, tarımsal ve hayvansal üretimde sulama amaçlı kullanılan, olta balıkçılığı yapılan Kırkat Göleti, çevresinde bulunan mesire alanıyla da ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor.

Gercüş Tarım ve Orman İlçe Müdürü Metin Kaplan, gölette yaşanan su çekilmesine ilişkin AA muhabirine, 1985 yılında yapılan yapay göletin ilçenin bitkisel üretim ve hayvancılığa katkı sunduğunu söyledi.

Kaplan, yağışların azalması ve sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle göletteki su seviyesinin düştüğünü ifade ederek, “Gölet normalde her yıl taşıyordu. Bu yıl ise yağışların az olması nedeniyle taşmayı bırakın neredeyse derinliği 8 metre azaldı.” dedi.

Bu durumun bitkisel üretim ve hayvancılığı olumsuz etkilediğini dile getiren Kaplan, Köylerimiz göleti sulama amaçlı kullanıyor. Özellikle sebze, meyve sulamasında kullanıyordu. Besiciler de hayvanlarına buradan su veriyordu. Gölette olta balıkçılığı da yapılıyordu. Ancak su seviyesinin düşmesiyle göletteki balık sayısı da azaldı. Kuraklık nedeniyle olta balıkçılığı da yapılamıyor.” diye konuştu.

Kaplan, göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan göletin çevresinde bulunan mesire alanı ile de görsel bir güzellik oluşturduğuna işaret ederek, su seviyesinde yaşanan düşüş ile göçmen kuşların da bölgeye uğramadığını aktardı.

“Vatandaşlarımız yeterince sulama yapamadığı için sebze ve meyve verimi iyice düştü. Verimin düşmesi ekonomik olarak çiftçilerimizi etkiledi. Umudumuz yağışların sonbaharda artması.” diyen Kaplan, sonbahar aylarında beklenen yağış ile su kaynaklarının eski seviyesine gelmesini ümit ettiklerini kaydetti.

DİYARBAKIR(AA) – Tarımın ilk yapıldığı yerler arasında bulunan Çayönü höyüğünde 1964 yılında başlatılan, 1991 yılında güvenlik nedeniyle ara verilen ve 4 yıl önce yeniden başlatılan arkeolojik kazılar, Prof. Dr. Aslı Erim Özdoğan’ın başkanlığındaki ekip tarafından sürdürülüyor.

Kazı sahasında incelemede bulunan Vali Münir Karaloğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Oya Eronat, Mehmet Mehdi Eker ve Ebubekir Bal, Özdoğan’dan çalışmalar ve elde edilen buluntular hakkında bilgi aldı.

İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Karaloğlu, Çayönü höyüğünün insanoğlunun yeryüzünde ilklerinin yaşandığı bir bölge olduğunu söyledi.

İnsanoğlunun göçebe hayattan yerleşik hayata, kültürel tarıma Çayönü’nde geçtiğini ve burasının madencilik tarihinde önemli bir yerde olduğunu aktaran Karaloğlu, “İlk defa bakır madeninin sıcak ve soğuk olarak işlendiği, dericiliğin belki ilk defa yapıldığı bölgedir Çayönü. Özellikle insanlığın yerleşik hayata geçmesi bakımından çok önemli bir yer.” ifadelerini kullandı.

İnşaat teknolojisinin de tarihsel temellerinin bulunduğu bir bölgede olduklarını aktaran Karaloğlu, şöyle devam etti:

“Hocamız bu sene yeni bir müjde verdi. Dedi ki, ‘Sandık tipi bir mezar açtık.’ Ve Çayönü’nü 3 bin yıl daha bugüne yaklaştırdık. Bizler de heyecanlandık, geldik, gördük. İçerisinde pişmiş, farklı formlarda çok ince, zarif, estetik kapların bulunduğu gördük. Kapların içerisinde ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Açıldığında onları da öğreneceğiz. Bizim bütün amacımız, Diyarbakır’ı tarihiyle kültürüyle medeniyet değerleriyle hak ettiği şekilde tekrar insanlığın gündemine taşımak.”

Eker de uzun yıllar Diyarbakır’ın terörden dolayı zarar gördüğünü aktardı.

Terör nedeniyle kazı çalışmalarının bir süre durdurulduğunu anımsatan Eker, “İnsanların büyük kısmının besin kaynağı olan buğdayın anavatanı burası. Bu tesadüf değildir. Son 5-6 bin yıllık süreçte medeniyetlerin yerleşim yeri. Dicle Nehri bütün Mezopotamya milletlerinin beslendiği kaynaktır. Terör bize çok zarar verdi ve Diyarbakır’ın mücevherleri bilinmez hale geldi. Çünkü bu şehrin tek gündem maddesi terör oldu. Kazı çalışmaları da bu süreçlerde durdurulmuş ve bu da çok acı bir şey. Bu aslında insanlığın hafızasına vurulmuş bir darbe.” diye konuştu.