BDDK Başkanı Akben: 'Türk bankacılık sektörü öncü ve yenilikçi tavrını 'sürdürülebilirlik' alanında da sergiliyor'

İSTANBUL (AA) – İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından 2013 yılından bu yana düzenlenen “Sürdürülebilir Finans Forumu”nun 7’ncisi çevrim içi gerçekleştirildi.

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, “Yeşil Dönüşüm ve Türkiye’ye Etkileri” başlığı ile düzenlenen etkinlikteki konuşmasında, salgın sürecinin etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yaşanan salgının önemli ölçüde can kaybının yanı sıra ülkelerin içe kapanmasına ve küresel düzeyde ekonomik ve sosyal aktivitenin gerilemesine yol açtığına işaret eden Akben, şunları kaydetti:

“Kovid-19 Pandemisi nedeniyle 2020 yılı için daha önce yaklaşık yüzde 6 oranında öngörülen küresel büyüme tahmini yüzde 3 oranında daralma şeklinde revize edilmek zorunda kalındı. Salgın her ne kadar iklim değişikliğini ve sürdürülebilirliği bir süreliğine gündemin gerilerine itmiş görünse de sağlam ve istikrarlı addedilen birçok kurumun ve organizasyonun aslında ne denli savunmasız ve kırılgan olduğunu ortaya koyarak aslında sürdürülebilirliğin önemini bir kez daha bizlere göstermiş oldu. Kalkınma modelimizi gözden geçirerek, daha uzun vadeli ve geniş bir bakış açısıyla yeni risk yönetimi yaklaşımları benimsememiz ve ‘daha iyiyi inşa etmek’ için kaynak ayırmamız gerektiğini, yani özetle ‘sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı’nı içselleştirmemiz gerektiğini hatırlatmış oldu.

Finans sektörü sürdürülebilir kalkınmaya geçiş sürecinde ekonomik kaynakların tahsisinde oynadığı kritik rol nedeniyle ayrıcalıklı bir konumda bulunuyor. Bu süreçte, bir yandan maruz kaldığı çevresel ve sosyal riskleri yönetmek mecburiyetindeyken diğer yandan da kaynakları doğru alanlara tahsis ederek negatif dışsallıkları sınırlandırmaya, pozitif dışsallıklar yaratmaya gayret ediyor.”

Akben, finans sektörünün karşı karşıya bulunduğu çevresel ve sosyal risklerin “fiziksel riskler” ve “düşük karbon ekonomisine geçiş riskleri” şeklinde iki kategoride ele alınabileceğini anlattı.

Risklerin içerikleri hakkında bilgi veren Akben, bu risklerin tek tek finansal kuruluşlar özelinde yaratabileceği olumsuz etkilerin yanında, aynı zamanda bir bütün olarak finansal sistemin istikrarı üzerinde de bir takım etkiler yaratma potansiyeli taşıdığına dikkati çekti.

“Pek çok bankamız, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik alanında strateji ve politikalar geliştirdi”

Akben, sürdürülebilir bir kalkınma modeline geçişin, aynı zamanda kaynak tahsisi sürecindeki özel konumu nedeniyle finans sektörü için çok önemli fırsatları da beraberinde getirdiğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“OECD’nin tahminlerine göre ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılabilmesi için 2030 yılına kadar dünya genelinde, her yıl yaklaşık 7 trilyon dolar tutarında ilave yatırım yapılması gerekmektedir. Kuşkusuz bu devasa yatırımların hayata geçirilebilmesi için gereken finansmanın sağlanması, finans sektörü için, kaynak ve ürün çeşitliliğinin artırılması, kamusal ve uluslararası fonlara aracılık ve daha fazla inovasyon anlamına gelmektedir. Türk bankacılık sektörü pek çok alandaki öncü ve yenilikçi tavrını ‘sürdürülebilirlik’ alanında da sergiliyor. Bankacılık sektörünün sürdürülebilir finans alanında inisiyatifi ele aldığını, gerek risk yönetimi gerekse kaynak tahsisi anlamında pek çok iyi uygulama örneği sergilediğini görüyoruz.”

Mehmet Ali Akben, özellikle 2010’lu yılların başlarından bu yana pek çok bankanın, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik alanında strateji ve politikalar geliştirdiğini, kurumsal kapasite oluşturduğunu ve periyodik raporlamaya başladığını dile getirdi.

Bunun, yerküreye, topluma ve insanlığa olan ahlaki bir yükümlülük olduğu kadar aynı zamanda sektörün uzun vadeli bir bakış açısıyla karlılığını ve varlığını sürdürebilmek için karşı karşıya olduğu riskleri yönetme ve fırsatları değerlendirme güdüsünden de kaynaklandığını belirten Akben, konuşmasına şöyle devam etti:

“2014 yılında Türkiye Bankalar Birliğince yayımlanan ‘Bankacılık Sektörü İçin Sürdürülebilirlik Kılavuzu’ ve 2017 yılında UN Global Compact üyesi yedi banka tarafından imzalanan ‘Global Compact Türkiye Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ bu alanda atılmış önemli adımlar. Bildirge kapsamında hâlihazırda toplam sektör payı yaklaşık yüzde 40 olan sekiz adet bankamız 10 milyon ABD dolar ve üzerindeki yatırımlara yönelik kredi süreçlerinde çevresel ve sosyal riskleri değerlendirmeye alacaklarını ve görev tanımında çevresel ve sosyal unsurların olduğu en az bir personel istihdam edeceklerini taahhüt etmiş bulunuyor.

Nitekim toplam sektör payı yüzde 60’ı bulan 9 adet bankamızın uluslararası standartlarda tarafsız bir değerlendirmeye tabi tutularak Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksine dahil edilmiş olması, bankacılık sektörünün bu alanda geldiği noktanın en güzel özetini veriyor.”

“Hala gidilecek önemli bir yol olduğunun da farkındayız”

Yapılan bu çalışmalarla birlikte hala gidilecek önemli bir yol olduğuna dikkati çeken Akben, özellikle ‘çevresel ve sosyal risk yönetimi’ ve ‘yeşil finans’ uygulamalarının yaygınlaştırılarak geliştirilmesinin bu yolun önemli kilometre taşlarını oluşturduğunu söyledi.

BDDK Başkanı Akben, yeşil finans alanında, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını sağlamak ve ödemeler dengesi açığını kapatmak açısından stratejik bir önceliğe sahip olan yenilenebilir enerji konusunun, finans sektörü için önemli bir yatırım potansiyeli sunduğuna işaret etti.

Hem Türkiye’de hem de küresel düzeyde başta iklim değişikliği olmak üzere çevresel ve sosyal sorunlara duyarlı bireylerin ve kuruluşların oluşturduğu geniş bir yatırımcı kitlesinin olduğunu belirten Akben, şunları söyledi:

“Finans kesimimizin sürdürülebilir finans uygulamalarına ağırlık vermesiyle ve reel kesime bir anlamda yol göstermesiyle ülkemize bu kesimlerden hatırı sayılır ölçüde fon akışının sağlanabileceğini düşünüyoruz. Bir yandan yeşil bono, sosyal bono gibi yeni ve inovatif enstrümanların tasarrufları mobilize etmesi, diğer yandan da kalkınma odaklı uluslararası finansal kuruluşların artan ilgisi kronik tasarruf açığı sorunumuzu önemli ölçüde hafifletecek, ulusal kalkınmamıza ivme kazandıracaktır.

BDDK olarak, piyasa mekanizması içerisinde risklerin etkin yönetimine dayalı ihtiyati bakış açımızdan taviz vermeksizin, elimizden geldiği ölçüde bu süreçte kolaylaştırıcı ve yönlendirici olmaya hazırız. Bu amaca yönelik ilk adım olarak, Uluslararası Finans Kurumu bünyesinde faaliyet göstermekte olan Sürdürülebilir Bankacılık Ağına (SBN) 2015 yılında ülkemiz adına üye olmuş bulunuyoruz.”

“Bankacılık sektörüne yönelik ayrıntılı yeni bir alan araştırması yapacağız”

Akben önümüzdeki dönemde, 2018 yılında gerçekleştirdikleri “Türk Bankacılık Sektöründe Çevresel ve Sosyal Sürdürülebilirlik” konulu araştırmadan edindikleri derslerden de yararlanarak bankacılık sektörüne yönelik ayrıntılı yeni bir alan araştırması yapacaklarını bildirdi.

Doğrudan yeşil finans uygulamalarının önünü açmaya yönelik bir adımı da enerji verimliliği konusunda attıklarını hatırlatan Akben, “2019 yılı Ocak ayında yaptığımız bir düzenleme değişikliği ile bankalarımızın enerji performansı yüksek konutlara daha fazla kredi sağlamasının önünü açtık. Buna göre, konut kredilerinde, maksimum yüzde 80 olarak belirlenen ‘kredi tutarının teminat olarak alınan konutun değerine oranı’nı, Enerji Kimlik Belgesi bulunan ve enerji performansı A sınıfı olan konutlar için yüzde 90’a, enerji performansı B sınıfı olan konutlar için ise yüzde 85’e yükselttik.” ifadelerini kullandı.

Akben, kurum olarak sürdürülebilir finans alanında hızla gelişen uluslararası ilke ve standartları yakından takip ettiklerini, bunların şekillendirilmesi sürecine aktif katılım sağladıklarını söyledi.

“Finans sektörü için bir yeşil taksonomi üzerinde çalışılması yönünde görüş birliği sağlandı”

Öncelikli ve önemli gördükleri bir diğer çalışma konusunun da, Türk finans sektörüne yönelik bir yeşil taksonominin oluşturulması olduğunu belirten Akben, “Türk finans sektöründe yatırımcıların ve kuruluşların hangi finansal varlıkların ne ölçüde yeşil olduğunu değerlendirmekte kullanabilecekleri, genel kabul görmüş bir sınıflandırmanın bulunmaması tüm taraflar için tutarlı, kapsamlı ve karşılaştırılabilir verilerin üretilmesini engellemekte, sürdürülebilirliğe yönelik analiz yapma ve politika geliştirme kapasitesini sınırlamakta, sürdürülebilir finansın gelişimi önünde önemli bir bariyer teşkil etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Akben, geçtiğimiz günlerde ilgili bakanlık ve kuruluş yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen istişarelerde Türkiye’de piyasa tabanlı sürdürülebilir finansmanın gelişimini sağlayacak ekosistemin geliştirilmesi amacıyla finans sektörü için bir yeşil taksonomi üzerinde çalışılması yönünde görüş birliği sağlandığını anlattı.

AB tarafından 2020 yılında yürürlüğe konulan ‘Yeşil Taksonomi’ ve bu konudaki diğer iyi uygulamalar dikkate alınarak konuyla ilgili tüm tarafların katılımıyla gerçekleştirilecek çalışmalara Kurum olarak aktif katılım sağlayacaklarını dile getiren Akben, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Son olarak, sürdürülebilirlik alanında son yıllarda gerek finans sektöründe gerekse kamu sektöründe gözlediğimiz bilgi ve farkındalık artışının ve özellikle bir kısım bankalarımız tarafından hayata geçirilen kayda değer uygulamaların Türk finans sektörü açısından ileriye yönelik çok elverişli bir gelişme zemini oluşturduğunu ifade etmek isterim.

2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne giden süreçte küresel düzeyde artık bir ‘aksiyon 10 yılı’ olmasını beklediğimiz 2020’li yılların Türk finans sektörü için tüm dünyaya örnek teşkil edecek iyi uygulamalarla dolu, heyecan verici bir dönem olacağına inancım tamdır.”

Muhabir: Fatma Eda Topcu

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Turkuvaz Medya Grubu’nun ekonomi haber kanalı A Para tarafından düzenlenen Finansın Geleceği Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, ekonominin ve finansal piyasaların en önemli bileşenlerinden birinin bankacılık sektörü olduğunu anımsatarak, özellikle Türkiye’de bankacılık sektörünün, hem finans piyasasındaki pazar payı hem de kredi piyasasındaki etkinliği açısından çok daha kritik bir konumda olduğunu belirtti.

Bankacılık sektörünün gelişiminin finansal piyasaları da genel ekonomiyi de yakından ilgilendirdiğini ifade eden Akben, şunları kaydetti:

“Bankacılık faaliyetleri geçmişten bugüne önemli değişikliklere uğramış, sürekli gelişim halinde olmuştur. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yaşanan küreselleşme süreci ile birlikte bankacılık faaliyetleri uluslararası bir nitelik kazanmak zorunda kalmıştır. Bankacılıkla ilgili kural ve düzenlemeler, makroekonomik döngü içerisinde, bazı dönemlerde gevşetilmiş bazı dönemlerde sıkılaştırılmıştır. Bunun sonucu olarak da tüm dünyada bankacılık düzenlemeleri hemen hemen standart bir yapıya kavuşmuştur. Türk bankacılık sektörü olarak bizler de uzun zamandır, uluslararası standartlar ve düzenlemelere uyumlu bir yasal alt yapıya sahibiz. Ayrıca, sektörümüz güçlü bir sermaye yapısına, nitelikli insan kaynağına ve yetkin bir risk yönetimi altyapısına sahiptir. Bu nitelikleri ile bankalarımız reel kesime katkı sunmakta, istihdam yaratmakta ve ekonomik büyümeyi desteklemektedir. Bugün geldiğimiz noktada bankacılık sistemi, reel ekonomi için çok daha önemli hale gelmiştir.”

BDDK Başkanı Akben, bankacılık sektöründen, bugün ve gelecekteki beklentilerinin bu durumun bundan sonra daha da iyi bir şekilde devam etmesi olduğunu vurgulayarak, bankaların bu konudaki hassasiyetlerini sürdüreceklerine olan güveninin tam olduğunu söyledi.

Başta katılım finans olmak üzere alternatif finans modelleri konusunda ciddi potansiyele sahip olunduğuna işaret eden Akben, bu konuda, Ekonomi Reform Paketi’nde de yer aldığı üzere paydaş kurum ve kuruluşlar ile birlikte birçok sektörü kapsamına alacak Katılım Finans Kanunu çalışmalarının süratle devam ettiğini dile getirdi.

Akben, hâlihazırda bankaları, finansal sektörü ve dolayısıyla genel ekonomiyi etkileyecek iki önemli gelişme sürecinin yaşandığını aktararak, bunlardan birincisinin internet ve diğer bilgi teknolojileri ile ortaya çıkan yeni finansal yeniliklerle ilgili olduğunu, tüm dünyada finans ve bankacılık hizmetlerinin hızla dijital kanallara kaydığını söyledi.

“Finansal inovasyonu teşvik etmek amacıyla yeni bir düzenleme hazırlığı içerisindeyiz”

BDDK olarak son yıllarda artan dijital dönüşümün hızına uygun olarak, bankacılık alanında düzenleme çalışmaları yaptıklarını ve buna devam ettiklerini belirten Akben, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2020 yılının mart ayında Resmi Gazete’de yayımlanan Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Yönetmeliği son yıllardaki dijital dönüşümü takip eden düzenlemelerimizin öncüsü niteliğinde olduğunu söyleyebilirim. Söz konusu Yönetmelikle, gelişen teknolojik ihtiyaçlara binaen, bilgi güvenliği yönetimi ve bilgi sistemleri yönetişimi gibi hususlarda yeni kurallar ve ilkeler getirdik. Yine Yönetmelik kapsamında, elektronik bankacılık hizmetleri konusunda hem banka hem de müşteri tarafına yönelik, dünyaya örnek olabilecek yenilikçi yaklaşımlar benimsedik. Bu düzenleme ile bankalarımızın bilgi sistemleri ve elektronik bankacılık hizmetlerini güvenli ve kesintisiz olarak yürütmeleri amaçlanmıştır. Bilindiği üzere, finansal hizmetlerde dijitalleşme ve teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte finans sektöründe hizmet ağları, iş modelleri ve mimari yapı kökten bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir.”

Mehmet Ali Akben, 2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı’nda finansal kuruluşların müşterileriyle yaptıkları işlemlerde “fiziki belge” ve “ıslak imza” kullanımının azaltılması hedeflendiğini, 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da yer verilen bu hedefe uygun şekilde Bankacılık Kanunu’nda da değişiklik yapıldığını anımsatarak, yapılan değişiklik sonrası Uzaktan Kimlik Tespiti Yönetmeliği hazırlandığını ve Mayıs 2021 tarihinden itibaren bankacılıkta uzaktan müşteri edinimi döneminin başlandığını ifade etti.

Uzaktan kimlik tespiti ile müşterinin banka şubesine gitmesine gerek kalmadan müşteri kaydının oluşturulması ve ilk müşteri ilişkisinin tamamen dijital ortamda kurulmasının sağlandığını hatırlatan Akben, “Böylelikle, yaşadığımız dijitalleşme sürecine uygun olarak, bir bilişim cihazı üzerinden yazılı şeklin yerine geçecek şekilde ve mesafeli olarak sözleşme ilişkisinin kurulmasına imkân tanınmıştır. Elektronik bankacılık kanallarının kullanımında ortaya çıkan bahsettiğim gelişmeler salgın sebebiyle yaşanan olağandışı bu dönemde, vatandaşlarımıza işlem kolaylığı sağlamıştır. Ayrıca, bankacılık sektöründe finansal inovasyonu teşvik etmek, finansal kapsayıcılığı artırmak ve bankacılık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla yeni bir düzenleme hazırlığı içerisindeyiz.” diye konuştu.

Sadece dijital kanallar üzerinden hizmet veren, şubesiz bankaların faaliyet esaslarını belirledikleri “Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik Taslağı”nı da yakın zamanda hazırladıklarını ve görüşe açtıklarını anlatan Akben, “Yapacağımız düzenlemelerde tüketicilerin yeni servislere uyum sağlayabilmesi ve veri paylaşımı konusunda kendini güvende hissetmesi için yoğun şekilde çalışıyoruz.” dedi.

“(Çağrı merkezleri) Müşteri şikâyetlerinde ciddi manada iyileşme gözlemlenmiştir”

BDDK Başkanı Akben, 2020 yılının mayıs ayında yürürlüğe konulan Çağrı Merkezi Yönetmeliği ile bankaların çağrı merkezlerinin hizmet seviyesinin ölçülmesi ve hizmet kalitesinin belirlenmesinin düzenleme kapsamına alındığını ve müşteri şikâyetlerinde ciddi manada iyileşme gözlemlendiğini söyledi.

Yaptıkları tüm bu çalışmalarla, finans sektörünün gelişimine yönelik inovasyonları cesaretlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Akben, “Bu süreçte siber güvenlik alanında dijitalleşmenin zorunlu kıldığı kapsamlı adımları atmaya ve gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz. BDDK olarak, bankaların bilgi sistemleri yönetmeliği, uzaktan kimlik tespiti yönetmeliği, dijital bankacılık düzenleme çalışmalarımızla finansal kuruluşların düzenleme ve denetleme çerçevesini güçlendirmeyi ve kurumsal yapısı güçlü bir finansal sektör oluşturmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Akben, bankacılığın ve finans sektörünün geleceğini derinden etkileyecek diğer bir konunun, sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler olduğuna dikkati çekerek, “Sürdürülebilirlik kavramı, özellikle iklim değişikliği ve sonuçlarıyla mücadele için çevresel, sosyal ve yönetsel bir dizi yaklaşımı ifade etmektedir. Sürdürülebilirliğin en temel göstergesi ise karbon emisyon oranlarının azaltılmasıdır. Bunun için sanayi, enerji, tarım ve ulaştırma gibi kimi sektörlerin geniş çaplı bir dönüşüm geçirmesi gerekmektedir. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uluslararası anlaşma ve düzenlemelerin şekillendirdiği bu süreçte bankacılık sektörü de önemli bir görev üstlenecektir.” şeklinde konuştu.

Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Avrupa Bankacılık Otoritesi ve uluslararası kuruluşların bankaların sürdürülebilirlikle ilgili tabi olacağı kurallara ilişkin çeşitli taslak dokümanlar yayınladığını anımsatan Akben, birçok bankanın bu alanda çok önceden hazırlıklara başlamış olup iç sistemlerini ve veri setlerini oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Akben, sürdürülebilirliğin yalnızca finansal kuruluşları değil, denetim otoritelerini de yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“BDDK olarak biz de konuyla ilgili çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında yıl sonuna kadar ‘Sürdürülebilir Bankacılık Strateji Belgesini’ yayımlayarak bankacılık sektörünün yeşil mutabakata uyumu için yol haritasını belirlemiş olacağız. Orta Vadeli Plan kapsamında ise sürdürülebilir bankacılık ilke ve kurallarına, risk yönetimine, muhasebe sistemine ve kamuoyuna açıklamaya ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Atacağımız adımlar ile bankacılık sektörünün Avrupa Birliği düzenlemeleri ile uyumlu bir sürdürülebilirlik altyapısına sahip olmasını planlıyoruz.”

“Ülkemizin sürdürülebilirlikle ilgili süreci de başarıyla bütün kurumlarıyla atlatacağına inancım tam”

Mehmet Ali Akben, her geçen gün yeni bir sonucu ile karşılaşılan iklim değişikliği sorununun, herkesi kaçınılamayacak bir değişim sürecine sürüklediğini belirterek, değişimi zamanında gerçekleştiremeyen ülkelerin maalesef başta dış ticaret ve finans olmak üzere önemli kayıplara uğrama riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Sürdürülebilir bir ekonomiye geçişin ise reel sektörün yanında finansal sektör ve kamu kesimi açısından da oldukça zor ve zahmetli olacağının anlaşıldığını anlatan Akben, “Bankacılık ve finans sektörümüzün nitelikli insan gücü ve gelişmiş teknolojik altyapı gibi iki önemli avantajı bulunmaktadır. Nitekim finansal kuruluşlarımız geçmişte bu tür değişimlere hızlı şekilde uyum sağlama kapasitesine sahip olduğunu defalarca göstermiştir. Bu nedenle ülkemizin sürdürülebilirlikle ilgili bu süreci de başarıyla bütün kurumlarıyla atlatacağına inancım tamdır.” diye konuştu.

İSTANBUL (AA) – Ünlü Yatırım Holding AŞ, yatırım bankası kurulması için gerekli izinlerin alınması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) başvurdu.

Ünlü Yatırım Holding AŞ'nin Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasına göre, şirketin dünkü yönetim kurulu kararı çerçevesinde, 299 milyon 999 bin 996 TL tutarında, sermayesine yüzde 99,9996 oranında iştirak edilecek olan 300 milyon TL sermayeli yatırım bankasının kurulması için gerekli izinlerin alınması amacıyla dün BDDK'ya başvuru yapıldı.