BDDK'nın tasarruf finansman şirketleri hakkında yönetmeliği yürürlüğe girdi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca (BDDK) hazırlanan Tasarruf Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında hazırlanan ve tasarruf finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmelik, 7 bölümden oluşuyor.

Yönetmelik, tasarruf finansman şirketlerinin “şirket kuruluşu”, “faaliyet izni”, “şube açma”, “ana sözleşme değişikliği ve sermaye artırımı”, “pay edinim ve devirleri”, “birleşme, bölünme ve devir” ile “iradi tasfiye” konularındaki işleyişi belirliyor. Öte yandan “kurumsal yönetim”, “koruyucu hükümler” ve “risk yönetimi” maddeleri ile tasarruf finansman şirketleri için yasal standartlar getiriyor.

Yürürlüğe giren yönetmelikle Türkiye’de tasarruf finansman şirketi kurmak isteyenlerin BDDK’ya başvurması ve ana sözleşme taslağında, konut finansmanı faaliyetinin iştigal konusu olarak belirtilmesi zorunlu hale getirildi.

Bu kapsamda başvuru dilekçesinde yer alması gerekenler 18 madde halinde yönetmelikte belirtildi. Kuruluş izni verilmesine ilişkin Kurul kararı tarihinden itibaren 6 ay içinde gerekli belgelerle kuruma başvurulması halinde durumları uygun görülenlere verilecek faaliyet izinleri Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren geçerlilik kazanacak.

Her şube için 1 milyon TL ödenmiş sermaye şartı

Tasarruf finansman şirketlerinin şube açması, izne tabi tutulacak ve her bir şube için 1 milyon TL ödenmiş sermayeye sahip olunması gerekecek.

Şirketler, her ne ad altında olursa olsun şube dışında teşkilatlanmaya gidemeyecek ve acentelik veremeyecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan şubeler için ödenmiş sermaye tutarına ilişkin koşul aranmayacak. Ancak, şubelerinin sayısı mevcut ödenmiş sermayelerine göre açabileceği şube sayısını aşan şirketler, aşım giderilinceye kadar yeni şube açamayacak.

Tasarruf finansman şirketlerinin birleşme, bölünme ve devir işlemlerinin tamamı için BDDK’dan izin alınması zorunlu olacak.

Yönetmelikle şirketlerin faaliyetlerine son vermeleri ve iradi tasfiyeleri de kurul iznine tabi bulunacak ve müşterilerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirebileceklerine dair bir tasfiye planını BDDK’ya sunması gerekecek. İradi tasfiye planında şirketin tahsisat ödemeleri başta olmak üzere yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyecek işlemlere izin verilmeyecek.

Tasarruf finansman şirketlerinde kurumsal yönetim yapısı güçlendirilecek

Tasarruf finansman şirketlerinin yıl sonu mali tablolarına ilişkin bağımsız denetim raporlarının takip eden yılın 15 Nisan’a kadar, haziran sonu bağımsız denetim raporlarının 15 Ağustos’a kadar ve yıllık faaliyet raporlarının en geç devam eden yılın nisan ayı sonuna kadar Kuruma bildirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca, şirketlerin yeterli ve etkin bir risk yönetimi, iç kontrol ve iç denetim sistemi kurma ve işletme yükümlülüğü bulunacak.

Yönetmelikle söz konusu şirketlerin genel faaliyet ilkeleri dokümanı hazırlaması gerekecek. Şirketler, tasarruf finansman faaliyetinin kapsam ve işleyişi ile sözleşmelerinin genel çerçevesini belirlemek üzere, genel faaliyet ilkelerini düzenleyen dokümana göre faaliyetlerini sürdürecek.

Tasarruf finansman sözleşmeleri, yalnızca konut, çatılı işyeri veya taşıt edinimi amacıyla tasarruf yapılması ve finansman sağlanmasına konu edilebilecek. Tasarruf finansman sözleşmeleri, çerçeve sözleşme olarak Kurulun uygun görüşü alınarak Birlik tarafından belirlenecek.

14 gün içinde cayma ve tam iade alma hakkı

Tasarruf finansman şirketlerinin müşterileri, sözleşmeden cayma hakkını kullanmaları durumunda organizasyon ücreti de dahil hiçbir kesinti yapılmaksızın yaptığı tüm ödemeleri cayma kararının şirkete bildirilmesinden itibaren 14 gün içinde iade alacak. Müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması durumunda tasarrufunun iadesi, iade talep tarihinden itibaren azami 6 ay içerisinde müşterinin göstereceği kendi adına açılmış banka hesabına defaten yapılacak.

Tasarruf finansman sözleşmelerinde finansman döneminin azami vadesi konut ve çatılı işyeri sözleşmeleri için 120 ayı, taşıt sözleşmeleri için 60 ayı geçemeyecek. Şirketlerin bankalardan alacağı krediler ile tahvil, kira sertifikası ihracı ve benzeri borçlanma araçları vasıtasıyla edinebileceği mali yükümlülüklerinin toplamı en fazla öz kaynaklarının yüzde 30’u kadar olacak.

1 milyon TL üzeri sözleşmeler toplam sözleşme tutarının yüzde 15’ini aşamayacak

Yönetmeliğin “Koruyucu Hükümler” bölümünde yüksek tutarlı sözleşmelere sınırlama getirildi. Bir şirketin imzalayacağı, tahsisat tutarı 1 milyon TL’yi aşan yüksek tutarlı sözleşme tutarlarının toplamı, şirketin ilgili tarihteki tüm sözleşme tutarlarının toplamının yüzde 15’ini aşamayacak ve yüksek tutarlı sözleşmeler, çekilişli sözleşmelere konu edilemeyecek.

Çekilişli sözleşmelerde, henüz çekilişte çıkmayan müşterilere yapılacak tahsisat ödemelerinde, ödeme yapılacak tarih itibarıyla grubun sözleşme tutarları toplamının yüzde 40’ı kadar bir tutarın şirketin tasarruf fon havuzu hesabında toplanması ve grubun toplam süresinin en az 5’te 2’sinin tamamlanmış olması zorunlu olacak. Müşteriler, çekiliş grubuna girdiği tarihten itibaren 3 ay geçmeden ve 3 tasarruf ödemesi yapmadan tahsisat ödemesi almaya başlayamayacak.

Yönetmelik, tasarruf finansman şirketlerinin finansman sınırlamalarını da belirledi. Bu kapsamda bir şirket tarafından sağlanabilecek finansmanların toplamı, tasarruf fon havuzu ile öz kaynakları toplamının yüzde 75’ini aşamayacak. Bir müşteriye sağlanabilecek finansman tutarı da müşterinin sözleşmede öngörülen toplam tasarruf tutarının yüzde 150’sinin üzerine çıkamayacak.

Tasarruf fon havuzu yalnızca finansal yatırım araçlarında değerlendirilebilecek

Tasarruf fon havuzunda toplanan tutarlar finansal yatırım araçlarında değerlendirilecek. Söz konusu yatırım araçları, Hazine ve Maliye Bakanlığının ihraç etmiş olduğu Türk lirası cinsi yurt içi kira sertifikaları, Türkiye’de faaliyet gösteren katılım bankalarında açılacak Türk lirası cinsi özel cari hesaplar ya da katılma hesapları, Türkiye’de faaliyet gösteren varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen Türk lirası cinsi yurt içi kira sertifikaları ve Kurulca uygun görülecek diğer yatırım araçları olarak belirlendi.

Tasarruf finansman şirketleri, müşteri giriş veya çıkışları dolayısıyla karşı karşıya kalabilecekleri öngörülmeyen yükümlülüklerini karşılamak üzere ihtiyat fon havuzu oluşturacak. Sözleşmede, tasarruf fon havuzu yatırımlarından müşteriye getiri sağlanması öngörülmediyse bu yatırımların getirisi de ihtiyat fonu olarak ayrılacak.

İhtiyat fonu, tasarruf fon havuzu toplamının asgari yüzde 3’ü kadar olacak. Kurul, bu oranı yüzde 1’e kadar azaltmaya veya iki katına kadar artırmaya yetkili olacak.

İhtiyat fonunun tutulabileceği yatırım araçları, yalnızca katılım hesaplarından veya en fazla 2 gün valörlü olarak nakde dönüştürülebilir yatırım araçlarından oluşacak.

Mevcut şirketler için başvuru süresi bugün itibarıyla doluyor

Sektörde evim şirketi olarak bilinen firmaların Kanun ve Yönetmelik hükümlerine intibak etmesi veya intibak edemeyecek şirketlerin tasfiye olması için bugün itibarıyla BDDK’ya başvurmaları gerekiyor.

Başvuruda aranacak belgeler, yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde belirtiliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Turkuvaz Medya Grubu’nun ekonomi haber kanalı A Para tarafından düzenlenen Finansın Geleceği Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, ekonominin ve finansal piyasaların en önemli bileşenlerinden birinin bankacılık sektörü olduğunu anımsatarak, özellikle Türkiye’de bankacılık sektörünün, hem finans piyasasındaki pazar payı hem de kredi piyasasındaki etkinliği açısından çok daha kritik bir konumda olduğunu belirtti.

Bankacılık sektörünün gelişiminin finansal piyasaları da genel ekonomiyi de yakından ilgilendirdiğini ifade eden Akben, şunları kaydetti:

“Bankacılık faaliyetleri geçmişten bugüne önemli değişikliklere uğramış, sürekli gelişim halinde olmuştur. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yaşanan küreselleşme süreci ile birlikte bankacılık faaliyetleri uluslararası bir nitelik kazanmak zorunda kalmıştır. Bankacılıkla ilgili kural ve düzenlemeler, makroekonomik döngü içerisinde, bazı dönemlerde gevşetilmiş bazı dönemlerde sıkılaştırılmıştır. Bunun sonucu olarak da tüm dünyada bankacılık düzenlemeleri hemen hemen standart bir yapıya kavuşmuştur. Türk bankacılık sektörü olarak bizler de uzun zamandır, uluslararası standartlar ve düzenlemelere uyumlu bir yasal alt yapıya sahibiz. Ayrıca, sektörümüz güçlü bir sermaye yapısına, nitelikli insan kaynağına ve yetkin bir risk yönetimi altyapısına sahiptir. Bu nitelikleri ile bankalarımız reel kesime katkı sunmakta, istihdam yaratmakta ve ekonomik büyümeyi desteklemektedir. Bugün geldiğimiz noktada bankacılık sistemi, reel ekonomi için çok daha önemli hale gelmiştir.”

BDDK Başkanı Akben, bankacılık sektöründen, bugün ve gelecekteki beklentilerinin bu durumun bundan sonra daha da iyi bir şekilde devam etmesi olduğunu vurgulayarak, bankaların bu konudaki hassasiyetlerini sürdüreceklerine olan güveninin tam olduğunu söyledi.

Başta katılım finans olmak üzere alternatif finans modelleri konusunda ciddi potansiyele sahip olunduğuna işaret eden Akben, bu konuda, Ekonomi Reform Paketi’nde de yer aldığı üzere paydaş kurum ve kuruluşlar ile birlikte birçok sektörü kapsamına alacak Katılım Finans Kanunu çalışmalarının süratle devam ettiğini dile getirdi.

Akben, hâlihazırda bankaları, finansal sektörü ve dolayısıyla genel ekonomiyi etkileyecek iki önemli gelişme sürecinin yaşandığını aktararak, bunlardan birincisinin internet ve diğer bilgi teknolojileri ile ortaya çıkan yeni finansal yeniliklerle ilgili olduğunu, tüm dünyada finans ve bankacılık hizmetlerinin hızla dijital kanallara kaydığını söyledi.

“Finansal inovasyonu teşvik etmek amacıyla yeni bir düzenleme hazırlığı içerisindeyiz”

BDDK olarak son yıllarda artan dijital dönüşümün hızına uygun olarak, bankacılık alanında düzenleme çalışmaları yaptıklarını ve buna devam ettiklerini belirten Akben, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2020 yılının mart ayında Resmi Gazete’de yayımlanan Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Yönetmeliği son yıllardaki dijital dönüşümü takip eden düzenlemelerimizin öncüsü niteliğinde olduğunu söyleyebilirim. Söz konusu Yönetmelikle, gelişen teknolojik ihtiyaçlara binaen, bilgi güvenliği yönetimi ve bilgi sistemleri yönetişimi gibi hususlarda yeni kurallar ve ilkeler getirdik. Yine Yönetmelik kapsamında, elektronik bankacılık hizmetleri konusunda hem banka hem de müşteri tarafına yönelik, dünyaya örnek olabilecek yenilikçi yaklaşımlar benimsedik. Bu düzenleme ile bankalarımızın bilgi sistemleri ve elektronik bankacılık hizmetlerini güvenli ve kesintisiz olarak yürütmeleri amaçlanmıştır. Bilindiği üzere, finansal hizmetlerde dijitalleşme ve teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte finans sektöründe hizmet ağları, iş modelleri ve mimari yapı kökten bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir.”

Mehmet Ali Akben, 2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı’nda finansal kuruluşların müşterileriyle yaptıkları işlemlerde “fiziki belge” ve “ıslak imza” kullanımının azaltılması hedeflendiğini, 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da yer verilen bu hedefe uygun şekilde Bankacılık Kanunu’nda da değişiklik yapıldığını anımsatarak, yapılan değişiklik sonrası Uzaktan Kimlik Tespiti Yönetmeliği hazırlandığını ve Mayıs 2021 tarihinden itibaren bankacılıkta uzaktan müşteri edinimi döneminin başlandığını ifade etti.

Uzaktan kimlik tespiti ile müşterinin banka şubesine gitmesine gerek kalmadan müşteri kaydının oluşturulması ve ilk müşteri ilişkisinin tamamen dijital ortamda kurulmasının sağlandığını hatırlatan Akben, “Böylelikle, yaşadığımız dijitalleşme sürecine uygun olarak, bir bilişim cihazı üzerinden yazılı şeklin yerine geçecek şekilde ve mesafeli olarak sözleşme ilişkisinin kurulmasına imkân tanınmıştır. Elektronik bankacılık kanallarının kullanımında ortaya çıkan bahsettiğim gelişmeler salgın sebebiyle yaşanan olağandışı bu dönemde, vatandaşlarımıza işlem kolaylığı sağlamıştır. Ayrıca, bankacılık sektöründe finansal inovasyonu teşvik etmek, finansal kapsayıcılığı artırmak ve bankacılık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla yeni bir düzenleme hazırlığı içerisindeyiz.” diye konuştu.

Sadece dijital kanallar üzerinden hizmet veren, şubesiz bankaların faaliyet esaslarını belirledikleri “Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik Taslağı”nı da yakın zamanda hazırladıklarını ve görüşe açtıklarını anlatan Akben, “Yapacağımız düzenlemelerde tüketicilerin yeni servislere uyum sağlayabilmesi ve veri paylaşımı konusunda kendini güvende hissetmesi için yoğun şekilde çalışıyoruz.” dedi.

“(Çağrı merkezleri) Müşteri şikâyetlerinde ciddi manada iyileşme gözlemlenmiştir”

BDDK Başkanı Akben, 2020 yılının mayıs ayında yürürlüğe konulan Çağrı Merkezi Yönetmeliği ile bankaların çağrı merkezlerinin hizmet seviyesinin ölçülmesi ve hizmet kalitesinin belirlenmesinin düzenleme kapsamına alındığını ve müşteri şikâyetlerinde ciddi manada iyileşme gözlemlendiğini söyledi.

Yaptıkları tüm bu çalışmalarla, finans sektörünün gelişimine yönelik inovasyonları cesaretlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Akben, “Bu süreçte siber güvenlik alanında dijitalleşmenin zorunlu kıldığı kapsamlı adımları atmaya ve gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz. BDDK olarak, bankaların bilgi sistemleri yönetmeliği, uzaktan kimlik tespiti yönetmeliği, dijital bankacılık düzenleme çalışmalarımızla finansal kuruluşların düzenleme ve denetleme çerçevesini güçlendirmeyi ve kurumsal yapısı güçlü bir finansal sektör oluşturmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Akben, bankacılığın ve finans sektörünün geleceğini derinden etkileyecek diğer bir konunun, sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler olduğuna dikkati çekerek, “Sürdürülebilirlik kavramı, özellikle iklim değişikliği ve sonuçlarıyla mücadele için çevresel, sosyal ve yönetsel bir dizi yaklaşımı ifade etmektedir. Sürdürülebilirliğin en temel göstergesi ise karbon emisyon oranlarının azaltılmasıdır. Bunun için sanayi, enerji, tarım ve ulaştırma gibi kimi sektörlerin geniş çaplı bir dönüşüm geçirmesi gerekmektedir. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uluslararası anlaşma ve düzenlemelerin şekillendirdiği bu süreçte bankacılık sektörü de önemli bir görev üstlenecektir.” şeklinde konuştu.

Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Avrupa Bankacılık Otoritesi ve uluslararası kuruluşların bankaların sürdürülebilirlikle ilgili tabi olacağı kurallara ilişkin çeşitli taslak dokümanlar yayınladığını anımsatan Akben, birçok bankanın bu alanda çok önceden hazırlıklara başlamış olup iç sistemlerini ve veri setlerini oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Akben, sürdürülebilirliğin yalnızca finansal kuruluşları değil, denetim otoritelerini de yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“BDDK olarak biz de konuyla ilgili çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında yıl sonuna kadar ‘Sürdürülebilir Bankacılık Strateji Belgesini’ yayımlayarak bankacılık sektörünün yeşil mutabakata uyumu için yol haritasını belirlemiş olacağız. Orta Vadeli Plan kapsamında ise sürdürülebilir bankacılık ilke ve kurallarına, risk yönetimine, muhasebe sistemine ve kamuoyuna açıklamaya ilişkin düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Atacağımız adımlar ile bankacılık sektörünün Avrupa Birliği düzenlemeleri ile uyumlu bir sürdürülebilirlik altyapısına sahip olmasını planlıyoruz.”

“Ülkemizin sürdürülebilirlikle ilgili süreci de başarıyla bütün kurumlarıyla atlatacağına inancım tam”

Mehmet Ali Akben, her geçen gün yeni bir sonucu ile karşılaşılan iklim değişikliği sorununun, herkesi kaçınılamayacak bir değişim sürecine sürüklediğini belirterek, değişimi zamanında gerçekleştiremeyen ülkelerin maalesef başta dış ticaret ve finans olmak üzere önemli kayıplara uğrama riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Sürdürülebilir bir ekonomiye geçişin ise reel sektörün yanında finansal sektör ve kamu kesimi açısından da oldukça zor ve zahmetli olacağının anlaşıldığını anlatan Akben, “Bankacılık ve finans sektörümüzün nitelikli insan gücü ve gelişmiş teknolojik altyapı gibi iki önemli avantajı bulunmaktadır. Nitekim finansal kuruluşlarımız geçmişte bu tür değişimlere hızlı şekilde uyum sağlama kapasitesine sahip olduğunu defalarca göstermiştir. Bu nedenle ülkemizin sürdürülebilirlikle ilgili bu süreci de başarıyla bütün kurumlarıyla atlatacağına inancım tamdır.” diye konuştu.

İSTANBUL (AA) – Ünlü Yatırım Holding AŞ, yatırım bankası kurulması için gerekli izinlerin alınması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) başvurdu.

Ünlü Yatırım Holding AŞ'nin Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasına göre, şirketin dünkü yönetim kurulu kararı çerçevesinde, 299 milyon 999 bin 996 TL tutarında, sermayesine yüzde 99,9996 oranında iştirak edilecek olan 300 milyon TL sermayeli yatırım bankasının kurulması için gerekli izinlerin alınması amacıyla dün BDDK'ya başvuru yapıldı.