Besilik büyükbaş hayvan ithalatı 2021 sonunda sonlandırılacak

ANKARA (AA) – HAYGEM’den yapılan yazılı açıklamaya göre, 1 Ocak 2022’den itibaren mücbir sebepler dışında besilik canlı hayvan ithalatına hiçbir şekilde izin verilmeyeceği ifade edildi.

Açıklamada, bu yıl gerçekleştirilecek besilik büyükbaş hayvan ithalatını da 2019’a göre yarı yarıya azaltacağı ve 2019’da 660 bin baş olarak gerçekleşen besilik büyükbaş hayvan ithalatının, bu yıl 350 bin başa indirileceği kaydedildi.

Hayvan varlığı ve et üretiminde artış

Son 17 yılda uygulanan politika ve desteklemeler ile büyükbaş hayvan varlığının yüzde 80 artarak 17,8 milyona ulaştığına vurgu yapılan açıklamada, küçükbaş hayvan varlığının da yüzde 52 artarak 48,4 milyona, kırmızı et üretiminin ise yüzde 186 artarak 1,2 milyon tona ulaştığı belirtildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 21 artışla 83,1 milyona, turist sayısının yüzde 240’lık artışla 45 milyona ulaştığı kaydedilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Nüfusumuzun yeterli ve dengeli beslenmesi için kırmızı et kaynaklı protein ihtiyacının karşılanması gerekmekte, üreticimizin korunması ve tüketicimizin makul fiyattan et tüketmesini sağlayarak kollanması önem arz etmektedir. Bu kapsamda bir sonraki yılın ramazan ayı ve turizm sezonu gibi talebin yoğun olduğu dönemler için besilik hayvan mevcudu, işletme doluluk oranları ve arz talep dengesi göz önünde tutularak, besilik büyükbaş hayvan temini planlanmaktadır. Hayvancılık sektöründe yaptığımız atılımlar, uyguladığımız destek ve projeler sonucunda besilik hayvan ithalatımız, 2019 yılında bir önceki yıla göre yarı yarıya azaltılarak, 660 bin başa düşürülmüştür. 2020 yılında da bir önceki yıla göre yarıya yakın oranda düşürülecektir. 1 Ocak 2022’den itibaren mücbir sebepler dışında besilik canlı hayvan ithalatına hiçbir şekilde izin verilmeyecektir.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ilk 3 ayda Avrupa Birliği'ne (AB) ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek." ifadesini kullandı.

İTO Meclisi Haziran ayı toplantısında yaptığı konuşmada, aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin de yüksek olduğunu belirterek, bu gelişmenin Türkiye’nin ihracatı için önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Avdagiç, "Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre Türkiye ilk 3 ayda AB'ye ihracatını yüzde 6,5 artırarak, AB'nin dünyadan en çok mal aldığı 6'ncı ülke oldu. Hedefimiz AB'nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek. Bunu başarmamamız için hiçbir neden yok." dedi.

Türkiye'nin, AB ülkelerine yaptığı ihracatı yüzde 6,5 arttığını belirten Avdagiç, bu dönemde İngiltere'nin ihracatının yüzde 35,4, ABD'nin yüzde 12,1, İsviçre'nin yüzde 4,3, Rusya'nın yüzde 2,5, Japonya'nın yüzde 4,5, Hindistan'ın ihracatının ise yüzde 2 gerilediğini kaydetti.

Avdagiç, söz konusu dönemde ihracatta Türkiye'nin önünde yer alan ülkeler de olduğunu ifade ederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Çin'in AB'ye ihracatı yüzde 25, Norveç'in yüzde 10,4, Güney Kore'nin ise yüzde 10,3 arttı. Bu rakamlar, 2021'in ilk çeyreğinde AB'nin en çok ithalat yaptığı 6'ncı ülke olduğumuza işaret ediyor. Ama aynı zamanda Çin'in bütün gücüyle AB dış ticaretinde varlığını devam ettirdiğini de gösteriyor. Dolayısıyla bizim bu gerçeği kabul ederek, kendimize yeni bir ilke koymamız lazım. O da Kovid-19 sonrası dönemde 'kurulacak yeni düzende' AB'ye ihracatımızı artırmaktır."

– "Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebi daha yüksek"

Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin daha yüksek olduğunu kaydeden Avdagiç, "Mal satmak için kanallar açılıyor. Türkiye olarak, hükümetiyle iş dünyasıyla Kovid-19 sonrası dönemde başarmamızın bir tek yolu var. Kovid-19'un açacağı yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, 'tekerlek izleri bırakan' ülke olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Avdagiç, 2021 yılının turizm için, bir toparlanma ve harekete geçme yılı haline getirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Özellikle önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Türkiye'ye gelecek turist sayısının 2-3 kat artmasını, Rusya'nın da açılmasıyla birlikte bu artışın daha da yükselmesini bekliyoruz." dedi.

"Kur, faiz ve enflasyon" baskısının, yakın dönem risklerinin temel bileşenlerini oluşturduğunu belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

"KOBİ'ler başta olmak üzere, işletmelerin ayağa kaldırılması ve kısa sürede sağlıklı üretim yapısına kavuşabilmeleri için gerekli politika önlemlerinin devreye sokulması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla dışarıdaki faiz artırımları gündeme gelmeden likidite sıkıntılarının hafifletilmesine yönelik araçların devreye alınması anlamlı olacaktır. Bu durum, muhtemel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırabilecektir. Bir diğer ifadeyle, uygulanacak program ve stratejiyle 'Post-Kovid' dönemin oluşturacağı finansal risklere karşı Türkiye ekonomisinin bağışıklık sistemi hızla geliştirilebilir ve sürecin maliyeti minimuma çekilebilir."

İSTANBUL(AA) – Kullanılmış cep telefonları ve tabletlerin belirli bir standartta yenilenerek garantili ve sertifikalı bir şekilde “yenilenmiş ürün” olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik, geçen yıl Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Yönetmelik hükümleri uyarınca, “yenileme” işlemlerini yapma ve “yenilenmiş ürün” piyasaya arz etme faaliyetleri, sadece Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilen yenileme merkezlerince gerçekleştirilebiliyor. Yetkilendirilen firmalara ilişkin bilgiler, Bakanlığın internet sitesindeki “https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar” sayfasından yayımlanıyor.

Garantili Teknoloji Genel Müdürü Zafer Sucuoğlu, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de yetkili yenileme merkezi olmaya hak kazanan ilk şirket olduklarını belirterek, “Kullanılmayan cep telefonlarını fabrikadan çıktığı ilk günkü düzey ve performansına getiriyoruz. Gerek duyulan tüm parçalarını değiştiriyoruz. Kendimize ait orijinal kutusunda 1 yıl garantili olarak tekrar hizmete sunuyoruz.” dedi.

“Her yıl milyonlarca cep telefonu çöpe atılıyor”

İlgili yönetmelik öncesinde Türkiye’de cep telefonu yenileme işlemi yapıldığını ancak bu yenilemenin nerede, kimler tarafından yapıldığı konusunun net olmadığını aktaran Sucuoğlu, “Örneğin, siz bir cep telefonu satacaksınız, sizden sonraki kullanıcının kim olduğunu, ne amaçla kullanacağını bilmiyorsunuz. Ya da cep telefonu alacaksınız. Sizden önce bu telefonu kim, ne amaçla kullandı, bilmiyorsunuz. Dolayısıyla satarken de, alırken de çok büyük risk alıyorsunuz. Bu riskler nedeniyle birçok kişi cep telefonunu satmak yerine evinin bir köşesinde atıl şekilde bekletmeyi tercih ediyordu ya da çöpe atıyordu.” diye konuştu.

Sucuoğlu, Türkiye’de her yıl çöpe atılan milyonlarca cep telefonu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Cep telefonlarını satın alırken öncelikle devletin bize sağladığı Beyaz Liste’de olup olmadığını kontrol ediyor ve ona göre yeniliyoruz. IMEI numarasının kayıtlı olup olmadığını doğrulayan Beyaz Liste’de yer almayan telefonlarla ilgili herhangi bir işlem yapmıyoruz. Ayrıca, yenilemek üzere telefon satın alırken, satış tarihinden önceki tüm sorumluluğun satıcıya ait olduğunu belirten ıslak imzalı taahhüt alıyoruz. Aynı şekilde yenilediğimiz telefonu satarken de, satış tarihinden önceki tüm sorumluluğun bize ait olduğunu, satış tarihinden sonraki sorumluluğun da satın alan kişiye ait olduğuna dair taahhütname alıyoruz. Böylece herkes kendisini garantiye almış oluyor.

Şu anda yönetmelik kapsamında yenileme yapmayan firmalar bunu yapamıyor. Ayrıca, bir yere telefon yenilettiğiniz zaman, telefonunun hangi işlemlerden geçtiği, kullanılan parçaların kalitesi, orijinal parçalarda oynama olup olmadığı, verilen garantinin kimin teminatında olduğu bilinmiyor. Yönetmeliğe tabi olan yenileme merkezleri ise devlet tarafından yetkilendirilmiş, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından periyodik olarak kontrolleri yapılan firmalar oluyor.”

“Sıfır telefona rağbet düşecek”

Garantili Teknoloji Genel Müdürü Sucuoğlu, batarya içindeki bileşenlerin çok zehirli olduğunu belirterek, “Bu zehirli bileşenler toprağa karıştığı zaman toprağı, içme sularını zehirliyor. Cep telefonunun çöpe atılması engellenince hem çevre kirliliği önlenmiş oluyor hem de ekonomiye katkıda bulunuluyor.” dedi.

Yenilenmiş cep telefonlarının en önemli katkılarından birinin atıl şekilde bekleyen ya da çöpe atılacak telefonların tekrar ekonomiye kazandırılması olduğuna işaret eden Sucuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sayede cep telefonu ithalatında ciddi bir düşüş olacağını ve bu düşüşle birlikte yurt dışına çıkan milyonlarca dolar ve avronun ülkemizde kalacağını düşünüyoruz. Yenilenmiş telefonların piyasaya çıkmasıyla birlikte her şeyden önce sıfır telefona rağbetin düşeceğini biliyoruz. Çünkü yenilenmiş telefonlarla sıfır telefonlar arasında performans açısından hiçbir fark bulunmuyor. Ekonomik olarak onlardan çok daha ucuz olduğu için kullanıcılar bir süre sonra yenilenmiş telefonlara yönelecektir.

Amacımız, ‘bayi’ adı verdiğimiz yetkili alıcı ve satıcılarımızda Türkiye çapında hemen her noktada yenilenmiş cep telefonu hizmetini halkımıza sunmak. Yenilenmiş telefon satış mağazamızı İstanbul Bakırköy’de açtık ve bu mağazaların sayısı hızla artacak. Yenileme işlemi uyguladığımız telefonları son kullanıcılardan topluyoruz. Bu son kullanıcı gerçek ya da tüzel kişi olabilir. Örneğin, bir firmanız var ve personelinize telefon veriyorsunuz. Bu telefonları belli bir kullanımdan sonra yeniletmek istiyorsunuz. Tüzel kişi olarak bu telefonları bize verip yeniletip geri alabiliyorsunuz ya da bize satabiliyorsunuz.”