Beyaz Saray: Ukrayna'nın NATO üyeliğini destekliyoruz

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Joe Biden’a Louisiana ziyaretinde eşlik eden Jean-Pierre, başkanlık uçağında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Jean-Pierre, Ukrayna’nın, Rusya ile son dönemde artan gerginliğin ardından NATO’ya üye olmak istediğinin anımsatılması üzerine, “Biz Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğini destekliyoruz.” ifadesini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’dan Ukrayna’ya destek mesajı

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da MSNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki varlığından endişe duyduklarını belirterek, Kiev hükümetine desteklerini bildirdi.

Blinken, Rusya’nın Ukrayna sınırından çekildiğini açıklamasına rağmen hala bölgede önemli sayıda asker bulundurduğuna işaret ederek, “Ağır ekipmanlardan bazıları bölgeden çekildi ancak bazıları hala orada duruyor. Rusya hızlı bir şekilde bu bölgeye geri dönebilir.” uyarısında bulundu.

Moskova’nın Ukrayna’ya karşı saldırganlığına kesinlikle karşı olduklarının altını çizen Blinken, “Ukrayna’nın kendini savunmasına güvenlik yardımı ile destek verme taahhüdümüzü yerine getiriyoruz.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KİEV (AA) – Ukrayna Devlet Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Zelenskiy, Herson bölgesine yaptığı ziyaret kapsamında, askeri birliklerde incelemelerde bulundu.

Askerlerle görüşen Zelenskiy, birliklerdeki durum hakkında da bilgi aldı.

Zelenskiy, ordunun teknik ve psikolojik açıdan durumunu görmenin önemli olduğunu belirterek Rusya’nın askeri birliklerini çekmeye başlamasının, ordunun Rusya’nın tekrar gelme ihtimaline karşı hazır olmayacağı anlamına gelmediğini ifade etti.

Avrupalı ülkelerin ve ABD’nin ortak çabalarının, gerginliğin azalması için fırsat yarattığını kaydeden Zelenskiy, “Rus birliklerinin yüzde yüz geri döneceğini garanti edemeyiz. Gene de Ukrayna sınırlarından birliklerin çekilmesi kararını takdir ediyoruz. Bu, gerginliği devam ettirmeme niyetinin bir göstergesidir.” dedi.

Donbas’taki savaşın bitmesi için diğer ülkelerin de barış müzakerelerine dahil olmasının süreci hızlandırabileceğini vurgulayan Zelenskiy, “Normandiya Formatı’na bir eklenti olabilir, diğer ülkelerle ayrı ve paralel bir format, ciddi ve güçlü oyuncularla.” değerlendirmelerinde bulundu.

Zelenskiy, Minsk müzakerelerinin de yenilenmesi çağrısında bulunarak “Kimse Minsk’in bitmesini istemiyor ancak bazı noktalar güncellenmeli.” ifadesini kullandı.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Babacan, Ukrayna-Rusya krizinde Türkiye'nin koruduğu çizginin net olduğunu belirterek, "Türkiye, uluslararası hukukun gereği olarak Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve meşruiyet hakkına vurgu yapıyor." ifadesini kullandı.

İstanbul Medipol Üniversitesi'nden yapılan açıklamada üniversitenin İnsan ve Toplum Bilim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Babacan, Ukrayna- Rusya arasında yaşanan krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Babacan, Rusya'nın geçmişten bu yana dış politikada coğrafi genişleme stratejisi izlediğini belirterek, Ukrayna, Kırım ve Gürcistan'da yaşanan olayların bu politikadan bağımsız olmadığını söyledi.

Ukrayna'nın Rusya'nın etki gücünü topraklarında daha fazla hissetme endişesi yaşadığını kaydeden Babacan şunları kaydetti:

"Ukrayna, üzerindeki Rus baskısı karşısında önce Kırım şimdi ise Donbas'ın Rusya’nın hakimiyeti altına girmesi durumunda, konunun farklı yerlere de uzanabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca söz konusu bölge Ukrayna ekonomisi açısından sanayi ve üretimin de yoğun olduğu bir bölge olması hasebiyle oldukça önemli. Nitekim Başkan Zelenski de hem Kırım'ın hem de Donbas'ın tekrar Ukrayna’ya tam manasıyla kazandırılacağı dış politika stratejisinden bahsediyordu. Bu durum elbette ki Rusya açısından yeni bir gelişme demek olur. Buradan yükselen tehditte Rusya, ABD’nin askeri olarak fiili dahli durumunda Ukrayna’ya, askeri olarak müdahale ederim tehdidinde bulunuyor. Burada öncelikle caydırıcılık etkisi bakımından sınıra ve Kırım'a ciddi bir askeri yığınak yapmış durumda."

Babacan, ABD'nin Ukrayna'yı silahlandırmak ve teşvik etmek suretiyle meseleye ancak dolaylı olarak müdahil olabileceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"ABD olaylara doğrudan müdahil olmak yerine daha çok krizin ve gerilimin dozunun yüksek tutulduğu, sıcak çatışmaya gitmeden bu gerilimin devamından yana bir tutum alarak Ukrayna'ya destek veriyor. ABD'nin bu noktada Ukrayna’yı silahlandırmak ve teşvik etmek suretiyle meseleye ancak dolaylı olarak müdahil olabileceği kanaatindeyim. ABD, Ukrayna'yı Rusya'ya dönük yaptırım ve caydırıcılık hamleleri üzerinden destekleyecek bir politika yürütecektir. ABD açısından bu strateji aynı zamanda Ukrayna'ya sözünün geçtiği bir zemin sunarken gelecekte Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO’ya dahil edilmesi stratejisini zorlamak anlamını taşıyor.

Beraberinde yüksek askeri ve diplomatik maliyetlerle birlikte Rusya’nın zayıflamasını da getirecek bir durum. Ukrayna'nın doğusunu büsbütün kaybetmemek şartıyla ABD, bu dolaylı müdahil oluşta meseleye buradan bakıyor. Bölgede bir nevi yeni formatta bir 'Soğuk Savaş' replikası yaşanıyor. Ancak Rusya, gerilim tonunun kendisine yönelik artması durumunda askeri gücünü kullanmaktan çekinmeyecek bir güç. Üstelik bölgede psikolojik, askeri ve jeopolitik gücün Rusya'dan yana olduğunu da bilmemiz gerek.”

– "Türkiye'nin çizgisi net"

İki ülke arasında yaşanan krizde Türkiye'nin konumuna ilişkin bilgi veren Babacan, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin burada koruduğu çizgi net. Türkiye, uluslararası hukukun gereği olarak Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve meşruiyet hakkına vurgu yapıyor. Ayrıca Ukrayna ile üçüncü herhangi bir ülkeden bağlantısız ve bağımsız ikili anlaşmalar kapsamında savunma iş birliği anlaşmaları yapıyor. Diğer yandan Rusya-ABD arasındaki dengeyi korumak gibi bir stratejiye oturuyor. Zira hem NATO üyesi olarak Türkiye'nin Rusya karşısındaki pozisyonu hem de Rusya ile çok yakın bölgesel ilişkiler üzerinden ABD karşısındaki pozisyonu Türkiye'nin bu dengeyi farklı ince hat bir hat üzerinden yönetmesini zorunlu kılıyor. Suriye, Doğu Akdeniz, Libya ve Kafkasya’da olduğu gibi. Buradaki en önemli süreklilik çizgisi ise, Türkiye'nin diğer örneklerde yaptığı şekliyle burada da uluslararası hukuk ve meşruiyete dönük net vurgusu.

Beraberinde Türkiye'nin özellikle Rusya ile bir çıkar çatışması, Türkiye'nin Ukrayna ile yaptığı savunma anlaşmasından kaynaklı olabilir. Bu Türkiye'nin kendi çıkar ve politikalarıyla ilgili bir mesele iken durumun Rusya'yı rahatsız etmesi oldukça olası. Bu rahatsızlığın yansıması ise çok büyük kırılma şeklinde değil ama önemli jeopolitik meselelerde Rusya'nın tarafını Türkiye'nin aleyhine olabilecek biçimde biraz daha kalın çizgilerle vurgulamasına evrilebilir."