Beyrut patlamasının 15 binden fazla mağduru maddi kayıplarının tazmin edilmesini bekliyor

BEYRUT (AA) – Uzun süredir siyasi istikrarsızlık ve biriken kamu borcu nedeniyle derin ekonomik krizle boğuşan Lübnan’ın başkenti, 2 bin 750 ton amonyum nitratın infilak ettiği felaketle büyük bir yıkıma maruz kaldı.

Ülkede doğrudan veya dolaylı olarak bir milyon insanın etkilendiği patlama, yaklaşık 200 kişinin yaşamını yitirmesine ve 6 binden fazla kişinin yaralanmasının yanı sıra Beyrut’ta binlerce konut ve ticari işletmede hasara yol açtı.

Patlamanın üzerinden 5 aydan fazla süre geçmesine rağmen hala onarım çalışmalarını başlatmayan Beyrutlular, soruşturmanın sonuçlanmasına bağlı olarak ülkede faaliyet gösteren çok sayıdaki sigorta şirketinin hasar onarım masraflarını karşılamasını bekliyor.

Patlamanın arabasında, evinde veya işyerinde hasara yol açtığı 15 binden fazla kişi, zararının karşılanması talebiyle sigorta şirketlerine 1 trilyon 602 milyar 642 milyon Lübnan lirası (yaklaşık 2 milyar dolar) değerinde başvuru yaptı.

Ancak Lübnan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Raul Name’nin gözetimindeki Denetleme Kurumları Komitesinin verilerine göre, bugüne kadar sigorta şirketlerinin Beyrut Limanındaki patlamadan etkilenenlere yaptığı toplam ödeme 58 milyar 446 milyon Lübnan lirası tutuyor. Bu da beklenen toplam meblağın yüzde 3,6’sına tekabül ediyor.

Lübnan’da faaliyet gösteren Uluslararası Veri Merkezinde araştırmacı Muhammed Şemseddin, daha önce AA’ya yaptığı açıklamada, Beyrut Limanı’ndaki patlamanın 8 kilometreye kadar etki gösterdiğinin altını çizerek, bunun sonucunda yaklaşık 60 bin konut ve 20 bin işyerinin etkilendiğini söyledi.

Sigortadan talep edilen meblağ, hasar onarımın yüzde 70’ini karşılar

Beyrut Valisi Mervan Abbud da sigorta şirketlerinden talep edilen meblağların ödenmesi halinde Beyrut’taki hasar onarım masrafının yaklaşık yüzde 70’ini karşılayabileceğinin altını çizerek, “Sigorta sektörü tarafından karşılanması beklenen hasar onarım masrafı yaklaşık 1,5 milyar dolar tutuyor.” dedi.

Patlamada evi hasar gören Beyrutluların yaklaşık yüzde 30’unun evlerine dönebildiğini dile getiren Abbud, söz konusu vatandaşların evlerini kendi imkanlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve Lübnan ordusunun destekleriyle onardığını aktardı.

Beyrut Valisi Abbdu, “Limandaki patlama sonucu zarar gören yüksek binalar ile büyük ticari işletmeler ise hasarlarının sigorta şirketleri tarafından karşılanmasını bekliyor.” ifadelerini kullandı.

Sigorta şirketleri, ödemeler için soruşturmayı bekliyor

Sigorta şirketlerinin ödemeleri yapıp yapmayacağı ise Lübnan resmi makamlarının patlamayla ilgili yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarına bağlı olacak.

Lübnanlı sigorta işleri uzmanı Cyril Azar, uluslararası sigorta şirketlerinin meydana gelen bir olayın sebebini öğrenmeden oluşan hasarı karşılamadıklarını söyledi.

Patlamayla ilgili soruşturmanın henüz sonuçlanmamış olmasına rağmen sigorta sektöründeki bazı şirketlerin küçük meblağlarla sınırlı hasarları karşıladıklarını aktaran Azar, söz konusu ödemelerin konut ve arabalarda oluşan birkaç bin doları geçmeyen hasarlar olduğuna işaret etti.

Bu şirketlerin risk alarak söz konusu küçük meblağları ödediğinin altını çizen Azar, “Beyrut Limanı’ndaki patlamanın terör eylemi veya bir füze saldırısı sonucu olarak meydana geldiği tespit edilirse, oluşan maddi hasarın yüzde 95’i sigorta kapsamına girmez. Çünkü müşterilerin çoğu savaş veya terör kaynaklı olaylara karşı sigorta yaptırmamıştır.” diye konuştu.

Devlet ve sigorta sektörü konuyla ilgili bir adım atmıyor

Patlamanın işletmesine zarar verdiği Beyrutlu Eili Ferhat ise olayın üzerinden 5 ay geçmesine rağmen bugüne kadar ne devletten ne de sigorta şirketinden hasarını karşılayan hiçbir ödeme aldığını söyledi.

Sigorta şirketlerinin konuyla ilgili tutumlarını anlayabildiklerini dile getiren Ferhat, “Ancak devletin veya ilgili bakanlıkların, patlamanın soruşturması ve mağdurların hasar onarım masraflarına kayıtsız kalmaları çok üzücü.” diye konuştu.

Patlamayla ilgili soruşturmanın sonuçlanmamasının ekonomik bedelleri olduğuna işaret eden Ferhat, Lübnan’daki mevcut büyük ekonomik krizin etkilerinin sürdüğü bu dönemde birçok şirketin yeniden iş hayatına dönemediğini kaydetti.

Ayrıca sigorta sektöründeki bazı şirketlerin müşterilerine nakit dolar yerine çekler verdiğine vurgu yaparak, bunun önüne geçilmesi gerektiğini ifade eden Ferhat, ülkedeki karaborsa ve bankalardaki kur farkından ötürü çeklerin karşılığının ancak yüzde 70’ini alabildiklerini söyledi.

Beyrut patlaması ve soruşturmanın durumu

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Beyrut’ta 4 Ağustos 2020’de meydana patlamaya 6 yıldır limandaki bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın yol açtığını açıklamıştı.

Yargı, 14 Kasım 2020’de patlamayla ilgili 28 kişi hakkında gözaltı kararını bildirmişti.

Patlamayı soruşturan Yargıç Fadi Savvan, 10 Aralık’ta Başbakan Hassan Diyab’ın yanı sıra eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma bakanları Gazi Zuaytir ile Yusuf Finyanus’u, “yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına yol açan ihmal ve kusur” ile suçlamıştı.

Bunun üzerine eski Maliye Bakanı Halil ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Zuaytir, “görevi ihmal” suçlamasıyla Yargıç Savvan’ın Beyrut Limanı’ndaki soruşturmadan alınması için Başsavcılığa taleplerini iletmişlerdi.

Yargıç Savvan da aleyhindeki başvuru netleşene kadar patlamaya ilişkin soruşturmayı askıya alma kararı almıştı.

Ülkenin resmi ajansı NNA da 12 Ocak’ta Uluslararası Polis Teşkilatı’nın (Interpol), Beyrut Limanı’ndaki patlamaya sebep olan amonyum nitrat maddesinin taciri Portekiz uyruklu bir kişinin yanı sıra kimyasal maddeyi Lübnan’a ulaştıran MV Rhosus isimli geminin sahibi ile kaptanı için kırmızı bülten yayımladığını duyurmuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BEYRUT (AA) – Cumhurbaşkanı Avn, Beyrut Limanı’nda meydana gelen şiddetli patlamaya tepki eylemlerinin ardından 10 Ağustos 2020’de istifa eden Hassan Diyab hükümetinin yerine yeni kabineyi oluşturacak ismin belirlenmesi için Meclisteki siyasi gruplarla yürüttüğü istişare görüşmelerini tamamladı.

İstişare görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Mikati’nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmek üzere Baabda Sarayı’na çağrıldığı aktarıldı.

Lübnan’da 2005-2011 yıllarında başbakanlık yapan iş adamı ve Milletvekili Mikati, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki görüşmelere katılan 115 üyeden 72’nin oyunu aldı. Geriye kalan milletvekillerinin 42’si çekimser kalırken, bir vekil de Nevaf Selam için oy kullandı.

Mikati, Baabda Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra düzenlediği basın toplantısında, yeni hükümeti kurma görevinin kendisine verildiğini duyurdu.

Kendi başına zorlukların üstesinden gelmeyi başaramayacağını ve halktan güven talep ettiğini söyleyen Mikati, “Yangın ancak herkesin iş birliği ile söndürülür. Dışarıdan gerekli garantilere sahip olmasaydım bu yönde bir adım atmazdım.” dedi.​​​​​​​

Mikati, Cumhurbaşkanı ile iş birliği halinde Fransa’nın girişimi doğrultusunda yeni hükümeti kuracaklarını ifade etti.

Mikati kimdir?

Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde 1955 yılında Sünni Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mikati, Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunu ve ülkedeki önemli siyasi isimler arasında yer alıyor.

Saygın bir iş adamı olarak tanınan Mikati’nin medya, telekomünikasyon başta olmak üzere birçok alanda yatırımları bulunuyor. Lübnan’da 1990’lı yıllardan itibaren farklı hükümetlerde bakan olarak görev alan ve 2005-2011 yıllarında da başbakanlık görevini yürüten Mikati, 2009’dan bu yana Trablusşam’dan milletvekili olarak parlamentoda yer alıyor.

Edib ve Hariri’nin çabaları sonuç vermemişti

Başbakan Diyab’ın istifasından birkaç hafta sonra geçen yıl yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Lübnan’ın Berlin Büyükelçisi Mustafa Edib, 26 Eylül 2020’de, “Hükümeti kurma görevini aldığım sıradaki mutabakat artık yok.” diyerek görevi iade etmişti.

Edib’in sunduğu kabine üzerinde anlaşamayan Müslüman ve Hristiyan siyasi gruplar, 22 Ekim 2020’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad el-Hariri’nin yaklaşık 9 ay süren çabaları neticesinde teknokratlardan oluşacak yeni bir hükümetin kurulmasına da imkan tanımamıştı.

Son olarak 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Avn ile bir araya gelen Hariri, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı ile anlaşamadığı için hükümeti kurma görevini iade ettiğini” duyurmuştu.

Görevi iade ettiği sırada yeni hükümeti kurmakla görevlendirilecek hiçbir isme destek vermeyeceğini açıklayan Hariri, bu sabah Cumhurbaşkanı Avn ile görüştükten sonra Mikati’ye desteğini açıklayan ilk isim oldu.

Lübnan’daki ekonomik ve siyasi durum

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan’da, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik kriz yaşanıyor.

Beyrut Limanı’nda Ağustos 2020’de meydana gelen büyük patlama, Lübnan’daki ekonomik sıkıntıları artırdı ve yeni bir hükümet krizi doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020’de istifa etti ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede yaklaşık bir yıldır yeni hükümet kurulamadı.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.

BEYRUT (AA) – Saad el-Hariri, başkent Beyrut’un doğusundaki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Avn ile yaptığı ikili görüşmenin ardından kısa bir basın toplantısı düzenledi.

Hem Fransa’nın geçen yıl başlattığı girişime hem de Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin girişimine bağlı olarak hükümetinde yer alacak 24 teknokrattan oluşan listeyi Avn ile paylaştığını belirten Hariri, “Bana göre bu hükümet, ülkedeki çöküşü durdurmaya kadirdir.” dedi.

Hariri, Cumhurbaşkanı Avn’ın yarın kendisine yapıcı bir cevap vermesi temennisinde bulundu.

Lübnan’daki hükümet krizi ve Fransız girişimi

Lübnan hükümeti, 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından tepkiler üzerine istifa etmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ağustos ve 1 Eylül 2020’de Lübnan’ı ziyaret etmiş ve teknokratlardan oluşacak hükümetin kurulması için girişimde bulunmuştu.

Ancak ülkedeki mezhep eksenli siyasi güçlerin bakanlık paylaşımında yaşadıkları anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kurma çalışmalarında aylardır ilerleme kaydedilmezken, Fransa’nın girişiminden de bir sonuç elde edilememişti.

Hariri, Aralık 2020’de, 18 bakanlık teknokratlar listesini Cumhurbaşkanı Avn’a sunmuştu. Avn ise Hariri’nin, özellikle Hıristiyan bakanların belirlenmesinde tek başına hareket ederek, Cumhurbaşkanlığı ile anlaşmaksızın hareket etmesine itiraz etmişti.

Meclis Başkanı Berri, daha sonra teknokratlardan oluşan kabine listesinin 18’den 24’e çıkarılması için bir girişimde bulunmuştu.

Siyasi güçler ve yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır iktidarı paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.