Bingöl-Genç kara yolu leyleklerle şenlendi

BİNGÖL (AA) – Bingöl'de konaklayan leylekler, yavrularıyla yeniden göç hazırlığı yapıyor.

Kışı, Afrika'daki Nil Nehri kıyısında geçirdikten sonra mart ayında bölgeye gelen leyleklerin sayısı, Bingöl-Genç kara yolundaki elektrik ve telefon direklerinde geçirdikleri kuluçka döneminin ardından yumurtadan çıkan yavrularla arttı.

Büyük uğraşlar sonucu yavrularını büyüten leylekler, Afrika'ya göç öncesi, yavrularını uçmaları için hazırlıyor. Yaklaşık 1 ay boyunca yuvalarında kanat çırpacak yavru leylekler, bir süre anne ve babasıyla bölgede kısa mesafeli uçuşlar gerçekleştirecek.

Havaların soğumaya başlamasıyla yavru leylekler, anne ve babalarıyla sürüler halinde Afrika'ya sıcak bölgelere göç edecek.

– Yuvayı yaşlı erkek leylekler yapıyor

Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan İnci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, leyleklerin Güney Afrika'dan Türkiye'ye geldiğini söyledi.

İlk gelen yaşlı erkek leyleklerin yuvayı hazırladığını, daha sonra dişi leyleklerin geldiğini kaydeden İnci, "Geçmiş yıllardaki yuvalarını bulmak için, daha tecrübeli oldukları için ilk yaşlı leylekler gelirler. Yaşlı erkekler geçmişteki yuvalarını tespit ederler ve eğer bu yuva duruyorsa onarımını yapar, yoksa yeni bir yuva hazırlıklarına başlarlar. 7-8 gün içerisinde yuvayı tamamlarlar ve daha sonra dişi leylekler gelerek orada yumurtlamaya başlar." dedi.

Leyleklerin yılda bir defa, 1 ila 7 yumurta bıraktıklarını anlatan İnci, daha sonra erkekli dişili leyleklerin kuluçkaya beraber baktığını, kuluçka süresinin 34-35 gün arasında değiştiğini bildirdi.

Dişi ve erkek leyleklerin genellikle kusmuklarıyla yavrularını beslediğini ifade eden İnci, altıncı haftaya kadar anne ve babanın, beraber, yavrunun bakım ve beslemesini yaptığını anlattı.

Yavruların altıncı haftadan sonra kanat çırpmaya başladığını, yuva içerisindeki kanat çırpma ve ayakta durma etkinliklerinde genel anlamda annenin rehberlik ettiğini dile getiren İnci, şöyle konuştu:

"Sekizinci hafta itibariyle yuvadan ilk uçuş pratiklerine, anne ve baba eşliğinde, beraber başlanıyor. Yavru leylekler sekizinci haftadan sonra uçmaya başlıyor ve eylül ayından itibaren de ülkemizden ayrılıyor. Leylekler, genelde sıcak bölgelerde kışı geçirirler. Leylekler ülkemize Güney Afrika üzerinden geliyorlar ve burada yavrularını büyüttükten sonra eylül ayında yeniden Avrupa üzerinden Güney Afrika'ya göç ediyor."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BİNGÖL(AA) – Bingöl Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, Gençlik ve Sivil Toplumu Geliştirme Derneği (BİNÇEVDER) Başkanlığını da yürüten Karaaslan, ömrünü doğal yaşamın sürdürülebilmesine adadı.

Yıllardır TEMA Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışma yapan 57 yaşındaki Karaaslan, son dönemde kentte üretimi nadiren süren, adını ilk ürünün üretildiği yörede Zazaca “Guldar” olarak bilinen Akdurmuş köyünden alan asırlık domatesin üretimi için uğraş veriyor.

4 yıl önce köy sakinlerinden Hacı Yaşar’dan temin ettiği bir avuç tohum ve ondan kiraladığı Akdurmuş köyünde ve Karşıyaka Mahallesi’ndeki toplam 10 dönüm arazide üretime başlayan Karaaslan, büyük emeklerle 100 milyon tohum, 50 milyon fide, 70 ton domates elde etti.

Tohumlardan elde ettiği fidelerin büyük bölümünü domates üretiminin yaygınlaşması için bölgedeki çiftçilere ücretsiz dağıtan Karaaslan, önümüzdeki aylarda tohum satışına, ilkbaharda ise fide satışına başlamayı hedefliyor.

Sos ve salça yapımında da kullanılan Guldar” cinsi domatesin coğrafi işaret tescili için Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Üniversitesince başlatılan çalışmalar ise sürüyor.

“Tohum deposu oluşturduk”

Karaaslan, AA muhabirine, Guldar cinsi domatesin ürün alma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele sürecinde doğal beslenmenin öneminin bir kez daha önem kazandığını ifade eden Karaaslan, “4 yıldır bu tohumu kurtarabilmek için tohum deposu oluşturduk. 100 milyonun üzerinde tohum üretimi gerçekleştirdik. Tohumların bir kısmını dağıtarak bir kısmını da yeniden ekerek bu zincirin güçlü şekilde devam etmesine katkı sunduk.” dedi.

Karaaslan, iyi koşullarda bir fidenin 1 kilograma yakın domates verebildiğini dile getirerek, endüstriyel domateslere göre hem tohum verebilen hem de tekrar tohum elde edilebilen, kurutulabilen, salça, sos yapılabilen, vatandaşların sağlıkla tüketebileceği bir ürün olduğunu aktardı.

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün”

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün. Çünkü besin gen kaynaklarımızda yeri olan bir ürün.” diyen Karaaslan, bazı okullarda öğrencilere bu domatesin üretim aşamalarıyla ilgili uygulamalı eğitim çalışması yaptıklarını belirtti.

Karaaslan, bu domatesin üretiminin Türkiye’de yaygınlaşmasını hedeflediklerini anlatarak, çok nemli bölgeler hariç tüm bölgelerde üretiminin uygun olduğunu kaydetti.

Bu yıl tohum, fide ve domates satışına başlayacağını ifade eden Karaaslan, “Tavsiyem tohumsuz domatesin yenmemesi. Mutlaka içerisinde tohumu olan domatesin yenmesi lazım. Asırlık Guldar domatesi her türlü yemeğe uygun. Meyve niyetine dahi yiyebilirsiniz.” diye konuştu.

​​​​​​​

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,Twitter hesabından, il bazında 100 bin nüfusa karşılık gelen Kovid-19 vaka sayılarının yer aldığı haritayı paylaştı.

Son bir haftada vaka sayısının en çok Rize, Batman, Diyarbakır, Artvin ve Bingöl’de arttığını bildiren Koca, “En az iki doz aşı olanların sayısı arttıkça vaka sayıları düşecek. Aşınızı vakit kaybetmeden olun.” ifadelerini kullandı.

Bakan Koca’nın paylaştığı Türkiye haritada yer alan verilere göre 31 Temmuz-6 Ağustos’ta her 100 bin kişide Kovid-19 vaka sayısı İstanbul’da 182,21, Ankara’da 184,58, İzmir’de 65,85 oldu.

Bakanlığın 24-30 Temmuz verilerine göre 100 bin kişideki Kovid-19 vaka sayısı İstanbul’da 168,82, Ankara’da 165,20, İzmir’de 43,30’du.

Siirt, her 100 bin kişide 974,40 vaka ile ilk sırada yer aldı.