BM 75. Genel Kurul Başkanı Bozkır'dan Doğu Akdeniz'deki gerilimin diyalog ile çözülmesi çağrısı

NEW YORK (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilime ilişkin, ”BM Genel Kurul Başkanı, tarafsız olmak zorunda. Bu tür durumlara ülkemin değil BM’nin bakış açısıyla bakacağım. Gelişmeleri takip ediyorum ve prensipte bu tür sorunlar diyalog ve diplomasi ile barışçıl yollarla çözülmeli. Türkiye ve Yunanistan NATO üyesi iki müttefik ve güçlü kültürel ve ekonomik bağları var. Benim tercihim tabii ki dünyada ve bölgede barış ve istikrar görmek.” dedi.

Bozkır, BM Genel Kurulu’nda yapılan törenle görevini devraldıktan sonra düzenlediği basın toplantısında, gelecek hafta başlayacak BM zirvesi ve gündemi değerlendirdi.

Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan gerginliğe ilişkin bir soruyu yanıtlayan Bozkır, ”BM Genel Kurul Başkanı, tarafsız olmak zorunda. Bu tür durumlara ülkemin değil BM’nin bakış açısıyla bakacağım. Gelişmeleri takip ediyorum ve prensipte bu tür sorunlar diyalog ve diplomasi ile barışçıl yollarla çözülmeli. Türkiye ve Yunanistan NATO üyesi iki müttefik ve güçlü kültürel ve ekonomik bağları var. Benim tercihim tabii ki dünyada ve bölgede barış ve istikrar görmek.” değerlendirmesinde bulundu.

Kovid-19 aşısı ”adil” dağıtılmalı

Yeni tip koronarivüs (Kovid-19) salgının ise küresel bir sorun olduğunu ve küresel bir çözüm gerektiğini belirten Bozkır, koronavirüs aşısı çalışmalarının hızla devam ettiğini ve aşının ”adil” bir şekilde dağıtılması gerektiğini vurguladı.

– BM Güvenlik Konseyi, 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtlamalı

BM Güvenlik Konseyi’nde reformun son derece önemli olduğunu da değinen Bozkır, ” BM Güvenlik Konseyi üyeliği ve çalışma metodunun 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtması gerektiğini söyledi ve üye ülkelerin reform görüşmeleri sürecinde aktif ve pragmatik yaklaşım ve katılımlarıyla anlamlı bir ilerleme kaydedilmesini temenni etti.

22 Eylül’de başlayacak BM 75. Genel Kurul Görüşmeleri için bazı ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının New York’a gelmeyi düşündüğünü ancak New York’un 14 günlük karantina kuralı nedeniyle planların değiştini belirten Bozkır, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da 14 günlük karantina nedeniyle New York’a gelmesinin imkansızlaştığını söyledi.

”BM’nin geleceğinden endişe duymuyorum”

Bozkır, AA muhabirinin BM’nin reformsuz ve ABD Başkanı Donald Trump’a rağmen ayakta kalıp kalamayacağı ve çok taraflı sistemin geleceğinden endişe duyup duymadığı sorusuna ise, ”BM, dünyaya güçlü bir şekilde işini yaptığını gösterir ve rüzgarı arkasına alırsa, hiç kimsenin ya da hiçbir ülkenin bu kurumu kaldıracağını ya da gücünü azaltacağını düşünmüyorum… BM’nin geleceğinden endişe duymuyorum, yerinin doldurulamaz olduğuna ve bir 75 yıl daha bizimle olacağına güvenim tam.” yanıtını verdi.

BM Genel Kurulu Kovid-19 özel oturumu düzenleyecek

Volkan Bozkır, BM 75. Genel Kurulu oturumları sırasında Kovid-19 konulu özel bir oturum da düzenleneceğini ve toplantı tarihinin henüz kesinleşmediğini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Duvarlarında küllerinden doğan yeni bir dünyayı temsil eden Anka kuşunun, umut ve eşitliğin resmedildiği tabloların yer aldığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), son yıllarda Suriye, Myanmar, İsrail-Filistin sorunu gibi birçok konuda veto gücüne sahip ülkelerin çıkarları nedeniyle uluslararası barış ve güvenliği sağlama sorumluluğunu yerine getiremediği için başta Türkiye olmak üzere, birçok ülke tarafından eleştiriliyor ve reform çağrıları her geçen gün artıyor.

Türkiye, 21. yüzyılın gerçeklerini yansıtmayan mevcut BMGK sisteminin yapısının değişmesi gerektiğini sık sık gündeme getiriyor. Güvenlik Konseyi reformu konusunda ısrarcı olan ülkelerden biri de Almanya.

Almanya, BM Güvenlik Konseyi’ne 6 kez geçici üye seçildi, Konsey’de en son 2019-2020 döneminde görev yaptı.

ABD’nin ardından BM sistemine gönüllü katkıları dahil en fazla fon sağlayan ikinci ülke olan Almanya, küresel arenadaki konumu gereği konseyde daimi üye olarak temsil edilmek istiyor ve reform talep ediyor.

Diplomatik çevrede “cesur” ve “sözünü esirgemeyen” biri olarak tanınan ve görev süresi dolduğu için gelecek aylarda döneceği Berlin’de önemli bir göreve getirileceği konuşulan Almanya’nın tecrübeli BM Büyükelçisi Christoph Heusgen, son röportajlarından birini AA muhabirine verdi.

Heusgen, 2. Dünya Savaşı’nın ardından tekrar inşa edilen dünyayı temsilen, küllerinden doğan bir Anka kuşunun resmedildiği, Norveçli ressam Per Krogh’a ait tablonun asılı olduğu BM Güvenlik Konseyi’nde AA muhabirinin sorularını yanıtladı, mevcut sistemin neden değişmesi gerektiğini anlattı.

BM Güvenlik Konseyi’nin, 2. Dünya Savaşı’nın ardından savaşları önlemek ve sorunları çözmek için kurulduğuna, amacına hizmet etse de Soğuk Savaş döneminde çoğu konuda tıkandığına dikkati çeken Heusgen, “Bugün pek çok konuda Güvenlik Konseyi’nin istediğimiz yönde ilerleme kaydedemediğini görüyoruz.” dedi.

En son reformun, Konsey’e 4 geçici üyenin eklendiği 1960’larda yapıldığını ve o tarihten bu yana yapısının değişmediğini söyleyen Heusgen, “Değişim olması gerektiğine inanıyoruz. Almanya açısından önemli çünkü BM sistemine en fazla katkı sağlayan ikinci ülkeyiz. Güvenlik Konseyi’nin kabul görmesi, insanların gerçekten bunun kendilerini temsil eden bir sistem olduğuna inanması için de yapısının değişmesi gerek, günümüz dünyasını yansıtması gerek.” değerlendirmesinde bulundu.

– BMGK’de daimi üye olarak temsil edilen tek bir Afrika ülkesi yok

Heusgen, 1960’lardaki BMGK reformu sırasında Konsey’de birçok Afrika ülkesinin yer almadığına, halihazırda da 54 Afrika ülkesinin hiçbirinin daimi üyeliğinin bulunmadığına dikkati çekti. Heusgen şöyle devam etti:

“Biz Hindistan, Japonya ve Brezilya ile çalışıyoruz; nüfus, barış gücü, BM’ye katkı ve farklı kıtaları temsil eden ülkeler olarak konseyde daimi üyelik istiyoruz. Afrika grubunu da destekliyoruz. Afrikalılar daimi üye olarak iki koltuk istiyor ve G4 (Almanya, Brezilya, Hindistan, Japonya) yani bizim grubumuz bunu destekliyor.”

Güvenlik Konseyi’nde 25 ila 27 ülke temsil edilebilir

Sorunun bir araya gelip müzakerelere başlayamamak olduğunu belirten Heusgen, “Henüz o noktada değiliz. Her yıl ülkeler kendi vizyonlarını ve ne istediklerini sunuyor, hepsi bundan ibaret ama bu yeterli değil.” dedi.

Heusgen, konseyin genişletilmesi gerektiğini belirterek şu an 5 daimi, 10 geçici üyesi olan BMGK’nin, üye sayısını 25 ila 27’ye çıkarılabileceğini dile getirdi.

Çin ve Rusya BM Güvenlik Konseyi reformuna karşı çıkıyor

Heusgen, BM Güvenlik Konseyi’nde veto gücü olan iki daimi üye Çin ve Rusya’nın reform müzakerelerine yönelik süreci engellediğine işaret ederek “Statükodan çok memnunlar ve bir değişiklik istemiyorlar.” ifadesini kullandı.

Güvenlik Konseyi reformu müzakerelerinin BM Genel Kurulu bünyesinde yapıldığını anlatan Heusgen, şunları kaydetti:

“Bu yıl, BM’nin 75. yıl dönümü olması nedeniyle çok önemli ve bu vesileyle kabul edilen deklarasyonda 193 ülke lideri reform müzakerelerinin yeniden canlandırılmasını istedi. Genel Kurul’da birkaç oturum yapıldı. Bu süreci Polonya ve Katar yürütüyor. Tüm tartışmalar temelinde ilerde müzakerelerin temelini oluşturacak bir sonuç ürettiler. Bunun kabul edilmesinden çok umutluyduk ama Genel Kurul Başkanı, Türk meslektaşım Volkan Bozkır, Katar ve Polonya’nın tek sayfalık teklifi yerine geçen seneki iki sayfalık öneriye dönülmesini istedi, büyük hayal kırıklığı yaşadık ama müzakereleri bir adım daha ileri götürebilmek için üzerinde hala çalışıyoruz. Bu Almanya için değil, BM’den umut bekleyen, meşruiyetini ve güvenilirliğini sorgulayan birçok kişinin iyiliği için gerek. Değişim yapmamız gerek ve umarım Genel Kurul Başkanı bu konuda daha istekli olur.”

“Müzakereler başlarsa reformlarda ilerleme kaydedilebilir”

Heusgen, reformların kısa sürede yapılamayacağını ancak gerçek anlamda müzakereler başlarsa ilerleme kaydedilebileceğini belirterek “Ben daha önce Avrupa Birliğinde de çalıştım. Devlet, hükümet başkanları gelirdi, bir gece, iki gece, üç gece, çok ayrı noktalarda olsalar da sonunda uzlaşırlardı. Reformlar da başarılabilir ama başarmak için gerçekten hazır olmak gerek. BM’nin işlevini yerine getirdiğini, BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapıldığını ve bugünün dünyasını temsil ettiğini görmek istiyoruz. ” diye konuştu.

– “Veto gücü olan ülkeler bu haklarından vazgeçmeye hazır değil”

Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD, Fransa, İngiltere, Rusya ve Çin’in reform yapılması durumunda veto haklarının kaldırılması ya da kısıtlanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Heusgen, “İdeal bir dünyada veto gücü olmaması tabii ki iyi olurdu ama gerçekçi olmak zorundayız. Veto, konseyin kurulması için bu ülkelerin ön koşuluydu. Bu haktan vazgeçmeye hazır değiller.” değerlendirmesini yaptı.

İSTANBUL – Tüm şirketlerinde fırsat eşitliği kültürünü daha güçlü ve daha kalıcı bir yapıya dönüştürmek amacıyla Yıldız Holding Kadın Platformu’nu hayata geçiren Yıldız Holding, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne (WEPs) imza attı.

Yıldız Holding'den yapılan açıklamaya göre, kuruluşundan bu yana toplumsal cinsiyet eşitliği alanında öncü uygulamalar geliştiren Yıldız Holding, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) imzaladı. 10 Haziran Perşembe günü Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) İstanbul Bölge Ofisi’nde düzenlenen imza törenine Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, UN Women Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Alia El-Yassir ve Yıldız Holding Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş katıldı. UN Women ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) ortak girişimi WEPs, özel sektörün toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları için tasarlanmış bir rehber olma özelliği taşıyor.

Çatısı altındaki kadın çalışanların etkinliğinin artırılması, yönetim ve liderlik seviyesinde kadın temsilinin teşvik edilmesi amacıyla "Yıldız Holding Kadın Platformu"nu kuran Yıldız Holding, WEPs imzasıyla birlikte kurum içi cinsiyet eşitliği politikalarını tüm şirketlerinde küresel standartlara göre şekillendirecek. WEPs, Yıldız Holding’in kadın çalışanlar ve kadın liderliği özelindeki başarılı politikalarını daha da sistemli ve programlı bir anlayışla sürdürmesine yardımcı olacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Alia El-Yassir, "Yıldız Holding’in kadının ekonomik güçlenmesi taahhüdü ve iş yerinde fırsat eşitliğine yönelik yürüttüğü çalışmalardan dolayı takdirimizi sunmak isterim. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzalanması toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesini sağlayacak iş pratiklerini hayata geçirme konusunda önemli bir platform sağlıyor." ifadelerini kullandı.

– "Yıldız Holding’in atacağı her adım önemli bir örnek teşkil edecek"

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, WEPs kriterlerinin Yıldız Holding’e cinsiyet ve fırsat eşitliği konusunda yeni bir yol haritası sunduğunu belirtti. Yıldız Holding olarak gerek Türkiye'de gerekse küresel arenada güçlü büyümelerini sürdürdüklerinin altını çizen Ülker, şunları aktardı:

"İçinde bulunduğumuz toplumu kalkındırma ve Türkiye’nin her alanda sürdürülebilir büyümesine katkı sağlama düşüncesini de tüm faaliyetlerimizin odak noktasında tutuyoruz. Bu bakış açısıyla tüm işlerimizde topluma örnek olma misyonunu üstleniyor ve özellikle cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık sağlayacak her projeye gönülden dâhil oluyoruz. Bu yıl hayata geçirdiğimiz Yıldız Holding Kadın Platformumuz ile iş dünyasında kadın temsili özelinde örnek bir yapı oluşturduk. Şimdi de fırsat eşitliği konusundaki bu çabalarımızı güçlü bir program etrafında yürütmek amacıyla önemli bir imza attık ve Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri Uygulama Rehberi’ni benimsemeyi taahhüt ettik. İlerleyen aşamalarda Yıldız Holding’in kadın emeğine dair atacağı her adımın kadınların tüm alanlarda görünür olması adına önemli bir örnek teşkil etmesini umuyorum."

– "Kadın çalışanların etkinliğinin daha da güçlendirilmesini amaçlıyoruz"

Yıldız Holding Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş da tüm Holding çalışanlarına güven ve iş birliğine dayalı bir çalışma ortamı sunmaya öncelik verdiklerini söyleyerek, “Türkiye’nin en büyük işveren markalarından biri olarak kadınların iş hayatında daha fazla temsil edilmesine, üst yönetimde ve kritik noktalarda daha fazla kadının görev almasına, iş dünyasında fırsat eşitliğinin sağlanmasına liderlik etmeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz." açıklamasında bulundu.

Kadın Platformu ile Yıldız Holding çatısı altındaki kadın çalışanların etkinliğinin daha da güçlendirilmesini ve kadınların liderliğinin teşvik edilmesini amaçladıklarını kaydeden Mutuş, şu ifadeleri kullandı:

"İş dünyasında fırsat eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için Türkiye’den ve yurt dışından çalışanlarımızın önerilerini dikkate alan, katılımcı bir süreçle oluşturduğumuz bir manifesto hazırladık. Yıldız Holding Kadın Platformu Fırsat Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Manifestosu ile tüm çalışanlarımıza cinsiyetlerinden bağımsız bireyler olarak saygı duyulduğu ve değer verildiği bir şirket kültürü altında çalışma sözü veriyoruz. Aynı şekilde imzacısı olduğumuz WEPs de kadın çalışanlar ve kadın liderliği özelinde halihazırda uyguladığımız politikalarımızı daha da sistemli ve programlı bir anlayışla ele almamıza yardımcı olacak."

– WEPs kriterleri cinsiyet eşitliğini güvence altına alıyor

Açıklamaya göre ayrıca, yedi temel prensipten oluşan WEPs, özel sektörün toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik mevcut çalışmalarını güçlendirmesine, kurumsal politikalar ve programlar geliştirmesine, temel göstergelerini ve raporlama uygulamalarını analiz etmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. WEPs şu maddelerden oluşuyor:

"Toplumsal cinsiyet eşitliği için üst düzey kurumsal liderlik sağlanması. Tüm kadın ve erkeklere iş yaşamında adil davranılması, insan haklarına ve ayrım yapmama ilkesine saygı gösterilmesi, bu ilkelerin desteklenmesi. Tüm kadın ve erkek çalışanların sağlık, güvenlik ve refahının sağlanması. Kadınların eğitim, kurs ve profesyonel gelişim olanaklarının desteklenmesi. Kadınların güçlenmesi için girişimci gelişimi, tedarik zinciri ve pazarlama yöntemlerinin uygulanması. Toplumsal girişimler ve savunuculuk çalışmalarıyla eşitliğin teşvik edilmesi. Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin elde edilen başarıların değerlendirilmesi ve halka açık raporlanması."