BM: Akdeniz'de 2021'de 970 düzensiz göçmen öldü

Birleşmiş Milletlerin (BM) göç örgütü olan IOM Sözcüsü Paul Dillon, BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında, pazar günü Libya’nın Al Khums liman kentinden hareket eden bir botun battığını ve en az 57 düzensiz göçmenin kaybolduğunu anımsattı.

Bölgedeki balıkçılar ve sahil güvenlik tarafından 18 kişinin kurtarıldığını aktaran Dillon, bu kişilerin aktardıklarına göre kaybolan kişilerin en az 20’sinin kadın, 2’sinin de küçük çocuk olduğunu kaydetti.

Dillon, Libya’daki IOM çalışanlarının hayatta kalan Nijerya, Gana ve Gambiyalı 18 kişiye sağlık hizmetleri, gıda ve su tedarik ettiğini belirterek, “Bu son trajedi 2021’de Orta Akdeniz rotasındaki ölü sayısını tahminen kadın, erkek ve çocuk toplam 970 kişiye çıkarttı.” dedi.

Akdeniz’de düzensiz göçmen ölümlerinin önlenmesi için Avrupa Birliği (AB) ülkelerine büyük bir dayanışma göstermesi çağrısında bulunan Dillon, Akdeniz’de yaşamları kurtarmak için AB’nin soruna “güvenilir, net ve insani” politikalarla yaklaşması gerektiğini vurguladı.

Afrika’da yoksulluk, kuraklık, çatışmalar ve diğer nedenlerden dolayı her yıl Libya üzerinden Avrupa sahillerine ulaşmaya çalışan binlerce düzensiz göçmen trajedisiyle karşılaşılıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün BM Genel Kurul Salonu’nda yaptığı konuşmada, “Paris İklim Anlaşması’nı, yapıcı adımlara uygun şekilde ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunmayı planlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Bu açıklama, ABD’nin iklim finansmanı taahhüdünü iki katına çıkarma ve Çin’in diğer ülkelerde kömür santrali yatırımlarını durdurma kararıyla birlikte BM Genel Kurulu’nda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki üç önemli başlıktan biri oldu.

Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmişti.

Türkiye’nin 22 Nisan 2016’da 175 ülkeyle birlikte imzaladığı anlaşma, 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi. Hali hazırda BMİDÇS’e taraf 197 ülkenin imzası bulunan anlaşma, Eritre, Irak, İran, Libya, Yemen ve Türkiye olmak üzere 6 ülkenin meclisinde onaylanmamıştı.

Türkiye, BMİDÇS’in gelişmiş ülkeler kategorisini oluşturan Ek-1 listesinden çıkarılmayı ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almayı talep ettiği için bugüne kadar anlaşmayı onaylamamıştı.

Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki hedefleri

Paris Anlaşması’nı onaylayan ülkelerin, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak ve 2050’ye kadar sera gazı emisyonlarını sıfırlamak için taahhütlerini hayata geçirmesi gerekiyor.

Türkiye, 2015’te BM Sekretaryası’na sunduğu ulusal katkı beyanı çerçevesinde emisyon artışını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Meclis’te anlaşmanın onaylanmasının ardından karar, BM Sekretaryasına iletilecek ve Türkiye anlaşmaya taraf olacak.

Anlaşmanın gelecek ay onaylanmasıyla Türkiye için iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir diyalog kapısının açılacağını belirten uzmanlara göre, bu konuda net hedef ve politikaların belirleneceği yeni bir döneme giriliyor.

“Türkiye, 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli”

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meclis’te ilgili komisyonun bu alanda bir yıldır çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Türkiye’nin anlaşmayı onaylaması ve uluslararası iklim müzakerelerinde ciddi bir taraf olarak yer almasını talep ediyorduk. Bu bizim için ilk aşama, çok önemli ve olumlu bir adım.” dedi.

Özenç, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamında sunduğu hedefleri güncellemesi gerektiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Yakın zamanda olmasa bile önümüzdeki bir yıl içinde yeni bir ulusal katkı beyanı ortaya çıkacaktır. Türkiye de Paris Anlaşması’nın bilimsel hedefi doğrultusunda hareket edecekse 2050 itibarıyla net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflemeli. Resmi olarak Paris Anlaşması’nın bu doğrultuda getirdiği bir yükümlülük bulunmuyor fakat 2050’de sıfır emisyon hedefine ulaşmak için bunu destekleyecek politikalar ivedilikle devreye alınmalı. Anlaşmanın onaylanmasının açtığı bu diyalog kapısının iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini güçlendirmek ve bu yöndeki politikaların tasarımında ortak aklın geliştirilmesi için kullanılabileceği bir döneme giriyoruz.”

“Türkiye iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir”

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye Politika Koordinatörü Özlem Katısöz de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasının Türkiye için “Ek-1” tartışmasının bittiği anlamına gelebileceğini ifade ederek, “Bu da olumlu bir gelişme. Türkiye, dönüşüm için ihtiyacı olan fona Ek-1’den çıkarak değil, politika düzeyinde bir dönüşüm kararı alarak ulaşabilir. Finansa erişim istiyorsak, küresel finansın yönlendiği karbonsuz bir kalkınma patikasına girmemiz gerekiyor.” dedi.

Ülkelerin anlaşma kapsamında emisyon azaltım zorunluluğu olmadığını dile getiren Katısöz, şöyle devam etti:

“Türkiye ne zaman ve ne kadar sera gazı azaltım taahhüdünde bulunacağına ulusal katkı beyanı çerçevesinde karar verebilir. Paris Anlaşması’nın bir yaptırım uygulama ya da belli bir emisyon azaltım seviyesini zorunlu tutma gibi bir mekanizması yok. Ancak küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefini tutturmak için emisyonların azaltılması gerekiyor. Hatta geçtiğimiz hafta yayınlanan BM raporuna göre 1,5 derece hedefine ulaşmak için ülkelerin iklim çabalarını acilen iki katına çıkarması gerekiyor. Türkiye de Paris Anlaşması’na taraf olarak küresel iklim hareketinin bir parçası olacağını, dolayısıyla emisyon azaltımı çabalarına ortak olacağını duyurmuş oldu.”

Katısöz, Türkiye’nin bu çerçevede 2030’a kadar önemli adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye, yeni kömür yatırımlarını durduracağını duyurmalı. Mevcut kömür santrallerini kapatma tarihini belirlemeli ve diğer fosil yakıtlardan çıkış planlarına bir an önce başlamalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1’inden sorumlu olduğunu fakat kişi başı emisyon salımının giderek arttığını belirten Katısöz, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylayarak gerçekçi bir hedefle sorumluluk alması, iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunacak. Dünyada iklim krizini tek başına durdurabilecek bir ülke yok, bu yüzden herkesin sorumluluğu oranında çözüme katkıda bulunması gerekiyor. Türkiye, iklim değişikliğinin giderek artan tahribatından korunmak, daha adil ve sağlıklı refah toplumu yaratmak için küresel iklim tartışmalarının bir parçası olma fırsatını yakaladı. Türkiye, iddialı bir iklim eylemiyle milli gelirini yüzde 7 artırabilir. Karbona dayalı bir ekonomiye göre daha fazla istihdam yaratabilir, sanayideki değer zincirini büyütebilir.”

Muhabir: Nuran Erkul Kaya

ANKARA (AA) – Bloomberg’in haberine göre, Brezilya alfabetik sıralamada önde olmamasına rağmen 66 yıldır BM Genel Kurulunda ilk konuşmacı olmayı sürdürüyor.

BM’nin internet sitesinde, konuşmacıların sırasını belirlemek amacıyla karmaşık bir algoritma kullanıldığı kaydedilirken, Brezilya’nın ardından kürsüye çıkan ikinci ülke, BM Genel Kuruluna ev sahipliği yapan ABD oluyor, diğer ülkelerin konuşma sırası için ise kesin bir plan sunulmuyor.

BM bu durumu, “Diğer tüm üye devletler için konuşma sırası, temsil düzeyi, tercih ve coğrafi denge gibi diğer kriterlere dayanıyor.” şeklinde açıklıyor.

BM protokol yetkilileri, BM Genel Kurulunun ilk yıllarında ilk konuşmacı olmayı hiçbir ülke istemeyince Brezilya’nın bu işe gönüllü olduğunu belirtiyor.

Brezilya’nın kurulda ilk konuşmayı yapmasının, yıllar içinde bir gelenek haline geldiği ifade ediliyor.

İkinci konuşmacı ABD için ise geleneğin bozulduğu olmuştu. Örneğin, ABD Başkanı Barack Obama’nın 2016 yılında BM Genel Kuruluna gecikmesi üzerine kürsüye ikinci konuşmacı olarak Çad Devlet Başkanı İdriss Deby çıkmıştı.

Konuşmalar 15 dakika sürüyor

Kurulda söz alan ülkelerin 15’er dakika konuşması planlanıyor ancak bu sürenin zaman zaman aşıldığı görülüyor. Konuşmacıların bu süreyi aşmaması için kürsüye renkli ışıklarla işaret veriliyor.

News24’ün haberine göre, Eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, 2009 yılında ilk kez katıldığı Genel Kurul toplantısında 96 dakika konuşmuştu.

Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro’nun 1960’ta başbakan olarak katıldığı kurul konuşması 4 saat 29 dakika sürmüştü.

Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer