Bodrum, Avrupa ülkelerinde Türk gıda kültürünün tanıtım markası olma yolunda

İSTANBUL (AA) – Birleşik Krallık'ta kuruluşunun 20. yılını tamamlayan Gima Gıda'nın temel gıda ürünleri markası Bodrum, İngiltere'de, Anadolu ve Akdeniz ürünleriyle yükselişini sürdürüyor.

Gima Gıda'nın açıklamasına göre, konserve, baharat, turşu, bakliyat, zeytinyağı, salça, kuruyemiş, bal ve tahin gibi 600'e yakın ürün çeşidine sahip Bodrum, Birleşik Krallık genelinde tüketicilerin temel tüketim markası haline geldi.

İngiltere'nin seçkin süpermarketler zinciri Morrison ve Asda'nın yanı sıra, toptan ürün pazarlayan Cash & Carry'lerde de yer alan Bodrum markalı ürünler, İngiliz toplumunun dışında Birleşik Krallık'ın farklı etnik kökenli tüketicilerinin sofralarına da lezzet katıyor.

Birleşik Krallık ülkelerinde geniş bir dağıtım ağına sahip olan Bodrum, Avrupa'nın birçok ülkesine ve Afrika'ya kadar İngiltere üzerinden ihraç ediliyor.

– Anadolu ve Akdeniz ürünlerinden oluşan zengin ürün konsepti

Açıklamada görüşlerine yer verilen Gima Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Keleş, Bodrum'u global bir marka yapma hedefiyle yola çıktıklarını ve bu amaca doğru istikrarlı şekilde yol aldıklarını bildirdi.

Bir Türk markası olan Bodrum'un diğer Akdeniz ülkelerinin bazı seçkin ürünlerini de bünyesinde barındırdığını kaydeden Keleş, "Önceliğimiz marka ile ürün kalitesinin uyumu. Çünkü Bodrum markası, aynı zamanda Türk gıda kültürünün tanıtımı oluyor. Kendi pazarlama ağımızın yanında, Bestway diye bilinen ve geniş bir pazara hitabeden Cash & Carry firması tarafından da birçok ülkeye ihracatı gerçekleştiriliyor." açıklamasında bulundu.

Keleş, Bodrum markasını geliştirme sürecine sadece ticari açıdan bakmadıklarını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bodrum markası altında piyasaya sunduğumuz ürünler için Türkiye'den her yıl yüksek miktarda ithalat gerçekleştiriyoruz. Ülkemizin ekonomisine de ciddi katkı oluşturuyoruz. Gıda ürünleri tüketiminin artması, ülkemizin gıda kültürünün tanıtımını da beraberinde getiriyor. Türkiye kökenli ürünlerin restoran ve evlerde tüketiminin artması, turizme kadar varan çok yönlü ülke tanıtımına da önemli katkı sağlıyor."

– İngilizlerin yemek kültürü gelişti

Vehbi Keleş, İngiltere'nin gıda tüketiminin 20-30 yıl öncesine göre çok değiştiğini ve bu değişimde Türkiye'den ithal edilen ürünlerinin ciddi payının olduğunu bildirdi.

İngiliz kültüründe deneme alışkanlıklarının oldukça yaygın olduğunu belirten Keleş, şu bilgileri verdi:

"Özellikle yemek konusunda bunu görebiliyoruz. Anadolu'nun farklı tatları gibi bazı Akdeniz ülkelerinin kendine özgü gıda çeşitleri de Birleşik Krallık'ta önemli bir pazar payına sahip oldu. Türk restoranları ile birlikte marketlerde yer alan Türk ürünleri bu değişimde öncülük yaptı. Ayrıca tatile gidenler gittikleri ülke ve bölgelerin yemek ve gıda kültürlerini tanıdı. Bu da, daha fazla seçeneği olan bir pazar meydana getirdi. Bodrum ürünlerini sadece bizim toplumumuz değil, İngiliz ve bu ülke nüfusunu oluşturan diğer etnik toplumlar da tükettiği için pazarımız sürekli büyüyor. Bodrum bir etnik ürün gibi gözükse de global bir marka oldu."

Keleş, Bodrum markasının, dünyada her geçen gün artan organik ürünler pazarında da kendi konseptiyle yerini aldığını aktardı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Boyner Express "3 saatte kapıya teslimat" hedefiyle yola çıkarak, Bodrumlulara satın aldıkları ürünleri ortalama 1 saat içerisinde ulaştırdı.

Boyner'den yapılan açıklamaya göre, müşterilerine değer katacak yenilikçi hizmet ve projelerine hız veren Boyner, bu yaz Boyner Express hizmetini Bodrumlularla da buluşturdu.

Haziran itibarıyla hizmete aldığı Boyner Express Bodrum ile müşterilerinin hayatını kolaylaştıran Boyner, Bodrum'da müşterilerinin yaz keyfine jet hızında teslimatla eşlik etti.

Geçen üç aylık dönemde Bodrum'daki Boyner müşterilerinden yoğun ilgi gören Boyner Express Bodrum, "Boyner Express ile siparişleriniz 3 saatte kapınızda" hedefiyle başlattığı hizmeti, ortalamada 1 saatte sundu.

– En çok satılan güneş ürünleri oldu

Boyner yeni hizmeti ile sıcak Bodrum günlerinde alışverişi kolay ve keyifli hale getirirken Bodrum'daki Boyner müşterilerine hızlı, pratik ve eşsiz bir online alışveriş deneyimi yaşattı. Deniz kenarında, otelinde ya da yazlığında sevdikleriyle vakit geçirenler boyner.com.tr'den yaptıkları alışverişlerini Boyner Express ile Bodrum'daki adreslerinde ortalamada 1 saatte teslim aldı. boyner.com.tr Bodrum müşterilerinin en çok tercih ettiği ürünler ise güneş ürünleri, deniz ürünleri, ev ürünleri, parfüm ve spor ayakkabı oldu.

boyner.com.tr'de kadın, erkek ve çocuklar için aktif spor, ayakkabı&çanta, kozmetik, aksesuar, ev ve yaşam kategorilerinde binlerce ürün yer alıyor. Boyner Express Bodrum'un ilk üç aylık döneminde tatilde de spor tutkularından vazgeçmeyenler, en çok farklı markaların spor ayakkabılarını sipariş ederken, yine spor giyim kategorisi içinde yer alan t-shirt, tayt ve eşofman seçeneklerini tercih etti.

Boyner, Bodrum Midtown mağazasının yanı sıra ve Eylül sonuna kadar boyner.com.tr üzerinden 3 saatte teslimat hizmeti ile Bodrum'daki müşterilerine konforlu bir alışveriş imkanı sunmaya devam edecek.

İSTANBUL(AA) – Son dönemde yaşanan afetlerde, Rize ve Artvin’de 35 milyon TL, Manavgat, Marmaris, Milas ve Bodrum’da 71 milyon TL, Kastamonu, Sinop ve Bartın’da 107 milyon TL ile toplamda 213 milyon TL hasar tutarı belirlenirken, ekspertiz çalışmalarının devam etmesi ve henüz bildirilmeyen hasarların da olması nedeniyle bu tutarların artması bekleniyor.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Atilla Benli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğal afetlerin sigortalı varlıklar üzerinde oluşturduğu hasarın, gelişmekte olan ülkelerde toplam hasarın ortalama yüzde 3’ü civarındayken, gelişmiş olan ülkelerde bu oranın yüzde 45’lere kadar çıktığını bildirdi.

Doğal afetlerin dünya için giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğinin tüm ülkeler tarafından kabul edildiğini ve afetleri önleyici tedbirler alınmasının yanı sıra sigorta sektörünü geliştirme çabalarının hızlandığını ifade eden Benli, şunları kaydetti:

“Ülkemizde de iklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda yaşanan dolu, sel ve yangın gibi afetler doğal olarak vatandaşlarımızın sigortaya olan ilgisini artırmaktadır. Özellikle önceki yıllarda İstanbul’da yaşanan dolu yağışı sonrasında bu yönde bir bilinç artışı gördük. Vatandaşlarımız yaşanan dolu felaketiyle birlikte araçları için aldıkları kasko poliçelerinde dolu teminatını özellikle sorar duruma geldiler. Akabinde depremler sonrasında da aynı etkiyi gördük. Son dönemde yaşanan sel ve yangın felaketleri sonrası da aynı bilincin oluşacağı beklenmektedir. Ama asıl önemli olan bu bilincin kalıcı hale gelmesidir. Olaylar olduktan sonra sigortaya olan teveccühün ilerleyen dönemlerde maalesef azalmaya başlaması burada kalıcı etkinin artırılması açısından yapılacaklar olduğunu gösteriyor.”

Sel, su baskını ve yangınlar

Son dönemde yaşanan sel ve yangınlara ilişkin bilgi veren Benli, Rize ve Artvin’de yaşanan sel ve su baskını hasarlarına ilişkin 2 Eylül itibarıyla şirketlere ulaşan kesin ihbar sayılarının araç hasarlarında 82, konut ve iş yeri hasarlarında 108, mühendislik hasarlarında ise 4 olmak üzere toplam 194’e ulaştığını, şirketlere ulaşan ihbarlara ilişkin hasar tutarının ise 35 milyon TL olduğunu kaydetti.

Manavgat, Marmaris, Milas ve Bodrum’da yaşanan yangınlardan etkilenen bölgelerde ise yangın ve kasko poliçelerinde sektörün sigortalılara sağladığı toplam teminat tutarının yaklaşık olarak 101 milyar TL olduğunu bildiren Benli, “2 Eylül 2021 itibarıyla yangın ve kasko poliçelerine ilişkin 3 bin 346 hasar ihbarına ilişkin toplamda 71 milyon TL tutarında tazminat dosyası açılmıştır. Yangın dolayısıyla hasar ihbarı yapılan araç sayısı 2 bin 369’a, konut ve iş yeri sayısı ise 977’ye ulaşmıştır.” diye konuştu.

Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan sel ve su baskını hasarlarına ilişkin şirketlere iletilen kesin ihbar sayılarının araç hasarlarında 787, konut ve iş yeri hasarlarında 444 olmak üzere toplam 1.231’e, söz konusu ihbarlara ilişkin hasar tutarının ise 107 milyon TL’ye ulaştığını aktaran Benli, ekspertiz çalışmalarının halen devam etmesi ve henüz bildirilmeyen hasarların da olduğu bilindiğinden gelecek günlerde bu tutarların artacağını söyledi.

“Sigorta şirketlerinin avans ödemesi yapması memnuniyete yol açtı”

Atilla Benli, TSB Yönetim Kurulu’nun, 27 Temmuz, 30 Temmuz ve 16 Ağustos’ta olağanüstü gündemle toplanarak tüm sektörün afetten zarar gören vatandaşlara en hızlı şekilde destek olabilmesi için tavsiye kararları aldığını, bu kararlar çerçevesinde, yaşanan olağanüstü durum göz önüne alınarak zararların bir an önce giderilebilmesi ve hasar tazmin sürecinin hızla işletilebilmesi adına, evrak temin sürecinde sigortalılara gerekli kolaylıklar sağlandığını anlattı.

Bu doğrultuda teminat dahilindeki hasarların bir bölümünde, hasar prosedürleri sonuçlanana kadar şirketlerin kendi belirleyecekleri oranlarda avans niteliğinde ödemeler yapmasına karar verildiğini anımsatan Benli, şirketlerin de hasar ödemelerini bu karara göre şekillendirdiğini söyledi.

Benli, afet yaşanan bölgelere sektör temsilcilerinin yaptığı ziyaretlerde sigorta şirketlerinin avans ödemesi yaparak gerek hayatın gerekse ekonomik faaliyetlerin normal seyrine dönmesine önemli katkılar sağladığının ve bu durumun önemli ölçüde memnuniyete yol açtığının görüldüğünü kaydetti.

Benli, yangından etkilenen bölgelerin tekrar eski güzelliğine kavuşması ve zarar gören ekosistemin tekrar can bulabilmesi için şirketlerin kurumsal olarak fidan dikme kampanyalarına destek vermesi yönünde şirketlerin teşvik edilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.

Bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımı için çalışılıyor

TSB Başkanı Benli, bireylerin belki onlarca yıllık birikimlerinin bir anda yok olmasının önündeki en büyük ve işlevsel mekanizmanın sigortacılık olduğunu vurgulayarak, sigortacılık sektörünün, tabi olduğu mevzuat düzenlemeleri ile oluşan hasarı en kısa sürede tazmin ederek afet sonrası yaşanan elemi bir nebze de olsa azalttığını ve yıllarca oluşan birikimin erimesine engel olduğunu söyledi.

Bu bilincin Türkiye’de henüz istenilen düzeye ulaşmadığını ancak sektör paydaşları olarak bu bilincin artması için özveri ile çalıştıklarını ifade eden Benli, sigortalılığın artmasının, kamu üzerindeki afetler dolayısıyla oluşacak mali yükü de önemli düzeyde azaltacağını kaydetti.

Benli, Türkiye’yi derinden üzen son sel felaketlerinin ardından zorunlu deprem sigortasının kapsamının genişletilmesinin gündemde olduğuna işaret ederek, “Bununla birlikte bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımına ilişkin çalışmalara başlanmıştır.” dedi.

Türkiye’de farklı sigorta branşlarında farklı doğal afetlere karşı sigorta şirketlerince teminat sunulduğunu anımsatan Benli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu açıdan değerlendirildiğinde ülkemiz sigorta sektörü, mevcut doğal afet risklerini teminat altına alan tüm ürünlere ve riskin paylaşılması yoluyla oluşturulan havuz sayesinde risklerin karşılanmasına ilişkin yüksek bir kapasiteye sahiptir. Dolayısıyla teminat, reasürans, kapasite açısından herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Bu kapsamda yaşanan son felaketler sonrasında DASK bünyesine dahil edilebilecek diğer doğal afet türlerinin neler olabileceği konusu gündeme gelmiş olup bu anlamda kamu yararı gözetilerek başta sel olmak üzere diğer doğal afet türlerinin de ek teminat olmak üzere zorunlu deprem sigortasına entegre edilmesi ile bütüncül bir zorunlu doğal afet sigortasının tasarımına ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.

Bilindiği üzere, DASK tarafından sunulan deprem sigortası, zorunlu bir sigorta ürünüdür. Zorunlu sigortalar kamu yararı gözetilerek kanuna dayanılarak çıkartılan sigorta ürünleridir. Zorunlu sigortaların bu özelliği ilgili branşlarda ruhsatı olan sigorta şirketlerine poliçe düzenleme zorunluluğu, kapsamdaki vatandaşlarımıza ise poliçe yaptırma zorunluluğu getirmektedir. Doğal afetlerin dünya için giderek daha büyük bir tehdit haline geldiği tüm ülkeler tarafından kabul edilmekte ve afetleri önleyici tedbirler alınmasının yanı sıra sigorta sektörünü geliştirme çabaları hızlanmaktadır. Sigorta penetrasyonunun oldukça yaygın olduğu ülkelerde sigorta sektörü, sigortalı, kamu, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör ile iş birliği içerisinde doğal afet hasarlarının önlenmesi, azaltılması ve toplumun bilinçlendirilmesi noktasında da faaliyet göstermektedir.”

Benli, Türkiye’de olduğu gibi sigorta bilincinin ve sigorta penetrasyonunun düşük olduğu ülkelerde zorunlu sigortalar oluşturularak ya da kapsamları genişletilerek büyük zararlar oluşturabilecek risklerin teminat altına alınmasının amaçlandığını kaydetti.

Mega projelerin sigorta fiyatlamaları

“İklim değişikliğinin etkileri düşünüldüğünde mega projelerin sigortalanması konusundaki maliyetler artacak mı?” şeklindeki soru üzerine Benli, “Büyük ölçekli reasürans şirketleri ile uluslararası reasürans brokerlerinin projeksiyonlarında, iklim değişikliği ve salgının ekonomik hayattaki etkileri nedeniyle uluslararası piyasalarda, ticari ve endüstriyel rizikolar ile altyapı yatırımları sigorta fiyatlarının yüzde 10-15 civarında artacağı öngörülmektedir. Bunun da ülkemizdeki mega ölçekteki projelerin sigorta fiyatlamalarını etkileyebileceği düşünülmektedir.” ifadelerini kullandı.