Bolu'da 'helal jelatin' üretimi için fabrika kuruluyor

BOLU (AA) – Türkiye’nin büyükbaş ham deri üretiminin yüzde 40’ı gerçekleştirilen Bolu’nun Gerede ilçesinde temeli atılan fabrikada yıllık 6 bin ton “helal jelatin” üretimi yapılacak.

Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Gerede’de, Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile Karma Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikalarda işlenen ham deriler ayakkabılık, kemerlik, cüzdanlık ve çantalık deriye dönüştürülüyor.

Fabrikalarda işlenen deriler, Türkiye’deki ayakkabı, çanta, cüzdan ve kemer fabrikalarının yanı sıra, Avrupa, Rusya, Ukrayna ve Balkanlar’a gönderiliyor.

Geredeli üreticiler, işledikleri derilerde bulunan ve gıda sektöründe katkı maddesi olarak kullanılan jelatin üretimine de başlamaya hazırlanıyor.

Sığır derilerinden elde edilecek jelatinler, ilçede yapımı devam eden fabrikada İslami şartlarda helal olarak üretildikten sonra hem Türkiye içindeki gıda fabrikalarına satılacak hem de dünyanın birçok ülkesine ihraç edilecek.

Gerede Karma OSB’de 26 deri imalat firması ile şeker ve sakız üretimi yapan 2 gıda firmasının iş birliğinde kurulacak fabrikada, yıllık 6 bin ton jelatin üretilmesi hedefleniyor.

“500 kişiye istihdam sağlayacak”

Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ersin Kaşka, AA muhabirine, ilçede faaliyet gösteren 127 firmanın Türkiye’de büyükbaş hayvan derisinden ayakkabılık, çantalık, kemerlik ve cüzdanlık deri üretiminin yüzde 40’ını karşıladığını söyledi.

Kaşka, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde özellikle gıda ve ilaç sekötürlerinin hiç durmadığının daha net anlaşıldığını vurgulayarak, 2 milyar İslam alemini ve bütün dünyayı ilgilendiren helal sığır jelatini üretimine karar verdiklerini belirtti.

Gerede Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde inşaatı devam eden fabrikanın Ağustos 2021’de üretime başlayacağını dile getiren Kaşka, şu bilgileri verdi:

“15 milyon avroluk yatırımın ardından tamamlanacak fabrika, ülkemize ekonomik katma değer sağlayacak ve aynı zamanda ciddi anlamda ihracatı olan bir ürün elde edilecek. Beyaz yakalı, mavi yakalı ve normal kalifiyesiz eleman olarak baktığımızda 100 kişi jelatin tesisinde çalışacak. Ham madde temin edecek firmaları da saydığımız zaman dolaylı olarak 500 kişilik bir istihdam söz konusu olacak. Hem ilimize hem ilçemize hem de ülke ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlayacak Gerede Jelatin AŞ. inşallah ülkemize ve milletimize hayırlı olur.”

“Jelatinden sonra kolajen üretmeyi planlıyoruz”

Kaşka, helal jelatinin İslam alemi için önemine değinerek, şunları kaydetti:

“Gerede Jelatin AŞ, 6 bin ton jelatin üretimi yapacak. Tabii ki dünyada özellikle domuz gıdasında, domuz jelatininden de en çok hassas olan Museviler ve Müslümanlar. Dolayısıyla biz bu konuda çok hassasız. İnsanların daha fazla helal sığır jelatinine dikkatini de çekmiş olacağız. Dolayısıyla insanlar yedikleri ürünleri daha fazla sorgulamaya başlayacak. Yıllar önce, Avrupa’da bir gıda firmasının sattığı ürünlerde özellikle ‘deli dana’ hastalığı çıktığında ‘Bizim bütün ürünlerimiz domuz.’ demişti ve Avrupa’daki bütün Müslümanlar maalesef domuz yediğini o gün anlamıştı. Biz bugün baktığımız zaman Türkiye’de, hatta İslam ülkelerinde bu tür yatırımların çoğalmasını arzu ediyoruz. Özellikle İslam aleminin çok hassas olduğu domuz konusunda insanların hem uyarılması hem de insanların bu konuda dikkatini çekerek yediklerine daha çok dikkat etmesi gerektiği konusunda da önemli bir yatırım yaptığımız kanaatindeyiz.”

Jelatinin özellikle gıda maddeleri için bir ham madde olduğunu aktaran Kaşka, çikolata ve şekerleme ürünlerinde çok yaygın şekilde kullanıldığını bildirdi.

Kaşka, jelatinden sonra da kolajen üretimini planladıklarını belirterek, “Kolajen herkesin bildiği gibi çok stratejik bir ürün. Özellikle yüz maskelerinde, cildi gençleştirmede, yine yara tedavilerinde kullanılarak ölüm riskini azaltıyor. Jelatin yapmadan kolajene geçemiyorsunuz. Asıl hedefimiz jelatinden sonra hem ekonomik katma değeri yüksek olan hem de stratejik bir ürün olan kolajen.” ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BOLU (AA) – İlçeye bağlı Hoçaş köyü civarında yaşanan erozyon sonucunda ortaya çıkan ve Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü öncülüğünde İstanbul ve Osmangazi üniversiteleri akademisyenleri tarafından çeşitli araştırmalar yapılan fosil ormanın uluslararası arenada da tanınırlığının arttırılması amacıyla çalışma yürütülüyor.

Seben Belediye Başkanlığı da Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2005 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen ve 2013’te ise Türkiye’nin “ilk” fosil ormanı ilan edilen alanın, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından tescil edilmesi amacıyla bir araştırma ve çalışma ekibi kurdu.

Hoçaş köyüne yaklaşık 500 metre uzaklıkta 900 rakımlı bölgedeki 975 hektarlık alanda bulunan fosil ormanında, 18 ila 19 milyon yıl öncesine tarihlenen palmiye, kavak, söğüt, sedir, 3-5 ibreli çam, sığla, meşe ve zelkova ağaçları, yaprak ve dal fosilleri ile balık fosilleri yer alıyor.

Seben Belediye Başkanı Fatih Kavak, AA muhabirine, belediye olarak söz konusu bölgenin turizm merkezi olarak geliştirmesi ile ilgili girişimlerde bulunduklarını söyledi.

Asıl amaçlarının fosil ormanının UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesi olduğunu ifade eden Kavak, “Ekoturizmin revaçta olduğu bu günlerde, başlamış olduğumuz çalışma sonucunda Hoçaş Fosil Ormanı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için çalışacağız.” dedi.

Kavak, yaptıkları araştırmalar sonucunda Seben’de bulunan fosil ormanının bir benzerinin de Yunanistan’ın Midilli adasında olduğunu gördüklerine değinerek, “Kısa bir araştırma sonucunda gördük ki dünyada bizim en yakınımızda Midilli Adası’nda buna benzer bir çalışma yapılmış. Midilli Adası’ndaki fosil ormanı da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş. Yıllık 20 milyon civarında turist küçük adaya gelip orayı ziyaret ediyorlar. Seben bazında düşündüğümüz zaman, ekoturizmin canlanması açısından, fosil ormanı çok büyük bir nimet. Türkiye’de ilk olması hasebiyle de turist çekme ve ekoturizmin canlanması noktasında Hoçaş Fosil Ormanı bir mihenk taşı olacak.” diye konuştu.

“Ekoturizm açısından Seben her şeye sahip”

Seben’deki fosil ormanın UNESCO’ya girmesi için yapılacak çalışmalar hakkında da bilgiler veren Kavak, “Bununla alakalı çalışmalarımıza başlıyoruz. Bu oldukça uzun bir süreç. Bu süreci yürütecek bir ekip kurduk. Bu ekibimiz süreç dahilinde çalışmalarını yerine getirecek ve UNESCO listesine girme noktasında elimizden geleni yapacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığından da alacağımız destekle inşallah Hoçaş Fosil Ormanı’nı UNESCO listesine katma noktasındaki çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Başkan Kavak, Hoçaş’daki fosil ormanının Türkiye’de ilk olmasının hem Bolu hem de Türkiye açısından çok önemli olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Ekoturizm açısından Seben her şeye sahip. Seben Gölü’müz var. Türk tarihinde, Türk coğrafyasında ‘Nevruz’ isimli tek tepe ilçemizde. Solaklar Kayaevleri’miz var. 333 tane mağaradan oluşan Muslar Kayaevleri’miz var. Erken Bizans döneminden kalma ve şu anda yüzde 30 civarı ayakta olan Çeltikdere Kilisesi var. Kınıkçı, Kuzderesi ve Dokumacılar kanyonlarımız var. Yani ekoturizmin ilçemizde aktif hale getirilmesi noktasında her şeye sahibiz. Sadece bu bileşenlerin etkin bir şekilde bir araya getirilmesine ihtiyacımız var. İnşallah ekoturizm açısından Bolu’da ve Türkiye’de söz sahibi bir yer haline geleceğiz.”

Yağışların mevsim normallerinin altında seyretmesi nedeniyle doluluk oranı yüzde 22’ye kadar düşen barajdaki su seviyesi yükselmeye devam ediyor.

Toplam kapasitesi 24 milyon metreküp olan barajdaki su seviyesi, yoğun yağış alan bölgede kar sularının eriyerek akarsularla birleşmesiyle yüzde 75’e çıktı.

Barajdaki mevcut suyla kentin içme suyu problemi yaşamayacağı, bundan sonra tutulan suyun tarımsal sulamada kullanılacağı belirtildi.

Gölköy Barajı’ndaki su seviyesi, 29 Mart’ta yüzde 57 olarak ölçülmüştü.