'Bosna Kasabı' lakaplı Ratko Mladic'in müebbet hapis cezası onandı

SARAYBOSNA (AA) – Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinin (ICTY) 2017’de hakkında ömür boyu hapis cezası verdiği Bosnalı Sırpların eski lideri Mladic’in davasında nihai karar açıklandı.

IRMCT, Mladic hakkında daha önce verilen ömür boyu hapis cezasını onarken, Mladic’in temyiz başvurusu ise reddedildi.

Temyiz yargıçları, Mladic’in işlediği suçları göz önünde bulundurarak, daha önce aldığı müebbet hapis cezasında değişiklik yapılmamasına hükmetti.

İddianamedeki 11 maddenin 10’undan suçlu bulunan eski Sırp komutan, iddianamede yer alan Kljuc, Sanski Most, Kotor-Varos, Prijedor, Foca ve Vlasenica şehirlerinde “soykırım suçu işlendiği” maddesinden hüküm giymedi.

Bosna Hersek’te 1992-1995’teki savaşta Sırpların liderliğini yapan Mladic, Srebrenitsa soykırımı, Saraybosna kuşatması ve çeşitli savaş suçlarından sorumlu tutuldu.

Hakkında 1995 yılında hazırlanan iddianamenin ardından 16 yıl saklanan ve 26 Mayıs 2011’de Sırbistan’da ele geçirilen Mladic’in davası, mayıs 2012’de başlamıştı.

ICTY’nin 2017’de hakkında verdiği ömür boyu hapis cezası kararına temmuz 2017’de itiraz eden Mladic, “adil yargılanmadığını” ve “hakimlerin, hakkında hüküm verirken maddi ve hukuki hata yaptığını” öne sürerek beraat ya da yeniden yargılanma talep etmişti.

Mladic’in itirazına ilişkin temyiz duruşmaları 25 ve 26 Ağustos 2020’de görülürken sağlık sorunları gerekçesiyle yaptığı erteleme talebi reddedilen 78 yaşındaki Mladic, duruşmaya bizzat katılarak savunmasını yapmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Hollanda polisinin, sosyal medya gruplarında yaptıkları yazışmalarda, 16 yaşındaki Türk asıllı bir kızın ölümüyle ilgili “Bir Türk daha azaldı” ifadesini kullandığı belirlendi.

Hollanda yerel medyasında çıkan habere göre, Rotterdam teşkilatına bağlı polisler hakkında WhatsApp gruplarında “ırkçı konuşmalar” yaptıkları gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında polislerin, ülkedeki azınlıklara, göçmenlere ve Afrikalılara yönelik ırkçı ve ayrımcı ifadeler kullandıkları tespit edildi.

Polislerden birinin, okuldan çıktığı sırada öldürülen Hümeyra E. için “Bir Türk daha azaldı.” ifadesini kullandığı kaydedildi.

Rotterdam polis şefi Fred Westerbeke, Hümeyra E’nin ölümü üzerine kullanılan ifadenin kınanması gerektiğini ve “aşağılayıcı” olduğunu söyledi.

Westerbeke, polislerin kınandığını ve haklarında başlatılan soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.

Rotterdam Designcollege’de eğitim gören Hümeyra E, 16 Aralık 2018’de okuldan dönerken eski erkek arkadaşı tarafından öldürülmüştü.

Hümeyra E, rahatsız edildiği için polise şikayette bulunmuş ancak şikayetleri dikkate alınmamıştı.

ROTTERDAM (AA) – Hollanda genel seçimlerini, 35 milletvekili çıkaran geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) kazandı, kadın siyasetçi Sigrid Kaag liderliğindeki koalisyon ortaklarından Demokratlar 66 (D66) da ikinci oldu.

Geert Wilders liderliğindeki İslam ve yabancı karşıtı aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) bir sıra gerileyerek üçüncü parti olsa da Meclisteki aşırı sağcıların sandalye sayısı 6 arttı.

Rutte, 2017 seçimlerinde kazandığı 33 sandalyeyi artırdı ve 35 milletvekili çıkardı, böylece VVD yapılan son 4 genel seçimde 4 kez üst üste birinci parti oldu.

Seçimin ikincisi ve en fazla kazançlı çıkanı ise kadın siyasetçi Sigrid Kaag liderliğindeki D66 oldu. 2017 seçimlerinde 19 sandalye kazanan D66, 24 milletvekili elde etti.

Bu sonuçlara göre, en az 4 partili bir koalisyon hükümeti kurulması bekleniyor.

1918’den beri ilk defa 17 parti Meclise girmeyi başardı

Hollandalılar, her seçim öncesinde olduğu gibi siyasi partilerin Türkiye’yi, Türkleri, Müslümanları ve İslam’ı malzeme olarak kullandığı ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gölgesinde seçime gitti.

Ülkede 15 Mart Pazartesi günü yerel saatle 07.30’da (TSİ 09.30) başlayan oy verme işlemi, 17 Mart saat 21.00’de (TSİ 23.00) sona erdi. Oyların yüzde 88’i sayıldı ve büyük kentlerden biri olan Rotterdam’daki sonuçlar henüz açıklanmadı.

1579 aday ve 37 partinin 150 sandalye için yarıştığı seçime katılım oranı yüzde 82,6 oldu. Rekor bir sayıyla 1918’den beri ilk defa 17 parti Meclise girmeyi başarırken, bunlardan 4’ü ilk kez Mecliste temsil hakkı elde etti.

“Hollanda’yı Kovid-19 krizinde yönetmeye devam etmek zorunda kalacağız”

Sonuca ilişkin konuşan Rutte, VVD’nin seçimlerden 4’üncü kez en büyük parti olarak çıkmasından dolayı çok mutlu olduğunu belirterek “Önümüzdeki haftalarda ve aylarda, Hollanda’yı Kovid-19 krizinde yönetmeye devam etmek zorunda kalacağız. Bu güzel bir akşamdı ama yapacak daha çok işimiz var.” dedi.

Rutte, halkın 4’üncü kez VVD’ye güvenip oy vermesinin büyük bir sorumluluk olduğunu söyledi.

“Hollandalıların aşırı değil ılımlı olduğunu görüyoruz”

Rutte’nin partisi VVD’yi 24 sandalye ile takip eden Kaag da Hollanda’nın D66’nın iyimserliğine ve vizyonuna hazır olduğunu ifade ederek “Sonuçlara baktığımız zaman Hollandalıların aşırı değil ılımlı olduğunu görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.



Kaag, Hollanda’nın “iklim felaketi” ile “daha ilerici, daha adil ve daha yeşil bir şekilde” mücadele etmek için daha fazla beklemek istemediğine dikkati çekerek “Bunu başarmak için birlikte çalışmak istiyoruz. Bize duyulan güveni çok ciddiye alıyoruz ve buna hazırız.” ifadesini kullandı.

“En büyük muhalefet olmaya devam edeceğiz”

D66’yı, 17 sandalyeye ulaşan aşırı sağcı Wilders liderliğindeki PVV takip etti. 2017’de 20 milletvekili çıkaran yabancı ve İslam karşıtı PVV 3 sandalye kaybetti.

Wilders, “Daha fazlasını tercih ederdik ancak bu yine de harika bir sonuç. Koalisyonda bize yer olmadığını düşünüyorum. Ancak en büyük muhalefet olmaya devam edeceğiz. Bunun için çok enerjim var ve bunu dört gözle bekliyorum.” diye konuştu.

Bir başka aşırı sağcı Thierry Baudet liderliğindeki Demokrasi için Forum Partisi (FvD), 2017 seçimlerine göre sandalye sayısını 2’den 8’e çıkarırken, ilk defa genel seçimlere katılan FvD’den ayrılanların kurduğu JA21 Partisi de 4 sandalye kazandı.

Buna göre, aşırı sağcıların Meclisteki toplam sandalye sayısı 22’den 29’a çıktı.

PVV’yi seçimde sandalye kaybeden koalisyon ortaklarından Hristiyan Demokrat Parti (CDA) takip etti. 2017 seçimlerinde 19 milletvekili çıkaran CDA, bu sefer 15 milletvekilliği kazanabildi.

Bir başka koalisyon ortağı Hristiyan Birlik Partisi (CU) 5 sandalye ile aynı kaldı.

Sol partilerin kaybı büyük

Jesse Klaver liderliğindeki Yeşil Sol (GL), 7 sandalye kaybederek 7 milletvekili, Lilian Marijnissen liderliğindeki Sosyalist Parti (SP) de 2017 seçimlerine göre 5 milletvekili kaybederek 9 sandalye elde ederken, İşçi Partisi (PvdA) 9 sandalye ile 2017 seçimlerindeki aynı sonucu elde etti.

DENK 2 sandalye kazandı

Üyelerinin çoğu Türk ve göçmenlerden oluşan ve geçen seçime göre bir sandalye kaybeden Denk Partisi ise 2 milletvekili ile temsil edilecek.

İlk defa genel seçimlere katılan, kendisini “İslam’dan ilham alan parti” olarak tanıtan NIDA Partisi başarı elde edemedi.

En az 4 partili koalisyon

Sonuçlara göre, hiçbir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı.

Bir partinin hükümet kurabilmesi için parlamentodaki 150 milletvekilinden en az 76’sının desteğini alması gerekiyor.

22 Mart’ta resmi sonuçların açıklanmasının ardından koalisyon görüşmeleri başlayacak.

En fazla milletvekili çıkaran partinin diğer partilere hükümet kurma teklifi götürmesi ve sürecin çok fazla sürmemesi bekleniyor.

Rutte liderliğindeki VVD’nin, D66 ve CDA ile tekrar hükümet kurmak isteyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Muhabir: Abdullah Aşıran