Boy uzatma ameliyatına ilgi artıyor

İSTANBUL (AA) – Medicana Bahçelievler Hastanesi Ortopedi Uzm. Doç. Dr. Okan Özkunt, son dönemde boy uzatma ameliyatlarına ilginin arttığını belirterek, “Boy uzatma ameliyatları, gerek estetik nedenlerle gerekse sağlık sorunlarının tedavisi amacıyla uygulanabilen ortopedik cerrahi operasyonlardır.” ifadelerini kullandı.

Medicana’dan yapılan açıklamaya göre, son dönemde estetik anlamda popülerlik kazanan boy uzatma ameliyatı, pek çok kişi tarafından merak edilerek araştırılıyor. Boy uzatma ameliyatında uygun teknikler yardımıyla 8-15 cm düzeyinde bir uzama elde edilebiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Bahçelievler Hastanesi Ortopedi Uzm. Doç. Dr. Okan Özkunt, boy kısalığının hastanın tüm uzuvlarındaki genel kısalık olduğunu ve en sık görüldüğü durum halk arasında yaygın bilinen ismiyle cücelik hastalığı olduğunu belirtti.

Özkunt, “Travmalar, kalıtımsal hastalıklar, büyüme kıkırdağı hasarları, doğuştan gelen deformiteler gibi durumlarda da boy veya uzuv kısalığı görülebilir. Bu sorunlar gerek ortopedik gerekse estetik açıdan olumsuzluklara yol açar. Sonuç olarak hastalarda günlük yaşam önemli ölçüde zorlaşır, psikolojik yönden de sorunlar ortaya çıkabilir.” ifadelerini kullandı.

Modern tıbbın ve gelişen teknolojinin sunmuş olduğu imkanlar yardımıyla gerçekleştirilen cerrahi operasyonlar ile boyun veya herhangi kısa kalan bir uzvun uzatılmasının mümkün olduğunu kaydeden Özkunt, “Genel olarak boyun uzatılması her iki uyluk kemiği, iki kaval kemiği veya bunların her ikisinin birden uzatılması ile boy uzatma işlemi gerçekleştirilebilir. Yalnızca belirli bir ekstremitede kısalık söz konusu olması halinde işlem tek taraflı olarak yapılabilir, ayrıca kol kemiklerinin de aynı yöntemlerle uzatılabilmesi mümkündür.” açıklamasını yaptı.

Doç. Dr. Özkunt, son dönemde boy uzatma ameliyatlarına ilginin arttığını aktararak, “Boy uzatma ameliyatları, gerek estetik nedenlerle gerekse sağlık sorunlarının tedavisi amacıyla uygulanabilen ortopedik cerrahi operasyonlardır. Bacaklara ve kollara uygulanabilen bu operasyonlarda kemikler kesilerek fiksatör adı verilen cihazlar yardımıyla daha uzun bir kemik oluşturulacak şekilde kaynaştırılır. Vücudun farklı bir kısmından kemik almanın gerekli olmadığı bu operasyonlar tamamen vücudun yeni kemik, yumuşak doku, bağ, sinir ve kan damarı üretimi yardımıyla gerçekleştirilir. Uzuvlar arasındaki doğumsal veya travma sonucu oluşmuş boy farklılıkları, cücelik gibi hastalıkların tedavisinde, boyunu uzatmak isteyen hastalarda ise estetik amaçlı boy uzatma ameliyatı gerçekleştirilebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

– "Dış tespit ve iç tespit olmak üzere iki farklı yöntemle gerçekleştirilebilir"

​​​​​​​Boy uzatma ameliyatlarının, dışarıdan uygulanan ilizarov tekniği ya da içeriden uzayabilen çiviler yardımıyla kemiklerin gün gün uzatılması ile gerçekleştirildiğine işaret eden Özkunt, “Kemiğe yerleştirilen cihazlar hedeflenen uzunluğa bağlı olarak da değişmekle birlikte minimum 6 ay boyunca vücutta kalır. Vücut oranı, uzuvlardaki kısalığın düzeyi gibi durumlar göz önünde bulundurularak hastalarda uygun teknikler yardımıyla 8-15 cm düzeyinde bir uzama elde edilebilir. 5-7 cm’nin üzerinde bir uzamanın hedeflendiği hastalarda hem kaval hem de uyluk kemiğinde uzatma yapılması gerekir.” ifadelerini kullandı.

Özkunt, boy uzatma ameliyatlarının dış tespit ve iç tespit olmak üzere iki farklı yöntemle gerçekleştirilebildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bazı hastalarda ise bu iki yöntemin kombine şekilde uygulanması gerekebilir. Daha çok geçmiş dönemde kullanılan dış tespit yöntemi, kemiğe dışarıdan yerleştirilen tespit cihazları kullanılarak gerçekleştirilir. Günümüzde daha yaygın olarak tercih edilen iç tespitte ise vücudun içine yerleştirilebilen ve dışarıdan kumanda ile kontrol edilen motorlu çivi adlı cihazlar kullanılır. Operasyonla dış veya iç tespit ilgili kemiğe yerleştirildikten sonra günde her genişletmede yaklaşık 0,25 mm, her gün ise yaklaşık 1 mm olacak şekilde kemikler yavaş yavaş birbirinden uzaklaştırılır. Arada kalan boşluk vücudun yeni kemik, doku, kan damarı, sinir ve bağ üretimi yardımıyla doldurulur. Sonuç olarak kemik her gün 1 mm uzatılmış olur.”

– "Cücelik, doğumsal hastalık gibi durumlarda sıklıkla uygulanan tedavi yolu"

Boy uzatma operasyonlarının genetik olarak gerçek anlamda bir boy kısalığı sorunu olan hastalara veya uzuvlarında kısalık, deformite gibi sorunları bulunan hastalara uygulandığını belirten Özkunt, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu ameliyatlar her ne kadar çoğunlukla estetik yönüyle bilinse de aslında cücelik, doğumsal hastalık gibi durumlarda sıklıkla uygulanan birer tedavi yoludur. Hormonal bozukluklar, beslenme bozuklukları, büyümeyi etkileyen çocukluk çağı hastalıkları, kemik ve eklem hastalıkları veya çocukluk çağında gelişen böbrek hastalıkları gibi boy kısalığına yol açabilen sağlık sorunlarının tedavi planı içerisinde bu ameliyatlara da yer verilebilir. Fakat günümüzde kullanılan tekniklerin de gelişmesi ve risklerin azalması ile birlikte boy kısalığına ilişkin estetik kaygılar yaşayan hastalarda boy uzatma için de tercih edilebilir. Cerrahi bir tedavi yöntemi olması nedeniyle tüm ameliyatlarda olan enfeksiyon, pıhtı atma, iyileşme sorunları gibi riskler düşük oranda da olsa söz konusudur. Fakat alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen doğru tedavi ve düzenli takip ile birlikte bu operasyonlar riskli ameliyatlar değildir ve çoğu bireye uygulanabilir.”

Özkunt, estetik nedenlerden dolayı yapılan boy uzatma ameliyatlarında, kemik gelişiminin tamamlandığı 19-20 yaşlarının beklenmesi gerektiğine işaret edeek, “Genel olarak estetik boy uzatma işlemleri için uygun yaş aralığı 18-50 yaş olarak belirtilebilir. 50 yaştan sonra kemik yapımının yavaşlaması, iyileşme süresinin uzaması gibi nedenlerden dolayı bu operasyonlar önerilmez. Fakat travmalar, uzuvlar arası boy farklılığı gibi durumların varlığında her yaştan hastaya boy uzatma ameliyatı uygulanabilir. Cücelik, doğumsal hastalıklar ve çocukluk çağı hastalıkları gibi sorunlara bağlı olarak gelişen boy ve uzuv kısalıklarının tedavisi için uygulanan operasyonlar 18 yaş beklenmeden daha erken yaşlarda veya çocukluk döneminde gerçekleştirilebilir.” açıklamasını yaptı.

Özkunt, estetik nedenlerle veya boy ve uzuv kısalığına yol açan hastalıkların tedavisinde uygulanan boy uzatma ameliyatları için doğru teknik, doğru zaman ve doğru uzatma hedefi gibi açılardan hastaya göre farklılık göstereceğinin altını çizdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Medicana Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Taner Has, yaz gribinin ciddi belirtileri olan önemli bir hastalık olduğu konusunda vatandaşları uyardı.

Taner Has, konuya ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada, kış mevsiminde hava soğukluğundan kaynaklanan grip hastalığının yaz aylarında da üşüme, ateş, öksürük olarak kendini gösterebileceğini belirtti.

Halk arasında yaz gribi olarak adlandırılan bu hastalığın lejyoner hastalığı olarak da adlandırıldığını aktaran Has, özellikle klimalı ortamda çok fazla vakit geçiren kişilerin yaz gribine yakalanma riskinin daha fazla olduğunu vurguladı.

Uzm. Dr. Has, yaz gribinin kas ve eklemlerde ağrılara neden olan, daha ağır seyreden vakalarda ateş, halsizlik, balgam hatta nefes darlığına yol açan bir hastalık olduğunu kaydetti.

Tıpkı gripte olduğu gibi bu hastalığa neden olan mikropların da ağız ve burun gibi üst solunum yoluyla bulaştığını belirten Has, yaz gribine sebep olan mikroorganizmaların yapısının, kış aylarında görülen grip hastalığından daha farklı olduğunu aktardı.

Has, grip hastalığının genellikle kış mevsimi ile ilişkilendirildiğini, bu sebeple yazın da grip olunabileceğini pek kimsenin düşünmediğini ancak yaz gribinin de ciddi belirtileri olan önemli bir hastalık olduğu konusunda vatandaşları uyardı.

-"Ani hava değişimleri yaz gribine yakalanma riskini yükseltir"

Yaz gribinin, özellikle son yıllarda daha sık karşılaşılan bir problem olduğunun altını çizen Taner Has, bu artışın artan klima kullanımından kaynaklandığını, havalandırma sistemlerinin filtre temizliği konusunda uyarılarda bulundu.

Has, "Ani hava değişimleri yaz gribine yakalanma riskini yükseltir. Bunun anlamı şudur: klimalı ortamda uzun süre geçirdikten sonra bir anda sıcak havaya çıkmak ya da tam tersi sıcak havadan klimalı ortama girince aniden soğuk havaya maruz kalmak vücudun ısı dengesini bozar. Bunu önlemek için ani hava değişimlerinden kaçınılmalı ve yaz aylarında klima çok düşük ısılarda çalıştırılmamalıdır." ifadelerini kullandı.

Ani ısı değişimlerine ek olarak havalandırma sistemlerinde bulunan filtrelerin de düzenli olarak temizlenmesi gerektiğine dikkati çeken Has, temizlenmemiş ya da bakımı gerçekleştirilmemiş filtrelerin zararlı mikroorganizmalar barındırabileceğini vurguladı.

Klimanın yanı sıra havuza girerken de dikkatli olunması gerektiğini belirten Has, "Tıpkı klimalarda olduğu gibi havuzlarda da havalandırma filtreleri vardır ve bunların temiz olması çok önemlidir. Az önce de bahsettiğim gibi yaz gribi mikroorganizmalar yoluyla bulaşır ve eğer girdiğiniz havuzda yaz gribi olan ya da yakın zamanda geçiren biri varsa, hastalığının size bulaşma riski oldukça yüksektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Denize girdikten da uzun süre ıslak kalınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Has, şu ifadeleri kullandı:

"Siz hava nasıl olsa sıcak diye düşünebilirsiniz ancak uzun süre ıslak kıyafetlerle kalmak farklı hastalıklar dışında yaz gribine de yol açabilir. Özellikle rüzgarlı havalarda buna çok dikkat etmekte yarar var."

Yaz gribinden korunmak için diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın önemine değinen Uzm. Dr. Has, yeterli sıvı tüketiminin özellikle yaz aylarında çok önemli olduğunu kaydetti.

Genel olarak yapılan yanlışın aksine, su içmek için susamaya gerek olmadığını belirten Has, "Vücudunuz terleme yoluyla zaten sürekli su kaybeder. Yeterli ve dengeli beslenmek yine yaz gribine yakalanma riskini azaltır. Çünkü bağışıklık sistemini güçlendiren en önemli etken dengeli beslenmelidir." ifadelerini kullandı.

Has, yaz gribinden korunmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

"Yeterli sıvı alımına, dengeli beslenmeye ve düzenli uykuya mutlaka dikkat edilmelidir. Klimaların ve diğer havalandırma sistemlerinin periyodik temizlik kontrolü ve filtre bakımı ihmal edilmemelidir. Klima kullanımı sürekli olmamalı, klima aralıklı olarak çalıştırılmalı ve sıcaklığı ortalama 23 derece olmalıdır."

Yaz gribinde doktor onayı olmadan ilaç kullanılmaması gerektiğini özellikle belirten Uzm. Dr. Has, yaz gribi belirtileri ortaya çıktığında mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

İZMİR (AA) – TFF 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Bucaspor 1928, sağlık sponsoru Medicana Sağlık Grubu ile sözleşmesini yeniledi.

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Ulvi Ünal, hastanede düzenlenen imza töreninde, geçen yıl 8 kulüple sağlık sponsorluğu anlaşması yaptıklarını söyledi.

Bu yıl da aynı şekilde devam etmek istediklerini belirten Ünal, şöyle konuştu:

"Ben bu vesile ile başkanımızdan bir söz almak istiyorum. Geçen yıl kendilerinin şampiyonluğu bizleri çok gururlandırdı. Aynı şekilde Altay’ın şampiyonluğu, Karşıyaka Spor Kulübü’nün basketbolda FIBA Şampiyonlar Ligi'nde finale kadar çıkması ve diğer takımlarımızın başarıları. Bu başarılar İzmirli olarak hepimizin göğsünü kabartıyor ancak madem öyle başkanımız bizi alıştırdı, Bucaspor’dan bu yıl da bir şampiyonluk bekliyoruz. Bu sezon, şampiyon olarak takımlarımızın bayraklarını hastanemizin dış cephesine asmak ve onlarla ne kadar övündüğümüzü göstermek istiyorum."

Bucaspor 1928 Kulübü Başkanı Cihan Aktaş ise Medicana'nın İzmir’de faaliyet gösterdiği ilk günden bu yana kendilerine ve diğer kulüplere çok önemli destekler verdiğini kaydetti.

Spor kulüpleri için oyuncu sağlığının ciddi bir maliyet oluğunu belirten Aktaş, "Bu nedenle sponsorlarımız önem arz ediyor. İzmir'de sponsor bulmak da kolay değil. Medicana, İzmir’de geldiği günden bu yana bizim için çok önemli bir maliyet ayağını üstlenmiş oldu. Geçen yıl bize uğurlu geldi, şampiyon olduk. Bu sene yine şampiyon olmak istiyoruz." dedi.

Sponsorluk sözleşmesi kapsamında, kulüp bünyesinde görev yapan tüm profesyonel sporcu ve teknik heyetin sağlık hizmetleri Medicana International İzmir Hastanesi tarafından sağlanacak.

​​​​​​​