Brüt metrekaresi 250'yi aşmayan konut veya işyeri için değerleme ücreti 738 liradan 793 liraya çıktı

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK), Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar kapsamında, birlik üyelerinin 2021’de baz alacağı gayrimenkul değerleme asgari ücret tarifesi güncellenirken, uygulama esasları aynen korundu.

Buna göre, 2021’de brüt metrekareye göre uygulanacak değerleme ücreti imarlı veya imarsız bağ, bahçe, tarla, tarım alanı, özel orman için 850 lira ile 1.193 lira arasında değişecek. Söz konusu tutar, arsalarda 1.110 lira ila 2 bin 150 lira arasında uygulanacak.

Değerleme ücreti, dükkan, plaza ve iş merkezlerinde 100 metrekareye kadar olanlar için 871 lira, 101-500 metrekare arası değişenlerde ise 1.031 lira düzeyinde uygulanacak. Metrekaresi 20 bini aşan dükkan, plaza ve iş merkezi için değerleme ücreti 3 bin 438 liraya kadar çıkarken, yalılar ve eski eser niteliğindeki gayrimenkuller için 4 bin 427 lira olarak alınacak.

Bağımsız bölüm niteliği kazanmış konut, ofis veya bürolarda brüt metrekaresi 250’yi aşmayanlar için değerleme ücreti 738 liradan 793 liraya çıkarılırken, bu tutar metrekaresi 251 ila 500 arasında bulunanlar için 990 lira düzeyinde belirlendi. Brüt metrekaresi 501’den fazla olan konut, ofis veya bürolara yönelik değerleme ücreti ise 1.188-2 bin 863 lira bandında değişiklik gösterecek.

Akaryakıt istasyonları için 5 bin 401 liraya revize edilen değerleme ücretleri, üretim, depolama, zirai ve sınai nitelikli yapılar için brüt metre karesine göre 777 lira ila 7 bin 90 lira arasında değişecek.

Değerleme ücreti, AVM, hastane, sağlık tesisi, okul, otel, motel, pansiyon, konaklama tesisi, kültür tesisi, kütüphane, sinema salonu, tiyatro salonu, sergi salonu, gösteri merkezleri, düğün salonları, nikah daireleri, dini ve askeri tesisler ile spor tesis ve kompleksleri gibi hizmet amaçlı kullanılan gayrimenkuller için de brüt metrekaresindeki değişime göre 1.669 lira ila 8 bin 102 lira arasında olacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Buna göre, Yıldız Pazar için belirlenen yeni kriterlerle piyasa değeri 500 milyon liradan 1 milyar liraya, fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri 100 milyon liradan 150 milyon liraya, yerli bireysel yatırımcı sayısı 1000’den 1500’e ve yerli fon tutarı 3 milyon liradan 5 milyon liraya yükseltilirken, likidite değeri 2,5’ten 1,5’e düşürüldü.

Ana Pazar için piyasa değeri 60 milyon liradan 150 milyon liraya, fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri 30 milyon liradan 60 milyon liraya ve yerli bireysel yatırımcı sayısı 500’den 750’ye çıkartılırken, likidite değeri 7,5’ten 5’e indirildi.

Kriterler içerisinde yer alan yerli bireysel yatırımcı sayısının bulunmasında kullanılan ilgili payda son bir yıl içinde sahip olunan piyasa değerine ilişkin tutar 500 liradan 1.000 liraya yükseltildi.

İstisnaların uygulanabilmesi için fiili dolaşımın ise yüzde 5’ten büyük olması şartı getirildi.

Yıldız Pazar için uygulanan istisnada fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri 750 milyon liradan 1 milyar 250 milyon liraya yükseltilirken, likidite değeri 2,5’ten 1,5’e düşürüldü.

Ana Pazar için uygulanan istisnada ise fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri 30 milyon liradan 60 milyon liraya yükseltildi.

Öte yandan, Alt Pazar’da yer alan fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri 250 milyon liranın üstünde ve likiditesi 1,5’ten küçük olan payların Ana Pazar’a alınmasına yönelik yeni bir istisna getirildi.

Yeni kriter düzenlemesi 1 Ekim itibarıyla geçerli olacak.

İSTANBUL(AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası dünya çapında yatırımcı algısı ve davranışlarındaki değişiklik dikkati çekerken, borsaya giriş yapan yatırımcı sayısının her geçen gün arttığı görülüyor.

Salgın sürecinde evde çalışılmasının yanı sıra gelişen teknolojiyle birlikte sermaye piyasalarında işlem yapmanın kolaylaşması, halka arzlarda sağlanan yüksek getiriler ve faizlerin düşük seyri de yatırımcı sayısındaki artışı destekledi.

Sermaye piyasalarındaki derinleşmeyi ve tasarruflardaki artışı destekleyen bu durum, her ne kadar pozitif karşılansa da manipülatörlerin boş durmayarak yatırımcıları tuzağa düşürmek için farklı yöntemlere başvurması dikkati çekti.

Manipülatörlerin özellikle küçük yatırımcının tecrübesizliğinden faydalanarak “kısa sürede borsadaki parasını katlama” taahhüdü ile yatırımcıları yanlış yönlendirdiğine işaret eden uzmanlar, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul’dan yapılan uyarılara kulak verilmesi ve profesyonel destek alınması gerektiğini vurguluyor.

“Artan yatırımcı sayısı sermaye piyasalarını derinleştirmek için bir fırsat penceresi”

SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, SPK olarak temel sorumluluklarının, sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişi ve gelişmesinin sağlanması olduğunu vurguladı.

Türkiye’de özel sektör fonlamasının borçlanma yoluyla bankacılık sektörü üzerinde yoğunlaştığını aktaran Taşkesenlioğlu, şunları kaydetti:

“Bu durum, bir yandan şirketlerin uzun vadeli fon sağlamalarında sıkıntılar yaşanmasına ve öz kaynak finansmanı alternatifinin dışlanmasına neden olurken, diğer yandan tasarruf sahiplerinin de sağlam ve karlı şirketlere ortak olabilmesinin önüne geçiyor. Sermaye piyasaları, öz kaynak finansmanı yöntemi ve şirketlerin finansman karmasındaki payının artması, bu iki sorunun çözülebilmesine oldukça önemli katkılar sağlayacak. Bu konu, kamunun ilgili stratejik planlarında da yer alıyor ve uzun yıllardır çalışılıyor.”

Taşkesenlioğlu, geçen yıl sermaye piyasalarına duyulan ilgideki artıştan oldukça umutlandığını, bu paralelde SPK olarak sorumluluklarının da bir o kadar arttığını söyledi.

Uzun yıllardır 1 milyon civarında seyreden pay piyasası yatırımcı sayısının 2021 itibarıyla 2 milyonu aştığına işaret eden Taşkesenlioğlu, artan bu ilginin sermaye piyasalarını derinleştirebilmek için önemli bir fırsat penceresi sunduğunu vurguladı.

Taşkesenlioğlu, birçok yatırımcı davranışı ve tepkisinden, yatırım kararları alınırken şirketlerin yeterince incelenmediği ve yatırım kararlarının finansal verilerle desteklenmediğine de dikkati çekerek, “Maalesef birçok yatırımcının şirketlerin ticaret unvanlarını, faaliyet konularını dahi bilmeden sadece şirketlerin borsa koduna bakarak yatırım yaptığı örnekleri görüyoruz.” dedi.

Son dönemde artan likiditeyle Türkiye’de ve küresel ölçekte pay piyasalarında önemli artışlar yaşandığını kaydeden Taşkesenlioğlu, “Birçok yatırımcının da temel olarak bu süreçten faydalanmaya çalıştığını gözlemledik. Finansal piyasalar tarihi, aşırı getirilerin bir zaman sonra düşerek uzun vadeli ortalamasına yakınsadığı örneklerle dolu. Bir payın sadece önceki günlerde fiyatının arttığı için alınması, sizi en yüksek fiyattan alan kişi yapabilir. Bunu daima akılda tutmak gerekiyor.” uyarısında bulundu.

“Meydana gelebilecek zararlarla ilgili SPK’nın tazmin yükümlülüğü yoktur”

Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Türkiye’de sermaye piyasalarının, fiziki ve yasal düzenleme altyapısı bağlamında, yatırımcıyı koruma açısından gelişmiş ülke örnekleriyle tam uyumlu bir biçimde dizayn edildiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“SPK olarak, şirketlerin kurumsal biçimde yönetilmeleri, büyük ortaklarıyla olan ticari ilişkileri, önemli bilgilerin kamuya eş zamanlı bir biçimde aktarılması, sermaye artırımları ile elde edilen fonların kullanılması ve doğru raporlama yapılması gibi konulara doğrudan müdahil oluyoruz ve gerektiğinde mevzuata aykırı davrananlara dönük idari para cezaları tesis ediyoruz. Ancak tüm dünya örneklerinde olduğu gibi manipülasyon, içsel bilgiye dayalı işlem ya da benzeri usulsüzlükler olmadığı sürece SPK’nın da görev tanımında yer almayan ve müdahil olmadığı yegane unsur, piyasa paydaşlarının hep birlikte karar verdikleri pay fiyatıdır. Fiyat oluşumunda herhangi bir usulsüzlük tespit edildiğinde zaten idari para cezaları, işlem yasakları, suç duyuruları ve işlem esaslarına yönelik tedbirler ile müdahale ediyoruz. Bunun dışında pay fiyatları; söz konusu şirkete, sektöre, ulusal ekonomiye ve her bir yatırımcının şahsi risk algısı ve beklentisine göre dinamik bir süreçte şekillenmektedir. Bu yüzden yatırımcılarımızın, pay piyasalarında hesap ettikleri değerleme ve şahsi beklentilerine göre işlem yapmaları gerek. Bu süreçte yatırımcıların kendi yatırım tercihlerinin sonucunda kar veya zararla sonuçlanan işlemlerde SPK’nın herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.”

Alınan yatırım kararları sonucunda oluşacak kar veya zararın yatırımcının kendisine ait olduğunu vurgulayan Taşkesenlioğlu, meydana gelebilecek zararlarla ilgili SPK’nın tazmin yükümlülüğünün bulunmadığına işaret etti.

Taşkesenlioğlu ayrıca, şirketlerin SPK kurallarına tabi olmasının, bu şirketlerin tüm işlemlerinin SPK tarafından onaylandığı veya SPK’nın söz konusu şirketlerin veya oluşan pay fiyatlarının arkasında olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

“Yazılan her mesajın, atılan her tivitin arkasında şahsi menfaatler olabilir”

SPK Başkanı Taşkesenlioğlu, yatırımcıların karar aşamasında profesyonel destek almalarının önemine işaret etti.

Taşkesenlioğlu, belli bir ölçeğin altında tasarrufa sahip yatırımcıların yatırım danışmanlığı hizmeti satın alabilmesinin mümkün olamayabileceğini ancak birçok yatırım kuruluşunun, piyasaya ve şirketlere ilişkin fiyat beklentilerini ücretsiz olarak kamuoyuyla paylaştığını söyledi.

Özellikle finansal verilerin işaret ettiği seviyelerden önemli ölçüde sapma gösteren şirketlere sadece aldıkları duyumlarla yatırım yapan tasarruf sahipleri bulunduğunu aktaran Taşkesenlioğlu, “Bu yatırımcılarımız, SPK bültenlerini inceleme fırsatı bulurlarsa bazı kişilerin yüksek fiyatlardan yatırımcılara alım tavsiye ederken kendilerinin ilgili payları satarak önemli kazançlar elde ettiklerini görecektir.” dedi.

Yazılan her mesajın, atılan her tivitin arkasında o kişilerin şahsi menfaatleri olabileceğini belirten Taşkesenlioğlu, “Bunu kapalı gruplar dahil birçok sosyal medya mecrasında görüldüğü üzere SPK, tespit ediyor ve ilgililer hakkında yüksek tutarlı idari para cezaları tesis ediyor. Şunu da belirtmek isterim ki bu para cezaları piyasa bozucu işlemler yapan kişileri caydırma ve cezalandırmaya yönelik olup bu cezalarla yatırımcı zararlarının karşılanması söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.