Buğdayın laboratuvardaki hasadı 8 aydan 2 aya düştü

SAMSUN (AA) – Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde uygulanan yöntemle tohumluk geliştirilmesi için buğdayın hasat süreci 8 aydan 2 aya düşürüldü, böylece 12 yıllık tescil süresi 7-8 yıla indirildi.

Tarla bitkileri arasında Türkiye’de en çok üretilen ve tüketilen tarım ürünü olan buğday, hububat ekim alanlarının yüzde 68’ini oluşturuyor.

Bitkisel üretim içinde önemli yeri bulunan buğdayın ekiminden tüketimine kadar geçirdiği süreçte her adım büyük özen gerektiriyor.

Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde bilimsel araştırmaların hızlandırılması için hızlı ıslah ünitesi kuruldu. Normal süreçte 8 ayda büyüyen buğday, bu ünitede 2 ayda hasat edilebilir hale geliyor.

Yılda 6 kez ürün alınabilen hızlı ıslah ünitesi sayesinde Türkiye’nin ihtiyacı olan kaliteli ve verimli ekmeklik buğday tohumu, 7-8 yılda tescil edilebilecek.

12 yıl süren çeşit tescil süreci, 7-8 yıla kadar düşüyor

Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde görev yapan araştırmacı Cemal Şermet, AA muhabirine, büyüyen dünya nüfusu karşısında gıda güvenliği ve tarımsal üretimin büyük önem taşıdığını söyledi.

Ülkelerin özellikle stratejik ürün gruplarında sürdürülebilir ve kendi kendine yeterlilik için ıslah programlarına yatırımlarını artırdığına dikkati çeken Şermet, miktar ve kaliteyi yükseltmenin ancak ıslah çalışmalarıyla mümkün olduğuna işaret etti.

Enstitüde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu vasıflarda ekmeklik buğday çeşitleri geliştirmek için ıslah çalışmaları yürütüldüğünü belirten Şermet, ziraat yüksek mühendisleri Hasan Orhan Bayramoğlu, Yavuz Balmuk ve kendisinin yürüttüğü ekmeklik buğday ıslah projesi kapsamında bugüne kadar 6 ekmeklik buğday ve 1 yemlik arpa çeşidi tescil ettirildiğini anlattı.

Yeni bir çeşidin geliştirilerek tescil edilmesinin 12 yıllık bir süreci kapsadığını dile getiren Şermet, şöyle devam etti:

“Hızlı şekilde değişen çevresel koşullara uyum sağlamak ve ortaya çıkan problemlerin kısa sürede çözümü bakımından sürecin kısaltılması elzem bir konudur. Bu amaçla Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde, Doğu Karadeniz Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığının desteğiyle hızlı ıslah ünitesi kuruldu. Bu yöntem, sıcaklık, nem ve ışıklanma süresini yeniden yapılandırılarak bitki gelişimini hızlandırmak için yapay koşulların oluşturulması esasına dayanmaktadır. Herhangi bir kimyasal uygulama ya da etik dışı genetik manipülasyon söz konusu değildir. Hızlı ıslah yöntemi bilimsel araştırma çalışmalarına yönelik bir uygulama olup, doğal üretim alanlarında uygulama olanağı bulunmamaktadır.”

Tohumlar 2-3 gün içinde çimlenerek çıkış yapıyor

Şermet, doğal koşullarda 8 aylık yetişme periyoduna sahip buğdayın bu yöntemle 2 ayda gelişimini tamamlayarak hasat edilebildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bir yılda 6 generasyon atlatılarak 6 yıllık genetik durulma aşaması 1 yılda tamamlanmaktadır. Bu teknik sayesinde 12 yıl süren çeşit tescil süreci, 7 ila 8 yıla kadar düşürülebilmektedir. Tam otomasyona sahip ünitede viyollere ekimi yapılan tohumlar 2-3 gün içinde çimlenerek çıkış yapmaktadır. Genotiplere göre farklılık göstermekle birlikte bitkiler 25-28 gün sonra başaklanmaktadır. 49-51 gün sonra hasat edilerek elde edilen tohumlar, tekrar ekim için hazırlanarak viyollere ekimi gerçekleştirilmektedir. 2 aylık bu döngü bir yılda 6 kez tekrarlanmaktadır. Ayrıca 5-6 yıl süren geriye melez çalışmaları aynı yöntem kullanılarak 1 yılda tamamlanabilmektedir.”

Buğday üretiminde önemli bir kısıt faktörü olan hastalıklarla ilgili test çalışmaları da yürüttüklerini bildiren Şermet, “Hastalıklara dayanıklı çeşitlerin geliştirilme süreci hızlandırılmaktadır. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, bu teknikle çeşit tescilinde daha kısa sürede sonuca ulaşarak buğday üretim alanlarında muhtemel problemlere karşı hızlı çözümler üretmeyi ve ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedeflemektedir.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye Tohumcular Birliğince (TÜRKTOB) 2016'dan bu yana yürütülen Tohumun İzinde Sosyal Sorumluluk Projesi'nin 5. fazı kapsamında Hatay'da 153 tohum materyali toplandı.

TÜRKTOB'dan yapılan açıklamaya göre, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü öncülüğünde yapılan yerel çeşit tohum toplama çalışmalarında Hatay'ın Samandağ, Yayladağı, Altınözü, Reyhanlı ve Kırıkhan ilçelerinde atalık tohum kullanan küçük aile işletmeleri ziyaret edildi.

Çalışmalar sonucunda buğday, arpa, bakla, mısır, domates, ayçiçeği, hıyar, nohut, patlıcan, karpuz, kavun, pancar, kabak, maydanoz, fasulye, enginar, bezelye, börülce, lahana, bamya, dereotu, tütün, tere, turp, marul, acur, roka, sumak, zahter, kimyon, kişniş ve kekik çeşitlerinden 153 tohum materyali toplandı.

Tohum toplama sırasında yerel çeşit adı, toplandığı yöre (il, ilçe, köy), çiftçi adı, enlem boylam bilgileri çiftçi iletişim bilgileri, ürüne ait önemli özellikler, önemli yetiştirme teknikleri, yerel çeşidin durumunu tanımlayan envanter oluşturuldu.

Toplanan tohumlar temizlik, çimlenme testleri ve uygun nem içeriğine düşürme çalışmaları tamamlandıktan sonra Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tohum gen bankalarına teslim edilecek. Böylelikle Tohumun İzinde Projesi kapsamında toplam 324 çeşit, gen bankalarına kazandırılmış olacak.

BİNGÖL(AA) – Bingöl Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, Gençlik ve Sivil Toplumu Geliştirme Derneği (BİNÇEVDER) Başkanlığını da yürüten Karaaslan, ömrünü doğal yaşamın sürdürülebilmesine adadı.

Yıllardır TEMA Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışma yapan 57 yaşındaki Karaaslan, son dönemde kentte üretimi nadiren süren, adını ilk ürünün üretildiği yörede Zazaca “Guldar” olarak bilinen Akdurmuş köyünden alan asırlık domatesin üretimi için uğraş veriyor.

4 yıl önce köy sakinlerinden Hacı Yaşar’dan temin ettiği bir avuç tohum ve ondan kiraladığı Akdurmuş köyünde ve Karşıyaka Mahallesi’ndeki toplam 10 dönüm arazide üretime başlayan Karaaslan, büyük emeklerle 100 milyon tohum, 50 milyon fide, 70 ton domates elde etti.

Tohumlardan elde ettiği fidelerin büyük bölümünü domates üretiminin yaygınlaşması için bölgedeki çiftçilere ücretsiz dağıtan Karaaslan, önümüzdeki aylarda tohum satışına, ilkbaharda ise fide satışına başlamayı hedefliyor.

Sos ve salça yapımında da kullanılan Guldar” cinsi domatesin coğrafi işaret tescili için Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Üniversitesince başlatılan çalışmalar ise sürüyor.

“Tohum deposu oluşturduk”

Karaaslan, AA muhabirine, Guldar cinsi domatesin ürün alma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele sürecinde doğal beslenmenin öneminin bir kez daha önem kazandığını ifade eden Karaaslan, “4 yıldır bu tohumu kurtarabilmek için tohum deposu oluşturduk. 100 milyonun üzerinde tohum üretimi gerçekleştirdik. Tohumların bir kısmını dağıtarak bir kısmını da yeniden ekerek bu zincirin güçlü şekilde devam etmesine katkı sunduk.” dedi.

Karaaslan, iyi koşullarda bir fidenin 1 kilograma yakın domates verebildiğini dile getirerek, endüstriyel domateslere göre hem tohum verebilen hem de tekrar tohum elde edilebilen, kurutulabilen, salça, sos yapılabilen, vatandaşların sağlıkla tüketebileceği bir ürün olduğunu aktardı.

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün”

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün. Çünkü besin gen kaynaklarımızda yeri olan bir ürün.” diyen Karaaslan, bazı okullarda öğrencilere bu domatesin üretim aşamalarıyla ilgili uygulamalı eğitim çalışması yaptıklarını belirtti.

Karaaslan, bu domatesin üretiminin Türkiye’de yaygınlaşmasını hedeflediklerini anlatarak, çok nemli bölgeler hariç tüm bölgelerde üretiminin uygun olduğunu kaydetti.

Bu yıl tohum, fide ve domates satışına başlayacağını ifade eden Karaaslan, “Tavsiyem tohumsuz domatesin yenmemesi. Mutlaka içerisinde tohumu olan domatesin yenmesi lazım. Asırlık Guldar domatesi her türlü yemeğe uygun. Meyve niyetine dahi yiyebilirsiniz.” diye konuştu.

​​​​​​​