Bursa'da terk ettikleri köye yıllar sonra dönen vatandaşlar geçmişi özlemle arıyor

BURSA(AA) – Eskiden ormancılıkla ve tarımla geçimini sağlayan Çökene köyü sakinleri, 1988 yılından itibaren kent merkezine göç etmeye başladı. Köy, 1994’ten sonra uzun süre boş kalması üzerine 2008’de statüsü iptal edilerek yakınındaki kırsal Bademli Mahallesi’ne bağlandı.

Sağlam birkaç yapının kaldığı yerleşim biriminde yaşam 2016’da yeniden başladı. Emekliye ayrıldıktan sonra köy özlemiyle geri dönenlerden oluşan 3 hanedeki 6 kişi, eski komşularının, akrabalarının da dönmesini, Çökene’nin güzel günlerine yeniden kavuşmasını istiyor.

Eski köy muhtarı 72 yaşındaki Hüseyin Kaya, AA muhabirine, 1988’den itibaren 28 yıl uzak kaldığı ve eşiyle 5 sene önce döndüğü Çökene’nin 450 yıllık geçmişe sahip olduğunu söyledi.

Köye 30-35 yıl önce bir cami yapıldığını belirten Kaya, “O zamanlar burada cıvıl cıvıl insanlar, 35-40 hane vardı. Köy susuz kaldı. Suyumuz yeterli olmadı. Jeoloji mühendisleri buradaki suyun içmeye elverişsiz olduğunu söylediler. Bir türlü bize yardımcı olamadılar. Ondan sonra köyün önü bir açıldı, tamamı Bursa’ya gitti.” dedi.

Kaya, eskiden halkın ormancılık, çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağladığını, öküzlerle çifte koşulduğunu, düvenle harman yapıldığını aktardı.

Sürekli yaşayan 3 hanenin dışında 4 hanenin de yazları Çökene’de, kışları Bursa’da oturduğunu dile getiren Kaya, şöyle konuştu:

“3 dönüm kadar bahçem var. Bahçemde soğan, patates, domates, kavun, karpuz, meyvelerim var. Üzüm bağından elma, armuda, çileğe kadar her şey var. Diğer ihtiyaçlar için haftada bir gün ilçeye gidiyorum. Pazar günleri de buraya bir satıcı geliyor, eğer çağırırsak. Evimi tekrar düzenledim. Şehirde bir evde ne varsa benim evimde de var. Birkaç keçim var, onları güdüyorum akşam oluyor. Tavuklarım da var. Sağlığım sıhhatim çok iyi. Burası tertemiz. Hiçbir sıkıntımız yok. Bizim ölümüz de dirimiz de burada artık.”

Kaya, buraya tekrar muhtarlık statüsü verilirse geri dönüşlerin artacağına inandığını vurguladı.

“Komşularımı, herkesi özlüyorum”

Eşi Fadime Kaya (60) da köyde en çok komşu özlemi çektiğini ifade etti.

Eskiden köyün komşularıyla daha güzel olduğunu dile getiren Kaya, “Bursa’da yaşarken buraya gelip köy cemiyeti yapıyorduk. O zamanlarda da ‘Bu köyün insanları, o cıvıl cıvıl sesleri nereye gitti’ diye oturup ağlıyordum. O eski halini, o cıvıl cıvıl komşularımı, herkesi özlüyorum. İnşallah dönenler olur.” ifadelerini kullandı.

Yaşar Doğan (57) ise bölgede su az olduğu için tarım ve hayvancılığın pek gelişmediğini, bahçesinde soğan, patates yetiştirdiğini, arılarına baktığını anlattı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük ettiği ve ana destekçisi olduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası'nın (TUGFO) 2021 yılı konserleri için hazırlıklar devam ediyor.

Sabancı Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, her yıl Türkiye'nin pek çok ilinden seçilen genç müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan orkestra, 14'üncü yılında da konser maratonuna hazırlanıyor.

Orkestranın kamp süreci Sabancı Üniversitesi'nde devam ediyor. Kamp süresince eğitim ve provalar, Şef Cem Mansur ile birlikte Amerikalı flüt sanatçısı ve eğitmen James Lyman ile Türkiye'nin başarılı keman ve viyola virtüözlerinden Atilla Aldemir tarafından yürütülüyor.

Salgın nedeniyle bu yıl yurt dışı konserleri planlamayan orkestra, Şef Cem Mansur yönetiminde 5-10 Ağustos'ta İstanbul'da üç, Bursa ve Balıkesir'de (Ayvalık) birer konser olmak üzere toplam beş konser verecek.

Orkestrasının repertuvarında bu yıl Rossini'nin İpek Merdiven Uvertürü (La Scala di Seta), Ravel'in "Le Tombeau de Couperin – Pvane pour une İnfante Défunte" ve Mendelssohn'in "İtalyan Senfonisi (no 4)" eserleri yer alıyor.

Her yıl 100'e yakın genç müzisyenin yer aldığı orkestraya bu yıl salgın önlemleri nedeniyle 44 genç müzisyen seçildi.

BURSA(AA) – Bursa’daki Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen şampiyon adayı safkan Arap atları, açık artırmayla satılıyor.

“Osmanlı payitahtı” Bursa’da 7 asır önce sarayın ve ordunun at ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Çiftlikat-ı Hümayun, 1926’dan sonra Karacabey Harası ve 1984’ten bu yana ise TİGEM Karacabey İşletmesi adıyla faaliyetini sürdürüyor.

Karacabey ile Mustafakemalpaşa ilçeleri arasında yaklaşık 87 bin 500 dekar alanda bulunan tesiste, geçen yıl 90 tay açık artırmayla satılarak 7 milyon 300 bin lira gelir elde edildi. En yüksek bedelli satış geliri ise 560 bin lira ile 2 yaşındaki “Hasanım” isimli taydan sağlandı.

Bu yıl “elit” ve “koşu tayı” olmak üzere iki kategoride yapılacak satışlar için ilk açık artırma 27 Temmuz’da düzenlenecek. Yıl boyunca tesisteki satışlarda 103 tay görücüye çıkacak.

Taylar, özel ilgiyle adeta bebek gibi yetiştirilip, 1-2 yaşına geldiklerinde açık artırmayla satışa çıkarılıyor.

1932’den itibaren Arap atları yetiştirilen işletme, at yarışı sektörüne milyonlarca liralık değer katıyor.

“Gözümüz gibi bakıyoruz”

İşletmenin Atçılık Şefi Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, AA muhabirine, işletmede yıllık ortalama 600 baş at bulunduğunu söyledi.

Yılda 130-135 tayın dünyaya geldiğinde belirten Yağlıcı, bunların büyük çoğunluğunu açık artırmayla sattıklarını dile getirdi.

Tay doğumlarının ocak ayında olduğunu anlatan Yağlıcı, “İlk ay anne sütüyle besleniyorlar. 6 aylık olana kadar annesinden ayrılmıyor. Dişi ve erkek taylar daha sonra farklı tavlalara ayrılıyor. 1 yaşına gelene kadar bakıyoruz. Daha sonra oluşturulan komisyonla koşu tayları olarak sınıflandırılıyorlar.” dedi.

Yağlıcı, son aşamada tayların 1-2 yaşlarında satışa sunulduğu ifade etti.

Satılan taylar 3 yaşına geldiğinde hipodromlarda koşmaya başlayınca ve yarış kazandıklarında çok heyecanlandıklarını vurgulayan Yağlıcı, şöyle konuştu:

“Atlarımızın tamamı bizim için çok kıymetli. Gözümüz gibi bakıyoruz. Hepsi bizim için birer şampiyon adayı. Elimizde camia tarafından kabul görmüş çok kıymetli soydan gelen aygırların yavruları var. ‘Baba Mevlüt’, ‘Özhaber’, ‘Sonalp’ ve ‘Berksoy’ bunlardan dikkat çekenleri. Her tayımıza biz şampiyon adayı olarak bakıyor, ona göre bakımlarını ve tüm ihtiyaçlarını eksiksiz, titizlikle yerine getiriyoruz.”