Bursa'da yol kenarındaki çuvalda ceset bulundu

BURSA (AA) – Bursa'nın Orhangazi ilçesinde, otoyolun kenarındaki bir çuvalda Afganistan uyruklu kişinin cesedi bulundu.

Bir kişinin, kardeşinin cinayet işlediğini ihbar etmesi üzerine harekete geçen İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, cinayeti şüpheli Afganistanlı İ.K'yi (35) gözaltına aldı.

İ.K'nin ifadesi doğrultusunda, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Kurtul mevkisine giderek bölgede araştırma yapan ekipler, yol kenarında çuval içinde ambalaj naylonu ile sarılmış Afganistan uyruklu Hakim Muhammed'in (35) cesediyle karşılaştı.

Küçük Sanayi Sitesi'ndeki bir iş yerinde çalışan Hakim Muhammed'i tek kurşunla öldürdüğü öne sürülen İ.K'ye yardım ettikleri iddiasıyla Afganistanlı G.M (26), H.Y. (25) ve A.M'yi (26) de gözaltına aldı.

Şüpheliler işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Hakim Muhammed'in cesedi, Gemlik Devlet Hastanesi morguna götürüldü.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA (AA) – İHA’lar konusunda farkındalığı artırmak, bu alandaki teknolojik gelişimi gençlerle paylaşmak, onları bu alana yönlendirmek ve teşvik etmek amacıyla TÜBİTAK tarafından TEKNOFEST’21 kapsamında gerçekleştirilen İHA Yarışmaları; Uluslararası İHA Yarışması, Liseler Arası İHA Yarışması ve Uluslararası Serbest Görev İHA Yarışması kategorilerinde gerçekleştiriliyor.

Bu yıl 6’ncısı yapılan Uluslararası İHA Yarışması ile 2’nci kez düzenlenen Liseler Arası İHA Yarışması’nın yanı sıra ilk kez Uluslararası Serbest Görev İHA Yarışması’na da yer veriliyor.

Toplam 1500’ün üzerinde takımın başvurduğu yarışmalarda, yarışma imkanına sahip olan 342 takım final heyecanı yaşıyor.

6. Uluslararası İHA Yarışması iki kategoride gerçekleşiyor

Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nda İHA’lar ile ilgili teknolojik gelişmelerin takip edilmesi, katkı sağlanması, farkındalığın artırılması hedeflenirken katılımcılara teknik ve sosyal deneyim kazandırılması amaçlanıyor.

Ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrencilerin katılabildiği yarışmalarda takımlar Döner Kanat ve Sabit Kanat kategorilerinde yarışıyor.

2016 yılında gerçekleştirilmeye başlanan ve 204 takımın başvuru yaptığı yarışmalara katılım her geçen yıl artış gösterirken 2021 başvuruları 570 takımla rekor seviyeye ulaştı. Bu yıl 130 ulusal ve Endonezya, Pakistan, Polonya, Azerbaycan olmak üzere 14 yabancı takım yarışmalara katılmaya hak kazandı.

Takımlardan iki farklı uçuş görevinin yerine getirilmesi beklenen yarışmalarda birinci görevde takımların uçaklarının manevra kabiliyetleri test ediliyor. İkinci görevde ise takımlardan belirli ağırlıktaki yükü önceden belirlenmiş bir alana bırakmaları istenirken dereceye giren takımlar ödül almaya hak kazanıyor.

Her kategori için 40 bin TL değerinde Performans Birincilik, 30 bin TL değerinde Performans İkincilik, 20 bin TL değerinde Performans Üçüncülük ve 10 bin TL değerinde Mansiyon Ödülü verilecek yarışmalarda takımlar, yine her kategori için 25 bin TL Yerlilik Birincilik, 20 bin Yerlilik İkincilik ve 15 bin TL Yerlilik Üçüncülük ödüllerinin sahibi olacak.

2. Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması

TEKNOFEST çatısı altında her yıl büyüyen ilgi ve artan katılımla gerçekleşen Uluslararası İHA Yarışmaları, 2020’den bu yana kapsamına aldığı lise takımları ile gençleri daha erken yaşlarda teknoloji dünyasına dahil ederek bu konuda bilinç oluşturmalarına olanak tanıyor.

Teknik ve sosyal deneyim kazandırmak konusunda da lise öğrencilerini destekleyen yarışmalara 2’nci kez düzenlendiği 2021’de 741 takım başvuru yaparken 130 takım yarışmaya katılmaya hak kazandı.

Yarışmalar sonunda katılımcılar her kategori için 25 bin TL Performans Birincilik, 20 bin TL Performans İkincilik, 15 bin TL Performans Üçüncülük ve 7 bin 500 TL Mansiyon ödüllerinin sahibi olacaklar.

Uluslararası Serbest Görev İnsansız Hava Araçları Yarışması ilk kez TEKNOFEST’te

TEKNOFEST teknoloji yarışmaları kapsamında TÜBİTAK tarafından Uluslararası Serbest Görev İnsansız Hava Araçları Yarışması ilk kez bu yıl düzenleniyor. Yarışmada gençleri, herhangi bir kategori ve görev tanımı olmaksızın hayal ve fikir dünyalarını geliştirerek farklı yapılardaki İHA’larla her türlü bilimsel, teknolojik, yetenek ve beceriye dayalı uçuşları gerçekleştirmeye teşvik etmek amaçlanıyor.

İHA teknolojisinde başarılı olan ulusal ve uluslararası öğrencileri bir araya getirecek yarışmada lise ve dengi okul öğrencileri ile birlikte ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrencileri de katılım gösteriyor. Konuya ilgili öğrencilerin gelişimine katkı sağlayarak çalışma yapmalarını teşvik etmenin amaçlandığı yarışmalara başvuru yapan 248 takımdan katılım hakkı kazanan Polonya ve Pakistan olmak üzere 2 uluslararası takım ile 66 ulusal takım yarışmalarda yer alıyor.

Yarışma bitiminde ödül almaya hak kazanan takımlar 50 bin TL Altın Performans Birincilik, 45 bin TL Altın Performans İkincilik, 40 bin TL Altın Performans Üçüncülük, 36 bin TL Gümüş Performans Birincilik, 34 bin TL Gümüş Performans İkincilik, 32 bin TL Gümüş Performans Üçüncülük, 24 bin TL Mansiyon Performans Birincilik, 22 bin TL Mansiyon Performans İkincilik ve 20 bin TL değerinde Mansiyon Performans Üçüncülük ödüllerinin sahibi olacaklar.

İSTANBUL (AA) – Üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen Amerika’da yaşanan 11 Eylül saldırılarının yankıları uluslararası siyasette hala devam ediyor.

İkiz Kuleler’de hayatını kaybedenlerin yakınları, ABD Başkanı Joe Biden’ın anma törenlerine katılmasının tek başına anlamı olmayacağını ve kendisinin samimiyetini göstermek için 11 Eylül ile ilgili belgeleri açıklamasını istedi.

Bunun üzerine Biden’ın izniyle Federal Soruşturma Bürosu (FBI) 16 sayfalık bir belge yayınladı.

Tamamı yayınlanmayan 16 sayfalık belge, 11 Eylül saldırıları sonrasında yapılan sorgulamaların bir dökümünü içeriyor.

Daha önce George W. Bush, Barack Obama ve Donald Trump yönetimlerinin de eleştirilmesine neden olan gizli belgelerin açıklanmaması konusu, saldırıların arkasında kimin olduğu tartışmalarını sürekli canlı tutuyordu.

Çünkü Amerikalıların büyük bir kısmı saldırıların arkasında Suudi Arabistan hükümetinin olduğuna inanıyor.

Washington Riyad ile gerilimi göze almış gibi gözüküyor”

Antalya Bilim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, 11 Eylül saldırılarıyla ilgili yayınlanan belgelere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Oğuzlu, Federal Soruşturma Bürosu FBI’nın 11 Eylül belgelerini yayınlamasının Afganistan’dan çekilme süreci ile alakalı olduğuna vurgu yaparak, ABD’nin, küresel sistemde ve iç kamuoyunda oluşan negatif algıyı bertaraf etmeye çalışıyor olabileceğini belirtti.

Demokrat parti temsilcilerinin ve seçmenlerinin Afganistan’da yönetimin insan haklarında sorunlu olan Taliban’a bırakılmasından rahatsız olduğunu kaydeden Oğuzlu, “ABD’nin artık demokrasiyi önemsemediği yönünde düşünen çok hassas bir kitle var ülkede. Özellikle demokratik kesimlerde, ‘ABD müttefiklerini geride bıraktı, sattı, umursamadı.’ gibi ciddi bir algı oluştu. Taliban’ın insan hakları konusunda problemli olması ve çekilme sürecinde yaşanan insani görüntüler bu kesimlerde ciddi bir rahatsızlık yarattı ve bu da ABD’nin imajını ciddi bir şeklide zedeledi. Bu belgelerin apar topar yayınlanmasını bir nevi vicdan rahatlatmak ya da imaj düzeltmek çabası diye okumak gerekiyor diye düşünüyorum.” dedi.

Oğuzlu, Suudi Arabistan vatandaşlarının saldırganlarla olası ilişkisini araştıran bazı gizli belgelerin de kamuoyu ile paylaşılmasının son derece önemli olduğunu dile getirerek, ABD’nin Riyad ile ilişkileri riske atmaktan artık çekinmediğini ifade etti.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle gerilen Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinin açıklanan belgelerden sonra yeniden riske girebileceğini savunan Oğuzlu, şöyle devam etti:

“ABD Afganistan’dan çekildi. Irak’tan da askeri varlığını çekiyor, Yakında Suriye’den de çıkmaya hazırlanabilir. Dolayısıyla Orta Doğu’ya artık önem vermeyen bir politika güdüyor olabilir. Dolayısıyla bölgede işine yaramayan bir Suudi Arabistan’la çok rahat papaz olabilirim diyor olabilir. Çünkü Suudi Arabistan’ı hala stratejik ortak olarak görseydi bu belgeleri yayınlamazdı. Washington, Riyad ile bir gerilimi göze almış gibi gözüküyor.”

“Turpun en büyüğü bence şu anda heybede”

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise ABD’de resmi belgelerin olayın üzerinden 30 yıl geçtikten sonra açıklandığını belirterek, şu anda yayınlananların asıl dokümanlar olmadığını sadece bilgilendirme niteliği taşıdığını aktardı.

Gerçek belgelerin 50-60 yıl sonra yayınlanabileceğini belirten Bağcı, “Turpun en büyüğü bence şu anda heybede. Bence açıklanmayanlar daha önemli. Bu belgelerin çekilmeden hemen sonra açıklanması da bence uluslararası ve Amerikan kamuoyunun vicdanını rahatlatmaktan başka bir anlam taşımıyor. ” ifadelerini kullandı.

“Amaç bir başarı hikayesini yinelemek veya hatırlatmak”

Siyaset Bilimci ve Güvenlik Bilimleri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şahin de ABD’nin Afganistan’dan çekilirken verdiği kötü görüntüyü kapatmak için alelacele belgeleri yayınlamaya başladığını vurguladı.

Açıklamaların ABD’nin hem kendi kamuoyunda hem dünya kamuoyunda bozulan imajını düzeltme amacı taşıdığını belirten Şahin, “Şunu söylemeye çalışıyorlar; Biz bir terör saldırısına uğradık. Afganistan’da El-Kaide örgütünü ortadan kaldırdık, saldırıların bedelini ödettik ve çekiliyoruz. Amaç bir başarı hikayesini yinelemek veya hatırlatmak. Öte yandan çekilme sırasında yaşanan kötü görüntüler imajını ciddi zedelemişti. Bu eleştirileri de ortadan kaldırmak için de hemen belgeleri yayınlamış olabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan ile ilgili birçok belgenin yayınlanmadığını, halihazırda devam eden bir soruşturmanın olduğunu hatırlatan Şahin, şöyle konuştu:

“11 Eylül terör saldırılarında ölen yaklaşık 3 bin kişinin ailesi, Suudi Arabistan’a tazminat davası açmıştı. Bu süreç durdurulmuştu ama yeniden başlama ihtimali söz konusu, yani süreç halen devam ediyor. Suudi Arabistan’ın herhangi bir konuda kontrolden çıkması durumunda bunu koz olarak devreye sokabilir.”

“Biden’ın, Kaşıkçı cinayetinden sonra sert tavrını biliyoruz”

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca ise FBI belgelerinin bir yıl önce veya bir yıl sonra değil de Afganistan’dan çekilmeden hemen sonra açıklanmasının son derece manidar olduğunu söyledi.

Karaca, açıklanan belgelerde okların Suudi Arabistan’ı gösterdiğine dikkati çekerek, “Acaba 11 Eylül saldırılarından sonra ortaya çıkan gergin ortam yeniden mi oluşacak? Biden’ın özellikle Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra Suudi Arabistan’a yönelik sert tavrını biliyoruz zaten.” dedi.

Taliban yönetimiyle beraber Afganistan’da Suudi destekli bir Vahhabi oluşumun önünü kapatmak, engellemek amacıyla bu bilgilerin hemen dolaşıma sokulmuş olabileceğini iddia eden Karaca, şunları aktardı:

“ABD her ne kadar Afganistan’dan çekilmiş olsa da Suudi Arabistan destekli bir Taliban yönetimi istemiyor olabilir ve bunun önünü kapatmak için bu belgeleri ayar vermek amacıyla açıklamış olabilir. Ayrıca Riyad’ın Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkileri engellemek amacıyla baskı unsuru olarak da kullanabilir diye düşünüyorum.”

“Açıklanan bu belgenin şüpheleri daha da artıracağı açıktır”

Bursa Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuri Korkmaz da Trump döneminde Suudi Arabistan’ın demokrasi alanındaki kötü durumunun görmezden gelinerek sırf Amerikan çıkarları için iş birliği yapılması, Amerikan halkı arasında 11 Eylül saldırıları ile ilgili bir şeylerin gizlendiği şüphesinin artmasına yol açtığını anlattı.

Amerikalıların, Orta Doğu’da demokrasiyi desteklediğini iddia eden ABD’nin neden hala insan hakları konusunda çok kötü bir performansı olan Suudi Arabistan’la müttefikliğe varan bir ilişki kuruduğunu sorguladığını kaydeden Korkmaz, şöyle devam etti:

“Bu konuda kendi hükümetlerini ve ülkesinin dış politikasını da eleştiren Amerikan vatandaşlarının itirazlarını bir nebze olsun dindirmek için açıklanan bu belgenin, şüpheleri, eleştirileri daha da artıracağı açıktır. Açıklanan belgenin Suudi Arabistan devletinin 11 Eylül saldırıları ile ilgili doğrudan bir rolü olduğu konusunda tam bir kanıt içermese de bundan sonra ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinde yeniden bir kırılma yaşanacağı sinyallerini de içeriyor.”