Cahit Zarifoğlu'nun kızı babasını anlattı

İSTANBUL (AA) – Cahit Zarifoğlu'nun kızı Betül Zarifoğlu Koç, "Babamın kitaplarından her yaşımda okurken daha farklı tatlar aldığımı hissettim. Farklı yazarları okusam da yollarım dönüp dönüp babama çıkıyor." dedi.

Çocuklara yönelik "Muga Zıpzıp" ve "Muga Zıpzıp Ormanda" ile "Karşıyım!" kitaplarının genç yazarı, Fatih Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanan "Zarifoğlu Haftası Etkinlikleri"ne konuk oldu.

"Cahit Zarifoğlu: O benim babam!" başlıklı konuşmasında babasını kısa süre görmüş olabilmenin üzüntüsü dile getiren Koç, küçük yaşta babasını kaybetmiş biri olarak kendisini yine de şanslı gördüğünü, çünkü yazar bir babaya sahip olduğu için yıllar sonra yazdıklarını okuyarak onunla tekrar bir bağlantı kurabildiğini anlattı.

Babasının eserlerini ne zaman okumaya başladığına ilişkin bir soru üzerine Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve Erdem Bayazıt'ı da babası gibi çok geç okumaya başladığını belirterek, şunları kaydetti:

"İnsan babası olunca daha az okuyor. Rasim amca, Erdem amca, onlar zaten amca ya onları zaten tanıyoruz. 'Daha uzak bilmediğin kişileri okursun, onları zaten tanıyorsun' gibi bir duygu oluyordu. Onu atlattıktan sonra babamın iyi bir okuyucusu oldum. Daha önce çocuk kitaplarını çok severek okumuştum. Katıraslan'ı hala çok severek okuyorum. Her yaşta insanın okuyup içinden çok tatlı şeyler bulabileceği çok sıcak bir kitap."

– "Yollarım dönüp dönüp babama çıkıyor"

Daha sonra babasının büyükler için yazdığı şeyleri de okumaya başladığını anlatan Koç, "Ben de Türkiye'de yaşayan edebiyat seven bir genç olarak okumaya başladım. Babamın kitaplarından her yaşımda okurken daha farklı tatlar aldığımı hissettim. Farklı yazarları okusam da yollarım dönüp dönüp babama çıkıyor." ifadelerini kullandı.

Cahit Zarifoğlu'nun doğru olduğuna inandığı şeyi yapmakla ilgili çok pratik hızlı, kolay adımlayabilen biri olduğunu dile getiren Koç, babasının "Elimin erdiği şeyi yapmakta tereddüt etmem" ifadesini anımsatarak, şunları söyledi:

"Bütün dünyanın yükünü sırtında hissetmiyor ama yapabileceği bir şey varsa da asla geri durmuyor. Afganistan'da bir işgal bir zulüm varsa bu yazdıklarına, şiirine ve günlük hayatına da yansıyor, bütün hayatının gerçeği oluyor. Güzel bir Müslüman olmaya çalışmış, sadece kendi evinde kendi içinde kendi ibadetlerinde değil her anlamda, yazarken de yaşarken de insanlara anlatırken de şiir yazarken de yaptığı her şeyi hak üzerine yapmaya çalışmış."

– "Necip Fazıl onlara çok büyük bir imkandır, ummandır"

Zarifoğlu'nun Necip Fazıl Kısakürek sevgisine değinen Koç, "Necip Fazıl onlardan oldukça büyük. Fikri yapılarının, edebiyat bilgilerinin oluşmasında çok büyük etkileri olmuş. Yaşamak kitabında babam Necip Fazıl'dan büyük hayranlıkla bahseder." dedi.

Yaşamak kitabında yer alan babasının "Necip Fazıl ile birkaç dakika konuştuktan sonra insan kendi dünyasının ne kadar küçük olduğunu fark eder" ifadesini paylaşan Koç, "Necip Fazıl onlara çok büyük bir imkandır, ummandır. O dönemde oradan suyunu alan, yükünü tutan hızla ilerlemiştir." diye konuştu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerinden dolayı yaşananların zor olduğu kadar değişik bir deneyim olduğunu ifade eden Koç, "Hapse girmeden hapsi yaşadık, hasta olmadan yoksunluğu yaşadık, yaptığımız birçok şeyden geri kaldık. Allah bu dönemin öğretilerini hakkıyla alabilmeyi hayatımıza işleyebilmeyi nasip etsin." değerlendirmesini yaptı.

Fatih Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin, yarın Prof. Dr. Mustafa Özel'in konuk olacağı "Cahit Zarifoğlu Haftası Etkinlikleri" 6-7 Haziran'da internet üzerinden yapılacak Zarifoğlu Sempozyumu ile devam edecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – “Yedi Güzel Adam” şiiriyle hafızalarda ve gönüllerde yer bulan şair ve yazar Cahit Zarifoğlu, vefatının üzerinden geçen 33 yılda dostları tarafından unutulmadı.

Yetişkinler için kaleme aldığı eserlerin yanında çocuk edebiyatına da yazılarıyla katkıda bulunan Zarifoğlu’nun ilk çocuk romanı “Serçekuş”, 1983’te Akabe yayınlarından çıktı, “Yürekdede ile Padişah” adlı eseri ise 1984’te Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülüne layık görüldü.

Bir dönem, Ferman Karaçam yönetimindeki Gül Çocuk Dergisi’nde yazı ve şiirlerine yer verilen usta şair, çocukların dünyasına edebi eser vasıtasıyla girmenin huzurunu, bir röportajında şu sözlerle dile getirmişti:

“Çocuklarla bu şekilde dostluk, aslında bir kaçıştı benim için. Sanırım realite, iş hayatındaki ve daha çok politik hayattaki acılıklar, acımasızlıklar, bağnazlıklar, iş hayatındaki yolsuzluklardan, şunlardan bunlardan hep çok ürktüm.”

“Çocuklar için yazmak acılarımı azaltıyor” diyen başarılı edebiyatçının hayatında çocukluğunun izleriyle çocuk edebiyatı üzerine yakın dostları İbrahim Sadri ile Ferman Karaçam, AA muhabirlerine değerlendirmede bulundu.

“Çocuklar için yazdıklarını erişkinler de mutlaka okumalı”

TV sunucusu-şair İbrahim Sadri, Zarifoğlu’nun en kıymetli edebiyat önderlerinden biri olduğunu belirterek, “Ben eğer şiir adına bir şeyler biliyorsam, çok net olarak ondan öğrendim. En önemlisi de onun yazdıklarını okuduğunuz zaman sizi yazmaya kışkırtan bir isimdir. Özellikle şiir için böyledir bu. Çok yönlü ve çok üretken bir yazardı. Çocuklar için yazdıklarını erişkinler de mutlaka okumalıdır bence. ‘Serçekuş’ ve ‘Katıraslan’ özellikle.” diye konuştu.

Zarifoğlu’nu çok özlediğini dile getiren Sadri, “O bizim hem edebiyat hem insanlık okulumuzdu. Şairce yaşamayı ve güvenilir insan olmayı öğretmeye çalıştı bize. Beyefendiydi ve sürprizlerle doluydu. O bizim ağabeyimizdi, her anlamda.” ifadelerini kullandı.

İbrahim Sadri, usta şair ile uzun bir süre mektuplaştıklarını aktararak şunları kaydetti:

“Yazdığımız şiirleri mektupla Mavera dergisine gönderir ve sabırsızlıkla ‘Bir sonraki ay, Cahit ağabey acaba ne diyecek?’ diye heyecanla beklerdik. Bizim için Mavera dergisi arka sayfalarından başlanarak okunan bir dergiydi. Çünkü dergiye gönderilen şiirlere ilişkin Cahit ağabey görüşlerini derginin arka sayfalarında cevaplardı. İlk kez 1981’de dergi aracılığıyla yazışmıştık. Şiirime ilişkin yapmam gerekenleri kibarca anlatmıştı. Sonra İstanbul’a gelince yazışmalar, yüz yüze görüşmelere dönüştü. Bizi evine davet eder, orada da şiirlerimizle ilgili uzun uzun konuşurdu. Hayatımın en güzel zamanlarıydı o Küplüce’de evindeki sohbetler.”

Cahit Zarifoğlu’nun çocuk edebiyatıyla ilgilendiği ve dergilerde yazdığı dönemde “Ümit Nesline Selam” adlı çocuk dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Sadri, “Cahit ağabey, çocuklar için yazmaya ayrı bir önem veriyordu. Sanırım bunda biraz da, en yakın dostlarından Mustafa Ruhi Şirin ağabeyin etkisi büyüktü. Çünkü o da kendini çocuk edebiyatına adamıştı.” dedi.

“Çocuklardan duygu dünyasına kazanımlar taşırdı”

Sadri, derginin çıktığı yıllarda Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiğininin altını çizerek şu bilgileri verdi:

“Afgan mücahitler kıt imkanlarla bu işgale ve zulme direnmeye çabalıyordu. Bu mesele Türkiye’de de büyük yankı bulmuştu. Cahit ağabey de başta ‘Afganistan Çağıltısı’ olmak üzere, çok değerli şiirlerle bu direnişe katkı vermeye çalıştı. Kendisine, dergimizde bir dizi şiir yazmasını önerdik. Konseptin başlığı ‘Afganistan Çocuklarına Şiirler’ idi. Merhum Cahit Zarifoğlu yaklaşık bir yıl boyunca her ay o başlık altında bir şiir yazarak dergimizde yer aldı. O, İslam coğrafyasında olan bitene asla kayıtsız kalmayan bir yapıya sahipti. Özellikle 1981- 1986 arasındaki şiirlerinde bu duyarlılık çok net olarak kendini gösterir. Afganistan, Filistin, Suriye başta olmak üzere geniş bir coğrafyanın acıklı türküsü onun şiirlerinde haykıran bir ses olarak kendini gösterir. Bugün o şiirler bize, o duyarlılığa ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu göstermeye devam ediyor.”

Zarifoğlu’nun çocuklara ayrı bir muhabbet beslediğini belirten Sadri, “Onun çocuk sevgisi başta kendi çocukları Betül, Ahmet, Arife ve Ayşe Hicret olmak üzere, hayatının en kıymetli özelliklerinden biriydi. Çocuklardaki masumiyet durumunu çok önemser ve oradan kendi duygu dünyasına kazanımlar taşırdı. O yüzden çocuklar için yazdıkları hakiki ve çok etkileyicidir.” açıklamasını yaptı.

Sadri, Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için yazdığı ancak erişkinlere de seslendiği eserlerinin tam anlamıyla keşfedilmediğini ve üzerine yeteri kadar konuşulmadığını söyleyerek, bu konuda daha kapsamlı ve daha derinlikli çalışmalar yapılması temennisinde bulundu.

“Çocuklarının her anını kaleme aldığı satırlarla karşılaştım”

Şair ve yazar Ferman Karaçam da Zarifoğlu’nun çocuklara olan sevgisine dair söylenecek çok şey olduğunu belirterek, “Bunu, kendisinin vefatından sonra daha yakından anladım.” dedi.

Cahit Zarifoğlu’nun vefatından sonra çocuklarının her biriyle yakından ilgilenmeye çalıştığını aktaran Karaçam, “Evlerine sık sık gittim, elimden geldiğince onlara amca, dayı ve ağabey olmaya çalıştım. O sırada Gül Çocuk Dergisi çıkıyor olduğu için, en büyük çocuğu olan Betül’den şiirler ve bazı yazılar alıp dergide yayımlıyordum. Sanırım Betül henüz 10- 13 yaşlarındaydı.” bilgisini verdi.

Karaçam, Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’ın kendisine Zarifoğlu’nun yazdığı, çocuklarıyla alakalı şiirleri ve günlükleri verdiğini anlatarak, “İlk defa bir babanın, çocuklarının her anını kaleme aldığı satırlarla karşılaştım. Mesela, günlüklerde çocuğunun gülüşünü, jestini, mimiğini, yeni konuşmaya başlarken çıkardığı kelimeleri en ince detaylara varıncaya kadar izleyip yazmış. Bu ilgi gerçekten imrenilecek bir meziyettir.” idiye konuştu.

“Yazdıkları bugün sayılı çocuk edebiyatı eserleri arasında”

Cahit Zarifoğlu’nun özellikle bir çocuk edebiyatı disipliniyle yazdığı iddiasında olmamasına rağmen, yazdıklarının bugün de sayılı çocuk edebiyatı eserleri arasında yer bulduğunu vurgulayan Karaçam, “Kendisinin de ifade ettiği gibi ondaki çocuk duyarlığı kendi yaşadıklarının ve tecrübelerinin doğal akışı ile hayat bulur.” dedi.

Ferman Karaçam, Zarifoğlu’nun zenginliğinin sadece çocuk edebiyatında önemli bir yere sahip olmasından değil; aynı zamanda şiiri, duyarlığı, günlükleri, makaleleri, mektupları, gençlerle olan diyaloğu, cumhuriyet dönemi yazar ve şairler arasındaki nezih ve istisnai yerinden kaynaklandığını söyledi.

Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden biri olan Zarifoğlu’nun içinden geldiği gibi yazdığını vurgulayan Karaçam, onun çocuk sevgisine ilişkin “Zarifoğlu çocuklara ve hayvanlara karşı son derece doğal, yani yaratılıştan gelen bir yakınlık ve duyarlık sahibiydi. Aslında onda, biraz Fethi Gemuhluoğlu ya da daha geriye gidersek Yunus Emre fıtratı vardı, hani şu ‘yaratılanı yaratandan dolayı seven’ fıtrat.” değerlendirmesini yaptı.

Karaçam, Gül Çocuk Dergisinin Türkiye’nin çocuk dergiciliği konusunda ilkleri ortaya koymasının yanı sıra önemli şair, yazar ve çizerlerin ortaya çıkmasına vesile olan yerli ve milli bir değer olduğunun altını çizdi.

“Gül Çocuk’ta Cahit ağabeyin emeği çoktur”

Gül Çocuk Dergisi’ni çıkaracağı zaman ilk istişare ettiği kişinin Cahit Zarifoğlu olduğuna işaret eden Karaçam, şunları söyledi:

“O sırada Harbiye’deki TRT İstanbul Radyosunda çalışıyordu. Telefon ettim, konuyu açtım, onun iş yerinde buluştuk. Epey bir süre konuştuktan sonra ‘Yürekdede ile Padişah’ı çizimli çocuk romanı olarak Gül Çocuk’ta yayımlama konusunda anlaştık. Ayrıca, dergiye her konuda destek vereceğini, yazı, şiir, danışmanlık anlamında neye ihtiyaç varsa, derginin hayat bulması ve devam etmesi için elinden geleni yapacağına söz verdi ve öylece başladık. Gül Çocuk’un gerçekten çok beğenilen, okunan, takdir edilen bir mevkute olarak matbuat tarihimizde yer almasında Cahit ağabeyin emeği çoktur. Ayrıca Gül Çocuk’un M. Ruhi Şirin, Hasan Aycın, Mustafa Özçelik, Serdar Yakar, Mevlana İdris, Erol Erdoğan, Nuri Kahraman, Kemal Kahraman, M. Ahmet Varol, Hamit Yüksek, A.Vahap Akbaş, Vehip Sinan, Salih Koca, Ramazan Erkut, Ayhan Bal gibi yazar, çizer, mütercim ve şairlerle birlikte güzel bir yazı, muhteva ve destekçi ekibi vardı.”

Karaçam, derginin birçok bakımdan tez konusu özelliği taşıdığını belirterek, “Gül Çocuk Dergisinin çıkarılmasında esas irade sahibi olan rahmetli Mahmud Esad Coşan Hocaefendiyi, emekleri ve gayretleri olan Raşit Küçük hocayı, Yusuf Yazar ve Yılmaz Bayat Bey’i minnetle ve şükranla anmalıyım.” dedi.

Dergideki içeriklerin Türkçe dışında Arapça, İngilizce ve Fransızca yayımlandığı, fıkra, mektup ve muhtelif yazılara da yer verildiği için yurt dışından çok sayıda geri dönüş olduğunu söyleyen Karaçam, “Dahası bu dönüşümler bir kitap çıkışına bile vesile oldu. Okur Çocuk yayınları arasında yayımladığımız ‘Dünya Çocuklarından Mektuplar’ eserinin temelleri bu dönüşümlere dayanır.” şeklinde konuştu.

Karaçam, Zarifoğlu’nun vefatının 33. yılında yeniden hatırlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cahit ağabeyin ve dolayısıyla bir şairin Yürekdede ile Padişah adlı roman öyküsünü çizgi roman olarak çizdirip yayımlayan ilk dergi Gül Çocuk Dergisidir ve bu çizim Vefa Yayıncılık tarafından bir kitap olarak da basılmıştır. Eğer bulunuyorsa ne ala, ama bulunmuyorsa yeniden basılıp bugünün çocuklarına sunulmasını çok arzu ederim.”

İSTANBUL (AA) – Ocak ayında yayın hayatına başlayan aylık edebiyat ve fikir dergisi "Muhit", haziran sayısında şair Cahit Zarifoğlu'nun bilinmeyen yönlerini ve çalışmalarını sayfalarına taşıdı.

Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetimindeki dergi, nisan ayında "Vefa Özel Sayısı", geçen ay da Akif Emre dosyası ile okuyucu karşısına çıkmıştı.

Soner Karakuş'un editörlüğünü üstlendiği dergi bu ay, 7 haziran 1987'de vefat eden, "İşaret Çocukları", "Yedi Güzel Adam", "Menziller" kitaplarının yazarı şair Cahit Zarifoğlu'na sayfalarında geniş yer ayırdı.

– "Zarifoğlu dosyası, ilk kez yayınlanan belgelere ev sahipliği yapıyor"

İbrahim Tenekeci sunuş yazısında, "Genç yaşta dünya hayatına veda eden büyük şair Cahit Zarifoğlu için, vefatının otuz üçüncü yılı münasebetiyle bir dosya hazırladık. Dosyamız, ilk kez yayınlanan ve edebiyat tarihine ışık tutacak belgelere ev sahipliği yapıyor. Beyaz haberlerimiz bitmeyecek. Cahit Zarifoğlu'nun elinden, kaleminden çıkmış ve yayınlanmamış metinleri önümüzdeki sayılarda da yayınlamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"Cahit Zarifoğlu, şiirini ta baştan beri standart dilin dışına çıkarak, hatta o dili bozarak kurdu. Üstelik bu işi, standart dilin dışına çıkmayı, o dili bozmayı bilinçli olarak yaptığı da söylenemez. Kendisinin de belirttiği gibi “içinden öyle söylemek” geldiği için öyle söyler. Çünkü o, şiirine taşıdığı tabiat denli tabiîdir." tespitini okura sunan Arif Ay'ın "Şiir Savunma İstemez" başlıklı yazısıyla açılan dosyada, Mehmet Narlı, "Yedi Güzel Adam"la dilin ve şiirin doruğuna ulaşan şairin hayatını ele aldığı yazısında "Cahit Zarifoğlu'nun şiiri ayrı yerde, hayatı ayrı yerde olmamıştır. Kendi nerdeyse şiiri de ordadır." değerlendirmesini yapıyor.

Mustafa Özel, şairin "Okuyucularla" isimli kitabı üzerine yazdığı yazıda, insan yetiştirmeyi kendine gaye edinmiş kişi ve kurumların Cahit Zarifoğlu'nun okur mektuplarına verdiği cevaplardan öğreneceği çok şey olduğunu söylüyor.

Cahit Zarifoğlu'ndan Hüsrev Hatemi'ye yazılan bir mektubun yer aldığı dosyada ayrıca, Ali Ural'ın "Cahit Zarifoğlu Şiiri Nedir ?" makalesi, Mustafa Ruhi Şirin'in günlüğünden Zarifoğlu'nu andığı bölümler, aynı zamanda Şirin'in Zarifoğlu'na ithaf ettiği "Çocukların Anlamadığı" başlıklı şiir, Asım Gültekin'in Zarifoğlu şiirinin bilinmeyen kelimelerini incelediği yazı bulunuyor.

– "Babasından uzak büyümüş bir çocuk nasıl bu kadar güzel baba olmayı bilir?"

Usta şairin kızı Betül Zarifoğlu'nun "Babamla Tanışmamız" yazısı, oğlu gazeteci Ahmet Zarifoğlu'nun "Cahit Zarifoğlu'nun 'Yabancılık' Hikayesine Yabancı Bir Gözle Bakmak" başlıklı incelemesi ile gelini Elif Zarifoğlu'nun "Şaşkın Bakkal'da Üç Adam" isimli çalışması dergide okurların beğenisine sunuluyor.

Betül Zarifoğlu yazısında bir evlat, okur, yazar ve anne olarak babasına sormak istediği çok şey olduğunu belirterek, "Katıraslan en sevdiğim masal. Sormak isterdim yazarken nasıl bu kadar cesur olabilir insan? Dahası babalığı adına sormak isterdim ki babasından uzak büyümüş bir çocuk nasıl bu kadar güzel baba olmayı bilir?" ifadelerini kullanıyor.

Ahmet Zarifoğlu ise babasının "Yabancılık" hikayesinde hesaplaştığı en önemli şeylerden birinin sanat olduğunu söylüyor yazısında ve şunları kaydediyor:

"Cahit Zarifoğlu'nun bu hikayesinde hesaplaştığı ve/ya yabancılaştığı en önemli şeylerden biri de sanattır. Sanata hem çok değer verir, yüceltir hem de neredeyse yerden yere vurur. Saf bir sanatçı gayretiyle 'san'atı' baş üstünde tutar, sonra haddinden fazla önemseme hayretiyle karşı karşıya gelir ve önemsediği 'san'atı' İlahi nazarda şikayete yeltenir; bir takım manevi değerler söz konusu olduğunda çok basit ve somut kalan “'san'atı' yerer."

-"Benliği çok güçlü bir şair vardı karşımda"

Ahmet Edip Başaran "Zarifoğlu'nun Rilke'si", Said Yavuz "İslami ve Güzel Olanın Peşinde", İbrahim Tenekeci "Böyle Bir Çiçek Vardı" ve Tuba Kaplan "Yaşamak'ın Bizi Götürdüğü Cahit Zarifoğlu" başlıklı yazılarıyla dosyaya katkı sunan isimler arasında yer alıyor.

Mustafa Akar, "Şiirin Dünyayı Değiştirebilme Gücünü Zarifoğlu'nda Gördüm" başlıklı yazısında, şiir sanatını öğrenirken Zarifoğlu'nun yazdıklarından kazandıklarını şu sözlerle anlatıyor:

"Şiir sanatını yeni yeni öğrenen bir genç olarak neyime yarayacaktı Zarifoğlu'nun yazım tarzı. Kelimelerle insanın kafasında küçük küçük oyuklar açıyordu. Açılan çatlaklardan giren kelimeler hayat hakkında, ölüm hakkında, aşk ve avarelik hakkında bana bazı deneyimler kazandırırken, edebiyatın ve şiirin dünyayı değiştirebilecek güçte olduğunu da hissettiriyordu azar azar. Başka hiçbir şairde rastlamadığım kadar güçlü kılıyordu beni. Bir benlik oluşturuyordu içimde bu şiir. Çünkü 'Ben'liği çok güçlü bir şair vardı karşımda."

– Cahit Zarifoğlu'nun eserlerinde yer almayan "İşkence" şiiri gün yüzüne çıkıyor

Dosyanın "Cahit Zarifoğlu'nun Dörtyaprak Edebiyat Dergisi, Eskiz Defteri ve Kuracağı Be Yayınevi Belgeleri" bölümünde Zarifoğlu'nun ilk kez gün yüzüne çıkan eskiz defterinden çizimler bulunuyor. Yine aynı bölümde şairin vefatından 35 gün önce yayınladığı ancak eserlerinde yer almayan "İşkence" şiiri tekrar gün yüzüne çıkıyor.

Mustafa Ruhi Şirin, Zarifoğlu'nun ruh dünyasını, niyetlerini, son dönem eserlerinin arka planını gösteren ve saklayıp bugüne ulaştırdığı notlar ve çizimlerin hikayesini şu sözlerle anlatıyor:

"Zarifoğlu'nun son İstanbul döneminde şiiri hakkındaki 'zor ve anlaşılmaz şiir' eleştirileri karşısında savunma yapmak amacıyla Dörtyaprak adlı bir edebiyat dergisi yayımlama hazırlığı içinde olduğunun belgesi ilk kez yayınlanıyor. Dörtyaprak dergisinin kendisi tarafından yapılmış tasarımı ve Eskiz Defteri vefatından bir süre sonra İstanbul Radyosu binasının üçüncü katında bulunan Denetim ve Redaksiyon Müdürlüğü'nün 320 nolu 'Denetçi' odasındaki masasının üst çekmecesinde yer alıyordu."

Şirin yazısında, bu derginin başat işlevinin Zarifoğlu'nun şiirini açıklayacağı bir işleve yönelik olabileceğine işaret ederek, "Dörtyaprak Edebiyat Dergisi, şair Cahit Zarifoğlu’nun son döneminde kendine özgü ve bağımsız bir yol haritasının ipuçlarını barındırması bakımından önemlidir." ifadelerine yer veriyor.

Aralarında Hüseyin Atlansoy, Ali K. Metin, Mustafa Muharrem, Zeynep Kot Tan, Süleyman Unutmaz, Levent Dalar, Nurullah Genç, Dilara Ayşe Akdeniz, Nurettin Durman, Mehmet Aycı, Emel Özkan, Mehmet Tepe, Abdullah Kibritçi'nin de bulunduğu birçok ismin şiirleriyle okurların karşısına çıktığı derginin öykü sayfalarında Doğukan İşler'in "Yağmurlu Öykü", Yunus Emre Özsaray'ın "Son Cuma" ve Mustafa Nezihi Pesen'in "Bir Gün Çıkar Gelir, Olur ya!" isimli öyküsü ile Ali Emre'nin yakında yayımlanacak "Baybars / Şark'ın Kalkanı" romanından bir bölüm de Muhit'in altıncı sayısında okuyucuyla buluşuyor.