Cargill'in “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programı tarladaki verimi artırdı

İSTANBUL (AA) – Cargill Gıda Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı Murat Tarakçıoğlu, 3 yıl önce devreye aldıkları "1000 Çiftçi 1000 Bereket" programının çiftçiler için önemli kazanımlar sağladığını belirterek, "Program kapsamında ekimden hasada kadar eğitim, dijital tarım araçlarına erişim ve tarlalarına özel danışmanlık hizmeti alan çiftçilerimiz, yüzde 26’ya varan verim artışı elde ettiler." dedi.

Cargill Türkiye, 3 yıl önce devreye aldığı "1000 Çiftçi 1000 Bereket" programının çıktılarını online basın toplantısıyla paylaştı.

Basın toplantısında şirketine ve programa ilişkin bilgiler veren Tarakçıoğlu, Cargill'in 150 yıldan uzun süredir faaliyet gösteren çok uluslu bir şirket olduğunu belirterek, Cargill Türkiye'nin de 650'nin üzerinde çalışanıyla 4 fabrikada gıda, yem ve biyoendüstri sektörlerinde hizmet verdiğini söyledi.

Cargill İstanbul Ofisi'nin Orta Doğu ve Afrika'daki 60'a yakın ülkeyi tüm gıda, biyoendüstriyel faaliyetler ve yem konusunda yönettiğini ifade eden Tarakçıoğlu, Cargill'in global yetkinliklerini Türkiye'ye getirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Tarakçıoğlu şu bilgileri verdi:

"Bugün 5 kıtada aşağı yukarı 70 ülkeye ihracat yapıyoruz. Dilovası tesisinde ürettiğimiz trafo yağları ki bunlar petrol bazlı ürünleri ikame eden yağlardır, en son milli elektrikli trende kullanıldı. Bunu 22 ülkeye ihraç ediyoruz, içinde Hindistan ve Avrupa ülkeleri de olmak üzere. Onun ötesinde Orhangazi'deki tesisimizde endüstriyel nişasta üretimimiz var yoğun bir şekilde. Burayı endüstriyel nişastanın merkezi haline getirmek istiyoruz."

– "Programın sosyal getirisi 2,53 TL’den 2,78 TL’ye yükselmiş oldu"

Tarakçıoğlu, Cargill'in, "1000 Çiftçi 1000 Bereket" programı ile Türkiye'deki çiftçilerin verimliliği ve refahını artırmak üzere çalışmayı sürdürdüğünü belirterek, "Program kapsamında ekimden hasada kadar eğitim, dijital tarım araçlarına erişim ve tarlalarına özel danışmanlık hizmeti alan çiftçilerimiz, yüzde 26’ya varan oranda verim artışı elde ettiler. Program ikinci yılında kapsamını mısırın yanına ayçiçeği ekleyerek genişletirken, 12 ilde bin 175 çiftçiyi programa dahil etti." bilgilerini verdi.

"1000 Çiftçi 1000 Bereket" programının, çiftçilerin verimini artırmak, geçim kaynaklarını güçlendirmek, tarımda sosyal ve dijital dönüşümü gerçekleştirmek ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla 2019 yılında hayata geçirildiğini anlatan Tarakçıoğlu, "İkinci yılında ayçiçeği çiftçilerini de programa dahil ederek kapsamını genişleten 1000 Çiftçi 1000 Bereket, 12 ilde 70 bin futbol sahası büyüklüğüne denk gelen bir alana etki etti. Tarım ve gıda alanında Türkiye’de ilk kez sosyal etki hesaplaması yapılan program olma özelliği de taşıyan 1000 Çiftçi 1000 Bereket’e, 2020 yılında yapılan her 1 TL’lik yatırımın, 2,78 TL değerinde sosyal getirisi olduğu görüldü. Böylece programın sosyal getirisi bir önceki yıla göre de 2,53 TL’den 2,78 TL’ye yükselmiş oldu." diye konuştu.

– "Tarlada Sıfır Atık Yönetimi" projesi hayata geçirildi

Tarakçıoğlu, sezon başında yüzde 15 olarak belirledikleri verim artış hedefini aşarak, program kapsamındaki çiftçilerin yüzde 26’ya varan oranda verim artışı elde ettiklerini yineleyerek, "Bu program Cargill’in, çiftçilerin refahını artırmak üzere gerçekleştirdiği projelere güzel bir örnek teşkil ediyor. İki yılda toplam 2 bin 200’ü aşkın çiftçinin hayatına dokunduk. Üçüncü yılımızda kanola çiftçilerini de dahil ederek, programımızın etki alanını daha da genişleteceğiz." ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda "Tarlada Sıfır Atık Yönetimi" projesini hayata geçirdiklerini aktaran Tarakçıoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İTÜNOVA Teknoloji Transfer Ofisi projesinde Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu yönetiminde ve Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) iş birliğinde, tohumdan ürüne yaşam döngüsü atık sorununa çiftçi lehine kolaylaştırıcı çözüm için çalıştıklarını söyledi.

– "Çiftçiler uydudan tarla sağlığı takibi gibi dijital tarım araçlarından faydalandılar"

Tarakçıoğlu, çiftçilerin bilgi birikimi ve yerel deneyimlerinin bilim ile harmanlanmasıyla, dijitalleşme konusunda da önemli adımlar atıldığını belirterek, "Çiftçiler dijital toprak analizi, meteoroloji & sulama ve tahmin istasyonu, uydudan tarla sağlığı takibi gibi dijital tarım araçlarından faydalandılar. Tarlaya özel sunulan doğru sulama, gübreleme ve ilaçlama programına uyan çiftçiler, hastalık riskini azaltıp toprak kirliliğinin de önüne geçti. Program sayesinde verim artışının yanı sıra kaynak tasarrufu sağlandı. Bu da çiftçilerin maliyetlerine de olumlu şekilde yansıdı." bilgilerini verdi.

Programın, sürdürülebilirlik performansını ve yarattığı etkiyi daha kapsamlı bir şekilde paylaşmak üzere ilk İlerleme Raporu’nu yayınladıklarını anlatan Tarakçıoğlu, bu raporun, programın kaydettiği ilerlemeyi ve uzun vadeli değerini ortaya koymak ve değerlendirmek üzere, finansal olmayan veriler sağladığını aktardı.

Raporda, çeşitli kurum ve kuruluşlarla, programa katılan çiftçilerin görüşlerinin yer aldığını anlatan Tarakçıoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye’de en geniş katılımla paydaş görüşlerine yer verilen raporlar arasında yer alan 1000 Çiftçi 1000 Bereket İlerleme Raporuna 1000ciftci1000bereket.com adresi üzerinden ulaşmak mümkün.

Cargill olarak 1000 Çiftçi 1000 Bereket gibi programlar aracılığıyla, çiftçilerin güçlenmesi için yatırım yapıyoruz. Çiftçilerin verimliliğinin ve refahının artması için eğitim ve dijital tarım araçlarına erişimlerini sağlıyoruz. Çiftçilerle birlikte, dünyanın güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde beslemesine katkı sağlamak için çalışıyoruz."

– "Gerektiği kadar gübre kullanınca gübreden yüzde 22 tasarruf etmiş oldum"

Online basın toplantısında programı kapsamında İzmir İlkkurşun’da üretim yapan mısır çiftçisi Umut Ayberk Akbay'ın programın etkisiyle ilgili değerlendirmelerine yer verildi.

Akbay programın üretime etkilerine ilişkin şunları söyledi:

"Bu yıl 200 dekarlık arazime mısır ekmeden önce tarlamı ziyaret eden ziraat mühendisleri dijital toprak analizi yaptılar. Bana SMS göndererek toprağımın hangi besine, ne kadar ihtiyaç duyduğunu ifade ettiler. Geçmiş yıllarda yanlış gübreleme yaptığımı fark ettim. Gerektiği kadar gübre kullanınca gübreden yüzde 22 tasarruf etmiş oldum.

Meteoroloji & Sulama ve Tahmin İstasyonu uygulamasıyla, mısırların gelişimini tarlaya gitmeme gerek kalmadan, cep telefonumdan takip ettim. Ziraat mühendisleri de tarlamı izleyip beni kırmızı örümcek zararlısına karşı uyardılar. Buna göre ilaç kullandım. Program sayesinde, dekar başına aldığım ürün 7 bin 450’den 8 bin kilograma çıktı.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – AA muhabirinin Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) ile kayıtlı üretici ve yetiştiricilerin, isteğe bağlı olarak tarımsal varlıklarını teminat altına almaları sağlanıyor. Her yıl alınan kararlarla TARSİM kapsamındaki riskler genişletiliyor.

Buna göre, 2020’den itibaren bitkisel ürünlerdeki don riskinin kapsamı genişletilirken, açık alanda yetiştirilen meyveler için don riski, yaban domuzunun tarla ürünlerine verdiği zararlar, kiraz, incir ve üzüm ürünlerinde yağmur riski, kuraklık kaynaklı verim azalışları, seraların maruz kaldığı hava koşulları, hayvanlar için ölüm ve hırsızlık riski ile kovanlara yönelik fırtına, sel, su baskını ve nakliye riski gibi konular da teminat altına alındı.

Tarım sigortası uygulamasıyla çiftçinin doğal afetlerden korunması için poliçe bedelinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanıyor. Ayrıca açık alanda yetiştirilen meyvelerde çiçeklenme evresindeki don riski için verilen prim desteğine ilave olarak, sadece don riski primine 1/3 oranında ek prim desteği, ilçe bazlı kuraklık verim sigortasında sigorta priminin yüzde 60’ı oranında prim desteği sağlanıyor.

Geçen yıl ülke genelinde, kapsam dahilindeki tüm branşlarda toplam 2 milyon 235 bin 626 devlet destekli tarım sigortası poliçesi kesildi. Kesilen poliçeler karşılığında 1,7 milyar lira devlet prim desteği sağlandı ve 1,3 milyar lira hasar tazminatı ödemesi yapıldı. Sigortalanan alan 26,9 milyon dekara, hayvan sayısı ise yaklaşık 10,3 milyon başa ulaştı.

Devlet destekli tarım sigortaları uygulamasının başladığı 1 Haziran 2006’dan 31 Aralık 2020’ye kadar tüm branşlarda toplam 14 milyon 973 bin 534 tarım sigortası poliçesi tanzim edildi. Bu dönemde 7,5 milyar lira devlet prim desteği sağlandı ve 7,4 milyar lira hasar tazminatı ödemesi yapıldı.

Doğal afetlerin etkileri izleniyor

Öte yandan doğal afetlerin tarımsal üretime olan etkileri, il tarım ve orman müdürlükleri tarafından yapılan tespitlere göre düzenlenen afet ihbar formlarıyla izleniyor. Afetlerden etkilenen çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçlarının ertelenmesi ya da taksitlendirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Afetlerden zarar gören çiftçilerin zararının bir miktarının karşılanabilmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığınca il acil destek ödemeleri de veriliyor.

TRABZON(AA) – Dik ve sarp yamaçlara sahip Doğu Karadeniz’de zorlu koşullara rağmen hayatlarını sürdüren çiftçi ailelerin tarlalarında yeni ekim öncesinde hareketli günler başladı.

Kışın ardından gelen ilkbahar ve sıcak havayla tarlalarında kalan otları temizlemeye başlayan çiftçiler, ekecekleri mısır ve çeşitli sebzeleri satarak elde edecekleri gelirle ev ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Coğrafi yapı nedeniyle ekilebilir alanların sınırlı olması nedeniyle her karış toprağı değerlendirmeye çalışan emektar çiftçiler, oldukça yorucu bu çalışmayı imece usulü yapıyor.

Trabzon’un Akçaabat ilçesi Doğanköy Mahallesi’nde yaşayan Bayram Sepetçi de kendisine ait tarlada yetiştirdiği mısır, patates, domates ve çeşitli sebzelerle evinin geçimini sağlıyor.

İlkbaharın gelmesiyle eşi ve iki çocuğuyla erken saatlerde tarlada güne başlayan Sepetçi, akşama kadar ekim hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor.

Sepetçi, AA muhabirine, ekim öncesinde ilk aşamanın temizlik olduğunu, biriken otların kökleriyle temizlenmesinin yeni ürünün kalitesi ve verimini doğrudan etkilediğini belirtti.

Tarlanın temizlenmesinin ardından beden gücüyle belleme işlemi yapıldığını anlatan Sepetçi, daha sonra ahırlardan demir kovalara konulup sırtta taşınarak getirilen gübrelerin toprakla buluşturulduğunu söyledi.

Kendi tarlasında bu sezon ekilecek ürünler arasında önceliğin mısırdan yana olacağına işaret eden Sepetçi, “Erken kalkıp çalışabildiğimiz zamana kadar tarlada oluyoruz. Yorulduğumuzda dinlenip tekrar öğleden sonra devam ediyoruz. İlkbaharda yapılan bu çalışmaların ardından biz ve diğer komşularımız genelde mısır ekiyor. Ayrıca turp, lahana ve diğer sebze çeşitleri de yetiştirmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yazın hasat edilecek mısırların büyük çoğunluğunu satacaklarını belirten Sepetçi, şunları kaydetti:

“Burada hayat güzel ve memnunuz. Tarlada olduğumuz zaman komşularımızla dahi olsa pandemi nedeniyle mesafeyi koruyabiliyoruz. Şehre gittiğimiz zaman kalabalığa giremiyorsun, bir yerde oturup bir şey yiyemiyorsun. O nedenle burada ailecek güzel bir ortamımız var. Bu sene inşallah kuraklık olmayacak diye düşünüyoruz. Pandemi sürecini de inşallah bu sene atlatırız.”

Bu arada, ilkbaharla açan pancar ve lahanaların çiçekleri güzergahta yolculuk yapanlar için adeta görsel şölen sunuyor.