FETÖ/PDY

Kırgızistan Yüksek Mahkemesi, TMSF'nin talebini kabul etti

BİŞKEK (AA) – Kırgızistan Yüksek Mahkemesi'nce, Türkiye'de FETÖ bağlantısı nedeniyle kayyuma devredilen Kaynak Holding'e bağlı Özgün İnşaat Anonim Şirketi'nin bu ülkedeki varlığının iadesine ilişkin karar açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) avukatları, Özgün İnşaat Anonim Şirketi'nin Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te 2006 yılında kurduğu Vefa Alışveriş Merkezi'nin (AVM) satışının ve AVM'nin yer aldığı arsanın alım ve satım sözleşmelerinin geçersiz kabul edilmesine ilişkin Yüksek Mahkemeye ikinci kez başvuruda bulundu.

Duruşmaların ardından temyiz incelemesini tamamlayan Kırgızistan Yüksek Mahkemesi İdari ve Ekonomik Ceza Dairesi, ilçe ve şehir mahkemelerinin verdiği kararları bozarak, dosyayı yeniden görülmek üzere ilçe mahkemesine geri gönderdi.

Tarafların müdahil avukatlarının yanı sıra AVM'nin sözde sahibi, destekçileri ve birçok basın mensubunun katıldığı karar duruşmasında, TMSF avukatı, kararın okunmasından sonra hakim kuruluna teşekkür etti.

– Olayın geçmişi

Türkiye'deki 15 Temmuz 2016'da FETÖ'nün hain darbe girişiminden önce 17 Kasım 2015 tarihinde kayyuma devredilen Kaynak Holding'e bağlı Kırgızistan'daki Özgün İnşaat Anonim Şirketi'nin mal varlıkları 11 Nisan 2016 tarihinde donduruldu.

Böylelikle, Özgün İnşaat ile ilgili tüm işlemler 17 Kasım 2015 tarihinden itibaren yasak ve geçersiz sayıldı.

Vefa Alışveriş Merkezi'nin eski yöneticisi Hulisi Ayverdi'nin imzasını taşıyan 30 Kasım 2015 tarihli vekaletname ile 29 Şubat 2016 tarihinde anlaşma düzenlenerek alışveriş merkezi Umsun Nazarbekova isimli Kırgız vatandaşının kurucuları arasında olduğu Aruu Jıldız şirketine satıldı.

Bunun üzerine İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 25 Ekim 2019 tarihinde verdiği karar ile Özgün İnşaat şirketi adına düzenlenen vekaletnamenin geçersiz olduğuna hükmetti.

TMSF de Türkiye Cumhuriyeti devletine ait AVM'nin sahte vekaletname ile satıldığı gerekçesiyle iki yıl önce yargı sürecini başlatmıştı.

ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Topuz'un yargılandığı davada mütalaa

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı eski polis müdürleri ve askerlerin yanı sıra firari eski savcı Zekeriya Öz'le irtibatının tespit edilmesinin ardından tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz yargılandığı davada mütalaa açıklandı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki beşinci duruşmaya, tutuklu sanık Metin Topuz ve avukatlar katıldı. Duruşmayı, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier ve ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Daria Darnell da takip etti.

Duruşmada, mahkemeye gelen evrakın okunmasının ardından savcıya söz verildi.

Savcı, önceki celselerde, yurt dışında yaşayan tanık Feyyaz Öztürk'ün istinabe (adli yardım) yoluyla ifadesinin alınmasına karar verilmişse de, yargılamanın sürüncemede kalmaması için ulaşılamayan tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesini istedi.

Daha sonra, Cumhuriyet Savcısı, hazırladığı esas hakkındaki 14 sayfalık mütalaasını özet olarak okudu.

Mütalaada, sanık Topuz'un HTS incelemesinde, kendisinin kullandığını beyan ettiği GSM hattı üzerinden, aralarında FETÖ kapsamında yargılanan eski emniyet müdürleri polisler Yakup Saygılı, Mahir Çakallı, Nazmi Ardıç ve Yasin Topçu ile yoğun görüşmelerinin olduğu belirtildi.

Sanığın ABD konsolosluğunda, ABD'de uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele birimi olan Drug Enforcement Administration'da (DEA) asistanı olarak görev yaptığını beyan ettiği, ancak FETÖ ile iltisaklı polislerle gerçekleştirdiği görüşmelerin göreviyle ilgili olmadığı vurgulanan mütalaada, sanıktan ele geçen dijital verilerde, "yeni paralel operasyonu" gibi yazışmaların bulunduğu anlatıldı.

Mütalaada, sanığın DEA asistanlığı görevi için gittiğini iddia ettiği emniyetin bina giriş çıkışlarına dair güvenlik kamerası görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu alındığı aktarıldı.

FETÖ'de etkin durumda bulunan örgüt mensuplarıyla yoğun görüşmeleri bulunan Topuz'un mali şube müdür ve müdür yardımcılarıyla yaptığı ABD ziyareti, cep telefonundan ele geçen örgütsel içerikli yazışmaları ve emniyet müdürlerinin odalarına rahatça girip çıktığına dair tanık beyanları olduğu belirtilen mütalaada, bunlar dikkate alındığında sanığın örgüt mensubu olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

Sanık hakkında her ne kadar "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan dava açılsa da, bu suçun unsurlarının oluşmadığını ifade edilen mütalaada, Topuz'un "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilmesi istendi.

Mütalaada, sanığın ''devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek'', "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme", "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "gizliliğin ihlali"suçlarından ise beraatine karar verilmesi istendi.

– "FETÖ'yle irtibatım yoktur"

Mütalaanın ardından beyanda bulunan sanık avukatı, "Bizim yoğurdumuz ekşi değil. Müvekkil hiçbir araştırmadan kaçmamaktadır. Kovuşturmanın genişletilmesi talebimiz vardır. Tanık Feyyaz Öztürk'ün dosyadaki ifadesinde geçen tüm hususlar aydınlatılsın. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep ediyoruz. Müvekkilimiz uzun süredir tutukludur, tahliyesine karar verilmesini istiyoruz." diye konuştu.

Sanık Metin Topuz ise, savunmalarında iddia makamının delillerini çürütmeye yeterli delilleri sunduklarını belirterek, "FETÖ'nün herhangi bir kurumu ya da kişisiyle irtibatım yoktur. Emniyet görevlileriyle, tercümanlık görevim nedeniyle görüşmelerim oldu. 300'e yakın emniyet görevlisiyle 1000'den fazla görüşmem vardır. Bu benim işim. Suçsuzum." dedi.

Mahkeme, Topuz'un tutukluluğunun devamına ve taraflara mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için süre vererek, duruşmayı 11 Haziran'a erteledi.

Duruşma sonrası, Topuz'un avukatından bilgi alan Başkonsolos Darnell ile maslahatgüzar Hovenier adliyeden ayrıldı.

Adana merkezli iki ilde Bylock operasyonu

ADANA (AA) – Adana merkezli iki ilde FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmada 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla FETÖ/PDY'nin haberleşme programı Bylock kullanıcılarına yönelik çalışma başlattı.

Soruşturma kapsamında bu programı kullandığı tespit edilen 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Adana ve İstanbul'da adresleri tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.

Yapılan baskınlarda gözaltına alınan bazı şüpheliler, Adana Adli Tıp Birimindeki sağlık kontrolünün ardından Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Metin İyidil'i kaçırmaya çalışmakla suçlanan 3 şüpheli serbest bırakıldı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yargılandığı davanın istinaf aşamasında beraatine ve tahliyesine karar verilen, ancak itiraz üzerine tekrar tutuklanan eski korgeneral Metin İyidil’i kaçırmaya çalışmakla suçlanan biri avukat 3 şüpheli, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Edinilen bilgiye göre, İyidil’i kaçırmaya çalıştıkları gerekçesiyle gözaltına alınan yeğeni B.Ö. ve eşi E.Ö. ile avukatı A.K. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Burada savcıya ifade veren şüpheliler serbest bırakıldı.

Şüphelilerden B.Ö’nün, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’in oğlu, İyidil’in yakalandığı evin ise Özdemir’in bir yakınına ait olduğu tespit edilmişti.


  • Kara Kuvvetleri Komutanlığı darbe girişimi davası

    ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki (KKK) eylemlere ilişkin 142 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

    Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuksuz sanıklar Altuğ Kayışoğlu, Fehmi Atuk ve Turgay Kurt, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

    Sanık Kayışoğlu, savcının hakkında beraat istediğini hatırlatarak, mahkemenin de bu yönde karar vermesini talep etti.

    Darbeye yardım suçundan hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istenen Fehmi Atuk da darbe girişimine yardım edecek herhangi bir faaliyette bulunmadığını, dosyada bunun aksini ortaya koyacak bir delilin bulunmadığını söyledi. Davanın ilk gününden bu yana aynı savunmayı yaptığını dile getiren Atuk, suçsuz olduğunu savunarak beraatini istedi.

    “Silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan cezalandırılması istenen sanık Kurt da FETÖ üyesi olmadığını, bu yönde yapılan suçlamaların gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. Uzun yıllar devlete hizmet ettiğini, amirlerinin dışında kimseden emir almadığını belirten Kurt, ülkesine ve milletine sadakatle bağlı olduğunu savundu.

    Tutuksuz yargılandığını hatırlatan Kurt, hakkında beraat hükmü kurulmasını talep etti.

    Duruşmaya yarın devam edilecek.

  • Eski başyaver Özdaban’a FETÖ’den hapis

    ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik davada yargılanan eski Cumhurbaşkanlığı Başyaveri kurmay albay Bekir Furkan Özdaban, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 10 yıl hapisle cezalandırıldı.

    Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Özdaban, yakınları ve avukatı katıldı.

    Cumhuriyet Savcısı Mahmut Akıncı, önceki celse sunduğu ve Özdaban’ın 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep ettiği mütalaasını yineledi.

    Ardından esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan Özdaban, hakkında isnat edilen suçlamaların somut delillere dayanmadığını iddia ederek, arada geçen süre boyunca örgüt üyesi olduğuna ilişkin kesin bir değerlendirmenin ortaya konulmadığını belirtti.

    Hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile irtibatının olmadığını ileri süren Özdaban, aleyhindeki tanık beyanlarının ise gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

    Darbe girişiminin ardından KKTC’de görevine devam ettiğini anlatan Özdaban, hakkındaki soruşturma kapsamında adli kontrolle serbest kaldığını, diplomatik pasaportu olmasına rağmen ülkeyi terk etmeyi düşünmediğini vurguladı. Bu durumun, suçsuz olduğunu gösterdiğini ileri süren Özdaban, beraatini talep etti.

    Sanık avukatının savunmasının ardından Başkan Abdullah Fırat Gedik, üye hakimler İbrahim İlaslan ve İzzet Nesip Doyduk’un bulunduğu heyet kararını açıkladı. Buna göre, sanık Özdaban, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    – Abdullah Gül’ün başyaveriydi

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde konuşlu Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan Özdaban, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde başyaverlik görevinde bulunmuştu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kısa süre başyaverliğini yapan Özdaban, FETÖ soruşturması kapsamında, 7 albayla birlikte 16 Ocak 2018’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gözaltına alınarak, Türkiye’ye getirilmişti.

  • Firariyken yakalanan Ergenekon davası eski savcısı Dalkuş, hiç kaçmadığını iddia etti

    İSTANBUL (AA) – Meslekten ihraç edilmesinin ardından hakkında çıkarılan yakalama kararı sonrası Esenyurt’ta gözaltına alınarak tutuklanan Ergenekon davasının eski savcılarından Murat Dalkuş, “FETÖ üyeliği” suçundan yargılandığı dava kapsamında yaptığı savunmada, hiç kaçmadığını öne sürdü.

    İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Murat Dalkuş ile avukatları katıldı.

    Ergenekon davası kapsamında yargılanan CHP Milletvekilleri Tuncay Özkan ve Mehmet Ali Çelebi ile emekli albay Mustafa Levent Göktaş’ı temsilen duruşmaya katılan avukat Mehtap Ulus, müvekkilleri adına suçtan zarar gördükleri iddiasıyla müdahillik talebinde bulundu. Talebi değerlendiren mahkeme heyeti, suçtan doğrudan zarar görme gibi durum söz konusu olmadığı için talebi reddetti.

    Duruşmaya daha sonra Ergenekon davası kapsamında yargılanan eski CHP Milletvekili ve emekli albay Dursun Çiçek de katıldı.

    Savunması alınan tutuklu sanık Dalkuş, daha önce hakkında alınan gözaltı kararı sonrası evinden alındığını ve gözaltı sürecinden sonra mahkemeye sevk edildiğini hatırlatarak, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği kararıyla adli kontrol uygulanarak serbest bırakıldığını söyledi.

    Sonraki süreçte hain 15 Temmuz darbe girişimi yaşandığını ve OHAL ilan edildiğini kaydeden Dalkuş, ifade vermek için çağrılmasına rağmen kaygılanıp ifade vermeye gitmediğini, lojmanında evrakları hazır halde beklediğini ancak kolluk görevlilerinin görevlerini tam yapmadıkları için kendisiyle ilgili “evinde bulamadık” dediklerini öne sürdü.

    – “3 yıl boyunca kimse beni sormadı”

    Aradan 3 yıl geçmesine rağmen kendisini kimselerin sormadığını, ifade çağrılarına icabet etmediğini ancak kaçmadığını da öne süren Dalkuş, şöyle savunma yaptı:

    “Hakkımda kırmızı bülten çıkınca işgüzar bir köylü, bari ihbar edeyim de 3-5 kuruş kazanayım diyerek ihbar etmiş. Teslim olacağımı söylemiştim çünkü. Jandarma gelip bana kelepçe bile takmadı. ‘Kimi aldığınızı bilmiyorsunuz, Google’a bir bakın’ dedikten sonra, Ergenekon savcısı olduğumu anlayıp hemen kelepçe taktılar. Sonra da, kendi operasyonları sonucu yakaladıkları şeklinde haberler yaptırdılar. Ararlarken başka lojmana girmişlerse, bu onların eksikliğidir. İnsani olan bir korku duygusu yaşadım ancak hiç kaçmadım. Zaten kaçmam da yargılamayı uzatmış değildir. Ben yakalandığımda iddianame yeni kabul edilmiş tensip hazırlanmıştı.”

    Dava dosyasında aleyhine delil olan tek şeyin üç tanığın anlatımı olduğunu iddia eden Dalkuş, “FETÖ’nün HSK’sı” olarak bilinen HSK (Hakimler ve Savcılar Kurulu) tarafından Burdur’un Bucak ilçesi başsavcılığı unvanının elinden alındığını ve Şişli’ye düz savcı olarak atandığına dikkati çekerek, “O dönem FETÖ üyesi olsam tam tersinin olması gerekmez miydi? Özel yetkili savcı yapılmam gerekirdi.” dedi.

    İstanbul’a atanmak istemediği halde atandığını ve başsavcılık inisiyatifiyle Beşiktaş’daki adliyeye (özel yetkili) görevlendirildiğini aktaran Dalkuş, orada 4 ay soruşturma savcılığı yaptığını, kendisine teslim edilen dosyalarda daha önce gerçekleşen haksızlıkları tespit ettiğini, dosya kapandığı halde insanların dinlenilmesine devam ettiğini, dinleme mağdurlarını arayarak haberdar ettiğini ve bunları yaptığı için dönemin terörle mücadele şube müdürü Yurt Atayün’ün rahatsızlığını telefonla kendisine ilettiğini dile getirdi.

    – “Hayatımın en berbat dönemi olacak Ergenekon savcılığını mecburen kabul ettim”

    Böyle bir rahatsızlık yaratması nedeniyle bir hafta sonra Beşiktaş’a Sadrettin Sarıkaya’nın da aralarında bulunduğu yeni üç savcı atandığını, dosyalarının onlara verildiğini ve kendisini çağıran dönemin başsavcıvekili Fikret Seçen tarafından duruşma savcısı olarak atandığının kendisine iletildiğini anlatan Dalkuş, “Fikret Seçen, Ergenekon duruşmalarına savcı olarak atandığımı söyledi. Oradaki savcıların işleri yoğunlaşmış ve mütalaaya yoğunlaşacaklarmış. ‘Benden savcı istediler, seni tayin ettim’ dedi. Mesleki kariyerimi düşünüp istemediğim halde kabul etmek zorunda kaldım. Hayatımın en berbat olaylarına neden olacak bir yıllık çalışma sürecine (Ergenekon davası duruşma savcılığı) böyle başlamış oldum.” şeklinde konuştu.

    Berbat olmasının nedeninin kendisinden değil, davaya husumet duyan kitlenin çokluğundan kaynaklandığını da belirten Dalkuş, duruşma savcısı olarak o davada hiçbir etkisinin olmadığını, bir duruşma savcısının sadece hak ve talep yetkisi olduğunu, imtiyazının bulunmadığını, asıl inisiyatifin soruşturma savcılarında olduğunu, orada yeni duruşma savcısı olduğu için genelde işi öğrenmek için davalara katılmasının istendiğini ve duruşma savcılığında görevini insanlığı ve vicdanıyla yerine getirdiğini öne sürdü.

    Gittiği dönemde o davada 386 duruşma yapılmış olduğunu ve 13 Ocak 2012 yılında hayatında ilk kez ağır ceza mahkemesi duruşmasına katıldığını kaydeden Dalkuş, savunmasına şöyle devam etti:

    “Bana zaten sorumluluk vermediler. Takıl dediler. Asıl duruşma savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel, talep istenme bölümünde, sanık ve yakınlarına ait internete düşen ses kayıtlarının emniyetten çözülerek mahkemeye gönderilmesini talep etti. Bu talebe şaşırmıştım. Bu taleple ilgili bilgi sahibi değildim. Yazılı talep olduğu için prosedür gereği imzaladım, itiraz etmedim. 4 sonra mahkeme bu talebi, ara kararında kopyalayarak kabul etti. Daha sonra emniyetten ses kayıtları getirilmiş. Benim içeriğinden haberim yoktu. Avukatların şikayeti sonrası inceleme olmuş. Ergenekon davasında savcı olarak 3-4 duruşmaya katıldım. Onlarda da sanık avukatlarının lehe soramadığı sorular ben sordum. Gerekçeli karar açıklanmadan 4 ay önce görev yerim sona erdi, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne duruşma savcısı olarak atandım.”

    Ergenekon’da duruşma savcılığı yaptığı dönemde sanıklardan Muzaffer Tekin’e, “Sizin ceza almanız beni mutlu etmez, bundan emin olun’ dedim, o da ağladı” ifadesini kullanan Dalkuş, FETÖ ile irtibatı olsa sanıklara böyle iyi davranmayacağını, örgütle bir bağlantısının olmadığını, ByLock kullanmadığını ve Bank Asya’da herhangi bir hesabının bulunmadığını da ileri sürdü. Dalkuş, “Hakkımda bir bireysel şikayet dışında hiçbir şikayet yoktu. Devlet bana maaş veriyor. Devlet bana görevlendirme yapmış. Maaşımı hak etmek için orada bulunuyorum. İtiraz etme hakkım var mı?” ifadesini de kullandı.

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Dalkuş’un suçun vasfı, mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi ve kaçma şüphesi bulunması gerekçesiyle bu halinin devamına hükmetti.

    Sanık Dalkuş’un Ergenekon davasına katıldığı duruşma zabıtlarının ilgili mahkemelerden istenmesini de karara bağlayan heyet, sanık hakkında daha önce beyanda bulunan iki tanığın duruşmaya çağrılmasını hükme bağladı.

    Mahkeme heyeti duruşmayı 7 Nisan’a erteledi.

    – İddianameden

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Mehmet Murat Dalkuş’un “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

    Dalkuş’un FETÖ/PDY üyeleriyle iletişim bilgilerini içeren HTS analiz raporu ve örgütle irtibatlı olduğuna dair hakkında birden fazla tanık ve şüphelinin ifadesine yer verilen iddianamede, sanık Dalkuş’un, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından örgüte iltisakı nedeniyle meslekten ihraç edildiği hatırlatılıyor.

    İddianamede, sanık Dalkuş’un, FETÖ’nün kumpas davalarından “Ergenekon”a bakan 7 eski hakim ve savcı ile birlikte “suç uydurmak ve görevi kötüye kullanmak” suçlarından Yargıtay 8. Ceza Dairesinde açılan davada yargılandığı anımsatılıyor.

    Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu dava kapsamında, sanık Mehmet Murat Dalkuş hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına hükmetmişti.

    – Esenyurt’ta yakalanmıştı

    Dalkuş hakkında, “suç uydurmak, görevi kötüye kullanmak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak ve silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından Yargıtay 8. Ceza Dairesince yargılanması nedeniyle kırmızı bülten çıkarılması talep edilmişti.

    İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince de “terör örgütü üyeliği” soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan eski firari savcı Mehmet Murat Dalkuş, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından iki ay yapılan çalışmalar sonucunda Esenyurt’taki 2 bin 300 konutlu özel bir sitedeki adrese düzenlenen operasyonla 21 Ekim 2019’da yakalanmış, 22 Ekim’de de tutuklanmıştı.

  • Afyonkarahisar’da FETÖ operasyonunda 3 zanlı yakalandı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar’da, FETÖ/PDY’ye yönelik operasyonda, 3 şüpheli gözaltına alındı.

    İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Ankara ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmalar kapsamında aranan 3 zanlının adreslerine operasyon düzenledi.

    Operasyonda, Ramazan K, Mahmut Ş.Y. ve Hüseyin Ç, yakalandı.

    Şüphelilerin, işlemlerinin ardından Ankara Emniyet Müdürlüğüne teslim edileceği bildirildi.

  • Kastamonu’da FETÖ sanığına 6 yıl 3 ay hapis cezası

    KASTAMONU (AA) – Kastamonu’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan 2 sanıktan birine 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi, diğeri beraat etti.

    Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde ayrı ayrı görülen duruşmalara, terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla tutuksuz yargılanan Niyazi T. ile Bahri B. katıldı.

    Niyazi T, duruşmadaki savunmasında, suçsuz olduğunu iddia ederek, “Ben vatan ve millet için çalıştım. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum.” dedi.

    Bahri B. de suçsuz olduğunu öne sürerek, beraat talebinde bulundu.

    Sanıklardan Niyazi T’yi terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, Bahri B’nin ise beraatine hükmetti.

  • Metin İyidil’i kaçırmaya çalışmakla suçlanan 3 şüpheli gözaltına alındı

    ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yargılandığı davanın istinaf aşamasında beraatine ve tahliyesine karar verilen ancak itiraz üzerine hakkında tekrar tutuklama kararı çıkarılan eski korgeneral Metin İyidil’i kaçırmaya çalışmakla suçlanan biri avukat 3 şüpheli gözaltına alındı.

    Emniyet kaynaklarından edinilen bilgiye göre, polisin çalışmaları sonucunda eski Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı İyidil’in dün Angora Evleri’nde kaldığı evden, Çiğdem Mahallesi’ndeki başka bir eve gittiği tespit edildi.

    Ekipler, hakkında yakalama kararı çıkarılan İyidil’i kaçırmaya çalışmakla suçlanan yeğeni B.Ö. ve eşi E.Ö. ile avukatı A.K’yı gözaltına aldı.

    Şüphelilerden B.Ö’nün, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’in oğlu olduğu öğrenildi. İyidil’in yakalandığı evin de Özdemir’in bir yakınına ait olduğu bildirildi.

    İyidil, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından yargılandığı davada “ağırlaştırılmış müebbet hapse” mahkum edilmiş, istinaf başvurusunu değerlendiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi, 14 Ocak’ta İyidil’in beraatine ve tahliyesine karar vermişti.

    Tahliye kararına Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığınca yapılan itiraz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’inci Ceza Dairesince incelenmiş, isnat edilen suç ve kaçma şüphesi gözetilerek İyidil hakkında dün tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı. Karar üzerine İyidil, bu sabah gözaltına alınmış, daha sonra tutuklanmıştı.

  • Metin İyidil’e beraat ve tahliye veren heyete inceleme

    ANKARA (AA) – Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), eski Korgeneral Metin İyidil’in darbe girişimi davasında aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kaldıran, beraatine ve tahliyesine karar veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi heyetinin görev yerleri değiştirildi.

    Alınan bilgiye göre, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin ardından yargılandığı Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesince “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına çarptırılan Metin İyidil hakkında, beraat ve tahliye kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesinin başkan ve üyeleri hakkında inceleme başlatıldı.

    Teftiş Kurulunca yapılacak inceleme sonucu hazırlanacak müfettiş raporunun ardından heyet hakkında karar verilecek. Teftiş Kurulu, konuyla ilgili bir kusur olup olmadığını inceleyecek.

    Konunun önemi nedeniyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesinin başkan ve üyelerinin başka illerde görevlendirilmelerinin uygun görüldüğü de belirtildi.

    – Tahliye olup tekrar gözaltına alınmıştı

    Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı İyidil, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından yargılandığı davada “ağırlaştırılmış müebbet hapse” mahkum edilmişti.

    İstinaf başvurusu üzerine dosyayı değerlendiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20’nci Ceza Dairesi ise İyidil hakkındaki hükmü kaldırarak, İyidil’in beraatine ve tahliyesine karar vermişti.

    Tahliye kararına Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığınca yapılan itiraz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’inci Ceza Dairesince incelenmiş, isnat edilen suç ve kaçma şüphesi gözetilerek İyidil hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı. İyidil, karar üzerine bu sabah Çankaya’daki evinde gözaltına alınmıştı.

  • Gazitantep’te FETÖ davasında yargılanan eski savcıya 6 yıl 3 ay hapis cezası

    GAZİANTEP (AA) – Gaziantep’te Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) davasında yargılanan eski savcıya 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar eski savcı Mehmet Yurt ile eşi S.Ö.Y. katılmazken sanık avukatı hazır bulundu.

    Sanık avukatı, müvekkillerinin suçsuz olduklarını belirterek, beraat talebinde bulundu.

    Duruşma savcısı sanık Mehmet Yurt’un ByLock kullandığını, 2014 yılındaki HSYK seçimlerinde örgüt adaylarına destek istediğini, diğer sanığın da örgüt evi olarak kullanılan evin kiralanmasını sağladığını belirterek, cezalandırılmasını talep etti.

    Mahkeme heyeti sanık Mehmet Yurt’a “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi, sanık S.Ö.Y’nin ise delil yetersizliğinden beraatine hükmetti.

  • Şanlıurfa merkezli FETÖ/PDY operasyonunda 7 şüpheli tutuklandı

    ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 7’si tutuklandı.

    Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 10 Ocak’ta, Şanlıurfa, Mersin ve İstanbul’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 9 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

    Adliyeye sevk edilen şüphelilerden aralarında profesör, doktor ve polisin de bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. İki şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

  • Adana’daki FETÖ davasında yargılanan 3 sanıktan birine 6 yıl 3 ay hapis

    ADANA (AA) – Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) davasında “silahlı terör örgütüne” üye olma suçundan yargılanan 3 sanıktan biri 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı, diğerlerinin ise beraatine karar verildi.

    Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Ayşe Salgut, A.T. ve M.B. ile avukatları katıldı.

    Sanık Salgut savunmasında, FETÖ/PDY üyesi olmadığını belirterek, “Hakkımdaki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağını kabul etmiyorum. Örgütsel bir konumum yoktur. Beraatimi talep ederim.” dedi.

    Diğer sanıklar da FETÖ/PDY üyesi olmadıklarını ifade ederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

    Cumhuriyet savcısı ise esas hakkındaki mütalaasında sanık Ayşe Salgut’un FETÖ’nün gizli haberleşme uygulaması ByLock kullanıcısı olması ve örgüte ait kurumlarda SGK kaydının bulunması dikkate alınarak cezalandırılması, diğer sanıkların ise ‘”delil yetersizliği” gerekçesiyle beraatlerine karar verilmesi yönünde görüş bildirdi.

    Mahkeme heyeti, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan sanık Ayşe Salgut’u 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, diğer sanıklar A.T. ile M.B’nin ise beraatine karar verdi.

  • Eski AYİM üyesi Yaşar Yüce’ye FETÖ üyeliğinden 7,5 yıl hapis

    ANKARA (AA) – Eski Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) üyesi Yaşar Yüce, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonunda görülen duruşmaya tutuksuz sanık Yüce ile avukatı katıldı.

    Esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Yüce, örgüt üyesi olmadığını, görev yaptığı süre içerisinde hukuk ve kanunlara göre karar verdiğini iddia etti.

    Yüce ve avukatının savunmalarını tamamlamaları üzerine duruşmaya karar için ara verildi.

    – Karar

    Daha sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, Daire Başkanı Maruf Alikanoğlu tarafından açıklandı.

    Yaşar Yüce’ye, “FETÖ üyeliği” suçundan, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşarak 6 yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1. maddesi uyarınca cezayı 9 yıla çıkardı.

    TCK’nin 62. maddesindeki indirimi uygulayarak sanığın cezasını 7 yıl 6 aya indiren mahkeme heyeti, Yüce hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmetti.

    Bu karara karşı temyiz yolu açık bulunuyor. Temyize gidilmesi durumunda talebi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.