Mahkeme

Yargıtay müşteriye cinsel tacizde bulunulmasını 'haklı fesih' saydı

ANKARA (AA) – Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalıştığı otelde müşteriye cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle işten çıkarılan garsonun iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine hükmetti.

İstanbul’da bir otelde çalışan garson, müşteriye cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla işten çıkarıldı. Sebep bildirilmeden iş akdinin feshedildiğini öne süren garson, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açtı.

Bakırköy 26. İş Mahkemesindeki yargılama sırasında davalı işveren, işçinin bir müşteriye cinsel tacizde bulunduğunu, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savundu.

Cinsel taciz olayının ve söz konusu çalışanın iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin somut delillerle ispatlanamadığı sonucuna ulaşan mahkeme, garson hakkında kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verdi.

Temyiz üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise yerel mahkemenin kararını bozdu.

Karardan

Dairenin kararında, cinsel taciz eyleminin yapısı gereğince delil bulunmasının her zaman mümkün olmayacağı vurgulandı.

Mağdurun tek başına olduğu yerlerde bu tür eylemlere maruz kalması, tacize uğrayanlardan çok azının olayları işverene yansıtabilmesi nedenleriyle ispat noktasında tacize uğrayan lehine değerlendirmeye gidilebilmesi gerektiğine işaret edilen kararda, ceza davasında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı, mevcut delil durumuna göre karar verilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme tarafından taciz olayının ispatlanamadığı açıklanarak işveren feshinin haksız olduğunun kabul edildiği aktarılan kararda, bir tanığın, otel müşterisinin ağlayarak yanına geldiğini ve olayı anlattığını ifade ettiği, müşterinin yazılı şikayet dilekçesi ve olaya yönelik tutulan tutanak birlikte değerlendirildiğinde davacının otel müşterisi kadını taciz ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

Kararda, 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin sıralandığı, burada belirtilen durumların varlığı halinde işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkanı verildiğine işaret edildi.

“Fesih haklı nedene dayanıyor”

Aynı maddede “işverenin güvenini kötüye kullanmak”, “hırsızlık yapmak”, “işverenin meslek sırlarını ortaya atmak” gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği vurgulanan kararda, yasadaki hallerin sınırlı sayıda olmadığı, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışların işverene fesih imkanı tanıdığı aktarıldı.

Kararda, işverenin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi halinde işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı vurgulandı.

Davacı garsonun iş akdinin, yaptığı taciz eylemi nedeniyle feshedildiği ve işveren feshinin haklı nedene dayandığı aktarılan kararda, reddedilmesi gereken kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edilmesinin bozmayı gerektirdiğine değinildi.

'İnternette unutulma hakkı' Türkiye'de de kullanılabilecek

İSTANBUL (AA) – TBMM’de kabul edilen yeni sosyal medya düzenlemesi sayesinde, geçmişe ait, görüntü veya yazılarından oluşan internet içerikleri nedeniyle sıkıntı yaşayanlar, “internette unutulma hakkı”nı kullanabilecek.

Günümüz dünyasının en büyük iletişim ağı internet, milyonlarca kullanıcının gerekli olan bilgiye çabuk ulaşması ve sosyal iletişim kurmasını sağlamasının yanı sıra, yarattığı mağduriyetlerle hayatı olumsuz etkileyebiliyor.

Ayrıca, çocuklar başta olmak üzere siber mağduriyet yaşayan insanlar, bu durumu gelecekteki hayatlarından veya tanınmaktan endişe ettikleri için çoğu zaman yargıya taşımıyor, aynı şekilde aileleri, arkadaşları veya öğretmenleriyle paylaşmıyor.

Dünyada, internet kullanımıyla paralel şekilde artan siber mağduriyetlerle ilgili çoğu ABD kökenli arama motorları veya içerik sağlayıcı siteler, merkez ofislerinin bulunduğu ülkelerde “rahatsızlık-içerik kaldırma” taleplerine daha çabuk yanıt verirken, Türkiye’de bu durum çok ağır işliyor.

İnternet siteleri ve sosyal medya arşivlerinde, şantaj ve baskı yapmak amacıyla kullanılan fotoğraf, video, yazı veya içeriklerin sebep olduğu mağduriyetlerin giderilmesi için AB Adalet Divanı’nınca alınan “unutulma hakkı” kararı, üye ülkelerde geçerliyken, Google’nin merkezinin bulunmadığı Türkiye’de uygulanmıyor.

Yoğun mağduriyetlerin giderilmesi noktasında internetle ilgili çıkan dar kapsamlı yasalar yeterli olmazken, Türkiye’de yeni bir adım atılarak, “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Kanunla, internet kullanıcılarının kişisel başvurularında veya kamu kurumlarının bildirimlerinde yaşanan zorlukların aşılması için sosyal ağ sağlayıcılarla muhataplık ilişkisi kurulması ve mağduriyetlerin hızlı bir çözüme kavuşması amaçlanıyor.

Çıkan fotoğraf veya haberlerden rahatsız olan insanlar

Kurduğu “e-koruma” sitesiyle özellikle ticari alanda bu tür mağduriyetlerin muhatabı olan ve sorunlara çözüm bulmaya çalışan avukat Kadir Kurtuluş, AA muhabirine, “unutulma hakkı” ve yeni sosyal medya düzenlemesiyle ilgili değerlendirmede bulundu.

İnsanların haklarında çıkan çeşitli haberlerden ya da fotoğraflarından rahatsız olduklarını ve bununla ilgili hukuk bürolarına başvurular yaptıklarını belirten Kurtuluş, “Özellikle çocuklar, ‘Benim rahatsızlık duyduğum bir fotoğrafım-videom var.’ diyerek başvuru yapıyor. Çok ciddi problemler yaşayan insanları fark ediyoruz. Çoğu çocuğun bu kişilerin içerik kaldırma hizmetini alabilecek durumları olmadığı ve ailelerine de söyleyemedikleri için aileler de böyle bir hizmet için destek aramıyor.” dedi.

Kurtuluş, uygunsuz sitelerde paylaşılan görüntülerin kaldırılması için talepte bulunanların, internet arama motorları muhatap olmadığı için mağduriyetlerini giderecek mecra bulamadıklarına dikkati çekti.

Kötü niyetli insanların çocuklardan yararlanmak için “Elimizde videoların var.” şeklinde tehditlerde bulunması gibi örnekler yaşandığını, korku veya tehditle insanların bir şekilde istismar edildiğini ifade eden Kurtuluş, “Bize başvuru yapıldığı zaman elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bu bir yere kadar yeterli oluyor. İnternet veya sosyal medya hesaplarını kullanmayı yasaklamak çözüm değil ancak yeni sosyal medya düzenlemesi sayesinde muhataplık ilişkisi kuruluyor ve Türkiye’de de Avrupa’da olduğu gibi başvuru mecrası oluşuyor.” diye konuştu.

“Hukukla mücadele etmek istemedikleri için suç içeriklerini kaldırıyorlar”

Kurtuluş, istenmeyen içerikler kaldırılmasına rağmen bazen ekran görüntülerinin Google arama sayfalarında kalabildiğine ve içerik sağlayıcı kişinin bunu tekrar yayımlayabildiğine işaret ederek, caydırıcılık sağlayacak hukuk yolu mekanizmasıyla yola çıkıldığında şirketlerin bu riski gördüğünü ve hukukla uğraşmak istemedikleri için bu içerikleri kaldırdıklarını kaydetti.

Avrupa Birliği (AB) Adalet Divanı’nda, “Gonzales kararı” diye bir karar çıktığını ve bunun “unutulma hakkı” olduğunu anlatan Kurtuluş, “Yani kişiler ‘unutulma hakkı’ kapsamında, haklarında çıkmış haberleri kaldırabiliyorlar, bir başvuruyla. Fakat Google bunu AB ülkelerine uygularken Türkiye’ye uygulamıyor. Kaldı ki bizim Yargıtayımızın bununla ilgili içtihatları da olmasına rağmen uygulamıyor. Fakat bu bir özgürlüğün kısıtlanmasıdır.” ifadesini kullandı.

Kurtuluş, “Unutulma hakkı çok önemli bir şey. Bu mecraların Türkiye’deki insanların da ‘unutulma hakkı’ kapsamındaki başvurularını kabul etmesi gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.

AB Adalet Divanı’nın verdiği bir karar olduğu için Türkiye’de henüz bununla ilgili bir içtihat bulunmadığını ve söz konusu şirketlerin ülkede merkez bulundurma gayretine bile girmediklerini dile getiren Kurtuluş, “Bu şirketlerle alakalı herhangi bir aksiyon almak istediğiniz zaman yurt dışına tebligat yapmanız gerekiyor. Burada bir arama motorunun (Google) bir şirketi var ama o, ‘Bu bizim pazarlama şirketimiz sadece.’ diyor. Sizin yurt dışına tebligat yapmanız gerekiyor. Nerede İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, hak arama hürriyeti?” şeklinde konuştu.

“Sosyal medya düzenlemesi çok önemli”

Yeni medya sosyal düzenlemesinin çok önemli olduğunu ve geç kalınmasına rağmen mağduriyetlerin giderilmesi açısından birçok açığı kapatabileceğini söyleyen Kurtuluş, “Önemli olan muhatap bulabilmek çünkü muhatap varsa ancak o zaman caydırıcı olabilirsiniz. Düzenlemede, temsilcilik açılması artık herhangi bir ihlalde, bu ihlalden sorumlu olacak birilerinin olması anlamına geliyor.” dedi.

Temsilcilik sayesinde maliyenin vergi için savcılıkların ve mahkemelerin çeşitli ihlaller için karşısında bilgi alabileceği ya da gerektiğinde ceza uygulayabileceği bir muhatabının olacağını aktaran Kurtuluş, “Bu sayede, örneğin hukukumuzda yer alan ‘unutulma hakkı’ uygulanmadığı zaman, ‘Neden uygulamadın?’ diyebileceğiz ve uygulamamanın cezasını verebileceğiz.” diye konuştu.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yeni yayınladığı bir kurul kararında, “unutulma hakkı” başvurularının kabul edileceği ve ilgili internet şirketlerine yönlendireceğinin belirtildiğini söyleyen Kurtuluş, “Eğer yeni yasayla temsilcilik gelmeseydi, büyük internet şirketleri BTK kararını uygulamayacaktı. Zaten bir arama motorunun herkese açık olan şeffaflık raporunda, BTK’den gelen talepleri yerine getirmediklerini kendileri yazmışlar. Fakat temsilcilik olduğu zaman, keyfi uygulamalara karşı caydırıcı olabileceğiz.” ifadesini kullandı.

“Sosyal medya şirketlerinin keyfiliği nedeniyle mahkemelerden adalet isteniyor”

Almanya’nın Türkiye’nin de yasa yaparken faydalandığı belirli kuralları çoktan kabul ettirdiğine, büyük sosyal medya ve internet şirketlerine uygulattığına dikkati çeken Kurtuluş, şu değerlendirmeyi de yaptı:

“AB temsilcilik ve datanın AB’de olması şartı getiriyor. Dolayısıyla Türkiye’yi kısıtlayıcılıkla suçlayanların, öncelikle getirilen mevzuata dikkatle bakmasını tavsiye ediyorum. AB mevzuatlarınının kısıtlayıcılığından azı var, fazlası yok. Ama onların savunması AB mahkemeleri adil, Türk mahkemeleri değil. ‘Türk mahkemeleri yanlı karar verir.’ diye düşünüyorlar. Bu kesinlikle haksız ve mesnetsiz bir yaklaşım. Burada Türk adalet teşkilatının kararlarını itibarsızlaştırmak amacıyla hareket ediliyorsa, buna müsade etmemeliyiz.

Biz biliyoruz ki Türkiye’de hiçbir hakim, kolay kolay erişim engeli kararı vermiyor. Ama sosyal medya şirketlerinin keyfiliği ve Türkiye’den gelen taleplerde ihmalkar olması nedeniyle insanların mahkemelerden adalet istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü başka bir muhatap bulamıyorlar. Bu yasayla sosyal medya şirketleri, çoktan yapmaları gereken düzenlemeleri yapınca insanlar da mağdur olmadan ve mahkemelere gitmeden karşılarında muhatap bulacak, çok önemli mağduriyetlerin önüne geçilecektir.”

Edebi, sanatsal ifade veya gazetecilik kapsamındaki kişisel veriler

Avukat Elvan Kılıç ise, “unutulma hakkı”nın her ne kadar kişinin, kişisel verilerini koruma altına almak için kullanabileceği bir hak olsa da, özel hükümlere aykırı olmamak koşuluyla, tarihsel, istatistiksel veya bilimsel amaçlarla kişisel verilerin işlenmesine devam edilebildiğini söyledi.

Kılıç, ayrıca edebi veya sanatsal ifade veya gazetecilik amaçları kapsamında işlenen kişisel verilerin de “unutulma hakkı”nın kapsamı dışında kaldığını ifade etti.

“Unutulma hakkı”nın Anayasa’da açıkça düzenlenmediğine ve 5. maddeyle devlete bir yükümlülük yüklendiğine dikkati çeken Kılıç, “Anayasa’da açıkça düzenlenmeyen ‘unutulma hakkı’, internet vasıtasıyla ulaşılması kolay olan ve dijital hafızada bulunan haberlere erişimin engellenmesi için Anayasa’nın ilgili maddelerinin (17-20) doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Haziran 2015 tarihli kararında “unutulma hakkı” terimini kullandığı ve Anayasa Mahkemesi’nin 3 Mart 2016 tarihli bir kararında da bu terimden söz edildiği bilgisini veren Kılıç, AB Adalet Divanı’nın 13 Mayıs 2014 tarihli Google içtihatıyla dünyaca bilinirliği artan bu hakkın, birçok ülke hukukunu etkilediği ve güçlü normatif dayanaklar kazandırdığını dile getirdi.

Avukat Kılıç, “unutulma hakkı”nı kullanmak isteyen Türkiye’deki bireyler için yeni sosyal medya düzenlemesinin, Avrupa ülkelerinde görülen normatif dayanakları kazandıracağını kaydetti.

Muhabir: Murat Kaya

Yargıtay yaş meşe ağacını keseni affetmedi

ANKARA(AA)- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, babasına ait olduğunu ileri sürdüğü korudan bir adet yaş meşe ağacını kesen sanığın beraatini bozdu, sanığın Orman Kanunu’na aykırılıktan mahkumiyetine karar verilmesine hükmetti.

Uşak’ın Sivaslı ilçesinde orman memurları, bir meşe korusunda ağaç kesildiğini fark etti.

Ağacı kesen kişiyi bulan orman memurları, olayı tutanakla tespit ettikten sonra ilgili yerlere bildirdi.

Yaş meşe ağacını kesen kişi hakkında Orman Kanunu’na aykırılık suçundan dava açıldı.

Sivaslı Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan kişi, beraat etti.

Davaya katılmasına karar verilen orman idaresi vekilinin beraat kararını temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 19. Ceza Dairesine geldi.

Yargıtay, yerel mahkemenin beraat kararını bozdu.

Gerekçede, davanın dayanağını oluşturan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 82. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan orman memurları tarafından imzalı suç tutanağında, sanığın meşe korusundan 1 adet meşe ağacını kestiğini beyan ettiği belirtildi.

Sanığın savunmasında, “ağaç kestiği yerin babasına ait tapulu arazisi olduğunu söylediği” aktarıldı.

Arazide yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise “sanığın babasına ait tapulu arazide göstermiş olduğu dip kök ile ele geçen emvalin, çapları ve yaş halkaları gözetildiğinde uyumlu olmadığının tespit edildiği” kaydedilen gerekçede, bu durum karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesinin bozma nedeni yapıldığı ifade edildi.

Gerekçede, “suça konu orman emvalinin müsaderesi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” de bozma nedenleri arasında sayıldı.

Yargı reform adımlarıyla güçleniyor

ANKARA (AA) – Yargının yol haritasını oluşturan, 2019-2023 yıllarını kapsayan 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyetten oluşan Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamındaki hedeflerde önemli adımlar atıldı.

Belge kapsamında kanun gerektiren faaliyetleri birinci, ikinci ve üçüncü yargı paketleriyle yasalaştıran Adalet Bakanlığı, kanun gerektirmeyen konularda da çalışmalar yaptı.

Bu sayede Türkiye, son bir yılda, uzun tutukluluktan hak ve özgürlüklere, hukuk eğitiminin iyileştirilmesinden suça sürüklenen çocuklara, hakim ve savcı terfi kriterlerinden mağdur haklarına kadar pek çok alanda yapılan yeni düzenlemelerle tanıştı.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde ilk olarak, hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuatın gözden geçirilmesi ve gerekli değişikliklerin yapılması amaçlandı. Bu kapsamda, belgenin birinci amacı “hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi” başlığı altında atılan adımlardan bazıları şöyle:

1- Bireylerin hak ve özgürlük alanlarını daha da genişletmek amacıyla birinci yargı paketiyle getirilen düzenleme ile Terörle Mücadele Kanunu’nun 7’nci maddesine, “Haber verme sınırları içerisinde yer alan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” hükmü eklendi.

2- İfade özgürlüğünü ilgilendiren yargı kararlarına karşı kanun yolu güvencesini artırmak amacıyla da yine birinci yargı paketiyle hakaret, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı askerlikten soğutma ve daha birçok suç türü yönünden bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kararlara karşı ayrıca Yargıtay nezdinde temyiz kanun yoluna başvuru imkanı sağlandı.

3- Yine birinci paket kapsamında, azami tutukluluk süresine ilişkin hükümler, soruşturma ve kovuşturma aşamaları için ayrı ayrı düzenlendi. İddianamenin henüz tanzim edilmediği süreçte yaşanan uzun tutukluluk halinin ortadan kaldırılması amacıyla soruşturma aşaması için ayrı bir azami tutukluluk süresi belirlenerek, bu sürelerin aşılması halinde tutukluluğun yasa gereği sona erdirilmesi sağlandı.

Aynı madde ile suça sürüklenen çocuklar için azami tutukluluk süreleri kısaltıldı. Buna göre, tutukluluk süreleri fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında yarı oranında, 18 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında dörtte üç oranında uygulanmasının önü açıldı.

4- İnternet ortamındaki erişim engelleme usullerinin, ifade özgürlüğü çerçevesinde ele alınması temin edildi. Birinci yargı paketiyle getirilen düzenleme sayesinde erişimin engellenmesi kararlarının, ilgili internet sitesinin tümü için değil, sadece ihlale konu yayın, kısım veya bölümle ilgili olarak uygulanması temin edildi.

5- Yargı mensuplarının insan hakları konusundaki farkındalığı ve duyarlılığı artırılması hedefi kapsamında, hakim ve savcı terfi kriterleri arasına, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesince yapılan incelemelerde ihlal kararına sebebiyet verip vermedikleri, neden oldukları ihlalin niteliği ve ağırlığı ile ilgililerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile teminat altına alınan hakların korunması konusundaki gayretleri” kriter olarak eklendi.

6- Yaklaşık 90 bin hükümlünün cezaevlerinden tahliyesini sağlayan ve kamuoyunda infaz düzenlemesi olarak bilinen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile de yargı reformu hedefleri kapsamında adımlar atıldı.

İkinci yargı paketi olarak kabul edilen bu kanunla, hayatlarını cezaevinde yalnız idame ettiremeyen 65 yaşını bitiren hükümlülerin cezasının denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edilmesi imkanı tanındı.

7- Yine aynı paketle kadınlar ve yaşlılar için öngörülen konutta infaz usulünün ceza sınırı artırıldı. Çocuklar da bu usule dahil edildi.

8 – İnfaz düzenlemesi, 5 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hasta veya engelli hükümlüler, Adli Tıp Kurumu raporuna bağlı cezalarını konutlarında infaz edebilmesini sağladı.

9 – Yeni doğum yapan ve toplam 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan kadın hükümlülerin de yine cezalarını konutunda infaz edebilmesinin ve hamile kadınların cezasının 1,5 yıl ertelenebilmesinin önü de ikinci paketle açıldı.

Belgenin ikinci amacı “yargı bağımsızlığı”

Belgedeki bir başka amaç “yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesi” kapsamında yapılan çalışmaların bazıları da şöyle:

1- Birinci yargı paketi kapsamında, hakim ve savcıların atama, nakil ile terfi sisteminin nesnel ve liyakate dayalı ölçütlerle geliştirilmesi amacıyla hakim-savcı mülakat sınavının geniş temsile dayalı bir heyet tarafından yapılması hayata geçirildi. Yeni mülakat kurulu, Adalet Bakanının görevlendireceği bakan yardımcısı başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürleri ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreteri ve Türkiye Adalet Akademisi Danışma Kurulundan seçilen bir kişi olmak üzere toplam 7 üyeden oluştu.

2- Yargı etiğinin güçlendirilmesi hedefi kapsamında da Türk Yargı Etiği Bildirgesi 11 Mart 2019’da kamuoyuna duyuruldu. 30 Nisan 2020 tarihli HSK Genel Kurulu kararıyla Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

3- Meslek etiğinin hizmet öncesi ve içi eğitimlerde yer alması sağlandı. Hakim ve savcı adaylarının meslek öncesi eğitim programlarında “Yargı Etiği ve Mesleki Kimlik” dersi yer aldı.

Belgenin diğer bir amacı “insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılması”

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bir başka amacı, “insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılması”nın sağlanması olarak açıklandı ve özellikle hukuk eğitiminin niteliğinin artırılması için yeni bir model oluşturulması hedeflendi. Bu kapsamda yapılan bazı düzenlemeler de şöyle:

1- Hukuk fakülteleri için 190 bin olan başarı sırası şartı, 125 bin olarak yenilendi ve ilk yıldan itibaren hukuk fakültelerine alımların bu şarta göre yapılmasına olanak tanındı.

2- Hukuk fakültelerindeki müfredatta, Türkçe’yi etkili, öz ve doğru kullanmaya ve mesleki etiğe yönelik derslerin yer alması sağlandı.

3- Yine birinci yargı paketiyle hukuk mesleklerinin niteliğin artırılması amacıyla yalnızca ÖSYM tarafından yapılacak hukuk mesleklerine giriş sınavından yeterli puan alanların, avukatlık stajına başvurabilmeleri, hakimlik, savcılık ve noterlik için ise ayrı bir sınava girebilmeleri düzenlemesi getirildi.

4- Fetullahçı Terör Örgütü’nün darbe girişiminin ardından kapatılan Türkiye Adalet Akademisi, hakim ve savcıların meslek öncesi ve meslek içi eğitimlerinin akademik bir yaklaşımla yeni bir kurumsal yapıya kavuşturulması için yeniden kuruldu.

5- Hizmet içi eğitimler, hakim ve savcıların terfilerinde dikkate alınan kriterler arasına eklendi.

6- Mesleki ve teknik liselerin adalet alanları ile adalet meslek yüksekokullarının kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla adalet personeli alımına ilişkin sınavlarda bu okulların mezunlarına öncelik tanınmasına ilişkin düzenleme yapıldı.

“Performans ve verimliliğin artırılması” amacı kapsamında yapılanlar

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bu amacı doğrultusunda yapılan bazı düzenlemeler de şöyle:

1- Yeni istinaf mahkemeleri faaliyete geçirilerek, sayıları 15’e çıkarıldı.

2- İkinci yargı paketiyle hukuk mahkemelerinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) uygulaması yaygınlaştırıldı.

“Savunma hakkının etkin kullanımı” amacı

Yargı Reformu Strateji Belgesi’ndeki, “savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması” amacı kapsamında da niteliğin artırılması hedefi çerçevesinde avukatlık mesleğine giriş usulü değiştirildi. Bu kapsamda yapılan bazı uygulamalar şunlar:

1- Avukatlık stajına başlamak için “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı”nda başarılı olmak şartına ilişkin yasal düzenleme 24 Ekim 2019’da yürürlüğe girdi.

2- Yine 24 Ekim 2019’da yürürlüğe giren birinci yargı paketi ile en az 15 yıl kıdemi bulunan ve belirli şatları taşıyan tüm avukatlara hususi damgalı pasaport alabilme hakkı verildi.

Reformun bir başka amacı “ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması”

Reformun “ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması” hedefi kapsamında da şöyle yeni hukuki usuller belirlendi:

1- Birinci yargı paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yargı sistemine “seri muhakeme” usulü dahil edildi. Kamu davası açılması yerine, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak belirlenen bu yöntem 1 Ocak 2020’de yürürlüğe girdi.

Yeni yargılama usulü, Cumhuriyet savcısının teklifi ve sanığın kabulüne bağlı olarak, hakkı olmayan yere tecavüz, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, gürültüye neden olma, parada sahtecilik, mühür bozma, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçları ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, Orman Kanunu, Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun ve Kooperatifler Kanunu’nda yer alan bazı suçlarda uygulanacak.

2- Yine 1 Ocak 2020’de yürürlüğe giren “basit yargılama usulü” ile de belirli bir ceza miktarına kadar olan suçlar açısından kovuşturma aşamasında, duruşma açmaksızın dosya üzerinden yargılamanın tamamlanabilmesine imkan getirildi.

3- Mağdur haklarına ilişkin mevzuat çalışmaları tamamlandı. Suç mağdurlarına sağlanan hizmet ve yardımların yerine getirilmesi için görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenleyen “Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” 10 Haziran 2020’de yayımlandı.

4- Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının, elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına ilişkin çalışmalar da bu yılın nisan ayında tamamlandı. Kamuoyunda infaz yasası olarak bilinen kanun ile çocuğu bulunan kadın, yaşlı ve çocuk hükümlülerin, hamilelerin daha insani şartlarda denetimli serbestlik tedbirleriyle cezalarını çekebilmeleri sağlandı.

Reformun bir başka amacı “hukuk yargılamasının sadeleştirilmesi”

Yargı Reformu Strateji Belgesi’ndeki, “hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi ve etkinliğinin artırılması” amacı kapsamında hazırlanan üçüncü yargı paketi, 22 Temmuz 2020’de yasalaştı.

1- Bu kapsamda, küçük miktarlı talep ve davaların basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulüyle çözümlenmesi için düzenleme yapıldı.

2- Basit ve yazılı yargılama usulünde ön inceleme aşamasına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amacı

Yargıdaki iş yükünün azaltılması amacıyla uzun yıllardır üzerinde çalışılan ve Strateji Belgesi’nin de amaçları arasında yer alan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amacı kapsamında yapılan bazı düzenlemeler şöyle:

1- Birinci Yargı Paketi ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, güveni kötüye kullanma ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçları uzlaşma kapsamına alınarak uzlaşma öngören hükümler genişletildi.

2- Yine birinci yargı paketi ile suça sürüklenen çocuklara özgü uzlaştırma modeli geliştirildi.

3- Geçen hafta kabul edilen ve dün Resmi Gazete’de yayımlanan üçüncü yargı paketiyle de tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı haline getirildi. Buna göre, tüketici hakem heyetlerinin görevi kapsamında olmayan ve doğrudan tüketici mahkemelerinde açılması gereken davalarda dava şartı arabuluculuk usulünün uygulanması gerekecek.

Muhabir: Aylin Dal