Medya

AA Atina Temsilcisi Furkan Naci Top yaşamını yitirdi

EDİRNE (AA) – Anadolu Ajansı (AA) Finans Haberleri Editörlüğü'ne bağlı AA Atina Temsilciliği görevini yürüten Başmuhabir Furkan Naci Top, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Furkan Naci Top'un (34) cenazesi, tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinden alınarak helallik için Medrese Ali Bey Mahallesi'ndeki babaevine götürüldü. Top'un cenazesi daha sonra Yıldırım Mezarlığı'nda kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

Cenaze törenine Furkan Naci Top'un ailesi, yakınları, AA Uluslararası Operasyonlar Direktörü Mücahit Muhammed Soykan, AA Finans Haberleri Editörü Yılmaz Yıldız, AA Edirne Bölge Müdürü Salih Baran, AA İstanbul İdari İşler Müdürü Sabri Çelebioğlu ve mesai arkadaşları katıldı.

– Bakanlar Varank ve Çavuşoğlu taziyelerini iletti

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı'yı telefonla arayarak taziyelerini iletti. Varank ve Çavuşoğlu'na hassasiyetleri için teşekkür eden Kazancı, yaşamını yitiren Top için hastalığı sürecinde tüm imkanların seferber edildiğini dile getirdi. Kazancı, Furkan Naci Top'u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını vurgulayarak ailesine ve tüm AA çalışanlarına başsağlığı diledi.

TRT Akademi “Çevrimiçi” programının konuğu Alev Alatlı:

İSTANBUL (AA) – TRT ile iletişim fakülteleri arasında ortak bir zemin oluşturmak amacıyla 2016 yılında başlatılan ve eğitim-öğretim dönemlerinde her ay farklı bir şehirdeki üniversitede düzenlenen TRT Akademi Söyleşileri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle isim değiştirerek dijital ortama taşındı.

TRT Akademi Müdürü Ekrem Özdemir'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen ve TRT Akademi Instagram hesabından canlı yayınlanan "Çevrimiçi" programının ilk konuğu yazar Alev Alatlı oldu.

"Pandemi sonrası bizi nasıl bir gelecek bekliyor?", "Dünyaya dayatılan yeni normal kavramı gerçeği yansıtıyor mu?" gibi sorulara cevap aranan "Gerçeklik Kontrolü" başlıklı söyleşide, Alatlı, bu süreçte yapılacak en güzel şeyin uzmanları dinlemek olduğunu söyledi.

– "Türkiye iyi bir sınav verdi"

Alatlı, Türkiye'nin iyi bir sınav verdiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Gelişmişlik endekslerinin en önemli kalemlerinden biri gerçekten de acil servislerin bir kol boyu yakın olmasıdır. Bu ortaya çıkıyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda bu söz konusu değil ve vatandaşlarının böyle bir alışkanlığı yok. Alışkanlıkları zaman içinde hakikaten törpülenmiş. Bizimkilerin 'Neyim var?' diye hastaneye gidiyor olmaları teşhiste çok önemli rol oynamış. Bir diğeri de hazırlıklı olmamız. Ciddi bir hazırlık dönemi geçirmişiz ve dolayısıyla şaşırıp kalmamışız. Hepsi bir araya gelince Türkiye Cumhuriyeti tarihinin parlak noktalarından biri, bu salgınla mücadele şeklimiz, bu da insanı mutlu ediyor tabii."

"Hafiza-i beşer nisyan ile malüldür" sözünü hatırlatan Alatlı, şunları kaydetti:

"Bu veya herhangi bir başka salgının beşerin hayatta böyle zannedildiği gibi büyük değişiklikler yapacağına inananlardan değilim. Bundan çok daha ağır salgınlar geçirmiştir dünya. Çok yakında AIDS (HIV) vardı mesela. Salgın şeklinde değilse bile çok ağır trajedilerin yaşandığı bir dünya burası. Bence bu unutulacak, tuhaf zamanlardı gibi hatırlanacak. Ama sarsıcı ve kalıcı değişikliğin olacağına şahsen ihtimal vermiyorum. Gerçeklik kontrolünü bana tamamen her şey değişecek demiyor. 'Niye değişsin' diye sormayı öğrenmek lazım."

– "Yavrucuğum siz de mi amasınız?"

Alev Alatlı, salgınla mücadelede evde kalmanın önemine de değinerek, şöyle devam etti:

"Cemil Meriç'in bir hikayesini anlatayım. Cemil Bey malumunuz, uzun yıllar ama idi. 'Kitapların tuğlaya döndüğü gün kızım' diye bana anlatırdı. Okuyamadığı için kitaplar tuğlaya dönüşmüştü. Bir gün yine onlardayım, misafir birileri de var. Genç bir delikanlı, 'Çok canım sıkılıyor hocam.' dedi. Cemil Bey'in bütün naifliğiyle dönüp, 'Yavrucuğum siz de mi amasınız?' demesini hatırlıyorum. Eğer 50 gün tefekkür edemiyorsan kendine bir bakman lazım. Kaldı ki bu kadar yalnız değiliz, biz zaten kalabalık aileler halindeyiz. İnsan abartmamalı, Yedikule Zindanları'nda oturmuyoruz. Hasta olmamak ve başkalarını da hasta etmemek için kendimizi bir parça geriye çektik."

Bu süreçte evde kalmayı, bir şeylerden feragat ederek daha iyiye ulaşma adına iktisadi bir terim olan "fırsat maliyeti" olarak açıkladığını ifade eden Alatlı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Eline geçmiş bir süreçtir bu, tabii ki kullanacaksın. Kullanmayan derdine yansın. Toplum olarak abartmaya, trajediler yaratmaya bayılıyoruz. Çocukluk hastalığı gibi bu, bir büyüsek artık. İnternetteki bilgilerin büyük bir oranı doğrulanmıyor. Öyle şeylere rastlıyorum ki internette ne İngilizcesi doğru, ne bilgi doğru, yanlış üstüne yanlış dolu. Eğer iyi bildiğiniz sahada internete bakarsanız, ne kadar çok yanlış olduğunu görürsünüz."

Alev Alatlı, küresel salgının kapitalizmi bitireceği iddialarına inanmadığını belirterek, kapitalizmin tahtının sallanabilmesinin tek yolunun tüketicinin tüketmekten vazgeçmesi olduğunu söyledi.

Kırklareli Üniversitesi telekonferansla “Medyada görsel kullanımı” konferansı düzenledi

KIRKLARELİ (AA) – Anadolu Ajansı (AA) Fotoğraf Haberleri Editör Yardımcısı Erhan Sevenler, gazeteciliğin çok zevkli ve önemli bir meslek olduğunu söyledi.

Sevenler, Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar Meslek Yüksekokulu Medya ve İletişim Bölümünce telekonferans yöntemiyle düzenlenen "Medyada görsel kullanımı" konferansında yaptığı konuşmada, toplumun büyük bir kesimini etkileyen sıra dışı fotoğrafların çok ilgi gördüğünü belirtti.

İyi bir gazetecinin; tasvir edilirken boynundaki makinası, omuzunda çantası, not defteri ile kaleminin olması gerektiğini ifade eden Sevenler, ayrıca global ya da lokal süreçlere hakim olması gerektiğini kaydetti.

"Biz nehir tersine akarken orada oluyoruz" diyen Sevenler, "Kaza olduğunda orada oluyoruz, doğal afetlerde afet bölgesinde oluyoruz, savaş anında sıcak bölgede oluyoruz. Biz nerede acı, nerede mutlu bir olay var, orada oluyoruz." dedi.

Meslek hayatı boyunca birçok acı ve tatlı olaya şahit olduğunu dile getiren Sevenler, "24 yıldır haber fotoğrafçılığı yapıyorum. Haber, fotoğraf ve görüntüler çok kutsaldır. Olduğu gibi vermen lazım. Bu işi tarafsız bir şekilde yapmalısınız. Haberciliğin tarafsızlığını göstermek lazım. Çektiğiniz fotoğraflar, görseller, baktığınızda inandırıcı olması gerekiyor." diye konuştu.

Gazetecilerin toplumun her kesimiyle iyi geçinmesi, yeri geldiği zaman bukalemun gibi olması gerektiğini vurgulayan Sevenler, şöyle devam etti:

"Gazeteciler genelde ezilenlerin yanında olurlar. Savaş bölgelerinde özellikle çok değişken ve bukalemun gibi olmak lazım. Bir gün bir grupla hareket ediyorsan, yarın muhalif gruplarla da olabilmelisin. Toplumun her kesiminden görüştüğü insanların olması lazım. Herkesle iyi ilişkilerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Gazeteciler doğru yerde, doğru zamanda ve doğru konuyla birleştiğinde ve sanatçılar gibi, enstrümanı olan makinasını iyi kullandığında çok güzel iş çıkarıyor."

Daha sonra savaş bölgelerinde görev yaptığı sırada yaşadığı olayları ve tecrübelerini paylaşan Sevenler, öğrencilerin sorularını yanıtladı.

“Kromozom Kardeşler” ilk kez TRT 2 ekranlarında yayınlanacak

İSTANBUL (AA) – Down sendromlu 4 bireyin hayatını konu alan "Kromozom Kardeşler" belgeseli, televizyonda ilk kez TRT 2'de izleyiciyle buluşacak.

İlk gösterimi 30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde gerçekleştirilen film, 11 Mayıs'ta saat 19.30'da yayınlanacak.

Belgesel, 2016'da çektiği down sendromlu bireyin hayatını konu alan kısa filmi "Tecahül-i Arif" ile ses getiren Hasan Kalender imzası taşıyor.

Katıldığı ulusal ve uluslararası festivallerde ödülle dönen filmin yapımcılığını da Kalender üstleniyor.

"Kromozom Kardeşler", 100'den fazla madalya sahibi Milli Yüzücü H. Gökhan Kotan, ayakkabı boyacılığı yaparak evini geçindiren ve yaşlı annesine bakan Remzi Kahraman, oynadığı "Tecahül-i Arif" filmiyle ödül alan oyuncu Deniz Özkan ve minik Ali Güven'in hayatını konu alıyor.