Politika

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak zorundayız

ANKARA (AA) – Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’in ilanının 97’nci yıl dönümü dolayısıyla Ulus’taki Birinci Meclis’i ziyaret etti.

Ziyaretinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, 97 yıl önce bu binada alkışlar, gözyaşları ve kucaklaşmaların yaşandığını, Cumhuriyet ilan edildiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet’in ne olduğunu, ne kadar değerli olduğunu onlar bizden çok daha iyi biliyorlardı. Çünkü onlar savaş meydanlarından gelmişlerdi, bedel ödemişlerdi, arkadaşlarını toprağa gömmüşlerdi ve dolayısıyla Cumhuriyet’in ilanı bizim en büyük devrimimizdir.” diye konuştu.

İlk Anayasa’da yazıldığı şekliyle “Hakimiyet bilakayıduşart milletindir” ifadesinin aslında Cumhuriyet’in getirdiği güzel bir kavram olduğunu, halkı her şeyin üstünde tutma anlamına geldiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Bu binayı bugün gezdim. İkinci yüzyıla doğru gidiyoruz. İkinci yüzyılda Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak zorundayız. Eğer bu ülkede, 1921 Anayasası’nda yazıldığı gibi hakimiyet bilakayıduşart milletin olacaksa, milletten korkmamak lazım, milletin oyuna başvurmaktan korkmamak lazım. Milletin taleplerini, beklentilerini siyaset kurumunun dinlemesi, bilmesi gerekiyor.

Zor günlerden geçiyoruz. Ama şundan bütün milletimin emin olmasını isterim, bu ülke en zor günlerinde bile bir araya gelerek, barış içinde bütün zorlukları aşmıştır, biz de aşacağız ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında güzel Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız. Bu bina bizim için çok değerli. İçeride Cumhuriyet’i kuranlar bugün aramızda yoklar. Onların her birisine tek tek şükranlarımızı sunuyoruz. Rahmet diliyoruz. Onlar gerçekten de bizi biz yapan değerlerdir. O değerlere sahip çıkmak da bizim görevimiz.”

Cumhurbaşkanlığından Cumhuriyet'in 97. yılına özel Milli Mücadele Sergisi

ANKARA(AA) – AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Cumhuriyet’in 97. yılı vesilesiyle Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Selçuklu Müze ve Sergi Salonu’nda hazırlanan sergi, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Atatürk Müze Köşkü, Ankara Üniversitesi, İnönü Vakfı ve özel arşiv ve koleksiyonların katkısı ile hazırlandı.

“Hakimiyet milletindir” sloganıyla hazırlanan sergi, Milli Mücadele’nin, askeri, siyasi, diplomatik boyutları yanında kültüre ve gündelik hayata yansıyan yönlerini ortaya koyuyor.

TBMM’nin açılışında binaya çekilen ilk bayrak da sergilenecek

Yaklaşık 100 üzerinde obje ve belgeden oluşan sergi, büyük kahramanlıklar neticesinde kazanılan İstiklal Mücadelesi’nin bazı önemli tarihi kayıtlarını da ilk kez gün ışığına çıkaracak.

Milli Mücadele Sergisi’nde, 23 Nisan 1920’de TBMM binasına çekilen ilk bayrak ve sancak, Cumhuriyet’in ilanının ilk resmi belgesi, Büyük Taarruz’da öncü kuvvetlerin elinde bulunan, elle dikilmiş, ay ile yıldızın üzerinde işgalden kurtarılan şehir ve kasabaların isimleri ve düşmandan geri alınma tarihlerinin yer aldığı bayrak, Büyük Taarruz sırasında çizilmiş savaş planı, Milli Mücadele kahramanlarından Sütçü İmam’ın tabancası ve kılıcı, İstiklal Mücadelesi’nin önemli kahramanlarından olan Satı Kadın’a ait pamuk yaşmak ve kadife şalvar, Gümrü, Kars ve Moskova antlaşmalarının imzalandığı kalemler ile Hanımlar Esirgeme Derneğinin TBMM’ye şükran hediyesi olarak verdiği örtü de ilk kez sergilenecek.

Antlaşma belgeleri, mühürler, kongre kararları, şahsi eşyalar

Sergide ayrıca Mondros Mütarekesi belgesi, Mustafa Kemal Paşa’yı Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak görevlendiren kararname, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’daki görevini başladığını bildiren telgraf, Atatürk’ün evrak çantası, Amasya Tamimi, Erzurum Kongresi kararları, Erzurum Kongresi mührü, Sivas Kongresi kararları, Misak-ı Milli Belgesi, Sevr Andlaşması belgesi, Lozan Andlaşması belgesi de yer alıyor. Sergide Milli Mücadele’de askerlerin giydiği elbise, bot ve kullandıkları mataralar ile silahlar, o dönemde kullanılan telefon santrali, sahra telefonu, Atatürk’ün İstiklal Harbi’nde kullandığı dürbünü, mührü, Atatürk’ün “Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri.” emrinin orijinal yazılı metni de dikkate sunuluyor.

Öte yandan sergide, Hindistan’ın Müslüman liderlerinden Ebulfazl Muhammed Abdülmennan’ın Gazi Mustafa Kemal’e gönderdiği zafer sancağı, Atatürk’ün kalpağı, pelerini, bastonu, Ankara esnafının Atatürk’e hediye ettiği Cumhurbaşkanlığı mührü, İsmet İnönü’nün satranç takımı, kılıcı, Celal Bayar’ın daktilosu, gözlüğü, Mareşal Fevzi Çakmak’ın üniforması, Kazım Karabekir’in İstiklal Madalyası, üniforması, TBMM’nin açılış genelgesi, İstiklal Marşı’nın tasdikli sureti ve Nutuk’un kaleme alındığı masa da sanatseverler ve tarih meraklılarıyla buluşacak.

Ayrıca, Milli Mücadele’nin ruhunu daha yakından hissedebilmek adına, sergi alanında Namazgah Tepe’de ordunun muzafferiyeti için yapılan dualar ve Halide Edip Adıvar’ın Sultanahmet Mitingi’ndeki konuşması ile dönemin çocuk kahramanları için interaktif odalar ve Nutuk için özel oda oluşturuldu.

10 müzedeki eser tek sergide birleştirildi

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Daire Başkanı Ayhan Tuğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, serginin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa hazırlandığını belirtti.

30 Ekim Cuma gününden itibaren, maske, mesafe ve hijyen kurallarına riayet ederek vatandaşların sergiyi gezebileceklerini ifade eden Tuğlu, “Değişik müzelerden 100’ün üzerinde orijinal eser bir arada. Vatandaşlarımız 10’dan fazla müzede bu eserleri görmesi gerekirken hepsini bir arada görme imkanına sahip olacak. Özel aile müzelerinden, İsmet İnönü Vakfı, Celal Bayar Vakfı ve Sütçü İmam ailesinden gelen eserler de var. Sergimizde ilk kez görücüye çıkacak belge ve objeler de mevcut.” bilgisini verdi.

Tuğlu, pandemi koşulları dolayısıyla aynı anda en fazla 80 kişinin ziyaret edebileceği serginin 2 ay boyunca ziyarete açık olacağını bildirdi.

Serginin açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından davetlilerin katılımıyla yarın gerçekleştirilecek.

Tarım alanlarındaki izinsiz yapılaşmaya hapis cezası getiren teklif yasalaştı

TBMM (AA) – Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanunla, alkollü içkileri otomatik satış makineleriyle satan, oyun makineleri veya farklı yöntemlerle oyun ve bahse konu edenler ile basın ve yayın yoluyla tüketicilere satan ve postayla satışını yapanlara 20 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

Saat 22.00 ile 06.00 arasında alkollü içki satışı yasağına aykırı hareket edenlere 65 bin liradan 320 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.

Alkollü içkileri, 18 yaşını doldurmayan kişilere satan veya sunanlar ile 22.00 ile 06.00 saatleri arasında perakende olarak satanların, bu fiilin işlenmesinden sonraki 5 yıl içinde üçüncü kez söz konusu yasağı ihlal etmeleri halinde, Tarım ve Orman Bakanlığınca tüm perakende alkollü içki ve açık alkollü içki satış belgeleri iptal edilecek. Bu kişilere, 2 yıl süreyle söz konusu belgenin yenisi verilemeyecek.

Özel ormanlar için ağaçlandırma teşviki

Yasayla, devlet ormanlarındaki bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak saha tesliminden itibaren 2 yıl içinde tesislerin işletmeye alınmaması halinde izin iptal edilecek.

Orman sınırları içinde söz konusu faaliyetleri izinsiz yapanlar veya tesis kuranlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Özel orman kapsamındaki yerlerde bulunan ağaçlar izinsiz kesilemeyecek. İzinsiz kesilen ağaçların dikili kabuklu gövde hacminin 5 metreküpe kadar olması halinde 500 lira, bu miktarı aşan her bir metreküpü için ilave 100 lira idari para cezası verilecek.

Yasayla, Adana’nın Karataş ilçesinde su ürünleri yetiştiriciliği konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak.

Yerli tütün kullanım zorunluluğu

Tütün mamulü üreticilerinin bir takvim yılı içinde yurt içi piyasaya arz amacıyla ürettikleri ve ithal ettikleri sigara, nargilelik tütün mamulü, sarmalık kıyılmış tütün mamulü ve pipoluk tütün mamulü kategorilerinde kullandıkları toplam tütünün, kategori bazında en az yüzde 30’unun Türkiye’de üretilen tütün olması zorunlu olacak. Cumhurbaşkanı, bu oranı yüzde 45’e kadar artırmaya yetkili olacak.

Tarım ve Orman Bakanlığından izin almadan makaron, yaprak sigara kağıdı ve sigara filtresi fabrikası veya imalathanesi kuran ve işletenler, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 binden 10 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Mevzuatta tanımlanan amacı dışında ya da teknik düzenlemesine uygun olmayan etil alkolü bulunduranlara, satışa sunanlara veya satanlara 20 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

Bilimsel yönden tabiata ve türlerine zararlı olan hayvanların avlanmasında, avlanma izin ve avlanma ücreti alınmayacak.

Tarım alanlarındaki izinsiz yapılar

Tarım arazilerinin anonim şirket veya kooperatif gibi ortaklıklar kurarak, hobi bahçesi gibi yöntemlerle amacı dışında kullanılmasına aracılık edenlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, 100 günden 1000 güne kadar adli para cezası verilecek

Tarım alanlarındaki izinsiz bütün yapılar, masrafları Tarım ve Orman Bakanlığınca karşılanmak kaydıyla bir ay içinde belediyeler veya il özel idarelerince yıkılacak ve taşınmazlar tarımsal üretime uygun hale getirilecek.

Verilen 2 aylık süre sonunda valiliğin yaptıracağı tespitlerle plan veya projelere uyulduğu ve arazi tahribatının durduğu, tarımsal üretime uygun hale getirildiği belirlenirse sınırlama ve hak mahrumiyetleri kalkacak.

Taklit ve tağşiş

Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda yapılan değişiklikle taklit ve tağşiş yapılmış ürünlerin işleme tabi tutulması ve piyasaya arz edilmesi yasak olacak.

Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilecek. Bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1000 günden 5000 güne kadar adli para cezası verilecek.

Taklit veya tağşiş yapılan gıda veya yemlere el konulacak. Ürünler masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak.

Fiilin 3 yıl içinde birinci kez tekrarlanması durumunda üreten, ithal eden veya kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda veya yem işletmecisine belirtilen idari para cezalarının alt ve üst sınırları bir katı artırılarak uygulanacak.

Fiilin aynı süre içinde ikinci kez tekrarlanması durumunda, üreten veya ithal eden gıda veya yem işletmecisine 1000 günden 3000 güne kadar adli para cezası verilecek ve gıda veya yem işletmecisi 5 yıldan 10 yıla kadar bu sektördeki faaliyetinden men edilecek.

Muhabir: Sinan Uslu

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: Macron’u ve onun temsil ettiği bu barbar zihniyeti kınıyorum

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasına, vatandaşların Mevlid Kandili’ni tebrik ederek başladı.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı, Türk milletinin şeref gününü kutlayacaklarını ifade eden Akşener, “Bu şerefi pek de benimsememiş gözüken iktidar, bu kutlu günü gönlümüzce kutlamayı yasaklasa da bizler bu şerefi evlerimizde, ailelerimizle, sevdiklerimizle kutlayacağız. Bu şerefi, iş yerlerimizde çalışma arkadaşlarımızla kutlayacağız. Sosyal medyada dostlarımızla kutlayacağız. Fırsat bulduğumuz her yerde, milletçe tek yürek olarak kutlayacağız. Onlar varsın, yandaş medyalarında, sosyal medya videolarında, mitinglerinde, kongrelerinde, Atatürksüz, Cumhuriyetsiz bir Türkiye yalanını yaşamaya devam etsinler. Bizler, Atatürk gerçeğini, Cumhuriyet gerçeğini, tam bağımsız Türkiye gerçeğini şerefle yaşamaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Türkiye’nin karakteri, bize saygısızlık yapanı pişman etmektir”

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, İslam karşıtı politika ve açıklamalarına işaret eden Akşener, inanç hürriyeti ve inançlara karşı duyulan saygının önemini vurguladı.

Bugün, bütün dünyada gerçek gündem ile muktedirlerin gerçeklikleri arasında, büyük bir makas olduğunu belirten Akşener, “Hangi ülkede işler kötüye gitse, hemen bir günah keçisi bulunup, her şey ona yükleniyor. İslam düşmanlığı da yabancı düşmanlığı da bunun en yaygın örneklerinden. Saygısız ve düşmanca bir dil ile söylenen yalanlar, vatandaşları oyalamanın en popüler yolu. Biz bunu, ülkemizden de Batı’dan da iyi biliyoruz. Milli çıkarlardan önce, kendi şahsi çıkarları üzerinden siyaset yapanları, ülkemizde de görüyoruz, Batı’da da görüyoruz. Nefretten beslenen siyasetçilerin, dünyaya verdikleri zararı, tüm dünya milletleriyle beraber, biz de yaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bunun son örneğinin Fransa’da yaşandığını dile getiren Akşener, “Kendi iktidarını kurtarmak için, Peygamberimize hakaret etmeyi, Müslümanlara hakaret etmeyi mübah gören Emmanuel Macron’u ve onun temsil ettiği bu barbar zihniyeti kınıyorum.” dedi.

Kınamakla kalmayıp, Türkiye’yi güçlü, vatandaşları da müreffeh kılmak zorunda olduklarını dile getiren Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Böyle yapmalıyız ki Macron gibiler böyle densizlikleri yapmadan önce 40 kere düşünsünler. Türkiye’nin karakteri, bize saygısızlık yapana hakaret etmek değil, bize saygısızlık yapanı pişman etmektir. Ama bu lafla olmaz. Ağız dalaşına girmek, güçsüzlerin, acizlerin başvurduğu bir yoldur. Güçlü olan, ağız dalaşına girmez. Güçlü olan, ‘Ey Fransa, ey Amerika, ey İsrail’ deyip, perde arkasında al gülüm ver gülüm yapmaz. Güçlü olan, vatandaşını boykota çağırıp, kendi işini milletine yıkmaz. Güçlü olan, gerekeni yapar. Ama güçlü olmak için, akıllı bir dış politika yürütmek; üreten, sağlam bir ekonomiye sahip olmak; memlekette demokrasiyi, hukuku ve adaleti hakim kılmak gerekir.

Hakarete karşı, daha büyük bir hakaretle cevap verirseniz, Macron’un Fransız kamuoyundaki gücünü artırırsınız. O nedenle Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; takındığın bu tavırla, Macron’u pişman etmedin, bilakis Macron’a destek çıktın. Türk dış politikasını, egona meze yapmaktan artık vazgeç. Yabancı ülkelerin ergen tavırlı liderlerine, hak ettikleri cevabı, aynı ergen tavırla değil, devlet adamlığıyla ver. Bulunduğun makama yakışan da ülkenin menfaatine olan da budur.”

“2021 bütçesi, milletin derdini çözecek bir hizmet bütçesi değil, bir çaresizlik bütçesidir”

Akşener, 2021 bütçesinin, iktidarın 2023 hedeflerini 2053’e ertelediğini öne sürdü.

Bütçenin bugünün sorunlarını gidermediğini, “dertli vatandaşa 30 yıl sonrasının hayallerini pazarladığını” dile getiren Akşener, 2021 yılı bütçesinin ve üzerine oturduğu Yeni Ekonomi Programı’nın “bir vizyonu olmadığı gibi ülke için çizdiği bir yön de bulunmadığını” söyledi.

Akşener, “Bu bütçe, Türkiye’nin fakirleştiğinin itiraf belgesidir. Bu bütçe, Türkiye’nin, aynı 1990’lı yıllarda olduğu gibi yeniden bütçe açığı-borçlanma-faiz sarmalına girdiğini söylüyor. Bu bütçede, kişi başı milli gelir 14 yıl öncesine dönüyor. Bu bütçede, yatırımların oranı 2002’nin bile altına düşüyor. Yani bu bütçe, milletin derdini çözecek bir hizmet bütçesi değil bir çaresizlik bütçesidir.” değerlendirmesini yaptı.

Geçen hafta, Plan Bütçe Komisyonunda görüşülen torba yasayla, yeni vergiler ve vergi zamlarının, geçinemeyen vatandaşın sırtına yüklenirken, paradan para kazananlar için düşük vergi uygulamasına “devam” denildiğini ifade eden Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Malatya’ya gitti ve ülkemizin gerçeğiyle yüz yüze geldi. Bir vatandaşımız ‘eve ekmek götüremiyoruz.’ deyince, durumu abartılı bulup dertli vatandaşa ‘al sen keyif çayı iç.’ dedi. İşte size vatandaşına yabancılaşmış bir iktidarın ve onun başındaki insanın geldiği son durum.

Gerçekten ibretlik, yazıklar olsun. Dolar 8 lirayı geçmiş, Euro 10 liraya yürüyor. Bu tabloya bakınca senin keyif çayı içesin geliyor mu Sayın Erdoğan? Gençlerin yaklaşık üçte biri işsiz, üçte ikisi memleketten umudu kesmiş. Onların yüzüne bakınca senin keyif çayı içesin geliyor mu Sayın Erdoğan? Açlık sınırı asgari ücreti geçmiş. Yoklukla boğuşan vatandaşına bakınca senin keyif çayı içesin geliyor mu Sayın Erdoğan? Benim, İYİ Partinin gelmiyor. Bu cefakar milletin de gelmiyor Sayın Erdoğan.

AK Parti’nin siyaset anlayışı, zenginliği paylaşma değil, fakirliği yönetme anlayışıdır. AK Parti’nin siyaset anlayışı, milletin çaresizliğini siyasi kazanım olarak görme anlayışıdır. Çaresiz vatandaşa keyif çayı veren utanmazlık, o beş müteahhitten biri biraz ağlayınca ne yaptı hatırlıyor musunuz? 500 milyon liralık vergi borcunu tek kalemde sıfırladı. Yandaş müteahhidini, milletinden daha çok düşünen bir anlayış bizi elbette anlayamaz. Sayın Erdoğan, o çayı biraz da senin şu kodamanların içse olmaz mı? Türkiye’nin zenginliğinden biraz da alın teriyle, namusuyla çalışan, işçi kardeşim, emekli kardeşim, memurlarımız, işsiz gençlerimiz faydalansa olmaz mı? Elbette olur. Çok da güzel olur ama bunlar Sayın Erdoğan’ın siyaset anlayışıyla olmaz.”

“Tarım ve hayvancılığımız ithalata bağımlı hale geldi”

Hükümetin tarım politikalarına ilişkin eleştirilerde bulunan Akşener, Türkiye’nin, tarım ve gıdada kendi kendine yetebilen ender ülkelerden olduğunu ancak son 15 yıldır uygulanan politikalarla “bu gerçeğin de artık hayal olduğunu” ifade etti.

Kendi üreticisini görmezden gelip, el alemin çiftçisini, besicisini zengin eden AK Parti hükümetlerinin,
sonunda buğday ambarı Anadolu’yu buğday ithal eder hale getirdiğini savunan Akşener, yurt gezilerinde et ve süt üreticileriyle bir araya geldiğini aktardı ve kürsüyü bir süreliğine besicilik ve çiftçilikle uğraşan Emre Ersoy’a verdi.

Ersoy’un konuşmasının ardından konuşmasını sürdüren Akşener, “(Ben dolara bakmıyorum, dolardan bana ne) diyen Damat Bakan’ın ekonomi politikasıyla, yem fiyatları son bir yılda yüzde 50 arttı. Yerli ve milli ekonomi dedikleri yol haritasıyla, tarım ve hayvancılığımız ithalata bağımlı hale geldi.” dedi.

Döviz arttıkça maliyetin arttığını, maliyet arttıkça süt üreticilerinin pes edip hayvanlarını kestiğini belirten Meral Akşener, “Bu döngü, Türkiye’yi daha fazla ithalata bağımlı hale getiriyor. Bu sistemin başında ise ekonomi gurusu Damat Bakan’la, parlak zekasıyla göz dolduran Tarım Bakanı olunca, işler iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. İşin daha da kötüsü, yem ithalatına ödediğimiz para, hayvan ithalatına ödediğimiz paradan çok daha fazla. 2019 yılında yem ithalatına 5 milyar dolara yakın para ödedik. Yani Türkiye’nin toplam tarım ürünleri ithalatının üçte birini yem ithalatına ödedik. Sırf GDO’lu soya ithalatına ödediğimiz para 1 milyar dolar.” değerlendirmesini yaptı.

“Kırmızı et üreticileri iflasın eşiğine geldi”

Akşener, AK Parti’nin bir yem politikasının da olmadığını öne sürerek, “Oysa ithalata ödenen bu para, daha en başından yerli besiciye, üreticiye, verimliliğini arttırmak için verilseydi; Türkiye, hem kendi kendine yeten bir ülke olmaya devam ederdi, hem de yakın bölgenin kırmızı et ve canlı hayvan tedarikçisi olurdu.” diye konuştu. Akşener, şöyle devam etti:

“Üretimi değil ithalatı destekleyen bu rant politikasıyla, hayvancılık çöktü, para yandaşlara gitti. Kayseri’den Urfa’ya, Trakya’dan Karadeniz’e, bütün bölgelerimizde, kırmızı et üreticileri, iflasın eşiğine geldi.

Süt üreticilerinin durumu daha da içler acısı. Bugün üretici olarak, 1 kilo sütle 1,3 kilo yem alamazsanız ayakta kalamazsınız. Biz iktidarda olsaydık, ilk iş çiğ süt fiyatına desteği en az 50 kuruş artırırdık. Ancak maalesef sütün fiyatı için üreticinin fikri alınmıyor. Ulusal Süt Konseyi öyle bir Süt Konseyi ki 12 üyenin 9’unun ineği yok. Sorsan ineği tarif edemez ama bu muhteremler sütün fiyatını belirliyor. İşte size iktidarın çiftçimizi, besicimizi, süt üreticimizi düşürdüğü durum. Tarlalar sahipsiz, hayvanlar azalıyor, yem ateş pahası. Çocuklar evde taş mı yesin Sayın Erdoğan? Bu ülkemiz için gerçekten hayati bir konu. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için acil müdahale edilmesi gereken bir konu. Aklı olan herkes bilir ki ithalatı, ithalat yaparak bitiremezsiniz.

O nedenle, İYİ Parti iktidarında, acil eylem planımızın en önemli maddelerinden biri gıda üreticilerimiz olacak. Bürokratlarla, siyasetçilerle iç içe geçmiş, sektörü manipüle eden ithalat lobisinin kökünü kurutacağız. Küçük üreticilerin zor durumundan faydalanan fırsatçıları, tefecileri, piyasadan yok edeceğiz. Kuruluş amacı çiftçimize destek vermek olan Ziraat Bankasını, yandaş müteahhitlerin, konut stoklarını eritmek için kullanılan, bir arpalık olmaktan çıkarıp, üreticimizin hizmetine sunacağız. İYİ Parti iktidarında o ballı krediler, sağlıklı etler için, mis gibi sütler için kullanılacak. Üreticimiz, kredi alırken sadece toprağını değil, hayvanını da teminat olarak gösterebilecek. Üreticinin sorunlarını gidermekten uzaklaşan, tarımsal örgütleri, yeniden yapılandırıp, vergi ve prim destekleri sağlayacağız. Çiftçimize destekleri, mahsulden sonra değil, üretim döneminin başında yapacağız. Destekleme tutarlarını da önceden açıklayarak, çiftçimizin planlama yapmasını kolaylaştıracağız.”

“Saldırmazsanız gönlüm kalır”

Akşener, millet ve ülke için çıkış yolunun “İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” olduğunu savundu.

İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de saray bürokrasisi ve gerçeğin önündeki sis perdesinin kalkacağını ifade eden Akşener, “Gerçeği görmek, teşhisin, teşhis de tedavinin ilk adımıdır. Hukuk, adalet gerçeğini görürsünüz. Yetki de sorumluluk da paylaşılır, ülke, ortak akılla ve liyakatli kadrolarla yönetilir. Adaletin, hukukun, liyakatin olduğu yerin, yıldızı yükselir. Yıldızı yükselen yere sermaye gelir, yatırım gelir. Yatırımın geldiği yerde, zenginlik olur, refah olur.” diye konuştu.

Bunları söyleyince kendilerine kızıldığına dikkati çeken İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, “Biz hakikati söyledikçe köpürüyorlar. Köpürdükçe, medyadaki borazanlarıyla, sosyal medyadaki trolleriyle saldırıyorlar. Buradan bir kez daha açıkça ilan ediyorum: Bize, içeriden-dışarıdan, sağdan-soldan, tepeden-aşağıdan, nerden saldırırsanız saldırın. Saldırmazsanız gönlüm kalır. Elinizden geleni ardınıza koymayın.” dedi.