Ak Parti Haberleri

'Erdemliler Hareketi'nin partisi AK Parti 19 yaşında

ANKARA (AA) – Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki “Erdemliler Hareketi” ile 2001 yılında siyaset sahnesinde yerini alan AK Parti, çeşitli engellemelere rağmen reformlar ve seçim başarılarıyla dolu 18 yılı geride bıraktı.

“Erdemliler Hareketi”, 14 Ağustos 2001’de “AK Parti” adıyla siyaset sahnesine çıktıktan sonra 18 yılda girdiği tüm seçimlerden birinci parti olarak çıkmayı başardı.

Girdiği ilk genel seçimde, 3 Kasım 2002’de iktidara gelen AK Parti, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sloganıyla çıktığı siyaset yolunda, 4 başbakan 2 cumhurbaşkanı çıkardı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, 12 Aralık 1997’de Siirt’te okuduğu Ziya Gökalp’ın Asker Duası şiiri nedeniyle 1999’da 10 ay hapse mahkum edilen ve bu nedenle siyasi yasaklı olan Erdoğan, liderliğini yaptığı parti 3 Kasım 2002’de tek başına iktidar olmasına rağmen başbakan olamadı.

Erdoğan’ın giremediği 3 Kasım genel seçimlerinden AK Parti yüzde 34,28’lik oy oranıyla birinci parti olarak çıktı ve Abdullah Gül başkanlığında 58. Cumhuriyet Hükümeti kuruldu.

Mahkumiyetine neden olan şiiri okuduğu Siirt’ten milletvekili seçildi

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312. maddesinde yapılan değişiklikle Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasının ardından, Kurucu Genel Başkan Erdoğan, 8 Mart 2003’te mahkumiyetine neden olan şiiri okuduğu Siirt’te yapılan yenileme seçimlerinde milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi.

Abdullah Gül başkanlığındaki 58. Hükümet, üç gün sonra, 11 Mart 2003’te istifa ettikten sonra 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, hükümeti kurma görevini Recep Tayyip Erdoğan’a verdi. Erdoğan, 15 Mart 2003’te 59’uncu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni kurarak başbakanlık koltuğuna oturdu.

Yerel seçimlerden de başarıyla çıktı

Girdiği ilk yerel seçim olan 2004 mahalli idareler seçimlerinde de yüzde 41,7’lik oy oranıyla sandıktan birinci parti çıkan AK Parti, 11’i büyükşehir olmak üzere 1950 belediyeyi kazandı.

2007’deki genel seçimlerde yüzde 46,58’lik oy oranına ulaşan AK Parti, Tunceli dışındaki 80 ilden milletvekili çıkarmayı başardı ve tek başına iktidar oldu.

Meclis’te 28 Ağustos 2007’de yapılan oylamada, partinin kurucularından Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

Bu seçimlerden önce Milli Görüş kökenli bir siyasetçinin cumhurbaşkanı adayı olmasını istemeyen muhalif kesimler tarafından nisan ayında “Cumhuriyetine sahip çık” sloganıyla “Cumhuriyet Mitingleri” düzenlendi.

Nisan ayının son günlerinde 27 Nisan 2007’de ise Türk siyasi tarihine “e-muhtıra” olarak geçen Genelkurmay Başkanlığının laiklik vurgusu içeren açıklaması yayımlandı.

AK Parti, 2009’da yapılan yerel seçimlerde de yine en fazla oyu toplayarak 10 büyükşehir belediyesi ile 1442 belediyeyi yönetme yetkisini vatandaştan aldı. 12 Eylül darbesinin 30’uncu yılına denk gelen ve 1982 Anayasası’nda değişiklik öngören düzenlemeye 2010’daki halk oylamasından yüzde 57,88 oranında “evet” oyu çıktı.

2011 genel seçimlerinde de geleneği bozmayan AK Parti, yüzde 49,53’lük oy oranının ardından kurulan 61.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile çalışmalarına hız kesmeden devam etti.

Yeni bir bayrak değişimi

İktidarının 12. yılında Erdoğan’ın genel başkanlığındaki son yerel seçime 2014’te giren AK Parti, yüzde 45,60 oy oranıyla 18’i büyükşehir olmak üzere, 818 belediye başkanlığını kazandı.

AK Parti Kurucu Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan seçimde doğrudan halk iradesiyle seçilen ilk ve Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. AK Parti, yoluna Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ile devam etti.

AK Parti, Davutoğlu’nun genel başkanlığında ilk sınavını, 7 Haziran 2015’teki genel seçimlerde ve ardından yapılan 1 Kasım 2015 erken seçimlerinde verdi. 1 Kasım’da tek başına iktidarın kazanılmasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, 64. Hükümeti kurma görevini AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na verdi.

Partide, 22 Mayıs 2016’da düzenlenen 2. Olağanüstü Kongre ile yeni bir bayrak değişimi daha yaşandı. Partinin kurucularından olan ve Erdoğan’a, belediye başkanlığı döneminden itibaren yol arkadaşlığı yapan Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkanlığına seçildi ve 65. Hükümeti kurarak Başbakan oldu.

İki cumhurbaşkanı ve dört başbakan

Kuruluşunun ardından kesintisiz iktidarına 18 yıldır devam eden AK Parti, bu sürede bünyesinden dört başbakan ve iki cumhurbaşkanı çıkardı. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım’ın başbakanlık yaptığı bu süreçte Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin 11. ve 12. Cumhurbaşkanlığına seçildi.

Gül, 367 krizi sonrası TBMM üyelerince 2007’de Cumhurbaşkanı seçildi. Kurucu Genel Başkan Erdoğan ise cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin önünü açan 21 Ekim 2007’deki halk oylaması sonrası yapılan ilk seçimde Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan, 2007’deki halk oylamasıyla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine imkan tanıyan düzenleme uyarınca 10 Ağustos 2014’teki seçimde, oyların yaklaşık yüzde 52’sini alarak doğrudan halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Danıştay saldırısından FETÖ’nün darbe girişimine zorlu 18 yıl

Kurulduktan yaklaşık bir yıl sonra yapılan genel seçimde iktidara yürüyen AK Parti, bu dönemde vesayet odakları, devlet içinde yapılanan terör örgütleri ile bölücü terör örgütlerinin faaliyetleri, kapatma davası ve darbe girişimlerine maruz kaldı.

Ankara’da 17 Mayıs 2006’da Danıştay binasında Alparslan Arslan’ın gerçekleştirdiği silahlı saldırıda, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybederken aralarında Daire Başkanı Mustafa Birden’in de yer aldığı 4 üye ise yaralandı.

Saldırının ardından Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri ile Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin bulunduğu bir grup, Anıtkabir’e yürüdü ve saldırıdan hükümeti sorumlu tuttu.

Hükümet ise saldırıyı, istikrarı bozmak ve hükümeti yıkmak için yapılan bir teşebbüs olarak nitelendirdi.

Cumhuriyet mitingleri

Türkiye, 16 Mayıs 2007’de görev süresi dolacak 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yerine kimin 11. Cumhurbaşkanı olarak devletin başına geçeceğini tartışırken, yeni bir kriz dalgası yaşandı.

TBMM’de sayısal üstünlüğü elinde bulunduran AK Parti’nin önereceği adayın seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılırken, bazı çevrelerce Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa ve Çanakkale’de düzenlenen “Cumhuriyet Mitingleri”yle bu engellenmeye çalışıldı.

367 krizi

Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanını seçmek için 27 Nisan 2007’de toplanan TBMM Genel Kurulunda, tek aday olarak seçime giren Abdullah Gül, oylamaya katılan 361 milletvekilinin 357’sinin oyunu almasına rağmen, ilk turda seçilmek için gerekli 367 sayısını bulamadı.

Cumhuriyet Halk Partisi, 367’nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğu iddiasıyla Meclis’te yapılan ilk tur oylama işleminin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Bir ilke imza atan Anayasa Mahkemesi, CHP’nin yaptığı başvuruyu kabul ederek Türkiye’yi yeni bir krizin eşiğine getirdi.

Türkiye tarihinde bir ilk: e-muhtıra

Türk demokrasi tarihine “e-muhtıra” olarak geçen 27 Nisan bildirisi de Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi milli iradeyi hedef alan bir girişim olarak akıllarda kaldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan ilk oylamanın ardından gece yarısı Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine bir bildiri konuldu.

Türk demokrasi tarihinde “e-muhtıra” olarak yerini alan bu bildiriye, AK Parti hükümetinden çok sert bir karşı açıklama geldi.

Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kamuoyuna duyurulan açıklamada, Genelkurmay Başkanlığı bildirisinin “hükümete karşı bir tutum” olarak algılandığı vurgulanarak, Başbakanlığa bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığının, herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanmasının demokratik bir hukuk devletinde düşünülemeyeceğine dikkat çekildi.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

Anayasa Mahkemesinin, CHP’nin başvurusunu kabul etmesiyle ikinci tur görüşmelerde toplantı yeter sayısı bulunamadığı gerekçesiyle cumhurbaşkanı seçilemedi.

Genel seçimin ardından TBMM, 20 Ağustos 2007 tarihinde yeniden cumhurbaşkanını seçmek için toplandı. Seçimin 1. turunda 341, 27 Ağustos 2007’de yapılan ikinci turunda 337, 28 Ağustos 2007’de üçüncü turunda 339 oy alan Abdullah Gül, Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

En büyük partiye kapatma davası

AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak için atılan adımlardan biri de kapatma davası oldu. Bu bağlamda eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 71 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi ile partinin kapatılmasını içeren iddianame, 14 Mart 2008’de Anayasa Mahkemesine sunuldu. Yüksek Mahkeme, 31 Mart 2008’de iddianameyi kabul etti.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi tarihe “Google iddianamesi” olarak geçen iddianameyi kabul etmesinin ardından dava 30 Temmuz 2008’de karara bağlandı. Yüksek Mahkemenin 5 üyesi kapatmaya karşı çıkarken, 6 üye kapatmadan yana oy kullandı. Anayasa’da öngörülen nitelikli çoğunluk sağlanamadığı için parti kapatma talebi reddedilmiş oldu.

7 Şubat MİT krizi

Dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya tarafından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu istihbarat görevlilerinin 7 Şubat 2012’de ifadeye çağrılmasıyla başlayan kriz, siyasi iktidarın olaya müdahalesiyle son buldu. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) doğrudan hükümeti hedef alan girişimi sonrası yapılan yasal değişiklikle, MİT görevlilerinin soruşturulması izni Başbakanlığa bırakılarak ülke bir krizden daha çıkarılmış oldu.

Gezi olayları

Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilmesi amacıyla 2013’te Büyükşehir Belediyesi ekiplerince sökülen bazı ağaçların başka yerlere nakledilmek istenmesi üzerine başlayan olayların da Türkiye’ye maliyeti büyük oldu. Uzun süre gündemi meşgul eden ve yaklaşık 50 milyar dolara mal olan eylemler, Erdoğan’ın kararlı duruşuyla son buldu.

17-25 Aralık darbe girişimi

Dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı FETÖ firarisi Celal Kara tarafından 17 Aralık 2013’te bazı bakan çocukları, iş adamları ve banka genel müdürlerinin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında açılan soruşturma, Türkiye için önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Soruşturmanın ikinci dalgası ise 25 Aralık 2013’te dönemin İstanbul Cumhuriyet savcısı, bir başka FETÖ firarisi Muammer Akkaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmak istemesiyle yaşandı.

15 Temmuz kanlı darbe girişimi

FETÖ’nün, Türkiye tarihinin en kanlı darbe girişimi olarak tarihe geçen hain projesi, 15 Temmuz gecesi örgütün, TSK’deki üniformalı teröristleri aracılığıyla hayata geçirildi.

Darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milletimizi, illerimizin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum.” yönündeki çağrısı üzerine vatandaşların tankların önüne geçerek demokrasiyi sahiplenmesiyle engellendi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi

Türkiye, 16 Nisan 2017’de yapılan ve “tarihi” olarak nitelendirilen halk oylamasıyla yeni bir döneme girdi. Halk oylaması süreci, Başbakan Binali Yıldırım dahil, 316 AK Parti milletvekilinin imzasını taşıyan anayasa değişikliği teklifinin 10 Aralık 2016’da TBMM Başkanlığına sunulmasıyla başladı.

Maddelere ilişkin oylamaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Şubat 2017’de anayasa değişikliğine ilişkin kanunu onaylayarak, halkoyuna sunulmak üzere yayımlanması için Başbakanlığa gönderdi.

16 Nisan 2017’deki halk oylamasından yüzde 51,41 oranında “evet”, yüzde 48,59 oranında “hayır” oyu çıkmasıyla Anayasa’daki, “Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir” hükmünün kaldırılmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a parti üyeliğinin yolu açıldı. Ayrıca halk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesine karar verdi.

Erdoğan, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’ne 979 gün aradan sonra gelerek üyelik beyannamesini imzaladı ve AK Parti’ye üye oldu.

Erdoğan, 998 gün sonra yeniden Genel Başkan

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partiye dönmesinin ardından 21 Mayıs 2017’de olağanüstü kongre yapma kararı alındı.

Üç yıllık bir aradan sonra AK Parti’nin 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde 1414 geçerli oyun tamamını alan Erdoğan, 998 gün sonra kurucusu olduğu partiye yeniden Genel Başkan seçildi.

Kongrede yapılan tüzük değişikliğiyle ihdas edilen “genel başkanvekilliği” görevine de Başbakan Binali Yıldırım getirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 yılın ardından partide yeniden genel başkanlığı üstlenmesi, partiye yeni bir heyecan ve dinamizm kazandırdı.

Göreve gelir gelmez partinin yetkili organlarında değişikliğe giden, il ve ilçe başkanları ile belediye başkanlarında değişiklikler yapan Erdoğan, normal takvime göre 2019 Kasım’da yapılması planlanan seçim hazırlıklarını da başlatmıştı. Erdoğan, birçok il ve ilçede partisinin olağan kongrelerine katıldı, vatandaşla, partililerle bir araya geldi.

24 Haziran seçimleri

Zaman zaman seçimlerin vaktinde yapılacağı yönünde açıklamalar gelmesine rağmen AK Parti’nin siyasi ittifak yaptığı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelen erken seçim teklifi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partinin yetkili organları tarafından değerlendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmenin ardından seçimlerin 24 Haziran 2018’de yapılacağını açıkladı.

Daha önce, ilk kez 10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirken, 24 Haziran 2018’de seçmenler ilk kez cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi için aynı gün sandığa gitti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde yüzde 52,38 oy alarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Erdoğan liderliğindeki AK Parti ise Türk siyasi tarihinin en önemli seçiminde yüzde 42,28 oy alarak 16 yılda 13. seçim başarısını elde etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Temmuz’da TBMM’de yemin ederek görevine başladı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ni de aynı gün açıkladı.

Buna göre, Cumhurbaşkanı Yardımcılığına Fuat Oktay getirildi. Yeni kabinede eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı olarak görev aldı.

AK Parti 6. Olağan Büyük Kongresi’ni yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2018’de gerçekleşen AK Parti 6. Olağan Büyük Kongresi’nde geçerli oyların tamamını alarak 1380 oyla yeniden parti genel başkanlığına seçildi.

AK Parti’nin 6. Olağan Büyük Kongresi’nde yapılan değişiklikle 24 Haziran seçimlerinde yapılan “siyasi parti seçim ittifakı” parti tüzüğüne girdi. Ayrıca tüzüğe “Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeliği ile Cumhurbaşkanı Yardımcılığı veya Bakanlık görevi aynı kişide birleşemez.” fıkrası eklendi.

31 Mart yerel seçimleri

AK Parti ve MHP tarafından Cumhur İttifakı’nı 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde devam ettirme kararı alındı. Görüşmeler sonucu AK Parti ve MHP arasında seçimlerde 30’u büyükşehir olmak üzere 51 ilde ittifak yapıldı. Cumhur İttifakı kapsamında MHP, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediyelerinde aday gösterirken, 27 büyükşehirde ise AK Parti aday çıkardı.

AK Parti, 31 Mart yerel seçimlerinden yüzde 44,33 oy oranıyla yine birinci parti olarak çıkmayı başarırken, Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlıklarını CHP kazandı.

AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına itiraz etmesi üzerine, seçimler 23 Haziran’da yenilendi. Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki seçim yarışında CHP’nin adayı İmamoğlu ipi göğüsledi.

7. Olağan Büyük Kongre süreci koronavirüs nedeniyle kesintiye uğradı

Yerel seçimlerin tamamlanmasının ardından Erdoğan, “7. Olağan Büyük Kongre sürecini sonbaharda başlatacağız.” açıklamasında bulundu.

“İnandığın yolda yürü” temasıyla 2019 sonbaharında başlatılan 7. Olağan Büyük Kongre sürecine Mart ayında Türkiye’de etkili olmaya başlayan koronavirüs salgını nedeniyle ara verildi.

Kovid-19’la mücadelede normalleşmeye geçilmesiyle birlikte AK Parti’de kongre süreci yeniden başladı.

İlçe kongrelerini bu yılın kasım ayı sonunda bitirmeyi planlayan AK Parti’de il kongreleri başlayacak ve büyük kongre ile süreç tamamlanmış olacak.

Muhabir: Mümin Altaş,Muhammed Ali Toruntay

AK Parti Sözcüsü Çelik: AB Yunanistan’ın tüm Avrupa’yı Yunan tiyatrosu'na çevirmesine izin vermemeli

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Avrupa Birliği, Yunanistan’ın tüm Avrupa’yı ‘Yunan tiyatrosu’na çevirmesine izin vermemelidir.” ifadesini kullandı.

Çelik, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere ilişkin, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın haksız, hukuksuz ve saldırgan politikalarına destek için Avrupa Birliği’ni toplantıya çağırdığını belirtti.

“Avrupa Birliği, Yunanistan’ın tüm Avrupa’yı ‘Yunan tiyatrosu’na çevirmesine izin vermemelidir.” ifadelerini kullanan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda diplomasiye alan açmak için ciddi adımlar attık. Türkiye, barışçıl tutumunu ortaya koydu, diplomasiye şans tanıdı ve diyalog kanallarının canlandırılmasına dönük bir iyi niyetli adımlar attı.

Yunanistan ise her zamanki gibi diplomasiyi ‘Yunan tiyatrosu’na çevirmeye çalıştı. Yunanistan Türkiye’nin jestini çözüm için bir fırsat olarak değerlendirmek yerine, samimiyetsiz ve ikiyüzlü bir pratik ortaya koydu ve Mısır ile korsan anlaşma yapma yoluna gitti. Bu sözde anlaşma, uluslararası hukuka ve Türkiye’nin Libya ile Doğu Akdeniz’de akdettiği meşru anlaşmaya aykırı olduğu gibi Yunanistan tarafının Türkiye’nin iyi niyetini suistimal etme niyetini açıkça ortaya koymuştur.”

Çelik, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmak ve önceden planlanan çerçevede faaliyetlerini sürdürmek üzere kararlı bir şekilde harekete geçtiğinin altını çizdi.

Yapılan faaliyetlerin “Mavi Vatan” içerisinde olduğunu, Yunanistan’ı ilgilendiren bir konunun bulunmadığını vurgulayan Çelik, “Son hadise, Akdeniz’de gerginliği arttıran tarafın Türkiye değil, Yunanistan olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Avrupa ise halen Yunanistan’ın çözümsüzlüğü dayatan politikalarının ardından sürüklenmektedir. Avrupa, ‘Yunan siyasi tiyatrosu’nun aleti olmamalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Yunanistan’ın Türkiye’nin faaliyetine itiraz etmesinin hiçbir hukuki ve meşru dayanağının olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bölgedeki Yunan adalarının Türkiye’nin kıta sahanlığını kesmesi gibi bir iddia uluslararası hukukun hakkaniyet ilkesine aykırıdır. Yunanistan gaspçılık arayışlarını bir kenara bırakmalı. Doğu Akdeniz’de Mavi Vatanımızı göz ardı eden her türlü hukuksuzluk, boşa çıkmaya mahkumdur. Devletimiz, Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi ve KKTC’nin çıkarlarını koruyacak irade, kararlılık, imkan ve kabiliyete sahiptir.

Cumhurbaşkanımızın talimatları net ve açıktır. Oruç Reis, ülkemizin BM’ye bildirdiği hudutlar çerçevesinde sismik araştırma faaliyetlerini sürdürecek, Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz gemimize herhangi bir askeri müdahalede bulunulmasına izin vermeyecektir.”

Muhabir: Muhammed Ali Toruntay

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Çam: AK Parti Genel Merkezimiz Dilipak aleyhinde yargıya başvurmuştur

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, AK Parti’li kadınlara yönelik tepki çeken sözleriyle gündeme gelen köşe yazarı Abdurrahman Dilipak hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

AK Parti’li kadınların iffetine ve namusuna yönelik hiçbir hakareti kabul etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Çam, “AK Parti Genel Merkezimiz, partimizin kadınlarına yönelik hakaret, çirkin yakıştırma ve yazıları ile yapmış olduğu saldırılardan dolayı Yeni Akit gazetesi köşe yazarı Abdurrahman Dilipak aleyhine yargıya başvurmuştur, hukuki takip için dava açılmış bulunmaktadır.” diye konuştu.

Çam, eş zamanlı olarak Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı ve 81 ildeki başkanlıkların da Dilipak hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

“Kendilerine göre bazı gerekçeleri öne çıkartarak, partimizin kadınlarına ağır hakaret eden zihniyetin asıl meselesi o günkü gibi 3-5 ağaç değildir.” diyen Çam, AK Parti’nin kurulduğu günden beri kadınlara yönelik duruşunun, özel desteklerinin ve ayrımcılıkla mücadelesinin sürdüğüne dikkat çekti.

“Bugüne kadar çok önemli düzenlemeler hayata geçirildi”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kadınlara yönelik ayrımcılık ırkçılıktan beterdir” sözünü anımsatan Çam, AK Parti’nin aile birliğini korumak ve kadına yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla, bugüne kadar çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdiğini dile getirdi.

Çam, “AK Parti, eğitimde, sağlıkta, sosyal politikalar alanında, ekonomide, istihdamda, ayrımcılık ve şiddetle mücadelede, kadını, aileyi ve çocuğu koruyan pek çok yasal düzenlemeyle kadının statüsünü ve toplumdaki yerini dünya standartlarının üzerine çıkartmıştır.” diye konuştu.

Kadınların karar alma mekanizmaları olan merkezi ve yerel meclislerde, tarihin en yüksek katılımı sağlandığının altını çizen Çam, kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere siyasette, bürokraside, yargıda, güvenlikte, akademide, eğitim kurumlarında kılık ve kıyafet ayrımcılığının kaldırıldığını söyledi.

Çam, “Bunlar öyle birilerinin 5, 10 bin tweet atmasıyla ve algı yönetmesiyle kazanılacak başarılar değildir.” dedi.

“AK Kadınlar hiçbir zaman ‘papatya’ olmamıştır”

Lütfiye Selva Çam, AK Parti’li kadınların, disiplinli ve ilkeli duruşu ile çalışmalarını yürütürken, kadın kimliğiyle siyasal hayata katkı vermeye gayret gösterdiğini de vurgulayarak, şöyle devam etti:

“AK Parti’li kadınlar, diklenmeden dik durarak, erkekleşmeden kadın olarak, siyaset yapmaya özen göstermiştir. AK Kadın hareketi, asla bir feminist hareket değildir. AK Kadınlar hiçbir zaman ‘papatya’ olmamıştır.”

AK Parti’li kadınların, AK Parti’li ve AKP’li olarak ayrıştırılamayacağını belirten Çam, “AK Kadınlar dürüst, ahlaklı ve vatansever kadınlardan oluşmaktadır. Hiç kimse ağzımıza dahi alamadığımız, o ahlaksız küfürler ile kadınlarımızın namusuna dil uzatamaz.” dedi.

“Umarız kimse kalemini siyasal tehdit aracına dönüştürmez”

Tepkilere rağmen herhangi bir pişmanlık, mahcubiyet ve rücu etme çabasının olmadığını gördüklerini, bunların aksine, inançların ve değerlerin istismarı üzerinden yanıltıcı yazı ve paylaşımlara devam edildiğine dikkat çeken Çam, hiçbir gelir ve menfaati olmadan, görevini yapmaya çalışan kadınlara hakaret eden, kirli ve çirkin zihniyeti kınadıklarını söyledi.

Çam, “Umarız ki, genel merkezimizden, 81 ilimiz ve 922 ilçemizden 5 milyona ulaşan kadın üyemiz adına yapılan bu çağrılar vesilesi ile bundan sonra kimse kalemini, siyasal tehdit aracına dönüştürmez.” diye konuştu.

AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Turan: Siyasi rekabet elbette olacak ancak asıl rekabet hizmet yarışı olmalıdır

Çanakkale’deki bir otelde düzenlenen toplantıda CHP’li belediye başkanlarıyla bir araya gelen Turan, şehrin tüm sorunlarının çözümünde belediyenin hangi partide olduğuna bakmaksızın destek verdiklerini ve çözüm üretmeye gayret ettiklerini söyledi.

AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çanakkale’nin özel bir şehir olduğunu vurgulayarak, “Siyasi rekabet, siyasi farklılıklar elbette olacak, ancak bu kadim şehirde asıl rekabet hizmet yarışı olmalıdır. Polemiklerle zaman kaybetmemeliyiz.” ifadesini kullandı.

Çanakkale için gerçeğe dönüştürmek istedikleri daha birçok hayalleri olduğunu belirten Turan, şöyle devam etti:

“Şehrimizin her sorununa hassasiyet gösteriyoruz. Son yıllarda hayata geçirilen önemli projelerle beraber sınıf atlayan şehrimiz, marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Çanakkale’mizin tarım, turizm, sanayi, ulaşım, tarih gibi alanlarda gücüne güç katmaya devam ediyoruz. Troya Müzesi, simgelerin köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü, Gıda OSB’si, verimli toprakları, doğal güzellikleri ve sahip olduğu tarihi hazineleri gibi değerler, bu yarıştaki en önemli güç kaynakları. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun 7’si Çanakkale’mizde bulunuyor. Çeşitli sanayi kollarında üretim yapan 900 firma var. Tarıma dayalı sanayinin ihtiyaç duyduğunu birçok tarımsal ürün Çanakkale’mizde yetiştirilmekte. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Çanakkale Teknopark kente en çok önemsenen sanayi stratejilerinden Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesinde önemli bir role sahip. Bizlerin bu topraklar üzerinde bir hayali var ve eminim sizlerin de hayalini kurduğu bir Çanakkale var. Hayallerimize ulaşmak için çalışıyoruz. 2019 yılı içerinde şehrimizin genelinde 176 kilometre asfalt, 100 bin metrekareden den fazla parke taşı döşemesi yapıldı. Her iki projenin toplam maliyeti 25 milyon lira. Daha hayal bile edilemeyen birçok yatırım ve projeyi şehrimize taşıyacağız.”

“Hizmette parti ayrımı yapmıyoruz”

Bülent Turan, Çanakkale’ye hizmet noktasında hiçbir parti ayrımı yapmadıklarını hatırlatarak, “Söz konusu hemşehrilerimize, kadim şehrimize hizmetse siyasi farklılıklar ortadan kalkmalı. CHP’li belediyeler olsun, İYİ Partili belediyeler olsun, gelen taleplerde hiçbir zaman desteğimizi esirgemedik. Kapımız her zaman sonuna kadar açık oldu. Hemşehrilerimiz için parti ayrımı gözetmedik. Bakınız, hepimiz bu toprakların insanıyız. Şu anda aynı masanın etrafındayız. Yarın görevlerimiz bittiğinde bugün yaptıklarımızla hatırlanacağız.” diye konuştu.

Turan, bu toplantıyı yapmalarındaki amacın tüm ilçeleri tek tek değerlendirerek, sorunları masaya yatırıp çözüm bulmaya çalışmak olduğunu ifade etti.

Görüşmenin verimli geçtiğini vurgulayan Turan, “Belediye meclislerinde siyasi polemiklerden, tartışmalardan uzak, hizmetlerin konuşulduğu bir toplantı olması temennimizdir. Kurumlar arası diyaloğun artırılması olumlu bir atmosfer oluşturacaktır. Büyük vizyon projeler AK Parti’nin değil, hepimizin değeri. Dolayısıyla bu projelere sahip çıkmak, çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmak da faydalı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Belediye başkanları da toplantıyı önemli bulduklarını dile getirdi.

Toplantıya CHP’li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da arasında yer aldığı ilçe belediye başkanları katıldı.