CHP Haberleri

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Türkiye Azerbaycan konusunda üzerine düşen görevi yapıyor

İSTANBUL (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ermenistan ordusunun Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin, “Uluslararası hukukun oluşturduğu büyük kuruluşlar var. O kuruluşların da hep birlikte bu gidişe dur demeleri lazım. Azerbaycan’a destek vermeleri gerekiyor. Bunu Türkiye yapıyor mu? Evet yapıyor. Türkiye üzerine düşen görevi yapıyor. Bu görev uluslararası kurallara uygun olarak yapılıyor.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Haber Global televizyonunda canlı yayınlanan “Candaş Tolga İle Az Önce Konuştum” adlı programda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırılarına değinen Kılıçdaroğlu, “Azerbaycan’ın toprakları işgal altında. Sürekli olarak Ermenistan, Azerbaycan toprakları üzerinde hakimiyet kurmak istiyor. Azerbaycan’a da ‘Siz ses çıkarmayın onlar istediklerini yapsın.’ deniyor. Azerbaycan da haklı olarak kendi topraklarını ve halkının çıkarlarını savunuyor. Kendi bayrağını ve vatanını savunuyor. Böyle bir ortamda siz ne yaparsınız? Hangi devlet olursa olsun, Azerbaycan’a koşulsuz destek vermesi lazım. Eğer uluslararası bir toplantı yapılacaksa ki Minsk Grubu var. Orada da yıllardır devam ediyor. Onu kullanarak da Ermenistan kendi işgal alanını büyütmek istiyor. Dolayısıyla Azerbaycan’ın her koşulda yanındayız. Sadece CHP olarak değil. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Azerbaycan devletinin vatandaşlarıyla kucaklaşıyor.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Azerbaycan’ın kendi topraklarını savunmasının en doğal hakkı olduğuna vurgu yaparak, BM başta olmak üzere dünyanın bütün ülkelerinin Azerbaycan’a destek vermesi gerektiğini söyledi.

Ermenistan’a da hep birlikte ‘Dur’ denilmesinin zamanının geldiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Başka bir ülkenin toprağını işgal ediyorsun. Hem Azerbaycan hakkını savunurken karşı çıkıyorsun, hem de kamuoyu desteği sağlamaya çalışıyorsun. Uluslararası hukukun oluşturduğu büyük kuruluşlar var. O kuruluşların da hep birlikte bu gidişe dur demeleri lazım. Azerbaycan’a destek vermeleri gerekiyor. Bunu Türkiye yapıyor mu? Evet yapıyor. Türkiye üzerine düşen görevi yapıyor. Bu görev uluslararası kurallara uygun olarak yapılıyor. Parlamentoda da milletvekilleri hep birlikte Azerbaycan’ın işgale karşı verdiği mücadeleye destek verdi. Bu desteği nasıl yorumlamak lazım? Bu desteğe uluslararası hukuk açısında baktığınızda Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarını ve hakkını savunması olarak görüyoruz. Her ülke kendi hakkını ve hukukunu savunur. Bu mücadele de kutsaldır aslında. Böyle görüyoruz.”

“Filistin toprakları işgal ediliyor”

Kılıçdaroğlu, uluslararası hukukun güçlü devletlerin tahakkümü altına olduğunu anlatarak, “Her zaman bu eleştiri var. Filistin toprakları sürekli işgal ediliyor. Oradaki Filistinliler sürülüyor, bu bütün dünyanın gözünün önünde oluyor. Dünyanın en büyük egemen güçlerinden birisi de Filistin toprakları işgal edilirken onlara destek veriyor. Ama biz milli kurtuluş savaşını veren ülkenin insanları olarak, o mücadeleyi hangi koşullarda verdiğimizi de bilen insanlar olarak, Filistin halkının da yanında olacağız, Azerbaycan halkının da yanında olacağız.” dedi.

Azerbaycanlıların kendi ülkelerini ve haklarını savunduklarını yineleyen Kılıçdaroğlu, uluslararası hukukta egemenlerin kendi güçlerini kabul ettirmek istediklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ekonomiye ve üretime dair de değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin üretmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Her alanda üretmesi lazım. Sanayide, hizmet sektöründe, tarımda… Her alanda üretmesi lazım. Üretime destek verilmesi lazım. Alın terinin değerli olması lazım. Eğer üretmezseniz, borçlanırsanız bu yürümez. ‘Elimiz güçlü, bütçemiz güçlü, her türlü imkana sahibiz.’ diyorlardı. Neresi güçlü? Bana çıkıp birisi söylesin. Üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Ama üretirken neyi ürettiğini de bilecek. Onu da planlayacaksınız.”

“Dışarıya kaçan paraya bakın. Dünyanın parası dışarı gidiyor” diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Siz ne yapıyorsunuz? Gündemi değiştirmek için başka şeyler yaratıyorsunuz. Yabancı sermayeye bel bağladınız, o da gelmiyor. Türkiye yönetilmiyor aslında savruluyor. İşin gerçeği bu. Yapmanız gereken nedir? Önce demokrasiyi getireceksiniz. Üreticiyi destekleyeceksiniz, gerçek anlamda hukuk devleti olacak, kendi doğal kaynaklarınızı harekete geçireceksiniz, üniversiteleri üretim konusunda, teknolojiler konusunda geliştireceksiniz, dünyayla barışık olacaksınız.” şeklinde konuştu.

CHP Genel Merkez binasının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle ziyaretçilere kapatıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, pandemi sürecine de değinerek, başlangıçta Bilim Kurulu’nun aldığı kararlara herkesin uyduğunu, Türkiye’nin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bu süreçte büyük bir güven duyduğunu belirtti.

Kurulun sözcüsünün bulunmamasını eksiklik olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, sözcülüğün Sağlık Bakanı tarafından yapılmasını yanlış bulduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, salgın döneminde paylaşılan bilgilerin doğru olmadığını ve toplumdan gizlendiğini gözlemlediklerini ileri sürdü.

Şu anda “sürü bağışıklığı” denilen bir sürecin yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sağlıklı ve tutarlı kararların alınmadığını, bunun bedelini vatandaşın ödediğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Kovid-19 sürecinde CHP’li belediyelerin elleri ve kollarının bağlanmak istendiğini, partisinin belediye başkanlarına bu dönemde, “Hiç şikayet etmeyeceksiniz, bütün sorunları aşacaksınız ve halka hizmet götüreceksiniz.” talimatı verdiğini anlattı.

“Salgında siz nasıl tedbirler alıyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, yaşam ve çalışma düzenini değiştirdiklerini, başlangıçta evden, daha sonra ziyaretçilere kapatılan genel merkez binasında çalışmaları sürdürmeye devam ettiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, bugüne kadar iki kez Kovid-19 testi yaptırdığını aktardı.

Koronavirüs tanısıyla yoğun bakımda tedavi gören Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in sağlık durumunu, üniversiteden yapılan açıklamaları ve hekimlerle görüşerek takip ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Umarım kısa süre içerisinde sağlığına kavuşur, görevinin başına döner. Antalyalılar da istiyorlar Muhittin Bey’in bir an önce iyileşip dönmesini.” dedi.

“Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Kur’an kursları var”

Soru üzerine Türkiye’deki tarikatlar tartışmasına da değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Normalde devletin kurumları var. Çocuğumuz Kur’an öğrenmek istiyorsa Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Kur’an kursları var. Çocuklar buraya gidiyor. Hatta ben Plan Bütçe Komisyonu üyesiyken Kur’an kurslarında okutulan kitaplardan birer örnek istemiştim. Geldi, gayet güzel kitaplar. İnsanlar çocuklarını güven içerisinde gönderirler oraya. Peki, biz çocuklarımızı Milli Eğitim Bakanlığından izin almamış, herhangi bir kaçak okula gönderir miyiz? Hayır. Ama bir sürü kaçak Kur’an kursu var. Kim buna izin vermeyecek? Devlet dediğiniz kurumun izin vermemesi lazım. Yasal olarak Kur’an kursuna gidecekse bunun yeri var. Siz çocuğu gönderiyorsunuz, herkes biliyor bunu, çocuk istismarı gerçeği var, çocuk bunu annesine anlattıktan sonra bu olay ortaya çıkıyor, daha sonra bunun büyüdüğünü görüyoruz. Sadece bir yerde değil, birkaç yerde, hatta belki de halen kamuoyunun bilmediğini kim bilir nerelerde neler oluyor. Dolayısıyla burada sorumluluk ülkeye yönetenlerdedir. Ülkeyi yönetenlerin bu konuda duyarlı olması lazım. O çocuklar hepimizin çocuğu. Anne-baba çocuğunun iyi bir eğitim almasını ister, Kur’an okumasını da isteyebilir. Herkesin buna saygı göstermesi lazım ama bunun yetkin ellerde olması lazım.”

“Ben bütün dindarlara saygılıyım. İnanç, kimlik, mezhep, yaşam tarzı falan hepsine saygılıyım.” diyen Kılıçdaroğlu, insanların kendi inançlarını özgürce yerine getirebilmelerini desteklediğini, ancak çocukların belirli bir çerçeve içerisinde eğitim alacaklarsa devletin bu konuda güven sağlaması gerektiğini söyledi.

“(Atatürk tartışması) İsimler üzerinden insanları kategorize etmek yanlıştır”

Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, “Atatürk” yerine Gazi Mustafa Kemal demeyi tercih etmesine ilişkin, “Mustafa Kemal Atatürk 83 milyonun ortak değeridir aslında. Cumhuriyet Halk Partisi sahip çıkar, çünkü partinin kurucusudur ama partinin kurucusu olmasının ötesinde Cumhuriyetin kurucusudur. İlk millet meclisinin oluşmasını sağlayandır, Erzurum ve Sivas kongresini gerçekleştirendir, Samsun’a çıkandır, savaş meydanlarında mücadele edendir. Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlığımızın sembolüdür, bayrağımızın güvencesidir. Dolayısıyla hepimizin ortak değeridir. Bazılarımız ‘Mustafa Kemal’ der, bazılarımız ‘Gazi Mustafa Kemal’ der, bazılarımız sadece ‘Atatürk’ der, bazıları ‘Mareşal’ der. Yani mesela bazı yazarlarımız hiç Atatürk adını kullanmamıştır, hep Mustafa Kemal demiştir, Atilla İlhan gibi. Dolayısıyla yani isimler üzerinden insanları kategorize etmek yanlıştır.” ifadelerini kullandı.

“Atatürkçülüğü nasıl tanımlarsanız tanımlayın ama iki temel kuralı vardır.” değerlendirmesinde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Onu da şöyle söyler Mustafa Kemal Atatürk, ‘özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir’. Yani bayrağımın altında özgürce yaşamak isterim. Egemen güçlerin bana müdahale etmesini istemem. Ta Sivas’taki mandacılığa karşı çıkan Tıbbiyeli Hikmet’ten bu yana hep Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlığı ve özgürlüğü savunmuştur. Kendi ülkesinde başka bir egemen gücü istememiştir. İkinci kuralı ise özgürlüğü ve bağımsızlığı korumak için ekonomik bağımsızlığın en önemli koşul olduğunu söylemiştir. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça ülke bağımsızlığını koruyamaz.”

“(Muharrem İnce) Ne zaman randevu istediyse verdik”

Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Ekim’de TBMM’nin açılışına katılacağını ifade etti.

CHP’nin Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Bizim partide her şey rahatlıkla tartışılır.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Muharrem İnce ile son süreçte oturup konuştunuz mu?” sorusuna, “Hayır, ne zaman randevu istediyse verdik.” yanıtı verdi.

Eski CHP Milletvekili Muharrem İnce’nin, “Bin Günde Memleket Hareketi” programından rahatsızlık duymadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, İnce’nin ülkenin sorunlarını dile getirdiğini aktardı.

“Şu aşamada bir ittifak arayışı diye bir şey yok”

Kılıçdaroğlu, “CHP, HDP ile bir ittifak düşünüyor mu?” sorusuna, “Hayır. Zaten şu aşamada bir ittifak arayışı diye bir şey yok. Sonuçta bizim geçmişte kurduğumuz bir Millet İttifakı var. Bu Millet İttifakı yerel yönetimlerde yoktu. Yasal olarak milletvekili seçimlerinde vardı. Şu anda ortada bir seçim yok, herhangi bir şey yok.” cevabını verdi.

“Dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan anneleri, CHP’liler ziyaret etmeyi düşünüyor mu?” sorusuna ilişkin, hem cumartesi annelerine hem de Diyarbakır annelerine saygı duyduklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Genel başkanlık kariyerinize ‘artık benden tamam’ diyeceğiniz nokta neresi, böyle bir hedef koydunuz mu?” sorusuna ise, “Olur bir gün. Tarih olarak bir hedef koymadım ama ömür boyu da genel başkanlık yapılmaz. Sonuçta yeni, genç arkadaşlar var. Bir genel başkanın görevi de yeni genel başkanı adaylarını da yetiştirmektir.” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, parti yönetiminde çok nitelikli isimlerin bulunduğunu, kendilerinin yeni genel başkan adaylarını yetiştirdiklerini sözlerine ekledi.

CHP'li Torun: Biz sonuna kadar Azerbaycan’ın, kardeşlerimizin yanındayız

AYDIN (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Çerçioğlu’nun kente önemli hizmetler yaptığını söyledi. Çerçioğlu’nun başarılı bir başkan olduğunu ifade eden Torun, ” İnanıyorum ki onların başarısı bize genel iktidarın da yolunu açacaktır. Genel iktidara ulaşmamızda en büyük gücümüz olacaktır. Çünkü yerelde başardık genelde de başaracağız.” dedi.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırıları konusunda görüşleri sorulan Torun, “Azerbaycan ile iki ülkeyiz ama tek milletiz. Azerbaycan’ın geçmişten doğan hakları var. Bununla ilgili bütün yolları, yöntemleri, uluslararası ilişkiler denendi. Ama maalesef Ermenistan’ın sürekli tacizi söz konusu. Biz sonuna kadar Azerbaycan’ın, kardeşlerimizin yanındayız. Onların mücadelesinin her zaman destekçisiyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Efeler Belediye Başkanı’nın birinci derecede yakınlarını işe aldığı iddiası yönündeki soruya Torun, “O konuda bilgimiz yok. Tabii biz liyakate önem veriyoruz. Bizim için liyakat esastır. Önemli olan sorunların çözümünde ve vatandaşa hizmette en etkin şekilde o süreci yönetecek kişileri göreve getirmektir. Birinci derecede yakın akrabaları, genel başkanımız da açıklamıştı, bu konuda da hassasiyet bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Torun, “Bin Günde Memleket Hareketi”ni başlatan eski CHP Milletvekili Muharrem İnce’ye ilişkin de “Sayın İnce kendi demokratik hakkını kullanıyor. Sonuçta o CHP’lidir. Bizim onun partililiğinden hiçbir şüphemiz, endişemiz yoktur. Kendisi bir çalışma içerisindedir.” yorumunda bulundu.

Bir gazetecinin, “CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adayını çıkaramayacağı söyleniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusuna ise Torun, “Zamanı gelince partimiz gerekli yöntemlerini kullanarak cumhurbaşkanı adayını tespit eder. Şimdiden o tür polemiklere girmek gündemi değiştirmektir. CHP bugüne kadar, 96 yıldır verdiği demokrasi mücadelesini bundan sonra da vermeye devam edecektir. Tek bir düşüncemiz var bu ülkede demokrasiyi hukuku özgürlüğü egemen kılmaktır.” yanıtını verdi.

Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’ın 4 yıl önce iş vaadiyle bir kadınla zorla birlikte olduğu yönündeki suçlamaların da sorulduğu Torun, Atabay’a komplo kurulduğunu, görevinin başında olduğunu ve kendisini desteklediklerini ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2014’teki Kobani bahanesiyle düzenlenen eylemlere ilişkin soruşturması kapsamında 6 eski HDP’li vekil ile Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in gözaltına alınmasına ilişkin Torun, şunları kaydetti:

“6 yıl sonra bu olayın gündeme gelmesi manidar. Yeni mi akılları başına geldi ? Bu süreç birkaç saat içerisinde mi oluştu ? Kaldı ki örneğin belediye başkanı bununla ilgili açtığı davayı kazanıp tazminat dahi almıştı. Bu sadece gündemi değiştirmek, Türkiye’de siyasal ortamda belki de kendi adlarına bir süreç oluşturma olayıdır.”

Torun daha sonra, Efeler Belediyesi tarafından hazırlanan dijital eğitim platformu EFEDERS.TV’nin tanıtım toplantısına katıldı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Belediyelerimiz aracılığıyla bir yoksulluk envanteri oluşturmaya çalışıyoruz

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, video konferansla bir araya geldiği üniversite öğrencilerinin sorunlarını dinledi.

Burada konuşan Kılıçdaroğlu, üniversiteli gençlerin sorunlarını yakından takip ettiklerini, bunların çözümünün siyaset kurumunda olduğunu söyledi.

Bütün dünyada teknolojik gelişmeler yaşanırken, 21. yüzyıl Türkiye’sinde gençlerin bir kısmının bilgisayar veya internete sahip olmamasının büyük ayıp olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Belediyelerimiz aracılığıyla bir yoksulluk envanteri oluşturmaya çalışıyoruz. Belki iktidarın elinde de böyle bir envanter vardır. Dolayısıyla yoksul aileler üç aşağı beş yukarı bellidir. O ailelerin internet harcamalarını bir şekliyle siyasal iktidar karşılayabilir. Genel bütçe dışında Evrensel Hizmet Fonu diye bir fon var ve bu fonda biriken paralar var. Bu paraları kullanacak olan Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ile iş birliği yaparak, Evrensel Hizmet Fonu’nun kaynaklarından bilgisayarı olmayan gençlere, öğrencilere bilgisayar sağlayabilir, bazı masraflarını karşılayabilir. Biz ısrarla ‘bu Evrensel Hizmet Fonu’nda toplanan para ne oldu’ diye soruyoruz. Gençler bunu pek sormuyorlar. Belki bu fondan haberleri yok. Dolayısıyla gençlerin de sorması lazım. Bu fonun özellikle teknolojik altyapı yetersizliği yaşayan okulların, öğrencilerin sorunlarını çözmekte kullanılması gerekiyor. Ama bu fon nereye gitti şu ana kadar bilmiyoruz.”

Kılıçdaroğlu, televizyonu olmayan 750 binin üstünde hanenin, internete erişemeyen 2 milyonun üzerinde ailenin bulunduğuna dikkati çekti.

“Toplanan vergiler sorulmalı”

Bir ülkede demokrasinin gelişebilmesi ve demokratik bir ortamda herkesin nefes alabilmesi için “Ben vergimi ödüyorum, ödediğim vergiler nereye harcanıyor?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’de insanların doğumdan ölüme kadar vergi ödediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de demokrasi isteniyorsa, ülkeyi yönetenlerin vereceği en ciddi cevabın, “toplanan vergilerin nereye harcandığı” olduğunu ifade etti.

Video konferans toplantısında Kılıçdaroğlu’na, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan yardımcıları Lale Karabıyık ve Gökçe Gökçen eşlik etti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Devletin çözülmeyecek sorunları yoktur, çözülür

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eğitim sektörü paydaşlarından kantin işletmecileri, servis şoförleri ve kırtasiyeciler ile video konferans toplantısında bir araya geldi.

Yaşanan sıkıntıları bildiklerini ve bunların çözülebileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bütün meselenin Türkiye’yi yönetenlerin bakış açısı olduğunu belirtti.

Memlekette bir esnaf bakanlığının olması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, esnafların sorunlarını dinleyen hiçbir makamın bulunmadığını savundu.

Sosyal devletin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Devlet dediğiniz aygıtın akıllı insanlar, liyakatlı insanlar tarafından yönetilmesi lazım. Bir karar alırken o kararın hangi sonuçları doğuracağını bilmesi ve ona göre önlem alması lazım. Pandemi var doğru. Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da, Japonya’da da var. Bizim düştüğümüz pozisyona dünyada hiçbir ülke düşmedi.

Bırakın size yardım yapmayı, vazgeçtik yardım yapmaktan da size IBAN numarası açıp bir de sizden para istediler, yardım. Yardıma muhtaç adamdan ‘bana yardım et’ diyen bir devlet anlayışı. Oysa Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sosyal devlet olduğu vurgusu vardır, Anayasa Mahkemesi kararları vardır. Dolayısıyla esnafı bu duruma düşürmek çok ama çok büyük bir acıdır. Normalde bu toplantıyı devleti yöneten yetkili bir insanın yapması lazımdı. Erdoğan’ın veya ilgili bakanın yapması lazımdı. Esnafı dinlemesi lazımdı, ‘Arkadaş derdiniz nedir’ diye.”

“Sorun yaşayanı hiç dinlemiyorsun ama kendi kendinize çözüm üretiyorsunuz”

Ekonomik Sosyal Konsey’in toplanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Devletin akılcı yönetilmesinin temelinde şu yatar, sorunla karşılaşanlarla sorunu çözecek olanlar bir araya gelirler. Esnafı, sanayiciyi dinler. Nedir sorun kardeşim? Çünkü ben sorunu bilmeliyim ki ona göre çözüm üretmeliyim. Şimdi siz sorun yaşayanı hiç dinlemiyorsunuz ama kendi kendinize çözüm üretiyorsunuz.” dedi.

Ülkenin yönetilemediğini öne süren Kılıçdaroğlu, pandeminin başında uçakla seyahat edenlerin biletlerinden alınan yüzde 18 KDV’nin yüzde 1’e indirildiğini, üç gün sonra da uçakla seyahat edilmesinin yasaklandığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, 6,5 milyar liranın şehir hastanelerine, otoyollara, havaalanlarına dolar bazında ödeneceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Dedik ki ‘Şu adamları çağırın, siz zaten köşeyi dönmüş insanlarsınız, 83 milyon size çalışıyor. Bari yıl sonuna kadar bizden para almayın, biz bu parayı esnafa verelim, esnafı destekleyelim. 6,5 milyar lira az para değil, esnafa karşılıksız verelim.’ Böylece esnaf da desin ki ’40 yıldır ben bu devlete vergi veriyorum geldi benim en sıkıntılı zamanımda bana küçük bir destek verdi.’

Okul müdürünün de tek ve en büyük gelir kaynağı kantin. Okul müdürü de şikayetçi, ‘Gelirim yok’ diyor. ‘Sen bana diyorsun ki okulu temiz tut, okulu şöyle yap, böyle yap,’ ‘Para ver.’ Para yok.’ O zaman nasıl olacak? Velilerden para toplanacak, para istenecek. Velilerden sağlanan paralarla bir şeyler yapılmaya çalışılacak.”

Televizyondan dinlenilenlerin çok güzel olduğunu ancak bankaya gidildiğinde taban tabana zıt bir tabloyla karşılaşıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ama bir tek parti var CHP, bu ülkenin başına bela. CHP de olmasa hiç itiraz eden kimse olmayacak. Bu CHP olmasa belki bu sorunlar da olmayacak. Hayatın gerçeği farklıdır.” dedi.

“Hep birlikte bu memleketi aydınlığa çıkaracağız”

Kılıçdaroğlu, “Devlet liyakatle, akılla yönetilir. Devlet şeffaf, düzgün, ahlaklı olur. Ahlaklı insanlar tarafından yönetilir. Devletin çözülmeyecek sorunları yoktur çözülür. Yeter ki vatandaşla samimi ve sıcak bir diyalog kur. Bu diyaloğu kurarsan yeri geldiğinde vatandaş da fedakarlık yapar, devlet de fedakarlık yapar. Sonunda belli bir anlayış içinde memleketin çıkarları üzerine eğer politikayı inşa edersek bütün bu sorunları hepimiz aşabiliriz. Şu anda bir ekonomik buhranın içindeyiz. Kriz yok resmen buhran var. Kişi evine ekmek götüremiyorsa ve bu kişi bir değil de milyonlarsa bu ülkede bir ekonomik buhran vardır.” değerlendirmesini yaptı.

İşsiz sayısının 11 milyona ulaştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Kendisine şu çağrıyı yaptım, ‘Bir ekonomik buhran içindeyiz televizyona çık de ki, ‘Ben bu ekonomik buhrandan Türkiye’yi şu düzenlemelerle çıkaracağım. Madde bir, madde iki, maddeyi üç, madde 4.’ Hepimiz de dinleyelim ve ona göre de takipçisi olalım. Bakalım, bunu yaptı mı, yapmadı mı? Gerçekleştirdi mi, gerçekleştiremedi mi? Şu anda böyle bir şey yok. Ne onda var ne damatta var. ‘Ekonomi pik yaptı.’ Dinle bakayım esnafı. Neresi pik yaptı? ‘Ekonomi düzeliyor.’ Neresi düzeldi?

Hep birlikte bu memleketi aydınlığa çıkaracağız. Türkiye aydınlığa çıkmayı hak ediyor. Bu çerçevede kapasitemiz de var insan gücümüz de her şeyimiz var aslında. Bütün mesele çorbayı yapacak bir kişiye ihtiyacımız var. Bu kişiyi de siz bulacaksınız. Dolayısıyla hep birlikte çalışırsak Türkiye’yi aydınlığa çıkarırız. Çok sorun var ama dediğim gibi sorunları aşmasını biliriz.”