CHP Haberleri

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Ermenistan'ın işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesi lazım

ANKARA (AA) – CHP’den yapılan açıklamaya göre, Kılıçdaroğlu’nun Milliyetçi İmam Hatipliler Derneği Başkanı Ersin Şimşek’i kabul ederken, dernek üyeleriyle de video konferans yöntemiyle bir araya geldiği belirtildi.

Dernek üyelerinin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “CHP’ye yönelik bir algı var. Belki CHP tabanının da imam hatiplilere yönelik bir algısı var. Artık 21. yüzyıldayız artık, bu algıların kırılması, birbirimizi daha iyi tanımamız lazım. Biz beraber olduğumuz zaman bu ülkeye huzuru, bereketi getiririz. Kavgadan bugüne kadar hiçbir toplum bir yarar sağlamamıştır.” diye konuştu.

“Türkiye ne zaman bir seçim atmosferine girse CHP’ye yakın bazı kişiler tarafından dindar ve başörtülü kesime dair olumsuz açıklamalar geliyor. Önümüzdeki süreçte bu konuda önlem almayı düşünüyor musunuz?” yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Seçim süreci olsun veya olmasın, sadece imam hatiplilere değil, dindarlara veya kendisini dindar takdim edenlere yönelik ayrımcılık yapmak, onlar için farklı bir dil kullanmak asla kabul edilemez.” yanıtını verdi.

İnsanların inançlarına, yaşam tarzılarına yönelik ayrımcılığın ülkeye hiçbir zaman fayda getirmeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, böyle bir dil kullanan kişiyi hiçbir zaman CHP’de tutmayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Böyle bir muameleyle ister sokakta, ister gazetede, ister televizyonda ya görürsünüz ya karşılaşırsınız bana haber verin, ben gereğini yaparım hiç endişe etmeyin.” dedi.

“CHP iktidara gelirse imam hatipler kapatılır mı?

“CHP iktidara gelirse imam hatipler kapatılır mı, başörtüsü yasaklanır mı?” sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, genel başkan olduğu zaman başörtüsü konusunun Türkiye’nin temel sorunlarından biri olduğunu hatırlattı.

Özellikle üniversitede okuyan kızların başörtüsü taktığı için YÖK tarafından okullarına sokulmadığını aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a telefon ettim, ‘Biz hepimiz çocuklarımız daha iyi okusun diye bir sürü fedakarlıkta bulunuyoruz. Başörtüsü yasağını kaldırın, yazıktır, günahtır.’ dedim. Yusuf Ziya Özcan sağolsun bir açıklama yaptı, benim de talebim olduğunu ve başörtüsü yasağının kaldırılacağını söyledi. Bundan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Başörtüsü konusunu Türkiye’nin temel sorunu haline getiren partilerden birisi CHP, kabul edelim. Şimdi ben CHP’yi eleştirmezsem bu konuda samimi olmamış olurum. Kadının kılık kıyafetiyle erkeklerin uğraşması asla doğru değildir. Kadınlar arzu ettikleri gibi giyinirler, onların değer ölçüleri vardır, aileden gelen kültür vardır. İster inancı dolayısıyla ister başka bir gerekçe ile başörtüsü takar. Başörtüsü taktı diye insanlar suçlanır mı Allah aşkına? Ya da kılık kıyafetini beğenmediniz diye insanlar suçlanır mı? 21. yüzyıldayız artık.”

İmam hatip okullarına değinen Kılıçdaroğlu, “Niye kapansın ki orada okuyanlar bizim evlatlarımız değil mi?” ifadesini kullandı.

İmam hatip okullarında okuyan çocukların da daha kaliteli bir eğitim almasından yana olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“İmam hatip okullarını açan zaten zaten CHP, 1937 yılında. Niye kapatalım ki? İnsanlar inançlarını, kültürlerini çok daha iyi geliştirsinler. Kapatmak hiç kimsenin aklından geçmiyor. Ama biz eğitim konusunda şunu yapacağız, bütün organize sanayi bölgelerinde, teknoloji liseleri kuracağız. Türkiye’nin 21’nci yüzyıla hazırlanması konusunda, teknoloji konusunda gelişmesini sağlayacağız. Bu bizim hedefimiz ama ayrıca diğer bütün okullarda eğitimin nitelikli, kaliteli ve artı sorgulayıcı olmasını sağlayacağız. Aklımızı kullandığımızda Türkiye’yi ve dünyayı büyütürüz.”

“Muhafazakar kesim tarafından özellikle laiklik ilkesinin yeterince anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu hususta ne gibi yol haritası izlenmelidir?” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, laikliğin, “din ve devlet işlerinin bir birinden ayrılması yani insanların inançlarına müdahale edilmemesi” olduğunu söyledi.

Herkesin inancına saygı duyulması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Allah ile kul arasına hiç kimsenin giremeyeceğini belirtti.

Kimin daha fazla dindar veya az dindar olduğuna başka kimsenin karar veremeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, o nedenle bu kuralın içselleştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Laikliği böyle düşünmek lazım. Laikliği, dindar insanları suçlama aracı olarak düşünürseniz en büyük hatayı yapmış olursunuz. Laiklik kavramı, zaman zaman yanlış da kullanılmış olabilir ama laiklik herkesin inancına saygı duymaktır. İnanç bağlamında, etnik kimlik bağlamında veya yaşam tarzı bağlamında insanları ayrıştırırsak ne olur? Orta Doğu olur. Müslümanlar eline silahı alır herkes birbirini öldürmeye kalkar. O silarları egemen güçler verir onların ellerine. Egemen güçlerin bu tuzağına düşmememiz lazım. Bu ülkeyi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, din ve devlet işlerini ayırırken buna büyük özen göstermiştir. Allah kulun arasına hiç kimsenin girmeye hakkı ve yetkisi yoktur.”

“Bir millet, iki devlet”

Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına yönelik saldırısına ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Azerbaycan’la hem soy bağı, hem de büyük bir kültür birlikteliği olduğunu belirti.

Azerbaycan’la Türkiye’yi rahmetli Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” olarak tanımladığını hatırlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Biz de aynı şekilde tanımlıyoruz. Ermenistan, Azeri topraklarını işgal etmiş durumda. Eğer hukuku istiyorsak, hukukun gereği yapılacaksa Ermenistan’ın işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesi lazım. Biz CHP olarak bunu her ortam seslendiriyoruz. Bu konu aslında Türkiye’deki bütün siyasi partilerin ortak konusudur. Bunu bir milli mesele olarak görüyoruz. Azerbaycan’a yönelik yapılan haksızlığa karşı durmazsak, sadece Azerbaycan halkına değil aslında kendi vicdanımıza karşı da sorumluluk hissederiz. Biz sadece haksızlık Azerbaycanlılara karşı yapıldı diye sesimizi yükseltmiyoruz. Aynı şekilde İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarından da çekilmesi gerektiğini söylüyoruz. Haksızlık kime karşı yapılırsa yapılsın, ona karşı benim sesimi yükseltmem lazım. Azerbaycanlılar, yıllardır işgal edilen topraklardan Ermenistan’ın çekilmesini istiyorlar. Yıllardır bu sürüyor. Artık bıçak kemiğe dayandı. Bir de geliyorlar Azerbaycanlıları şehit ediyorlar dolayısıyla biz hep birlikte bu mücadeleyi yapacağız.”

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerine insanların inançlarını siyasete malzeme etmeyi asla doğru bulmadıklarını söyledi.

Müslüman ülkelerin daha fazla bilime ve eğitime önem vermesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Hepimizin kendi tarihimizi de İslam tarihini de çok iyi bilmemiz lazım. Neden geri kalıyoruz? Biz hep birlikte, bir arada ülkemizin çıkarları için Türkiye’yi büyütmek zorundayız.” dedi.

“Cihatçı, selefi gruplar”la ilgili bir soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bunların aslında inançları istismar eden kişiler olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bunların toplumdaki yarattığı derin ayrılıkçılığı önleyecek olan aslında sizlersiniz, imam hatipliler. Güzel dinimizi geniş kitlelere aktararak sizler önleyeceksiniz. Dini istismar edenlerle mücadeleyi siz yapacaksınız. Bilime en büyük değeri veren İslamiyettir, Peygamberimizdir. Cihatçı, selefi gruplar, egemen güçlerin ellerine silah verip İslamiyeti bölmek, İslam ülkeleri arasında ayrımcılığı sağlamak, insanların bir birlerini öldürerek egemen güçlere taşeronluk yapan gruplardır. Bu gruplara hiç kimsenin itibar etmemesi lazım.”

Millet İttifakıyla ilgili bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, her partinin programı farklı ama bir ortak payda oluşturduklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Bu memlekette demokrasiye ihtiyacımız var. Demokrasiyi büyütmeliyiz ki huzur içinde yaşayalım. İnsanlar 21. yüzyılda düşüncelerinden ötürü hapse atılmamalı. Millet İttifakının öz budur, demokrasiyi savunanlar bir tarafta tek adam rejimi savunanlar bir tarafta. Biz millet ittifakını bu çerçevede oluşturduk, umarım amacımıza ulaşmış oluruz.” dedi.

İmam hatiplilerden haksızlıklara karşı daha fazla seslerini çıkarmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, milliyetçi muhafazakar kesimle CHP arasında bir mesafe doğmuşsa bunun sorumluluğunun ise CHP’de olduğunu söyledi.

“Bir ön yargı, bir kusur oluşmuşsa kabahat bizde” diyen Kılıçdaroğlu, oluşan kopukluğu gidermekte kararlı olduklarının altını çizdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, dernek üyelerinin salgın sonrası davet etmeleri durumunda bir Ankaragücü Spor maçını birlikte izleyebileceklerini söyledi.

Görüşmede CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Türk Bayrağı ve Kur’an-ı Kerim hediye eden Dernek Başkanı Ersin Şimşek bazı üyelerinin görüşmeye katılmada çeşitli kaygılar taşıyarak, çekimser kaldığını aktardı.

Kılıçdaroğlu da her türlü soru ve eleştiriye açık olduğunu belirttiği toplantıda, Dernek Başkanı Şimşek’e Türkiye ve Azerbaycan bayrakları hediye etti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Türkiye Azerbaycan konusunda üzerine düşen görevi yapıyor

İSTANBUL (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ermenistan ordusunun Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin, “Uluslararası hukukun oluşturduğu büyük kuruluşlar var. O kuruluşların da hep birlikte bu gidişe dur demeleri lazım. Azerbaycan’a destek vermeleri gerekiyor. Bunu Türkiye yapıyor mu? Evet yapıyor. Türkiye üzerine düşen görevi yapıyor. Bu görev uluslararası kurallara uygun olarak yapılıyor.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Haber Global televizyonunda canlı yayınlanan “Candaş Tolga İle Az Önce Konuştum” adlı programda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırılarına değinen Kılıçdaroğlu, “Azerbaycan’ın toprakları işgal altında. Sürekli olarak Ermenistan, Azerbaycan toprakları üzerinde hakimiyet kurmak istiyor. Azerbaycan’a da ‘Siz ses çıkarmayın onlar istediklerini yapsın.’ deniyor. Azerbaycan da haklı olarak kendi topraklarını ve halkının çıkarlarını savunuyor. Kendi bayrağını ve vatanını savunuyor. Böyle bir ortamda siz ne yaparsınız? Hangi devlet olursa olsun, Azerbaycan’a koşulsuz destek vermesi lazım. Eğer uluslararası bir toplantı yapılacaksa ki Minsk Grubu var. Orada da yıllardır devam ediyor. Onu kullanarak da Ermenistan kendi işgal alanını büyütmek istiyor. Dolayısıyla Azerbaycan’ın her koşulda yanındayız. Sadece CHP olarak değil. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Azerbaycan devletinin vatandaşlarıyla kucaklaşıyor.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Azerbaycan’ın kendi topraklarını savunmasının en doğal hakkı olduğuna vurgu yaparak, BM başta olmak üzere dünyanın bütün ülkelerinin Azerbaycan’a destek vermesi gerektiğini söyledi.

Ermenistan’a da hep birlikte ‘Dur’ denilmesinin zamanının geldiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Başka bir ülkenin toprağını işgal ediyorsun. Hem Azerbaycan hakkını savunurken karşı çıkıyorsun, hem de kamuoyu desteği sağlamaya çalışıyorsun. Uluslararası hukukun oluşturduğu büyük kuruluşlar var. O kuruluşların da hep birlikte bu gidişe dur demeleri lazım. Azerbaycan’a destek vermeleri gerekiyor. Bunu Türkiye yapıyor mu? Evet yapıyor. Türkiye üzerine düşen görevi yapıyor. Bu görev uluslararası kurallara uygun olarak yapılıyor. Parlamentoda da milletvekilleri hep birlikte Azerbaycan’ın işgale karşı verdiği mücadeleye destek verdi. Bu desteği nasıl yorumlamak lazım? Bu desteğe uluslararası hukuk açısında baktığınızda Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarını ve hakkını savunması olarak görüyoruz. Her ülke kendi hakkını ve hukukunu savunur. Bu mücadele de kutsaldır aslında. Böyle görüyoruz.”

“Filistin toprakları işgal ediliyor”

Kılıçdaroğlu, uluslararası hukukun güçlü devletlerin tahakkümü altına olduğunu anlatarak, “Her zaman bu eleştiri var. Filistin toprakları sürekli işgal ediliyor. Oradaki Filistinliler sürülüyor, bu bütün dünyanın gözünün önünde oluyor. Dünyanın en büyük egemen güçlerinden birisi de Filistin toprakları işgal edilirken onlara destek veriyor. Ama biz milli kurtuluş savaşını veren ülkenin insanları olarak, o mücadeleyi hangi koşullarda verdiğimizi de bilen insanlar olarak, Filistin halkının da yanında olacağız, Azerbaycan halkının da yanında olacağız.” dedi.

Azerbaycanlıların kendi ülkelerini ve haklarını savunduklarını yineleyen Kılıçdaroğlu, uluslararası hukukta egemenlerin kendi güçlerini kabul ettirmek istediklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ekonomiye ve üretime dair de değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin üretmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Her alanda üretmesi lazım. Sanayide, hizmet sektöründe, tarımda… Her alanda üretmesi lazım. Üretime destek verilmesi lazım. Alın terinin değerli olması lazım. Eğer üretmezseniz, borçlanırsanız bu yürümez. ‘Elimiz güçlü, bütçemiz güçlü, her türlü imkana sahibiz.’ diyorlardı. Neresi güçlü? Bana çıkıp birisi söylesin. Üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Ama üretirken neyi ürettiğini de bilecek. Onu da planlayacaksınız.”

“Dışarıya kaçan paraya bakın. Dünyanın parası dışarı gidiyor” diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Siz ne yapıyorsunuz? Gündemi değiştirmek için başka şeyler yaratıyorsunuz. Yabancı sermayeye bel bağladınız, o da gelmiyor. Türkiye yönetilmiyor aslında savruluyor. İşin gerçeği bu. Yapmanız gereken nedir? Önce demokrasiyi getireceksiniz. Üreticiyi destekleyeceksiniz, gerçek anlamda hukuk devleti olacak, kendi doğal kaynaklarınızı harekete geçireceksiniz, üniversiteleri üretim konusunda, teknolojiler konusunda geliştireceksiniz, dünyayla barışık olacaksınız.” şeklinde konuştu.

CHP Genel Merkez binasının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle ziyaretçilere kapatıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, pandemi sürecine de değinerek, başlangıçta Bilim Kurulu’nun aldığı kararlara herkesin uyduğunu, Türkiye’nin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bu süreçte büyük bir güven duyduğunu belirtti.

Kurulun sözcüsünün bulunmamasını eksiklik olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, sözcülüğün Sağlık Bakanı tarafından yapılmasını yanlış bulduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, salgın döneminde paylaşılan bilgilerin doğru olmadığını ve toplumdan gizlendiğini gözlemlediklerini ileri sürdü.

Şu anda “sürü bağışıklığı” denilen bir sürecin yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sağlıklı ve tutarlı kararların alınmadığını, bunun bedelini vatandaşın ödediğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Kovid-19 sürecinde CHP’li belediyelerin elleri ve kollarının bağlanmak istendiğini, partisinin belediye başkanlarına bu dönemde, “Hiç şikayet etmeyeceksiniz, bütün sorunları aşacaksınız ve halka hizmet götüreceksiniz.” talimatı verdiğini anlattı.

“Salgında siz nasıl tedbirler alıyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, yaşam ve çalışma düzenini değiştirdiklerini, başlangıçta evden, daha sonra ziyaretçilere kapatılan genel merkez binasında çalışmaları sürdürmeye devam ettiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, bugüne kadar iki kez Kovid-19 testi yaptırdığını aktardı.

Koronavirüs tanısıyla yoğun bakımda tedavi gören Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in sağlık durumunu, üniversiteden yapılan açıklamaları ve hekimlerle görüşerek takip ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Umarım kısa süre içerisinde sağlığına kavuşur, görevinin başına döner. Antalyalılar da istiyorlar Muhittin Bey’in bir an önce iyileşip dönmesini.” dedi.

“Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Kur’an kursları var”

Soru üzerine Türkiye’deki tarikatlar tartışmasına da değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Normalde devletin kurumları var. Çocuğumuz Kur’an öğrenmek istiyorsa Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Kur’an kursları var. Çocuklar buraya gidiyor. Hatta ben Plan Bütçe Komisyonu üyesiyken Kur’an kurslarında okutulan kitaplardan birer örnek istemiştim. Geldi, gayet güzel kitaplar. İnsanlar çocuklarını güven içerisinde gönderirler oraya. Peki, biz çocuklarımızı Milli Eğitim Bakanlığından izin almamış, herhangi bir kaçak okula gönderir miyiz? Hayır. Ama bir sürü kaçak Kur’an kursu var. Kim buna izin vermeyecek? Devlet dediğiniz kurumun izin vermemesi lazım. Yasal olarak Kur’an kursuna gidecekse bunun yeri var. Siz çocuğu gönderiyorsunuz, herkes biliyor bunu, çocuk istismarı gerçeği var, çocuk bunu annesine anlattıktan sonra bu olay ortaya çıkıyor, daha sonra bunun büyüdüğünü görüyoruz. Sadece bir yerde değil, birkaç yerde, hatta belki de halen kamuoyunun bilmediğini kim bilir nerelerde neler oluyor. Dolayısıyla burada sorumluluk ülkeye yönetenlerdedir. Ülkeyi yönetenlerin bu konuda duyarlı olması lazım. O çocuklar hepimizin çocuğu. Anne-baba çocuğunun iyi bir eğitim almasını ister, Kur’an okumasını da isteyebilir. Herkesin buna saygı göstermesi lazım ama bunun yetkin ellerde olması lazım.”

“Ben bütün dindarlara saygılıyım. İnanç, kimlik, mezhep, yaşam tarzı falan hepsine saygılıyım.” diyen Kılıçdaroğlu, insanların kendi inançlarını özgürce yerine getirebilmelerini desteklediğini, ancak çocukların belirli bir çerçeve içerisinde eğitim alacaklarsa devletin bu konuda güven sağlaması gerektiğini söyledi.

“(Atatürk tartışması) İsimler üzerinden insanları kategorize etmek yanlıştır”

Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, “Atatürk” yerine Gazi Mustafa Kemal demeyi tercih etmesine ilişkin, “Mustafa Kemal Atatürk 83 milyonun ortak değeridir aslında. Cumhuriyet Halk Partisi sahip çıkar, çünkü partinin kurucusudur ama partinin kurucusu olmasının ötesinde Cumhuriyetin kurucusudur. İlk millet meclisinin oluşmasını sağlayandır, Erzurum ve Sivas kongresini gerçekleştirendir, Samsun’a çıkandır, savaş meydanlarında mücadele edendir. Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlığımızın sembolüdür, bayrağımızın güvencesidir. Dolayısıyla hepimizin ortak değeridir. Bazılarımız ‘Mustafa Kemal’ der, bazılarımız ‘Gazi Mustafa Kemal’ der, bazılarımız sadece ‘Atatürk’ der, bazıları ‘Mareşal’ der. Yani mesela bazı yazarlarımız hiç Atatürk adını kullanmamıştır, hep Mustafa Kemal demiştir, Atilla İlhan gibi. Dolayısıyla yani isimler üzerinden insanları kategorize etmek yanlıştır.” ifadelerini kullandı.

“Atatürkçülüğü nasıl tanımlarsanız tanımlayın ama iki temel kuralı vardır.” değerlendirmesinde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Onu da şöyle söyler Mustafa Kemal Atatürk, ‘özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir’. Yani bayrağımın altında özgürce yaşamak isterim. Egemen güçlerin bana müdahale etmesini istemem. Ta Sivas’taki mandacılığa karşı çıkan Tıbbiyeli Hikmet’ten bu yana hep Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlığı ve özgürlüğü savunmuştur. Kendi ülkesinde başka bir egemen gücü istememiştir. İkinci kuralı ise özgürlüğü ve bağımsızlığı korumak için ekonomik bağımsızlığın en önemli koşul olduğunu söylemiştir. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça ülke bağımsızlığını koruyamaz.”

“(Muharrem İnce) Ne zaman randevu istediyse verdik”

Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Ekim’de TBMM’nin açılışına katılacağını ifade etti.

CHP’nin Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Bizim partide her şey rahatlıkla tartışılır.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Muharrem İnce ile son süreçte oturup konuştunuz mu?” sorusuna, “Hayır, ne zaman randevu istediyse verdik.” yanıtı verdi.

Eski CHP Milletvekili Muharrem İnce’nin, “Bin Günde Memleket Hareketi” programından rahatsızlık duymadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, İnce’nin ülkenin sorunlarını dile getirdiğini aktardı.

“Şu aşamada bir ittifak arayışı diye bir şey yok”

Kılıçdaroğlu, “CHP, HDP ile bir ittifak düşünüyor mu?” sorusuna, “Hayır. Zaten şu aşamada bir ittifak arayışı diye bir şey yok. Sonuçta bizim geçmişte kurduğumuz bir Millet İttifakı var. Bu Millet İttifakı yerel yönetimlerde yoktu. Yasal olarak milletvekili seçimlerinde vardı. Şu anda ortada bir seçim yok, herhangi bir şey yok.” cevabını verdi.

“Dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan anneleri, CHP’liler ziyaret etmeyi düşünüyor mu?” sorusuna ilişkin, hem cumartesi annelerine hem de Diyarbakır annelerine saygı duyduklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Genel başkanlık kariyerinize ‘artık benden tamam’ diyeceğiniz nokta neresi, böyle bir hedef koydunuz mu?” sorusuna ise, “Olur bir gün. Tarih olarak bir hedef koymadım ama ömür boyu da genel başkanlık yapılmaz. Sonuçta yeni, genç arkadaşlar var. Bir genel başkanın görevi de yeni genel başkanı adaylarını da yetiştirmektir.” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, parti yönetiminde çok nitelikli isimlerin bulunduğunu, kendilerinin yeni genel başkan adaylarını yetiştirdiklerini sözlerine ekledi.

CHP'li Torun: Biz sonuna kadar Azerbaycan’ın, kardeşlerimizin yanındayız

AYDIN (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Çerçioğlu’nun kente önemli hizmetler yaptığını söyledi. Çerçioğlu’nun başarılı bir başkan olduğunu ifade eden Torun, ” İnanıyorum ki onların başarısı bize genel iktidarın da yolunu açacaktır. Genel iktidara ulaşmamızda en büyük gücümüz olacaktır. Çünkü yerelde başardık genelde de başaracağız.” dedi.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırıları konusunda görüşleri sorulan Torun, “Azerbaycan ile iki ülkeyiz ama tek milletiz. Azerbaycan’ın geçmişten doğan hakları var. Bununla ilgili bütün yolları, yöntemleri, uluslararası ilişkiler denendi. Ama maalesef Ermenistan’ın sürekli tacizi söz konusu. Biz sonuna kadar Azerbaycan’ın, kardeşlerimizin yanındayız. Onların mücadelesinin her zaman destekçisiyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Efeler Belediye Başkanı’nın birinci derecede yakınlarını işe aldığı iddiası yönündeki soruya Torun, “O konuda bilgimiz yok. Tabii biz liyakate önem veriyoruz. Bizim için liyakat esastır. Önemli olan sorunların çözümünde ve vatandaşa hizmette en etkin şekilde o süreci yönetecek kişileri göreve getirmektir. Birinci derecede yakın akrabaları, genel başkanımız da açıklamıştı, bu konuda da hassasiyet bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Torun, “Bin Günde Memleket Hareketi”ni başlatan eski CHP Milletvekili Muharrem İnce’ye ilişkin de “Sayın İnce kendi demokratik hakkını kullanıyor. Sonuçta o CHP’lidir. Bizim onun partililiğinden hiçbir şüphemiz, endişemiz yoktur. Kendisi bir çalışma içerisindedir.” yorumunda bulundu.

Bir gazetecinin, “CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adayını çıkaramayacağı söyleniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusuna ise Torun, “Zamanı gelince partimiz gerekli yöntemlerini kullanarak cumhurbaşkanı adayını tespit eder. Şimdiden o tür polemiklere girmek gündemi değiştirmektir. CHP bugüne kadar, 96 yıldır verdiği demokrasi mücadelesini bundan sonra da vermeye devam edecektir. Tek bir düşüncemiz var bu ülkede demokrasiyi hukuku özgürlüğü egemen kılmaktır.” yanıtını verdi.

Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’ın 4 yıl önce iş vaadiyle bir kadınla zorla birlikte olduğu yönündeki suçlamaların da sorulduğu Torun, Atabay’a komplo kurulduğunu, görevinin başında olduğunu ve kendisini desteklediklerini ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2014’teki Kobani bahanesiyle düzenlenen eylemlere ilişkin soruşturması kapsamında 6 eski HDP’li vekil ile Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in gözaltına alınmasına ilişkin Torun, şunları kaydetti:

“6 yıl sonra bu olayın gündeme gelmesi manidar. Yeni mi akılları başına geldi ? Bu süreç birkaç saat içerisinde mi oluştu ? Kaldı ki örneğin belediye başkanı bununla ilgili açtığı davayı kazanıp tazminat dahi almıştı. Bu sadece gündemi değiştirmek, Türkiye’de siyasal ortamda belki de kendi adlarına bir süreç oluşturma olayıdır.”

Torun daha sonra, Efeler Belediyesi tarafından hazırlanan dijital eğitim platformu EFEDERS.TV’nin tanıtım toplantısına katıldı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Belediyelerimiz aracılığıyla bir yoksulluk envanteri oluşturmaya çalışıyoruz

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, video konferansla bir araya geldiği üniversite öğrencilerinin sorunlarını dinledi.

Burada konuşan Kılıçdaroğlu, üniversiteli gençlerin sorunlarını yakından takip ettiklerini, bunların çözümünün siyaset kurumunda olduğunu söyledi.

Bütün dünyada teknolojik gelişmeler yaşanırken, 21. yüzyıl Türkiye’sinde gençlerin bir kısmının bilgisayar veya internete sahip olmamasının büyük ayıp olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Belediyelerimiz aracılığıyla bir yoksulluk envanteri oluşturmaya çalışıyoruz. Belki iktidarın elinde de böyle bir envanter vardır. Dolayısıyla yoksul aileler üç aşağı beş yukarı bellidir. O ailelerin internet harcamalarını bir şekliyle siyasal iktidar karşılayabilir. Genel bütçe dışında Evrensel Hizmet Fonu diye bir fon var ve bu fonda biriken paralar var. Bu paraları kullanacak olan Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ile iş birliği yaparak, Evrensel Hizmet Fonu’nun kaynaklarından bilgisayarı olmayan gençlere, öğrencilere bilgisayar sağlayabilir, bazı masraflarını karşılayabilir. Biz ısrarla ‘bu Evrensel Hizmet Fonu’nda toplanan para ne oldu’ diye soruyoruz. Gençler bunu pek sormuyorlar. Belki bu fondan haberleri yok. Dolayısıyla gençlerin de sorması lazım. Bu fonun özellikle teknolojik altyapı yetersizliği yaşayan okulların, öğrencilerin sorunlarını çözmekte kullanılması gerekiyor. Ama bu fon nereye gitti şu ana kadar bilmiyoruz.”

Kılıçdaroğlu, televizyonu olmayan 750 binin üstünde hanenin, internete erişemeyen 2 milyonun üzerinde ailenin bulunduğuna dikkati çekti.

“Toplanan vergiler sorulmalı”

Bir ülkede demokrasinin gelişebilmesi ve demokratik bir ortamda herkesin nefes alabilmesi için “Ben vergimi ödüyorum, ödediğim vergiler nereye harcanıyor?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’de insanların doğumdan ölüme kadar vergi ödediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de demokrasi isteniyorsa, ülkeyi yönetenlerin vereceği en ciddi cevabın, “toplanan vergilerin nereye harcandığı” olduğunu ifade etti.

Video konferans toplantısında Kılıçdaroğlu’na, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan yardımcıları Lale Karabıyık ve Gökçe Gökçen eşlik etti.