İyi Parti Haberleri

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: Mahkeme bir karar verecek, o zaman akla kara birbirinden ayrılacak

KAYSERİ (AA) – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yozgat’ın Yenifakılı ilçesindeki iş yerlerini gezerek esnafla sohbet etti, Yenifakılı Belediye Başkanı Soner Yalçın’ı ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Akşener, daha sonra geçtiği Kayseri’nin İncesu ilçesinde esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye’de 20 Ocak 2020’den itibaren ilçe ilçe esnafı gezdiğini belirten Akşener, “Esnaf gezme sebebim oy istemek amaçlı değil, propaganda yapmıyorum, iktidarı yermiyorum. Unutulmuş esnafı görüyoruz, üzerine perde örtülmüş esnafı dinliyoruz, sorunlarını meclise getiriyoruz.” diye konuştu.

Akşener, esnafın sorunlarına dikkati çektiklerine değinerek esnafın görünmesini sağladıklarını aktardı.

Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde de esnafların sorunları dinlediklerini anlatan Akşener, “Pandemi sürecinde İç Anadolu’dan başladım. Aksaray’a gitmiştim, 1,5-2 ay oluyor. Aksaray’daki şikayetlerin Yenifakılı’ya geldiğim zaman 1,5-2 ayda bu derece derinleştiğini şaşkınlıkla ve çok üzüntüyle gördüm. Benimle olanlar gördüler, yani ağlayan esnaflarımız oldu. Şimdi özellikle çiftçinin, süt üreticilerinin, besicilerin çok büyük şikayeti var. Var oğlu var.” ifadelerini kullandı.

Akşener, siftah yapmayan esnaflarla karşılaştıklarını dile getirerek, “Şimdi burada da aynı yöntemle esnaflarımızı ziyaret ettim. Bu nedenle buradayım ama görüyorum ki işsizlik gençlerde çok feci vaziyette. Esnafımızın oğlu babasına yardım ediyordu, ’24 yaşındayım, imkan bulursam Türkiye’yi terk edeceğim’ dedi. Umudu yok, gelecekle ilgili hayali yok ve Türkiye’de ekonomik manada yaşamaktan büyük endişe taşıyor. Dolayısıyla bunları sizlerin ve meclis aracılığıyla kamuoyuna mal edip burayı dikkati çekmeye çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kim kimden dertliyse yüz yüze konuşma daha faydalı”

Bir gazetecinin İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın disipline sevk edilmesinin söz konusu olup olmadığını ve İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yla ilgili sözlerinin sorulması üzerine Akşener, şöyle devam etti:

“Şimdi bu konuyu ne burada ne İncesu’da çok enteresan ne de Yenifakılı’da bana soran olmadı. Tabii medyanın ilgisini çekiyor fakat vatandaşın derdi başka. Bizim netice itibarıyla keşke medya ya da sosyal medya üzerinden dertlerimizi paylaşmak yerine, derdimizi anlatmak yerine telefon açıp ya da gelip yan yana kim kimden dertliyse yüz yüze konuşmanın daha faydalı olacağını siyasi hayatım boyunca düşünmüşümdür. O yapılamadı, kamuoyuna mal oldu ama vatandaşın derdiyle hiç yan yana gelmiyor. Beni takip ettiniz, yani gazeteci haklı soruyu sormaya ama vatandaş böyle bir soru sormuyor. Vatandaş oğlunun Türkiye’yi terk etmesiyle ilgili duyduğu endişesini ağlayarak söylüyor. Süt hayvanı besiciliği yapan süt üreticisi gözleri dolu dolu ‘Şunu mecliste dile getirin’ diyor. Dolayısıyla şimdi bu soruyu cevaplamayı bu insanlara karşı ayıp hissediyorum. Onun için görelim Mevlam neyler. neylerse güzel eyler.”

“Mahkeme bir karar verecek, o zaman akla kara birbirinden ayrılacak”

Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatması üzerine, “Yani Buğra Bey kendisiyle ilgili iddia sahiplerinin hukuk yoluyla iddialarını ispatlamaları için bir fırsat tanıyor. Bu çok önemli bir şey. Şimdi iddia sahipleri gidecek, mahkemede ellerinde varsa bilgi, belge neyse onları bildirecekler. Mahkeme bir karar verecek, o zaman akla kara birbirinden ayrılacak.” dedi.

Akşener, bir gazetecinin bu konuyla ilgili bir tasarrufunun olup olmayacağı sorusunu İngilizce olarak “No comment (Yorum yok)” şeklinde espriyle yanıtladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: İstanbul İl Başkanımız Ümit Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunacak

Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasında, 100 yıldır soykırım yalanı söyleyen Ermenistan’ın, gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti.

Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Gence ve Mingeçevir kentlerine ateşkes sözü verdikten birkaç saat sonra füzeyle saldırdığını anımsatan Akşener, “Savaş meydanında arkasına bakmadan kaçan korkaklık, sivillerin canına kastetmeye devam etti.” diye konuştu.

Akşener, Ermenistan’ın, insanların vicdan hafızasına bir kıyım daha eklediğini dile getirerek, daha bir yaşındaki Medine bebeğin, anasının koynunda can verdiğini anlattı.

Medine bebeğe kıyanların gerçek yüzünü zaten bildiklerini belirten Akşener, “Biz, o yüzü daha önce Hocalı’da görmüştük. O nedenle, yıllardır yalanlarına kanan dünyanın istifini bozmamasına da şaşırmadık. Biz yine kendi yaramızla, biz yine kendi derdimizle, biz yine kendi acımızla baş başayız.” dedi.

Abdürrahim Karakoç’un “Karabağ’a mektup” şiirini okuyan Akşener, “Yalancılar, zalimler, vicdansızlar duysun diye yüce Meclisin çatısı altında diyoruz ki; Tanrı Türk’e yar olsun, Azerbaycan var olsun.” ifadesini kullandı.

“Minsk Grubu sorunu çözemez”

Ermenistan’a silah ve mühimmat veren Rusya’nın ateşkes masası kurmasının yanlış olduğunu vurgulayan Akşener, “Sayın Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, sorunu çözmek için oluşturulan Minsk Grubu’nun üyeleri olan ABD, Rusya ve Fransa, Ermenistan’a her tür yardımı yapıyor. Bu gerçek ortadayken, sorunu bu üçlünün çözemeyeceği gerçeği de ortada duruyor. Bu sebeple, Sayın Erdoğan’ı uyarmak istiyorum; bu konu, parti kongrelerinde yapılan konuşmalarla geçiştirilecek bir konu değildir. Bulunduğun makam tespit yapma değil, gerekeni yapma makamıdır. Türkiye’nin diplomasi birikimini çok geç olmadan harekete geçirin. Kurulacak masalarda, Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında yerini almasını sağlayın.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin, ekonomisiyle, siyasetiyle, diplomasisiyle, ordusuyla güçlü olmak, sağlam durmak zorunda olduğunun altını çizen Akşener, “Ancak bugünkü iktidarda bunu sağlayacak beceri de vizyon da maalesef yok.” diye konuştu.

“Anayasa Mahkemesi, sistemli bir şekilde tartışmaya açıldı”

Anayasa Mahkemesinin sistemli bir şekilde tartışmaya açıldığını savunan Akşener, şöyle devam etti:

“Önce, ülkenin İçişleri Bakanı gider yaptı. Ardından küçük ortak koroya katıldı. Nihayetinde de Sayın Erdoğan, daha önce de birçok kez örneğini gördüğümüz üzere, ‘Meclis bir adım atarsa ben de desteklerim’ dedi. Son olarak, Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi çıktı, kendi kurumunu siyasi malzeme yapmak isteyenlerin eline, altın tepside istedikleri fırsatı verip tüy dikti. Ne kadar acı. Sosyal medyada, karşılıklı ışık yakıp söndüren polemiğin tarafları, Türkiye’ye nasıl hasar verdiklerinin farkında bile değiller.”

Meral Akşener, anayasa mahkemelerinin medeni dünyada, demokratik ülkelerin vazgeçilmez kurumları olduğunu ifade ederek, “Türk devletinin temel taşlarıyla oynamaktan bir türlü yorulmadınız. Yargıdan elinizi çekin. Böyle diyoruz da çekmeyeceklerini biliyoruz. Ama biz iktidar olacağız, o ellerin hepsi oralardan çekilecek.” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin tartışılacağına, adalete güvenin nasıl sağlanacağının tartışılması gerektiğini belirten İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, şunları söyledi:

“Bunları tartışmak işinize gelmez. Çünkü, hakikati konuşmaya, milletin dertlerini tartışmaya artık yüzünüz yok. Çünkü sizin derdiniz, memleketin dertlerini çözmek değil. Çünkü sizin derdiniz Anayasa Mahkemesiyle değil. Sizin derdiniz, bizatihi hukukun kendisiyle. Madem anayasal düzenden, hukuktan, adaletten, demokrasiden rahatsızsınız, o zaman gelin ‘Erdoğansal’ düzeni tartışalım.

Bir taraftan ‘Burası kabile devleti değil’ diyeceksiniz, öbür tarafta küçük ortağına ‘Anayasa Mahkemesi’ni istemezük’ dedirtmek, ne dürüstlüğe ne ahlaka ne de devlet insanlığına yakışmaz. Adalet yalnızca mahkeme salonlarının konusu değildir. Adalet için atılacak ilk adım, adil olmaktır. Hele devlet yönetiyorsanız, adil olmak boynunuzun borcudur. Türkiye’nin son yıllardaki en büyük sorunu da tam olarak budur.”

“Kavuncu suç duyurusunda bulunacak”

Akşener, partisinin Meclis’teki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, Özdağ’ın Kavuncu hakkında FETÖ’cü olduğu yönünde imaları olduğunu belirterek değerlendirmesini sorması üzerine Akşener, “Sayın Buğra Kavuncu bugün Sayın Ümit Özdağ’ın sözlerini, iddialarını, sizin deyiminizle imalarını ispatlayabilmesi için bir imkan sunuyor. Kendisiyle ilgili suç duyurusunda bulunuyor. Dolayısıyla onu hep beraber göreceğiz.” dedi.

Akşener, şöyle konuştu:

“Fakat arkadaşlarımızın ne konuştuğu değil de bugün Sayın Bülent Turan’ın, AK Parti Grup Başkanvekilinin ne konuştuğu benim için önemli. Biz bir demokrasi mücadelesi vererek geldik. Partimizin içinde de o demokrasi mücadelesini içselleştirmeye çalışıyoruz. Bu yolculukta hatalar, kusurlar elbette oluyor. Ama büyük bir dikkatle demokrasiyi, her şeye rağmen demokrasiyi, istişareyi içselleştirmeye gayret ediyoruz. Çünkü hepimiz, bende dahil çok otoriter sistemlerin içinden geliyoruz. Nefes almanın patronun iznine tabi olduğu sistemlerden geliyoruz. Dolayısıyla hür iradeleriyle partimizde, yönetimde, milletvekilliği görevlerinde bulunan bütün arkadaşlarımızın hür iradeleriyle fikirlerini söylemelerinin çok önemli olduğuna ve partimize zenginlik kattığına inanıyorum. Bu konuda da direnmeye, demokrasiyi içselleştirme konusunda direnmeye devam edeceğim. Bunu daha önce de defalarca paylaştım.

Ama ben Meral Akşener olarak Doğru Yol Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığını ve bakanlığını yaptığım bir dönemde, o dönemde 43 milletvekili Doğru Yol Partisinden hangi şartlarda nasıl ayrılmıştı, onu biliyorum ve sonra onun Türkiye’ye nelere mal olduğunu da biliyorum. Şimdi ilginç olanı ben hem Sayın Çıray’ın hem Sayın Özdağ’ın ölçü kaçsa da fikirlerine yönelik saygı duydum. Grev ve protesto yapma eylemlerine de saygı duydum. Benim konuştuğum gruba katılmamalarına saygı duydum. Ama Sayın Bülent Turan’ın bugün büyük bir iştiyakla büyük bir zevkle ortaya koyduğu düşünceleri de benim için çok manidar oldu. Birden kendimi 1997’lerde, 1998’lerde hissettim. Şimdi Sayın Bülent Turan’ın yazdıkları, attığı tweet üzerinden baktığımız zaman elbette başka bir gözle inceleyeceğiz bundan sonraki hadiseleri. Biz, partimize bir saldırının olacağını bekliyorduk elbette çünkü araştırma şirketlerinde 13-15 arasında sonuçlar bulununca kışkışlığını, her zaman onu biliyorduk da şimdi bakacağız duruma.”

Bir gazetecinin, “Özdağ, partinin HDP ile yakınlaştığını söyledi.” şeklindeki ifadesi üzerine ise Akşener, “O çok büyük bir yalandır. Yalancıdır bunu söyleyen.” karşılığını verdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İYİParti’de kim FETÖ’cü, kim değil bilemem ama 1 yıl önce ‘İYİ Parti bir operasyon için kuruldu, seçimden sonra dağılma süreci başlayacak’ demiştik. Partisine küsen Gn Bşk, Mv istifaları, kongrede liste oyunları derken şimdi de malum tartışma. Bekleyin, Grup bile kuramayacaklar!” ifadelerine yer vermişti.

İYİ Parti'den yönetim kademelerine performans kriteri

ANKARA (AA) – İYİ Parti’de Başkanlık Divanı, Genel İdare Kurulu (GİK) ve teşkilatlara performans uygulaması getirildi.

Edinilen bilgiye göre, parti bu çalışmayla Başkanlık Divanı, GİK ve teşkilatları, her türlü eylem ve faaliyetleriyle vatandaşa ulaşma ve onların sorunlarını dinleme konularında performans değerlendirmesine tabi tutacak.

İYİ Parti yönetimi, uygulama ile hem parti içerisinde hem teşkilatlarda dinamizmi, partinin genel siyasetinde de kalite standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede partililerin veya partiye üye olmayı düşünenlerin sosyal medya kullanımı ve parti içi ilişkilerden vatandaş ve teşkilatla olan diyaloglarına kadar kalite standartlarına dikkat edilecek.

Değerlendirme kurulu oluşturulacak

Partide, performansa uygunluğu bilimsel kriterlerle değerlendirecek bir kurul oluşturulacak.

Kurul, değerlendirme kapsamında 3 aylık periyotlarla kriterlere uygunluğa bakacak. Performansı beğenilmeyen ya da kriterlere uymayanlara öncelikle iyileştirme önerilerinde bulunacak olan kurul, bu süreci takip edecek. Kurulda parti dışından isimlerin de yer alması öngörülüyor.

Kurul, ayrıca 6 ayda bir yapacağı genel değerlendirmeyi Genel Başkan Meral Akşener’e sunacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: Türkiye o masalarda kardeşinin yanı başında oturmalıdır

TBMM (AA) – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasına, basın danışmanı Murat İde’ye geçmiş olsun diyerek başladı.

İde’nin geçen hafta Giresun’da, 2015’te yazdığı bir yazı nedeniyle göz altına alındığını anlatan Akşener, “Ne çektin be Murat. Hakarete uğradın. Saldırıya uğradın. Göz altına alındın. Neden? Hakikati yazdığın, hakikati söylediğin için. Hakaret ettiler diye susacak mısın? Dövmeye çalıştılar diye korkacak mısın? Hapisle tehdit ettiler diye kaçacak mısın? İde, bu sorulara hayır cevabı verdi. Allah senden razı olsun. İyi ki varsın, iyi ki bizimlesin sevgili Murat kardeşim.” diye konuştu.

“Vatandaşlarımızın endişesini giderin”

Hatay ve Kahramanmaraş’taki orman yangınlarına işaret eden Akşener, Hatay’da, kent merkezine dayanan alevlerin yarattığı tahribatın, onlarca yılda tamir edilemeyeceğini söyledi. Doğayı yakanları Allah’a havale ettiğini dile getiren Akşener, “Bu işin arkasında, hayata ve insana dair ne varsa düşman olan, terör örgütünün olduğu şüpheleri var. Bu konuda güvenlik birimlerimiz hızlı hareket etmeli, gereğini bir an önce yapmalı.” ifadesini kulandı.

Akşener, yapılanın, tüm dünyada infial yaratacak bir alçaklık olduğunu vurgulayarak “PKK’nın gerçek yüzünü dünya kamuoyuna göstermek de en başta hükümetin görevidir. Ancak bakıyoruz ki bu konuyu dünya gündemine taşımak adına, hiçbir şey yapılmamış.” dedi.

Büyükelçiliklerin, resmi sosyal medya hesaplarından bile bir paylaşımda bulunmadığını belirten Akşener, “İşte size Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ultra yetkin bürokratları.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu alçaklığın, dünyanın tüm haber bültenlerinde yer alması gerektiğini ifade eden Akşener, “Türkiye bu yangınları, dünyanın birinci gündem maddesi yapmalıydı ama olmadı. Çünkü bunu yapmak için devlet ciddiyeti gerekir, liyakat gerekir, vatan sevgisi gerekir. Vatanının her ağacını, her canlısını kutsal bilmek, önemsemek gerekir.” ifadelerini kullandı.

Milletin, yangın felaketini bir rant felaketinin takip edeceğinden endişe duyduğunu savunan Akşener, “O bölgelere dikilecek tek bir binanın, otelin veya konutun vebali büyüktür. Kül olan alanlarla ilgili ağaçlandırma çalışmalarını, bir an önce başlatın, Ve bunu şeffaf bir biçimde yapın, vatandaşlarımızın endişesini giderin.” dedi.

“Türkiye o masalarda kardeşinin yanı başında oturmalıdır”

Azerbaycan’daki gelişmeleri yakından takip etiklerini bildiren Akşener, “İlan edilen ateşkese rağmen, utanmadan sivil kardeşlerimize saldıran Ermenistan’ı da dikkatle takip ediyoruz. Moskova’daki ateşkes masasından kalktıktan birkaç saat sonra, Gence’de sivillere bomba yağdıran bu gözü dönmüşlüğü, artık dünya daha iyi tanımalıdır.” şeklinde konuştu.

Kurulacak bir masada Türkiye’nin olması gerektiğini kaydeden Akşener, şöyle devam etti:

“Ancak, bir sabah ansızın kurulan masada, taraflar dışında sadece Moskova vardı. Ve Rus Dışişleri Bakanı, büyük abi edasıyla ateşkesi ilan etti. Kardeşimizin vurulduğu bir savaşla ilgili masa, bizim için ar meselesidir. Dışarıdan, ‘Türkiye’nin o masada ne işi var?’ diyenlerin hesaplarını anlarım. Ama üzülerek izledik ki içeride de maalesef, onlarla ağız birliği yapanlar oldu. Daha Haziran ayında, Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunu kaldıran Kanada bile, Ermeni diasporasının baskıları üzerine silah ticaretini durduruyorsa, batı Dünyası, Türkiye’yi, meselenin bir tarafı görüyor demektir. Türkiye, Kanada’dan, insansız hava araçlarının optik parçalarını alıyor. Bu ambargo, İHA’larımızın üretimini olumsuz etkileyecek. Dolayısıyla ambargo uygulayacak kadar içinde gördükleri Türkiye’yi, masaların dışında tutmak isteyen bu ikiyüzlülüğe karşı, dikkatli olmak zorundayız. Şüphesiz bundan sonra da başka masalar kurulacak. Bir kez daha uyarıyorum ki Türkiye o masalarda kardeşinin yanı başında oturmalıdır. Bunu, Azerbaycan’ımızın yalnız olmadığını dosta düşmana göstermek için yapmalıdır. İktidarı bu konuda daha dikkatli olmaya davet ediyorum. Yurt dışında, ilgili ülkelerde, diplomasi ve lobi faaliyetlerine ağırlık verilmeli, haklılığımız dünyaya anlatılmalıdır.”

Akşener, “Karabağ, Karabağ, yüreğim dağlar, yolumu bağladılar, har-ı bülbül ağlar.” dizelerini okuyarak, “Karabağ’da yolumuzun bağlanmasına izin veremeyiz çünkü Karabağ sadece Azerbaycan Türk devletinin değil, bir büyük coğrafyadaki her Türk’ün davasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Milletimizin gerçeklerini dinliyoruz”

Anadolu’yu gezdiklerini ve kötü bir tabloyla karşılaştıklarını belirten Akşener, “Milletimizin gerçeklerini dinliyoruz. Partili damat ekonomisinin vurduğu esnafımız, her yeni durakta daha kötü bir tabloyla karşılaşıyor. Kayınpederinin 2023 hedeflerini çöpe atan damat bakan oralı değil ama çarşıda, pazarda, mutfakta yangın var. Bütün hedefleri aşağı çektiler ama hala ‘uçuyoruz’ diyerek pembe tablolar çiziyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletten sabırlı olmasını istediğini ifade eden Akşener, şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan, millete ‘sabret’ diyeceğine sen asıl önce git, 500 milyon dolarlık uçağını satıp sarayın fantastik harcamalarını kıs. Bu dar zamanda asıl önce sen biraz sabret ama edemezsin. İsrafa, lükse, şatafata çok alıştın. Ballı ihalelere gelince sabır yok, yandaşa vergi affına gelince sabır yok, makam arabası saltanatı sürenlere gelince sabır yok, sarayın masraflarından bir kuruş tasarruf etmeye gelince sabır yok, itibar diye süslediği savurganlıktan milim geri adım atmaya gelince sabır yok. Ama tenceresi kaynamayan analara, ay sonunu getiremeyen emekliye, iş bulamayan gence, uzaktan eğitim için çocuğuna bilgisayar alamayan babalara, siftah yapmadan dükkanını kapatan esnafa, kredi borcu gırtlağına dayanmış milyonlarca vatandaşıma gelince ‘sabır’ öyle mi? Geçeceksin bunları Sayın Erdoğan. Cefayı bal eylemek millete, sefayı bal eylemek saray ve şürekasına. Yok öyle yağma, Sayın Erdoğan.”

Akşener, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın doların yükselişine aldırış etmediğini ve bu yükselişi frenlemek için Merkez Bankası’ndaki dövizi satmak zorunda kaldığını ileri sürdü.

Merkez Bankası döviz rezervinin eridiğini iddia eden Akşener, “Yurt dışına ihraç edilen tahvillerden zararımız ne kadar biliyor musunuz? 3,5 milyar dolar. Yani yaklaşık 28 milyar lira. Hani ‘500 bin öğrencimize tablet dağıtacağız.’ diyorlar ya, tanesi bin liradan ne eder? 500 milyon lira. İşte, tek kalemde onun 56 katı zarar var. Damat bakan reklamlardan gözünü çevirip dövize bakabilseydi, 500 bin öğrencimize değil, Türkiye’deki bütün öğrencilere bilgisayar verilebilir, bütün öğrencilerimize ücretsiz internet imkanı sunulabilirdi.” dedi.

“Türkiye 20 sente muhtaçken bile emekli maaşlarını ödedi”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un emekli maaşlarına ilişkin açıklamalarını aktaran Akşener, “Emekli maaşı ödemişler. Eliniz mecbur. Sanki hayır yapmışlar, ödemişler. Türkiye 20 sente muhtaçken bile emekli maaşı ödedi. Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? Ne zaman bu kadar uçtunuz? Ne kadar zamandır insanımızdan bu kadar uzaksınız? Beş müteahhit ile yatıp kalkarsanız ya huyundan ya suyundan size de geçer. Utanır insan biraz.” ifadelerini kullandı.

KOBİ’lerin sorunlarına değinen Akşener, Türkiye’de 3 milyon 200 bin KOBİ olduğunu, KOBİ’lerin istihdamın dörtte üçünü, yaratılan katma değerin yarısını ve ihracatın da yüzde 55’ini gerçekleştirdiğini söyledi.

Meral Akşener, konuşmasının ortasında Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya’yı kürsüye davet etti.

Kaya’nın açıklamalarının ardından konuşmasını sürdüren Akşener, “BDDK verilerine göre KOBİ’lerimizin Türk bankacılık sistemindeki toplam kredi borcu, Haziran 2020’de 808 milyar liraya ulaştı. Son 3 yıldaki artış yüzde 58 oldu. Sadece son 10 haftada, dövizdeki artış nedeniyle KOBİ’lerin döviz cinsinden kredi borçları 17 milyar lira arttı. Bu parayla, siftahsız dükkan kapatan 1 milyon esnafımıza, 17’şer bin lira destek verilebilirdi. Kaynak soruyorlardı ya işte size kaynak. Yeter ki bakmanız gereken yere bakın.” diye konuştu.

Meral Akşener, bir zamanlar dünyanın her yerine mal satan ve ekonominin bel kemiği olan KOBİ’lerin, dünyayla rekabet edemez hale gelerek, can derdine düştüğünü savundu.

İktidarı sadece eleştirmediklerini, çözüm önerilerini de sunduklarını vurgulayan Akşener, şöyle devam etti:

“İktidarda olsak çalışan başına 10 bin lira işletme sermayesi desteği verirdik. SGK ve vergi borçlarıyla birlikte, 2020 yılına ait tüm borçları en az 5 yıl vadeyle yeniden yapılandırırdık. Bütçeden yapılacak doğrudan destek ödemelerinin yanı sıra, kredi borcunu geri ödemekte zorlanan esnafa, en az bir yıl ödemesiz yeni kredi imkanı tanırdık. Esnafımızı zorlayan elektrik faturası, kira stopajı ve sigorta primlerini, Mart 2020’den başlayarak 2021 sonuna kadar yüzde 25 düşürürdük. Yardım süsü verilen kredilerin ödemelerini de vakit kaybetmeden uzun vadeli olarak yeniden yapılandırırdık. Türkiye’nin bunları yapabilecek gücü de imkanı da var. Yeter ki rant çeşmesinin suyu kesilsin. Saray ve müteahhitleri konforlarından biraz fedakarlık etseler yeter.”

Akşener, “İYİ Parti iktidarında “bezirgan saltanatının biteceğini, zenginliğin asıl sahibinin millet olacağını” iddia etti.

“Eşi dostu zengin etmeye programlanmış zihinlerin devri artık bitti.” diyen Akşener, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin bu ülkeye vereceği hiçbir şey olmadığını herkesin gördüğünü, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi durumunda milletin zengin, mutlu ve huzurlu olacağını kaydetti.

Öte yandan İYİ Partinin 2. Olağan Kurultayı’nda Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliği seçimi için delegelere “oy verilmeyecekler” listesi gönderildiği iddialarıyla başlayan tartışmalardan dolayı muhalif oldukları söylenen bazı milletvekillerin geçen hafta olduğu gibi bu hafta da grup toplantısına katılmamaları dikkati çekti.

Muhabir: Aynur Ekiz, Adem Balta