MHP Haberleri

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye Cumhuriyeti sokakta kurulmadı, sokağa bırakılmayacak

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AB ülkelerine hakim olan Türk ve İslam düşmanlığının kaygı verici boyutlarda olduğunu ifade etti.

Küresel hoşgörü, küresel adalet, küresel vicdanın kuruduğunu vurgulayan Bahçeli, “Berlin’de bulunan Mevlana Camisi’ne geçen hafta bir sabah namazı vakti yapılan kalabalık polis operasyonu inançlarımıza yönelik adi bir suikast girişimidir.” diye konuştu.

Irkçılık, İslamofobi ve Türk düşmanlığının yaşlı kıtaya karargah kurduğunu belirten Bahçeli, Hollanda Özgürlük Partisi’nin “soysuz” Başkanı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na “terörist” diyecek kadar alçaldığını, gerçek manada teröristin, caninin, faşistin ve barbarın kim olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi.

Terör örgütleriyle yasak ilişki yaşayan bu karanlık siyasetçinin ve destekçilerinin terörizmin Avrupa’da konuşlanan temsilcileri olduklarının izahtan vareste olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Türk ve İslam değerlerine adı konulmamış Haçlı Seferi başlatan bu ilkel zihniyet nefret suçu işlemektedir. Son zamanlarda Müslümanlara ve yüce dinimize yönelik Fransa’da sergilenen hayasız ambargo ve ablukalar hepimizi derinden yaralamaktadır. Macron, sözde ‘İslamcı ayrılıkçı’ görüşlerle mücadeleye ilişkin hazırlanan yasa tasarısının 9 Aralık 2020’de Bakanlar Kurulu’na sunulacağını utanmaz bir yüzle açıklamıştır. İslam’ı yeniden yapılandıracaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı cehaletin ve husumetin taşeronluğuna soyunmuştur.” değerlendirmesini yaptı.

“İslam karşıtlığı alarm verici seviyelerde”

İslam’ın dünyanın her yerinde kriz yaşadığını ileri sürmenin, bu nedenle yapılandırılacağından bahsetmenin muhteris ve müflis Macron’un haddi olmadığını vurgulayan Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

“Akli melekelerini hepten kaybetmiş Macron’un kafa yoracak, mesele yapacak başka işi, başka gündemi, başka meşgalesi yok mudur? Bu siyasi şizofren ne hakla İslam’ı yapılandırmayı hedef olarak belirlemiştir? Biliyor ve iman ediyoruz ki; Allah katında kıyamete kadar geçerli olan tek hak din İslam’dır.

Bütün insanlığın ebedi kurtuluşu Allah’ın son dini İslam’a teslim olmaktan geçer. Dünya ve ahiret saadeti, Kuran-ı Kerim’in hayat veren mesajlarına, Resulullah Efendimizin emsalsiz tebliğine, eşsiz ahlakına bağlıdır. Dinin sahibi Allah’tır. Peki Macron’un sahibi kimdir? Müşrik dayanışmasının içinde olanlar kimlerdir? Türk ve İslam düşmanlarının hizmetkarlığı kimlerin lehine, kimlerin çıkarınadır?

Batı ülkelerinde artan İslam karşıtlığı alarm verici seviyelerdedir. Buna yönelik tüm Türk ve İslam alemi bir olmalı, beraber hareket etmeli, zalim ve emperyalist komplolara birlikte cephe almalıdır. İnanç hakkı insan hakkıdır. İnsan hakkının muhafazası eşref-i mahlukatın şeref bahsidir. Bizim hiç kimsenin kilisesinde, havrasında, sinagogunda gözümüz yoktur, sözümüz yoktur, müdahalemiz yoktur. Camimize, dinimize, inanç değerlerimize yapılacak saldırı ve sabotajlara da tahammülümüz olamayacaktır. Türkiye’de 180 bin 854 Hristiyan ve yaklaşık 20 bin Yahudi yaşamaktadır. Bu kapsamda aralarında yüzlerce yıllık kilise ve havraların da olduğu 435 ibadethane bulunmaktadır. Türk milleti inançlara saygılıdır. Aynı saygıyı kendi inançlarına gösterilmesini beklemesi tartışılmaz hakkıdır. Macron istişarelerde bulunmak üzere madem Türkiye Büyükelçisi’ni geri çağırmıştır, bir zahmet ya okuyup araştırıp bu gerçekleri öğrenmeli, diplomatik misyonuna bunları anlatmalı, ya da nifak yayan, zehir saçan ağzını kapatmalıdır. Dinler arası kutuplaşma beşeriyete felaket getirecektir.

Macron aslında en büyük dersi kendi ülkesinde alacaktır. Anlaşılan geçtiğimiz haftalarda yaşadığı sarsıntının etkisinden henüz kurtulamamıştır. Şöyle ki, Batı Afrika ülkelerinden Mali’nin Kuzeydoğusundaki Gao Bölgesi’nde insani yardım çalışması yürüten bir Fransız kadın Mağrib El Kaidesi isimli örgüt tarafından 2016 yılında kaçırılmıştır. Bu kadın 4 yıl aradan sonra serbest bırakılarak Fransa’ya dönmüştür. Karşılama heyeti arasında Macron’da yerini almıştır. Kendisine eski ismiyle seslenenlere itiraz eden bu Fransız kadın, din olarak İslamiyet’i seçtiğini, isminin de Meryem olduğunu haykırmış, Macron şaşkınlıktan şoka girerek olay mahallini apar topar terk etmiştir. Düşmez kalkmaz bir Allah’tır. İnanıyorum ki Macron’un ve havarilerinin düşeceği günler, hüsrana uğrayacağı dönemler yakındır, hatta muhakkaktır.”

Bahçeli, yaptığı konuşmada, eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’u kaybetmenin acısını yaşadıklarını söyledi.

Osman Durmuş’un inanmış bir ülkücü, çalışkan bir hekim, başarılı bir siyasetçi, ahlaklı bir insan, mücadeleci bir devlet adamı, kısacası adam gibi adam olduğunu söyleyen Bahçeli, “Bir hilal gibi kayıp aramızdan ayrıldı. Üzüntümüz büyüktür. Merhum dava arkadaşım Prof. Dr. Osman Durmuş’a Cenabı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine, camiamıza sabır ve metanet diliyorum. Başımız sağolsun, mekanı cennet olsun.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyetin, Türk milletinin bağımsızlık onuru, demokrasinin en gelişmiş hali olduğunu ifade eden Bahçeli, Aziz Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği bu zaferin yaşayacağını, nesilden nesile taşınıp yaşatılacağını söyledi.

Bahçeli, “Bu zafer, istiklalimizin muhafızı, Türk tarihinin geleceğe uzanan var oluş sancağıdır. Sancak inmeyecek, bayrak düşmeyecek, ezan susmayacak, Türkiye Cumhuriyeti yıkılmayacaktır. Hesap hatası yapanlar dökülen şehit kanlarını unutmasınlar.” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. yıl dönümünü müftehir bir ruhla kutladığını dile getiren Bahçeli, “İlk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman şehitlerimizi, gözüpek yiğitlerimizi, feragat timsali gazilerimizi, cephelere can ve kan nakli yapmış kutlu ceddimizi rahmetle, hürmetle, minnetle yad ediyorum.” dedi.

“Bunların ahı gitmiş vahı kalmıştır”

Türk milletinin karakterine ve tarihi müktesebatına en uygun idare şekli olan Cumhuriyetin, en az bu kadar milletin ruh kökünü yansıtan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle iyice güçlendiğini, sağlam ve sağlıklı bir bünyeye kavuştuğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin daha mesut, daha muvaffak, daha muzaffer, daha muasır, daha müreffeh olmasının önünde hiçbir pürüz kalmadığını söyledi.

Bahçeli, güçlendirilmiş parlamenter sistem amaçlayanların ne hallere düştükleri, nasıl bir tenakuz ve tutarsızlığın içine yuvarlandıklarının ortada olduğunu dile getirerek, “Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş emeli taşıyanlar, önce kendilerine çeki düzen vermeli, öncelikle alev alan çatılarını söndürmenin derdiyle dertlenmelidir. Kriz severlerin, kavgadan ve kutuplaşmadan beslenenlerin güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları doğal ve normaldir. Çünkü bu tip siyaset anlayışlarının gıdası cepheleşmedir, kaldı ki Cumhur İttifakı karşısında tutunma ihtimalleri olmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum sağlamaları da eşyanın tabiatına bütünüyle aykırıdır.” diye konuştu. Bahçeli, şunları kaydetti:

“Kulislerin ve hiziplerin partisi olan ne CHP, terörün yedeği ve teröristlerin siyasi yeleği olan ne HDP, ne de karanlık bir projeden mütevellit olan İYİ Parti, aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir. Etseler bile, bunun sonu üzeri çiçeklerle tuzaklanmış uçuruma açılacaktır. Bunların ahı gitmiş vahı kalmıştır. Bunları ayakta tutan mecalleri bile tükenmiştir. Cumhur İttifakı vatan ve millet sevdasıyla yedi düvele direnmektedir.

Ha TKP ha HDP; ha TKP ha CHP, sorarım sizlere bunlar arasında ne fark vardır? Dümen aynı, sadece dümenciler farklıdır. Gövde aynı, yalnızca görev paylaşımı ayrıdır. Türkiye’yi sokakta teslim almaya niyetlenen, ait olduğu terör örgütüyle birlikte iç isyana kalkışan terörist Demirtaş’ı aynı üslupla öven bunlar değil midir? Birbirlerinin gönlünü kahvaltı jestleriyle almak için kuyruğa giren, birlikte anayasa yazmaya hazırlanan, birbirlerine gülücükler saçan bunlar değil midir? HDP’yi, MHP’ye tercih edecek kadar zıvanadan çıkan bu yüreksizler, bu kimliksizler değil midir?

Tehlikeli sokak edebiyatı son günlerde sık sık telaffuz edilmektedir. Siyaseti sokağa havale edenlerin sonu elbette meçhuldür. ABD Başkan adaylarından Biden’in iktidarı devirme planlarının gündeme yansıması, parti kurmayın sokağa dökülün tavsiyesi verenlerin deşifre edilmesi son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir. Bazı alçak kalem sahipleri ve televizyon yorumcuları da CHP propagandası yapayım derken ateşle oynamaktadır. Neymiş, sokak hazır, muhalefetin silkinmesi gerekiyormuş. Ve de yeni Meclis oluşmalıymış, sözde Kürt meselesi demokratik ve şeffaf biçimde çözülmeliymiş. Hele bir çıksınlar sokağa da, acıklı şekilde görsünler Hanya’yı Konya’yı, dünyanın kaç bucak olacağını. Hodri meydan, Türkiye Cumhuriyeti sokakta kurulmadı, sokakta bulunmadı, sokağa bırakılmayacak, sokağın girdabına, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir. Askıda ekmek vardır, ama size sokakta ekmek yoktur, sokakta hayır yoktur, sokakta adım atacak yeriniz yoktur, ‘var’ diyorsanız sonuçlarını göze almak zorundasınız. CHP’nin oyunu bozuldu. İYİ Partinin filmi geriye sardı. Yuları Kandil’den tutulan HDP bunalıma girdi. Diğer marjinal partilere laf söylemek bile zaman israfıdır. Hepsi birden aynı çuvalda buluşmuştur.”

“Ateşkes aldatmadır, oyalamadır”

İlan edilen ateşkeslere riayet etmeyen, her seferinde korkakça arkadan saldıran Ermenistan’ın sivil ve masumları katlettiğini belirten Bahçeli, “Bir yanda ateşkes, diyalog, müzakere çağrısı yapan ülkelerin, diğer yanda Ermenilere silah yardımı yapması tarihin şahit olduğu en korkunç ikiyüzlülüktür. Azerbaycan’a önde ‘durun’ mesajı verenlerin, arkada Ermenistan’a ‘vurun’ demesi zulmün oyunudur. ABD’nin müşahitliğinde ilan edilen insani ateşkesi ihlal eden bir kez daha Ermenistan olmuştur. Ateşkes aldatmadır, oyalamadır, zaman kaybıdır. Vatan toprakları ancak ve ancak sonuna kadar mücadeleyle alınacaktır.” dedi.

“S-400 hava savunma sisteminin test edilmesinden ürken ABD’nin Türkiye’yi üst perdeden kınaması bizim nazarımızda yok hükmündedir.” diyen Bahçeli, “Ne yapacağız, hangi silahı alıp almayacağımızı, kimi destekleyip desteklemeyeceğimizi ABD’ye mi soracağız? Türkiye’yi ne sanıyorlar? Nasıl görüyorlar? Nereye konumlandırıyorlar? Bu nasıl bir küstahlıktır?” diye sordu.

Türkiye Cumhuriyetinin tam bağımsız olduğunu ve böyle de kalacağını belirten Bahçeli, “Her meselede Türkiye’nin karşı kutbunda yer alan ABD, önce dost mu düşman mı buna karar vermelidir. Şayet müttefiksek, bu müttefiklik hukukuna bağlı olup olmadığını gözden geçirmelidir. Böylesi sanal müttefiklik, böylesi sahte dostluk, böylesine soğuk stratejik ortaklık nereye kadar sürecektir?” değerlendirmesini yaptı.

“Nezaketsiz ve art niyetli bir durum”

ABD’nin Türkiye Büyükelçiliğinin, İstanbul başta olmak üzere, ülkemizin diğer illerindeki vatandaşlarına dönük güvenlik uyarısından kısa süre sonra terör olayının ortaya çıkmasının kuşkuları daha da yoğunlaştırdığını söyleyen Bahçeli, alınan ihbarların ardından kendi vatandaşlarına kalabalık yerlerden uzak durmasını tembihleyen ABD Büyükelçiliğinin, sahip olduğu bilgi ve iddiaları Türk yetkili mercileriyle paylaşmadıysa büyük bir skandala imza atmış olacağını söyledi. Bahçeli, “Neresinden bakarsak bakalım nezaketsiz ve art niyetli bir durum karşımızdadır.” ifadesini kullandı.

Hatay’ın İskenderun ilçesi Fener Caddesi’nde dün akşam saatlerinde meydana gelen terör saldırısıyla ilgili geçmiş olsun dileklerini ileten Bahçeli, “Terörü ve terörizmi siyasi araç olarak kullanan çevreleri lanetliyorum.” dedi.

Bahçeli, konuşmasının sonunda, 2021 bütçesinin TBMM’ye sunulduğunu anımsatarak, milletvekillerinden, bütçe sürecini yapıcı, katılımcı ve sağduyulu bir şekilde takip etmelerini, Cumhur İttifakı’nın doğasına ve parti politikalarına uygun biçimde değerlendirmelerde bulunmalarını istedi.

Bahçeli, “Dipsiz polemiklerden kaçınmanız, anlamsız tartışmalardan uzak durmanız, Kovid-19 salgınıyla mücadelede alınan kararlara ve uygulanan tedbirlere uymanız tavsiyem ve talimatımdır.” diyerek konuşmasını bitirdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Askıda Ekmek Kampanyası paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul Ticaret Odasında alınan bir karar doğrultusunda, ekmeğin kilogram fiyatının 6,25 liradan 7,50 liraya yükseldiğini anımsattı.

Bu durum karşısında parti olarak, özellikle İstanbul’da “Askıda Ekmek Kampanyası”nı başlatıp dar ve orta gelirli vatandaşlara, güçleri nispetinde, onları incitmeden, izzet-i nefislerini zedelemeden destek olmaya gayret ettiklerini belirten Bahçeli, “Bir elin verdiğini diğer elin görmemesine özen gösterdik.” dedi.

6 Ekim 2012 yılında Samsun İlkadım ilçesinde olduğu gibi ekmek fiyatlarının zamlandığı başka dönemlerde de benzer kampanyalar yaptıklarını hatırlatan Bahçeli, “O tarihlerde kendisine bile devası olmayan şahıs ekonomiden sorumlu bakanlık görevini icra ediyordu. İnançlarımız ne diyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Askıda Ekmek Kampanyası siyasal bir tepki veya eleştiri değil, manevi bir görevi ifa hassasiyeti, kardeşliği, hatırlamayı, paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir. Biliyoruz ki bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.” diye konuştu.

“Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar.” ifadesini kullanan Bahçeli, “Vay ekmeksizler vay, milletimizin ekmeğine bile göz koyacak kadar nankörsünüz, milli ve manevi hasletlere tahammülsüzlük gösterecek kadar da namertsiniz. Helal lokma arayışı haramdan geçinen kirli yüzleri rahatsız etmiştir. Bunlar her fırsatta ya ekonomiyi kötülerler, ya Türkiye’yi kötü gösterirler, ya da milletimize korku aşılayıp küresel dayatmalara refakat ederler.” değerlendirmesini yaptı.

Karadeniz’de 21 Ağustos’ta bulunan 320 milyar metreküplük doğal gaz rezervine ilave olarak 85 milyar metreküplük doğal gaz rezervinin bulunmasının ekonomideki iyimser beklentileri kamçıladığını dile getiren Bahçeli, “Enerjide dışa bağımlılığı azaltan bu keşif sonucunda kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan her insanımız ziyadesiyle memnuniyet duymuştur. Bu gelişmeler karşısında yüzleri asılan, canları sıkılan, moral seviyeleri inişe geçen ekmeksizler hemen kendilerini ele vermişlerdir.” dedi.

Manevi dayanışmayı hedefleyen, paylaşmayı önceliğine alan, empatiyi gözeten Askıda Ekmek Kampanyası’na “yüzsüzce kulp takıp kara çalanların utanmalarını kaybetmiş gafiller” olduğunu söyleyen Bahçeli, “Bunlar ne ekonomiden anlarlar ne milli kazanımlara sevinirler ne de insan onuruna sahip çıkarlar. Çünkü mayaları lekeli, meşrepleri arızalı, sicilleri bozuktur.” diye konuştu.

Sazan gibi ağa takıldılar”

Bahçeli, şunları kaydetti:

“Biz askıya ekmek çıkardık, deva yerine beladan ibaret olan siyasi fosiller, bazı sözde aydın ve cühela köşe yazarları, seviyesizlikleriyle, sevimsizlikleriyle, yalan ve riyalarıyla sazan gibi ağa takıldılar, askıya çıktılar. Diğer yandan ‘Askıya ekmeğin koyulmasını milletin açlığa mahkum edilmesi’ diye gören ve gösteren siyasi devşirmeler, bizim nezdimizde sadece erdemsiz ve cibilliyetsiz değil, aynı zamanda da ekmeksizdir. Bizi eleştiren şarlatanların evlerinde ekmekleri yoksa, dolambaçlı yollara sapmasınlar, fitneye tevessül etmesinler, babayiğitçe söyleyip, dosdoğru talep edip bizden ekmek istesinler, layık değilseler bile onlara da gönderecek cömertlik bizde vardır. Aç kalmasınlar, açıkta yatmasınlar, sonra onun bunun eline düşüyorlar, esaret altına giriyorlar. Bunlar, yağmurun hemen ardından biten zehirli mantar gibiler. İstiyorlar ki daima felaket yağsın, her felaketi bir diğeri takip etsin. Bu küstahlar, ekmeksizlikleriyle, vefasızlıklarıyla, döneklikleriyle, Türkiye düşmanlarının içimizdeki Truva Atı halinde sivrilip milletimizin hafızasına kazınmışlardır.

Meşhur bir iktisatçı demiş ki ‘İstediğiniz kadar posta arabasını arka arkaya ekleyin, elde edeceğiniz şey asla bir tren olmayacaktır.’ Bırakınız tren olmayı, bunların vagon olmaları dahi hayaldir. Türkiye’de adalet, insan hakları, demokrasi askıda değildir, aksini iddia eden siyasi dolandırıcı, siyasi yağmacıdır. ‘Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir’ diyen ekmeksiz, sen nereden bilirsin milliyetçiliği, ne ilgin ve irtibatın var milletle ve milliyetle? Be hey şaşkın, aşı ekmeği, milleti milliyetçiliği bırak da, sana talimat veren, seni kafese sokan, ayağına pranga vuran karanlık lobilere, yabancı efendilerine takla atmaya, şirinlik yapmaya devam et. Nasıl olsa en iyi yaptığın iş budur. Dün önüne koyulan çanağı bugün deviren, yediği ekmeğe ihanet eden kimliksizlerin zilletin askısında nasıl eridiklerini, nasıl rezil olduklarını görecekleri günler yakındır. Askıda Ekmek Kampanyamızı eleştiren odakların milletimizin ekmeğine göz koyan, ekmeğinden çalmak için bahane hazırlayan kriz tacirleri olduğu açıktır. Biz ekmeği askıya koyduk, helalden yana tercihimizi gösterdik; zillete düşenleri tarihin askısına koyup postlarını tartacak olan da büyük Türk milletidir. Biz ‘ekmek, millet, refah, bereket, beka, istiklal ve istikbal’ diyoruz; manevi dayanışmanın ve milli birliğin dinamizmiyle büyük ve güçlü Türkiye’ye Cumhur İttifakı sayesinde ulaşacağımıza gönülden inanıyoruz.”

“Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir”

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın müstesna iradesiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkanlarıyla tarihin arkasından koşan, gelişmeleri yedek kulübesinden izleyen, olan bitenleri yalnızca günü birlik analiz ederek enerji ve vakit kaybeden bir ülke olmaktan tamamen uzaklaştığını ifade etti.

Mücadele eden, müdahale eden, zamanlama yanlışına müsaade etmeyen bir ülke olarak Türkiye’nin bölgesel ve küresel olayların aktif, etkili sözü ve nazı geçen güçlü bir takipçisi olduğunu dile getiren Bahçeli, “Artık bizden habersiz bir kuşun havalanması söz konusu değildir.” dedi.

Dağlık Karabağ sorununun “sıradan bir mesele” olmadığını ifade eden Bahçeli, “Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır. Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir.” diye konuştu.

Ermenistan’ın hem korkak hem hain hem de savaş suçlusu olduğunu vurgulayan Bahçeli, sivilleri öldürerek Azerbaycan Türklüğü arasında korku yaratmaya çalıştığını kaydetti.

“Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir. Soykırımcı Ermenistan işbaşındadır.” diyen Bahçeli, “Meşrutiyet yıllarında, çeteleri dağlarda gezerken, militanları kahramanlarımızı şehit ederken, memurları ve siyasetçileri sokaklarımızda baston sallayan, nifak saçan, Meclis-i Mebusan’da olay çıkartan, ayrılıkçılık yapan bölücülerin soysuz torunları bugün Ermenistan’da cinayet nöbetindedir.” değerlendirmesini yaptı.

Ermeni askerleri kafileler halinde firar ederken bu terörist devletin çok sayıda kayıp verdiğini; Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bunu teyit etmesinin “bozgunun habercisi” olduğunu dile getiren Bahçeli, “Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geçmeden ateşkes, müzakere ve diyalog uçurumdur, işgalcilerin taktik adımıdır.” görüşünü yineledi.

Türk Cumhuriyetlerine eleştiri

“Bizi derinden üzen ve kahreden bir başka konu, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Dağlık Karabağ konusundaki sessizliği, tepkisizliği ve hareketsizliğidir.” ifadesini kullanan Bahçeli, “Özbekistan’ın diplomatik çözüm çağrısını nasıl kabullenelim? Kazakistan’ın müzakere önerilerini nasıl ve neyle izah edelim? Türkmenistan’ın BM himayesinde önleyici diplomasi yöntemlerini kullanma teklifini nasıl hazmedelim? Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri’nin bize göre cılız ve yetersiz tepkisini nereye koyalım? Bu gelişmeler karşısında kendi içine kıvrılan Kırgızistan’dan da bir ses çıkmamasını nasıl yorumlayalım? Bişkek’te baş gösteren sokak eylemlerine, FETÖ’nün oyunlarına bugüne kadar yüksek sesle itiraz eden hangi Türk devletleri olmuştur? Bu suskunluk, bu durgunluk Türk’e yakışıyor mu?” sorularını yöneltti. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir. Hadi Kıbrıs davasında sesiniz çıkmıyor, hadi Kerkük’ten habersizsiniz, bari Dağlık Karabağ’da taraf olun, üstelik hakkın ve hakikatin safında yer alın. Haklı olan ülke Azerbaycan’dır. Mağdur olan ülke Azerbaycan’dır. Toprak bütünlüğü ve egemenlik çıkarları suikasta uğrayan ülke de Azerbaycan’dır. Haksızlık karşısında susmak tarihi hata, elim ve trajik bir acziyettir. Bugün Azerbaycan’ın başına gelenlerin aynısı, Allah muhafaza yarın bir başka Türk Cumhuriyeti’ni etkileyebilecektir. Küresel ve bölgesel nüfuz mücadelelerine ‘hayır’ diyemezsek, işgal projelerini topluca reddedemezsek, komşunun yanan bacası kendi evimizin ateş almasına kadar giden ilk kıvılcımı çakacak, ilk tutuşmayı sağlayacaktır. ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’ diyoruz, fakat hiçbir dost ve kardeş ülkeden dimdik bir duruş göremiyoruz. Ayıptır, günahtır, Türk’ün birliği ve beraberliği bütün muhasım odakları, bütün şer güçleri, bütün ortak düşmanları A’dan Z’ye yıkıp geçecektir. Türk’ün şakası olmaz, Türk kimsenin icazetine talip olmaz. Dağlık Karabağ’da zafer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin olmalıdır. İşgalci Ermenistan 30 yıla yakındır kirlettiği topraklardan derhal çekilmelidir. Sivilleri katlederek ulaşacağı hiçbir yer yoktur.”

“Güvenimiz tam”

KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ı tebrik eden Bahçeli, zorlu ve çetin mücadelesinde başarılar diledi.

KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde bahis oynayan kumandalı anket şirketlerinin, hezimet yaşayarak vahim şekilde çuvalladıklarını belirten Bahçeli, “Hepsi nal toplamış, tahminlerinde yanılmış, kamyon farı görmüş tavşan gibi donup kalmışlardır. Bizim beklentimiz şudur: ‘Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım’ diyen hangi anketçi varsa artık işini tasfiye ederek sözünü tutmasıdır.” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde, mücahit ruhu müzakereci saplantıları tarihin kenarına ittiğini; esaret değil cesaretin kazandığını ifade eden Devlet Bahçeli, “Taviz değil milli duruş kazanmıştır. Zillet değil millet kazanmıştır. Rum tezleri değil Türk’ün muteber iradesi kazanmıştır. Çözümü federasyonda arayan, çareyi toprak vermekte gören gayri milli zihniyetler Kıbrıs Türklüğü’nün önünden çekilmek zorunda kalmışlardır.” diye konuştu.

Bahçeli, eşit ve egemen iki devlet esasına dayalı ahlaki ve milli siyaset anlayışının, devlet sorumluluğu üstlendiğini belirterek Kıbrıs meselesini Rumların eline ve insafına terk etmenin, dayatmalara “tamam” demenin, en başta milli değerlere ve tarihsel kazanımlara haksızlık ve hıyanet oluğunu söyledi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kronikleşmiş sorunları Türkiye’nin desteğiyle köklü çözümlere ulaştıracağına güvenimiz tamdır. 18 Ekim 2020 Pazar günü şu tarihi hakikat bir kez daha tasdik ve teyit edilmiştir: Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır. KKTC’nin tanınması, uluslararası toplum nezdinde kabulü, aynı şekilde egemen bir devlet halinde varlığı ve sürekliliği mutlaka sağlanacak, gecikmiş adalet yerini bulacaktır. Siyasi tercihi ne olursa olsun KKTC’de yaşayan her kardeşimi kucaklıyor, yeni Cumhurbaşkanımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye ile KKTC’nin birbirine kopmaz bağ ile bağlanması siyasi veya stratejik bir ilişkiden öte tarihin seslenişidir, şehitlerimizin emanetidir, milletimizin beklentisidir, Türklüğün yeminidir. Lefkoşe Ankara’nın ikiz kardeşidir. KKTC Doğu Akdeniz’deki son siperimiz, son savunma hattımızdır. Kıbrıs demek vatan demektir. Kıbrıs demek Türk demektir. Kıbrıs demek ecdat demektir. Kıbrıs demek, Akdeniz’deki sönmeyen millet ışığı demektir. Ne var ki ışıklar yanıyor mesajıyla kafalarında yer etmiş darbe özlemlerini sosyal medya kanalıyla paylaşan sorumsuzların, ışığı yakanın da kapatacak olanın da sadece ve sadece aziz millet varlığı olduğunu bilmeleri, yarım akıllarını başlarına almaları hem tavsiyemiz hem de ikazımızdır.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: MHP'nin görüş ve düşünceleri nettir, açıktır

ANTALYA (AA) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin 14 Mart 2021’de yapılması planlanan büyük kurultayına hemen hemen hazır hale geldiklerini belirterek, “2023 vizyonuna ulaşma uğrunda her türlü çabayı sarf edeceğiz.” dedi.

Semih Yalçın, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen MHP Antalya İl Başkanlığı 13. Olağan Kongresi’nin divan başkanlığını yaptı.

Türkiye genelinde 9 Ağustos’tan bu yana 53 il ve 901 ilçe kongresini gerçekleştirdiklerini kaydeden Yalçın, “14 Mart 2021 tarihinde yapacağımız büyük toyumuza, büyük kurultayımıza hemen hemen hazır hale geldik.” diye konuştu.

Kongrelerin 2023 vizyonlarına ulaşma açısından önemli olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti:

“Partimiz ve saygı değer liderimizin ortaya koyduğu politikalarla büyük toyumuzu ve kongremizi gerçekleştirip, 2023 vizyonuna ulaşma uğrunda her türlü çabayı sarf edeceğiz. MHP’nin görüş ve düşünceleri nettir, açıktır. Cumhur İttifakı çerçevesinde 2023 idealine ulaşma hususunda bütün Türkiye genelinde yaptığımız kongreler, bu amaca hizmet edecektir. Bu anlayış içerisinde Türkiye’nin geleceğinin çok daha iyi olacağı, beka konusundaki problemlerin mutlak surette halledileceği kanaatindeyiz. Biz, Türk milleti için varız. Bu aziz milletin hizmetkarıyız. Türk milletinin kalkınabilmesi ve müreffeh hale gelebilmesi için her türlü tedbiri almaya, her türlü fedakarlığı göstermeye hazırız.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kongreye gönderdiği mesaj, Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter tarafından okundu.

Sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uyulan kongrede, her bir konuşmacıdan sonra kürsü ile mikrofon görevliler tarafından dezenfekte edildi.

MHP Antalya İl Başkanı Hilmi Durgun’un tek aday olduğu kongreye, aralarında AK Partili ve MHP’li milletvekillerinin de bulunduğu çok sayıda davetli ile parti üyeleri katıldı.

Muhabir: Oktay Özden

MHP'den Hatay'daki yangın sonrası fidan kampanyası

ANKARA (AA) – Partililer, sosyal medya aracılığıyla başlatılan kampanyaya Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğünün hesabına bağış yaparak katkı verdi. MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, kampanyanın koordinasyonunu yaptı. Sosyal medya hesabından MHP’li isimleri etiketleyen Kaşıkçı, bu kişileri kampanyaya katılmaya davet etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 10 fidan bağışında bulunurken, MHP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Vahapoğlu da “Alçak PKK’nın Belen’de yaktığı ormana birkaç fidan da bizden olsun.” mesajıyla kampanyaya katıldı.

MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz, Konya Milletvekili Esin Kara da kampanyaya katılanlar arasında yer aldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’deki Özel Kalem Müdürlüğü görevini yürüten Fikret Hayali de kampanya için fidan bağışında bulundu.

Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan da “Atalarımızın emaneti, miras bırakacağımız ormanlarımızın yeniden hayat bulması ve geleceğe yeşil bir Türkiye bırakmak için, Hatay Belen’de yanan ciğerlerimizin tahribatını ortadan kaldırmak için, geleceğe nefes olmak için hep birlikte katkıda bulunalım.” sözleriyle kampanyaya katkı sağladı.

MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, Tokat Milletvekili Yücel Bulut, “İnşallah yaraları birlikte saracak binlerce fidanı birlikte yeşerteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Alınan bilgiye göre, MHP’li tüm milletvekilleri kampanyaya katkıda bulundu. Kampanyanın 11 Kasım’a kadar sürmesi, o gün ise toplam bağışlanan fidan rakamının açıklanması planlanıyor.

Buket Güven