MHP Haberleri

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Ermenistan’ın Türk milleti karşısında tutunma ihtimali yoktur

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Ermenistan’ın bugün sabah saatlerinde dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın askeri birlik ve mevzilerine, sivil yerleşim birimlerine gerçekleştirdiği saldırıların düşmanca olduğunu, yeni bir kanlı sayfanın açılması anlamına geldiğini belirtti.

Tovuz Bölgesi’nde artan gerilimlerin sıcak çatışmaya dönüştüğünü, zulüm ve terör yöntemlerinin kimin tarafından kullanıldığının iyice netleştiğini kaydeden Bahçeli, “emperyalizmin maşası Ermenistan’ın işgal ettiği Türk topraklarına yerleşme ve yuvalanma emellerinin, Karabağ meselesinin adil ve hakkaniyetli şekilde çözüm hedeflerini sekteye uğrattığı”na dikkati çekti.

Bahçeli, bozgunculuk yapan, uzlaşmaya kapalı duran, sivil ve masumların kanını döken ülkenin Ermenistan olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Artık her şey meydandadır. Güney Kafkasya’da istikrarsızlığın, ilkelliğin, işgal ve istila politikalarının ağırlık merkezi Erivan yönetimidir. Temmuz ayında, Azerbaycan-Ermenistan devlet sınırının Tovuz istikametinde yaşanan çatışmaların tekrar başlaması hem Türkiye hem de Azerbaycan açısından milli güvenlik tehdididir. Ermenistan saldırganlığı insani, vicdani ve hukuki bütün ilke ve esaslara aykırıdır.

Özellikle ülkemizin çevresini saran karanlık senaryoların son zamanlarda şiddetlendiği, bununla da kalmayıp vahim bir cepheleşmeye ve sertleşmeye doğru mesafe aldığı görülmektedir. Türk milletine karşı düşmanlık besleyen muhasım odakların Kafkasya’dan Orta Doğu’ya, Akdeniz’den Balkanlar’a kadar sürekli kriz çıkarmak ve kaos üretmek maksadıyla faaliyet halinde oldukları anlaşılmaktadır. Ermenistan’ın alçak saldırısını Akdeniz ve Ege’de oynanan şirret oyunlardan, Libya, Suriye ve Irak’ta sahnelenen emperyalist projelerden ayrı düşünmek, ayrı değerlendirmek geldiğimiz bu aşamada imkansızdır. Türk düşmanlarının farklı coğrafyalarda husumet nöbetine girdiği ortadadır.”

“Karabağ Türk’ündür, Türk vatanıdır”

MHP’nin, “iki devlet, tek millet” halinde geleceği kucaklayan Türkiye-Azerbaycan arasında var olan tarihi ve kültürel dayanışma ve yardımlaşmanın hiçbir gücün ve mütecaviz niyetin karşısında geri adım atmayacağı inancında olduğunu vurgulayan Bahçeli, Ermenistan’ın zulmünü ve hunhar suikastlarını lanetledi.

“Kalbimizin soydaşlarımızla birlikte attığını bu vesileyle ilan ediyorum.” ifadelerini kullanan Bahçeli, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Ermeni çeteleri tarafından şehit edilen Azerbaycanlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da şifalar diliyorum. Karabağ Türk’ündür, Türk vatanıdır. Hiç kimse bu muhkem ve müstesna gerçeği değiştiremeyecektir. Yegane gayesi Türk düşmanlığı olan Ermenistan’ın ve kiralık silahlı unsurlarının Türk milleti karşısında tutunma ihtimali yoktur. Kanımızla, canımızla, varlığımızla Azerbaycan’ın yanındayız. Bütün müstevli odakları tekraren uyarıyorum, Türk milletinin sabrını test etme yanlışına hiç kimse tevessül etmemelidir. Nitekim sonuçları hem acıklı hem de ağır olacaktır.”

MHP Grup Başkanvekili Bülbül: MHP'nin tepkisi bozgun planları yapan Türk Tabipleri Birliği ve yöneticilerinedir

TBMM (AA) – MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, “MHP’nin tepkisi, siyah kurdele kampanyasıyla sağlık hizmetlerinde bozgun planları yapan, gayri milli duruşunun gereğini her daim ortaya koyan Türk Tabipleri Birliği (TTB ) ve yöneticilerinedir.” ifadelerini kullandı.

Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “TTB, bugünkü hassas dönemde, insan ve toplum sağlığı hakkında asılsız şaibe ve şüpheleri körüklemektedir. Bu nedenle sadece adında Türk bulunan Tabipler Birliği, derhal ve gecikmeksizin kapatılmalıdır.” değerlendirmesine işaret etti.

MHP’nin tepkisinin, “siyah kurdele kampanyasıyla sağlık hizmetlerinde bozgun planları yapan, gayri milli duruşunun gereğini her daim ortaya koyan TTB ve yöneticilerine” olduğunu belirten Bülbül, TTB’nin başlatmak istediği siyah kurdele kampanyasının, adeta seferberlik halinde olan sağlık camiasında bölünme, kargaşa ve zafiyet oluşturmaya yönelik art niyetli bir girişim olduğunu kaydetti.

Bülbül, siyah kurdele kampanyası ile sağlık çalışanları arasında kurdele takan-kurdele takmayan ayrımı üzerinden bir tefrika-fitne planı yapılmak istendiğini, birliğin ve kenetlenmenin tek reçete olduğu bir dönemde TTB tarafından başlatılan bu kampanyanın asla masum görülemeyeceğini ve gösterilemeyeceğini ifade etti.

“MHP’nin tepkisi fedakarca hizmet eden hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza değildir”

MHP’li Bülbül, şunları kaydetti:

“Bu kampanya, seferberlik ruhuyla mücadele veren sağlık ordumuzun psikolojik direncini kırmaya ve yapılan hizmetleri akamete uğratmaya yönelik sinsi bir faaliyettir. Yine sosyal medya üzerinden yürütülmeye çalışılan ‘Yönetemiyorsunuz, ölüyor, tükeniyoruz’ kampanyasını da bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, gerek siyah kurdele kampanyası gerekse bugüne kadar ortaya koyduğu gayri milli faaliyetleri nedeniyle hekimlere ve hekimliğe hizmetten uzaklaşarak, Türkiye’ye muhasım odaklarla ağız ve davranış birliği içinde olan TTB’nin kapatılması gerektiğini belirtmiştir. Liderimizin, sağlık ordumuzu birbirine düşürmeyi hedefleyen siyah kurdele fitne hareketine ve TTB’ye yönelik açıklamalarına karşı, TTB’den ve beraberlik içinde olduğu zillet odaklarından koro halinde tepki ve saldırılar gecikmemiştir. MHP’nin tepkisi fedakarca hizmet eden hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza değildir. Tepkimizin hekimlere ve sağlık çalışanlarımıza olduğu yönünde algı oluşturmaya çalışmak, alçakça bir çarpıtma faaliyetidir.”

TTB’nin, devletin terörle mücadelesine karşı çıkan, Hendek operasyonlarında devletin savaş suçu işlediğini iddia eden, Afrin’e yapılan Zeytin Dalı Harekatı’nı ‘insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunu’ olarak gören, PKK’yı terör örgütü olarak görmeyen, terör örgütü PKK tarafından Diyarbakır’da şehit edilen Doktor Abdullah Biroğlu’nun ölümüyle ilgili PKK’yı kınamadığını belirten Bülbül, “TTB’nin gayri milli bir çizgide olduğuna dair şüphe yoktur. Aynı TTB, şimdi de Kovid-19 salgınıyla ilgili olarak cansiperane mücadele içerisinde olan Sağlık Bakanlığımızı ve sağlık çalışanlarımızı yalanlarıyla, tahrikleriyle provoke etmektedir. Ülkemizin her kader anında düşman beşinci kolu gibi hareket eden TTB yönetimi, bu faaliyetlerine devam edememelidir.” ifadelerini kullandı.

“MHP meselenin farkındadır”

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin bu konuda yaptığı açıklamaların son derece haklı ve kamuoyunun üzerinde dikkatle durması gereken açıklamalar olduğunu vurgulayan Bülbül, bu açıklamalara karşı sosyal medya üzerinden yapılan organize saldırıların ise Türkiye düşmanı terör odakları tarafından organize edilen saldırılar olduğunu belirtti.

MHP’ye yönelen bu saldırıların, milli ve haklı duruşunu teyit ettiğini ifade eden Bülbül, bu odakların çok açık bir şekilde Kovid-19 mücadelesinde Türkiye’nin başarısız olmasını istediğini kaydetti.

Bu çevrelerin Kovid 19 salgınını, ekonomi, dış politika, güvenlik ve enerji gibi, Türkiye’yi kuşatma ve zayıflatma alanlarından biri olarak gördüğünü belirten Bülbül, “MHP meselenin farkındadır. Büyük bir azim ve kararlılıkla Türkiye’ye yönelik kuşatmanın yok edilmesi için mücadelesine devam edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Aynur Ekiz

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Ülkemizde koronavirüse karşı olağanüstü bir mücadele sergilenmektedir

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, insanlığa musallat olan yeni tip koronavirüs salgınının sınır tanımadığını, hiçbir ülkeyi takmadığını, herhangi bir engele de takılmadığını, yayıldıkça yayıldığını, ihmal ve tedbirsizliklerden etap etap istifade ederek insan bedenine tutunduğunu ve sonra da ağır sonuçlara neden olduğunu belirtti.

Dünyanın büyük bir felaketin yükünü kaldırmaya çalıştığını ifade eden Bahçeli, salgının önünü kesmek, virüsün bulaşıcılığını önlemek, hastalığı kalıcı ve köklü tedavi etmek için yoğun emek ve sarf edildiğini kaydetti.

Bahçeli, beklenen günlerin geleceğine, şifanın insanlıkla buluşacağına inandığını dile getirerek, “Karamsarlığa gerek yoktur. Bir kaşık suda fırtına koparmaya lüzum yoktur. Elbette hastalığı ciddiye almak lazımdır ancak salgına dikkat ettiğimiz kadar kötümserliğin salgınına karşı da uyanık olmak zorundayız. Yeter ki kurallara uyalım, yeter ki duyarlı olalım.” değerlendirmesinde bulundu.

“Dedikodu borsası kurmuşlar”

Maskesi kolunda gezen, sosyal mesafeyi askıya alan, temizlik şartlarını ihlal edenlerin başkalarının yaşama hakkını riske attıklarını görmek mecburiyetinde olduklarını vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Tavsiye edilen kurallara bilerek ve kasten uymadan toplum hayatına karışanlar insan sağlığını hiçe sayan vicdansızlardır. Eğlence merkezlerinde, gece kulüplerinde, düğünlerde, toplu taşıma vasıtalarında maske takmadan mesafe koymadan sorumsuzca hareket edenlerin virüsün bulaşmasına destek oldukları, insan ve toplum sağlığına kastetmeleri feci bir vebaldir.”

Devlet Bahçeli, nefes alma hakkını gasp edenlerin suçlu olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Ülkemizde koronavirüse karşı olağanüstü bir mücadele sergilenmektedir. Bu yalın gerçeği inkar edip, açıklanan rakamları yalanlayanlar ne biliyorsa açıklamak durumundadır. Vatandaşlarımızın aklını karıştırmak, güvensizliği kamçılamak, şüpheleri kabartmak utanmazlığın daniskasıdır. Şu yarım aydınlara bakınız, her konunun uzmanı kesilen cahil uzmanlara lütfen dikkat ediniz. Bunlar ki virüs allamesi kesilmişler, televizyon ekranlarında adeta dedikodu borsası kurmuşlar. Gece gündüz Türkiye’nin Kovid-19 ile mücadelesini karalıyorlar. Ayıptır, yazıktır. Virüsü bilmezler, tıptan anlamazlar. Alakasız oldukları her konuda bilirkişiliğe kalkışırlar. Tek yaptıkları insanlarımızın moral seviyelerini aşağı çekmek, öldük, bittik, tükendik fitnesini rüzgar gibi estirmektir. Milletimiz bu kifayetsiz muhterislerden bıkmış usanmıştır.

Türkiye’nin Kovid-19’a yenilmesini, devlet ve toplum hayatının felç olmasını şifreli sözlerle temenni edenlerin alçak bir heves içinde oldukları aşikardır. Sağlık çalışanlarımızın azmini kırmak için kollarını sıvayanlar tedavisi imkansız ahlaksızlık hastalığına yakalanmışlardır.”

“Ne kadar şükran duysak azdır”

Bahçeli, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın muazzam bir dirayetle çalıştığını, doktorlar, hemşireler ve diğer tüm sağlık personelinin fedakarlıkla görevlerini ifa ettiğini kaydetti. Bahçeli, “Onlara ne kadar şükran duysak azdır. Her şeyin en iyisine layık oldukları tartışma götürmez bir gerçektir.” paylaşımında bulundu.

Virüse teslim olunmayacağını, devlet ve hükümetin meseleyi çoktan kavrayarak musibeti bertaraf etmek amacıyla seferberlik ruhuyla çabaladığını belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

“Buna saygı duyup, destek vermek varken kötümserlik aşılamak iyi niyetli ve dürüst bir tavır değildir.

Ayrıca görevlerini üstün bir vatan sevgisiyle yapan polislerimize ve diğer bütün güvenlik güçlerimize hakarete yeltenenler de virüs kadar tehlikelidir. Hiç kimsenin zor şartlar altında vazife yapan kahramanlarımızı suçlamaya ve saldırmaya hakkı yoktur.

Her gün şehit verdiğimiz şu günlerde, devletimizin mücadele kararlılığını sorgulamak Türkiye düşmanlarını sevindirecektir. Bu vesileyle vatan ve millet için toprağa düşen aziz şehitlerimize, Kovid-19’dan dolayı hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Her ne kadar virüse karşı CHP Genel Başkanı’nın dile getirdiği gibi parlak bir görüşümüz yoksa da maske-mesafe ve temizlik kurallarına harfiyen uymak önceliğimiz olmalıdır. Bu gecenin sonunda güzel bir günün bizi beklediğine inanalım, itimat edelim. Akif’in dediği gibi, ‘Yeis haramdır, yeis küfürdür.’ Önce tedbir, sonra da tevekkül diyelim. Kendi aklımızı kullanacak cesareti gösterip duanın gücüyle birbirimize kenetlenelim. Emin olunuz, başaracağız, bu korona günlerini geride bırakacağız.”

MHP Genel Sekreteri Büyükataman: Ülkücü hareket 12 Eylül'de insanlık dışı muamelelere muhatap olmuştur

ANKARA (AA) – MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, ülkücü hareketin 12 Eylül 1980 darbesinde ölümle sınandığını, insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını belirterek “Türk milliyetçileri 12 Eylül’den dersler çıkarmış, 15 Temmuz 2016 tarihinde yeni bir darbe ile büyük Türk milletine bedel ödetmeye kalkanlara gereken cevabı vermiştir.” ifadelerini kullandı.

Büyükataman, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 40. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Türk milliyetçiliğinin vatan ve millet sevdasının hiçbir ön şarta dayanmayan kutlu bir yansıması olduğunu, tam bağımsızlığı şiar edindiğini belirtti.

Türk milliyetçileri için söz konusu vatansa imkansız diye bir mefhumun söz konusu olmadığını vurgulayan Büyükataman, benzeri Türkistan ve Kafkasya coğrafyalarında da görülen soğuk savaşın kirli günlerinde, Türk vatanının “insan hakları, kardeşlik, eşitlik, özgürlük” gibi kavramların albenisiyle süslenmiş kanlı bir bıçakla parçalara ayrılmak istendiğini ifade etti.

Türk milliyetçilerinin o dönem haksız yere kapatıldıkları cezaevlerini birer çilehane, taş medreseye çevirdiğine, yarınların büyük, güçlü Türkiye’sini kurmak için mücadelelerine burada devam ettiğine dikkati çeken Büyükataman, “Ülkücülerin, haklı davalarına sadakatlerinden rahatsız olanlar 29 Nisan 1981 tarihinde her bir sayfası çirkin iftira ve yalanlarla dolu 945 sayfalık bir düzmece iddianame hazırlanmış; başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere 587 sanıklı ‘MHP ve Ülkücü Kuruluşlar’ davası böylece başlamıştır.” açıklamasında bulundu.

220 kişinin idamının istendiği utanç mahkemelerinin yargılamasının 5 yıl 11 ay 8 gün sonra, 7 Nisan 1987 tarihinde sona erdiğini, Türkeş’in 11 yıl 1 ay 10 gün hapse mahkum edildiğini anımsatan Büyükataman, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türk milletinin tertemiz vicdanında daima kutlu bir yere sahip olan ülkücü hareket; 12 Eylül’de ölümle sınanmış, insanlık dışı muamelelere muhatap olmuştur. Yapılan sözde yargılamalar neticesinde ‘Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Mustafa Pehlivanoğlu ve Selçuk Duracık’ idam edilmiş, pek çok dava arkadaşımız çeşitli cezalara çarptırılmış, bir kısmı ise yargılamalar devam ederken hayatlarını kaybetmiştir.”