MHP Haberleri

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Askıda Ekmek Kampanyası paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul Ticaret Odasında alınan bir karar doğrultusunda, ekmeğin kilogram fiyatının 6,25 liradan 7,50 liraya yükseldiğini anımsattı.

Bu durum karşısında parti olarak, özellikle İstanbul’da “Askıda Ekmek Kampanyası”nı başlatıp dar ve orta gelirli vatandaşlara, güçleri nispetinde, onları incitmeden, izzet-i nefislerini zedelemeden destek olmaya gayret ettiklerini belirten Bahçeli, “Bir elin verdiğini diğer elin görmemesine özen gösterdik.” dedi.

6 Ekim 2012 yılında Samsun İlkadım ilçesinde olduğu gibi ekmek fiyatlarının zamlandığı başka dönemlerde de benzer kampanyalar yaptıklarını hatırlatan Bahçeli, “O tarihlerde kendisine bile devası olmayan şahıs ekonomiden sorumlu bakanlık görevini icra ediyordu. İnançlarımız ne diyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Askıda Ekmek Kampanyası siyasal bir tepki veya eleştiri değil, manevi bir görevi ifa hassasiyeti, kardeşliği, hatırlamayı, paylaşmayı ve kader ortaklığını ifade hasbiliğidir. Biliyoruz ki bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.” diye konuştu.

“Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar.” ifadesini kullanan Bahçeli, “Vay ekmeksizler vay, milletimizin ekmeğine bile göz koyacak kadar nankörsünüz, milli ve manevi hasletlere tahammülsüzlük gösterecek kadar da namertsiniz. Helal lokma arayışı haramdan geçinen kirli yüzleri rahatsız etmiştir. Bunlar her fırsatta ya ekonomiyi kötülerler, ya Türkiye’yi kötü gösterirler, ya da milletimize korku aşılayıp küresel dayatmalara refakat ederler.” değerlendirmesini yaptı.

Karadeniz’de 21 Ağustos’ta bulunan 320 milyar metreküplük doğal gaz rezervine ilave olarak 85 milyar metreküplük doğal gaz rezervinin bulunmasının ekonomideki iyimser beklentileri kamçıladığını dile getiren Bahçeli, “Enerjide dışa bağımlılığı azaltan bu keşif sonucunda kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan her insanımız ziyadesiyle memnuniyet duymuştur. Bu gelişmeler karşısında yüzleri asılan, canları sıkılan, moral seviyeleri inişe geçen ekmeksizler hemen kendilerini ele vermişlerdir.” dedi.

Manevi dayanışmayı hedefleyen, paylaşmayı önceliğine alan, empatiyi gözeten Askıda Ekmek Kampanyası’na “yüzsüzce kulp takıp kara çalanların utanmalarını kaybetmiş gafiller” olduğunu söyleyen Bahçeli, “Bunlar ne ekonomiden anlarlar ne milli kazanımlara sevinirler ne de insan onuruna sahip çıkarlar. Çünkü mayaları lekeli, meşrepleri arızalı, sicilleri bozuktur.” diye konuştu.

Sazan gibi ağa takıldılar”

Bahçeli, şunları kaydetti:

“Biz askıya ekmek çıkardık, deva yerine beladan ibaret olan siyasi fosiller, bazı sözde aydın ve cühela köşe yazarları, seviyesizlikleriyle, sevimsizlikleriyle, yalan ve riyalarıyla sazan gibi ağa takıldılar, askıya çıktılar. Diğer yandan ‘Askıya ekmeğin koyulmasını milletin açlığa mahkum edilmesi’ diye gören ve gösteren siyasi devşirmeler, bizim nezdimizde sadece erdemsiz ve cibilliyetsiz değil, aynı zamanda da ekmeksizdir. Bizi eleştiren şarlatanların evlerinde ekmekleri yoksa, dolambaçlı yollara sapmasınlar, fitneye tevessül etmesinler, babayiğitçe söyleyip, dosdoğru talep edip bizden ekmek istesinler, layık değilseler bile onlara da gönderecek cömertlik bizde vardır. Aç kalmasınlar, açıkta yatmasınlar, sonra onun bunun eline düşüyorlar, esaret altına giriyorlar. Bunlar, yağmurun hemen ardından biten zehirli mantar gibiler. İstiyorlar ki daima felaket yağsın, her felaketi bir diğeri takip etsin. Bu küstahlar, ekmeksizlikleriyle, vefasızlıklarıyla, döneklikleriyle, Türkiye düşmanlarının içimizdeki Truva Atı halinde sivrilip milletimizin hafızasına kazınmışlardır.

Meşhur bir iktisatçı demiş ki ‘İstediğiniz kadar posta arabasını arka arkaya ekleyin, elde edeceğiniz şey asla bir tren olmayacaktır.’ Bırakınız tren olmayı, bunların vagon olmaları dahi hayaldir. Türkiye’de adalet, insan hakları, demokrasi askıda değildir, aksini iddia eden siyasi dolandırıcı, siyasi yağmacıdır. ‘Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir’ diyen ekmeksiz, sen nereden bilirsin milliyetçiliği, ne ilgin ve irtibatın var milletle ve milliyetle? Be hey şaşkın, aşı ekmeği, milleti milliyetçiliği bırak da, sana talimat veren, seni kafese sokan, ayağına pranga vuran karanlık lobilere, yabancı efendilerine takla atmaya, şirinlik yapmaya devam et. Nasıl olsa en iyi yaptığın iş budur. Dün önüne koyulan çanağı bugün deviren, yediği ekmeğe ihanet eden kimliksizlerin zilletin askısında nasıl eridiklerini, nasıl rezil olduklarını görecekleri günler yakındır. Askıda Ekmek Kampanyamızı eleştiren odakların milletimizin ekmeğine göz koyan, ekmeğinden çalmak için bahane hazırlayan kriz tacirleri olduğu açıktır. Biz ekmeği askıya koyduk, helalden yana tercihimizi gösterdik; zillete düşenleri tarihin askısına koyup postlarını tartacak olan da büyük Türk milletidir. Biz ‘ekmek, millet, refah, bereket, beka, istiklal ve istikbal’ diyoruz; manevi dayanışmanın ve milli birliğin dinamizmiyle büyük ve güçlü Türkiye’ye Cumhur İttifakı sayesinde ulaşacağımıza gönülden inanıyoruz.”

“Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir”

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın müstesna iradesiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkanlarıyla tarihin arkasından koşan, gelişmeleri yedek kulübesinden izleyen, olan bitenleri yalnızca günü birlik analiz ederek enerji ve vakit kaybeden bir ülke olmaktan tamamen uzaklaştığını ifade etti.

Mücadele eden, müdahale eden, zamanlama yanlışına müsaade etmeyen bir ülke olarak Türkiye’nin bölgesel ve küresel olayların aktif, etkili sözü ve nazı geçen güçlü bir takipçisi olduğunu dile getiren Bahçeli, “Artık bizden habersiz bir kuşun havalanması söz konusu değildir.” dedi.

Dağlık Karabağ sorununun “sıradan bir mesele” olmadığını ifade eden Bahçeli, “Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır. Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir.” diye konuştu.

Ermenistan’ın hem korkak hem hain hem de savaş suçlusu olduğunu vurgulayan Bahçeli, sivilleri öldürerek Azerbaycan Türklüğü arasında korku yaratmaya çalıştığını kaydetti.

“Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir. Soykırımcı Ermenistan işbaşındadır.” diyen Bahçeli, “Meşrutiyet yıllarında, çeteleri dağlarda gezerken, militanları kahramanlarımızı şehit ederken, memurları ve siyasetçileri sokaklarımızda baston sallayan, nifak saçan, Meclis-i Mebusan’da olay çıkartan, ayrılıkçılık yapan bölücülerin soysuz torunları bugün Ermenistan’da cinayet nöbetindedir.” değerlendirmesini yaptı.

Ermeni askerleri kafileler halinde firar ederken bu terörist devletin çok sayıda kayıp verdiğini; Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bunu teyit etmesinin “bozgunun habercisi” olduğunu dile getiren Bahçeli, “Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geçmeden ateşkes, müzakere ve diyalog uçurumdur, işgalcilerin taktik adımıdır.” görüşünü yineledi.

Türk Cumhuriyetlerine eleştiri

“Bizi derinden üzen ve kahreden bir başka konu, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Dağlık Karabağ konusundaki sessizliği, tepkisizliği ve hareketsizliğidir.” ifadesini kullanan Bahçeli, “Özbekistan’ın diplomatik çözüm çağrısını nasıl kabullenelim? Kazakistan’ın müzakere önerilerini nasıl ve neyle izah edelim? Türkmenistan’ın BM himayesinde önleyici diplomasi yöntemlerini kullanma teklifini nasıl hazmedelim? Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri’nin bize göre cılız ve yetersiz tepkisini nereye koyalım? Bu gelişmeler karşısında kendi içine kıvrılan Kırgızistan’dan da bir ses çıkmamasını nasıl yorumlayalım? Bişkek’te baş gösteren sokak eylemlerine, FETÖ’nün oyunlarına bugüne kadar yüksek sesle itiraz eden hangi Türk devletleri olmuştur? Bu suskunluk, bu durgunluk Türk’e yakışıyor mu?” sorularını yöneltti. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir. Hadi Kıbrıs davasında sesiniz çıkmıyor, hadi Kerkük’ten habersizsiniz, bari Dağlık Karabağ’da taraf olun, üstelik hakkın ve hakikatin safında yer alın. Haklı olan ülke Azerbaycan’dır. Mağdur olan ülke Azerbaycan’dır. Toprak bütünlüğü ve egemenlik çıkarları suikasta uğrayan ülke de Azerbaycan’dır. Haksızlık karşısında susmak tarihi hata, elim ve trajik bir acziyettir. Bugün Azerbaycan’ın başına gelenlerin aynısı, Allah muhafaza yarın bir başka Türk Cumhuriyeti’ni etkileyebilecektir. Küresel ve bölgesel nüfuz mücadelelerine ‘hayır’ diyemezsek, işgal projelerini topluca reddedemezsek, komşunun yanan bacası kendi evimizin ateş almasına kadar giden ilk kıvılcımı çakacak, ilk tutuşmayı sağlayacaktır. ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’ diyoruz, fakat hiçbir dost ve kardeş ülkeden dimdik bir duruş göremiyoruz. Ayıptır, günahtır, Türk’ün birliği ve beraberliği bütün muhasım odakları, bütün şer güçleri, bütün ortak düşmanları A’dan Z’ye yıkıp geçecektir. Türk’ün şakası olmaz, Türk kimsenin icazetine talip olmaz. Dağlık Karabağ’da zafer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin olmalıdır. İşgalci Ermenistan 30 yıla yakındır kirlettiği topraklardan derhal çekilmelidir. Sivilleri katlederek ulaşacağı hiçbir yer yoktur.”

“Güvenimiz tam”

KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ı tebrik eden Bahçeli, zorlu ve çetin mücadelesinde başarılar diledi.

KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde bahis oynayan kumandalı anket şirketlerinin, hezimet yaşayarak vahim şekilde çuvalladıklarını belirten Bahçeli, “Hepsi nal toplamış, tahminlerinde yanılmış, kamyon farı görmüş tavşan gibi donup kalmışlardır. Bizim beklentimiz şudur: ‘Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım’ diyen hangi anketçi varsa artık işini tasfiye ederek sözünü tutmasıdır.” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde, mücahit ruhu müzakereci saplantıları tarihin kenarına ittiğini; esaret değil cesaretin kazandığını ifade eden Devlet Bahçeli, “Taviz değil milli duruş kazanmıştır. Zillet değil millet kazanmıştır. Rum tezleri değil Türk’ün muteber iradesi kazanmıştır. Çözümü federasyonda arayan, çareyi toprak vermekte gören gayri milli zihniyetler Kıbrıs Türklüğü’nün önünden çekilmek zorunda kalmışlardır.” diye konuştu.

Bahçeli, eşit ve egemen iki devlet esasına dayalı ahlaki ve milli siyaset anlayışının, devlet sorumluluğu üstlendiğini belirterek Kıbrıs meselesini Rumların eline ve insafına terk etmenin, dayatmalara “tamam” demenin, en başta milli değerlere ve tarihsel kazanımlara haksızlık ve hıyanet oluğunu söyledi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kronikleşmiş sorunları Türkiye’nin desteğiyle köklü çözümlere ulaştıracağına güvenimiz tamdır. 18 Ekim 2020 Pazar günü şu tarihi hakikat bir kez daha tasdik ve teyit edilmiştir: Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır. KKTC’nin tanınması, uluslararası toplum nezdinde kabulü, aynı şekilde egemen bir devlet halinde varlığı ve sürekliliği mutlaka sağlanacak, gecikmiş adalet yerini bulacaktır. Siyasi tercihi ne olursa olsun KKTC’de yaşayan her kardeşimi kucaklıyor, yeni Cumhurbaşkanımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye ile KKTC’nin birbirine kopmaz bağ ile bağlanması siyasi veya stratejik bir ilişkiden öte tarihin seslenişidir, şehitlerimizin emanetidir, milletimizin beklentisidir, Türklüğün yeminidir. Lefkoşe Ankara’nın ikiz kardeşidir. KKTC Doğu Akdeniz’deki son siperimiz, son savunma hattımızdır. Kıbrıs demek vatan demektir. Kıbrıs demek Türk demektir. Kıbrıs demek ecdat demektir. Kıbrıs demek, Akdeniz’deki sönmeyen millet ışığı demektir. Ne var ki ışıklar yanıyor mesajıyla kafalarında yer etmiş darbe özlemlerini sosyal medya kanalıyla paylaşan sorumsuzların, ışığı yakanın da kapatacak olanın da sadece ve sadece aziz millet varlığı olduğunu bilmeleri, yarım akıllarını başlarına almaları hem tavsiyemiz hem de ikazımızdır.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: MHP'nin görüş ve düşünceleri nettir, açıktır

ANTALYA (AA) – MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin 14 Mart 2021’de yapılması planlanan büyük kurultayına hemen hemen hazır hale geldiklerini belirterek, “2023 vizyonuna ulaşma uğrunda her türlü çabayı sarf edeceğiz.” dedi.

Semih Yalçın, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen MHP Antalya İl Başkanlığı 13. Olağan Kongresi’nin divan başkanlığını yaptı.

Türkiye genelinde 9 Ağustos’tan bu yana 53 il ve 901 ilçe kongresini gerçekleştirdiklerini kaydeden Yalçın, “14 Mart 2021 tarihinde yapacağımız büyük toyumuza, büyük kurultayımıza hemen hemen hazır hale geldik.” diye konuştu.

Kongrelerin 2023 vizyonlarına ulaşma açısından önemli olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti:

“Partimiz ve saygı değer liderimizin ortaya koyduğu politikalarla büyük toyumuzu ve kongremizi gerçekleştirip, 2023 vizyonuna ulaşma uğrunda her türlü çabayı sarf edeceğiz. MHP’nin görüş ve düşünceleri nettir, açıktır. Cumhur İttifakı çerçevesinde 2023 idealine ulaşma hususunda bütün Türkiye genelinde yaptığımız kongreler, bu amaca hizmet edecektir. Bu anlayış içerisinde Türkiye’nin geleceğinin çok daha iyi olacağı, beka konusundaki problemlerin mutlak surette halledileceği kanaatindeyiz. Biz, Türk milleti için varız. Bu aziz milletin hizmetkarıyız. Türk milletinin kalkınabilmesi ve müreffeh hale gelebilmesi için her türlü tedbiri almaya, her türlü fedakarlığı göstermeye hazırız.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kongreye gönderdiği mesaj, Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter tarafından okundu.

Sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uyulan kongrede, her bir konuşmacıdan sonra kürsü ile mikrofon görevliler tarafından dezenfekte edildi.

MHP Antalya İl Başkanı Hilmi Durgun’un tek aday olduğu kongreye, aralarında AK Partili ve MHP’li milletvekillerinin de bulunduğu çok sayıda davetli ile parti üyeleri katıldı.

Muhabir: Oktay Özden

MHP'den Hatay'daki yangın sonrası fidan kampanyası

ANKARA (AA) – Partililer, sosyal medya aracılığıyla başlatılan kampanyaya Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğünün hesabına bağış yaparak katkı verdi. MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, kampanyanın koordinasyonunu yaptı. Sosyal medya hesabından MHP’li isimleri etiketleyen Kaşıkçı, bu kişileri kampanyaya katılmaya davet etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 10 fidan bağışında bulunurken, MHP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Vahapoğlu da “Alçak PKK’nın Belen’de yaktığı ormana birkaç fidan da bizden olsun.” mesajıyla kampanyaya katıldı.

MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz, Konya Milletvekili Esin Kara da kampanyaya katılanlar arasında yer aldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’deki Özel Kalem Müdürlüğü görevini yürüten Fikret Hayali de kampanya için fidan bağışında bulundu.

Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan da “Atalarımızın emaneti, miras bırakacağımız ormanlarımızın yeniden hayat bulması ve geleceğe yeşil bir Türkiye bırakmak için, Hatay Belen’de yanan ciğerlerimizin tahribatını ortadan kaldırmak için, geleceğe nefes olmak için hep birlikte katkıda bulunalım.” sözleriyle kampanyaya katkı sağladı.

MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, Tokat Milletvekili Yücel Bulut, “İnşallah yaraları birlikte saracak binlerce fidanı birlikte yeşerteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Alınan bilgiye göre, MHP’li tüm milletvekilleri kampanyaya katkıda bulundu. Kampanyanın 11 Kasım’a kadar sürmesi, o gün ise toplam bağışlanan fidan rakamının açıklanması planlanıyor.

Buket Güven

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Teröristlerin hesaba çekilmesi en acil hukuk ihtiyacıdır

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Hatay ve Kahramanmaraş’ta insanları evsiz bırakan, tarım arazilerini çöle çeviren, ağaçları yakıp yıkan, bitkileri, hayvanları katleden yangının son zamanların en trajik olayları arasında yer aldığını ifade etti.

Devamında Osmaniye ve Trabzon’da da orman yangınlarının görülmesinin büyük bir kayıp ve üzüntüye yol açtığını belirten Bahçeli, yangınların nasıl çıktığıyla ilgili araştırma ve incelemelerin doğal mecrasında devam ettiğini söyledi.

“Ağacımıza, doğamıza, insanımıza kim ya da kimler sabotaj yapmışsa bulunup en ağır şekilde cezalandırılmaları ertelenemez bir hedeftir.” diyen Bahçeli, “Bilindiği üzere, bölücü terör örgütü 2019 yılında ‘ateşin çocukları insiyatifi’nin kurulduğunu, bu hain grubun çakmak ve kibritle mücadele edeceğini duyurmuştu. Bu teröristler Hatay’daki sözde kutsal ateşi de selamlamışlar ve yangınların sorumluluğunu üstlenmişlerdir. Ateşin böyle nesebi gayri sahih çocukları var mı bilemeyiz. Fakat bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Bunlar iblisin çocukları, ifritin çaşıtları, ihanetin çakallarıdır. Kimin çocukları oldukları esasen meçhul olan bu şerefsizlerin kısa sürede yakalanıp yaktıkları kadar yakılmaları, dahası yaptıkları her türlü kötülük ve menfur eylemlerden dolayı hesaba çekilmeleri en acil hukuk ihtiyacıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Bahçeli, şunları kaydetti:

“Dün emzikli bebeklerimize kurşun sıktılar, bugün ormanları yakıp canlıları ateşte kavurdular. Dün sözde öz yönetim ilanlarıyla vatanımızın bir bölümünü işgale kalktılar, bugün ağaçlarımıza, kuşlarımıza, yeşil bitki örtümüze nefret saçtılar. Dün masum insanlarımızı, Mehmetlerimizi, polislerimizi, korucularımızı katlettiler, bugün de aynı yerdeler. Hazin gelişmeler karşısında aydın müsveddelerinin tepkilerini duyanınız oldu mu? Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin haktan ve hakikatten yana tavrını göreniniz oldu mu? Savaşa hayır bildirileri hazırlayıp çözülmeye, çürümeye ve çöküşe boyun eğmemizi isteyen aklı ve kalbi esirleşmiş iş birlikçi güruhun itirazına tesadüf edeniniz oldu mu? Peki, terörist Demirtaş’ın hakkındaki iddiaları göğsüne asacağı şeref madalyası gibi gören CHP Genel Başkanı’ndan ses çıktı mı? Bırakınız büyüğünü, en küçük bir sitem işitildi mi? Kılıçdaroğlu, şereften ne anlıyor, şeref deyince aklına ve hatırına ne geliyor? Hayata ve doğaya kast eden hainlerin elebaşı Demirtaş’la ilgili nazlı nazlı kahvaltı rezervasyonu yapanlar, evlerinin kapılarını açmak için hazır kıta bekleyenler, sorarım sizlere, nasılsınız, iyi misiniz?

Terör seviciler, terörist hayranları, eğip bükmeden, istismar ve inkara yeltenmeden şu soruma da cevap vermelidirler: Geçtiğimiz hafta, Ağrı Doğubayazıt’ta şehit düşen ve gelecek ay evlenecek olan Çorum İskilipli Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Emre Dokumacı’nın muhterem annesine, babasına, hatta al bayrağa sarılı tabutuna kapanıp ağlayan nişanlısı Hatice Karagöz evladımıza ne diyecekler? Ne anlatacaklar? Onların gözlerinin içine hangi cesaretle bakabilecekler? Teröriste terörist diyemeyen bize göre teröristtir. Hainlere arka çıkan, kol kanat geren, bununla yetinmeyip siyasi iş birliğe heves eden kim varsa dökülen kanda, yanan ormanda, yıkılan umutlarda payları ve parmak izleri olan namertlerdir.”

Bahçeli, bütün imkanlar seferber edilerek facianın yaralarının sarılacağına, zarar ve ziyanların gecikmeye mahal bırakmadan telafi edileceğine inandığını belirterek, “Unutmayınız, tüm ağaçlarımızı yaksalar da fidan dikecek toprağımız vardır; topraklarımız susuz kalsa da hamd olsun sulayacak kanımız vardır.” dedi.

“Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var”

Devlet Bahçeli, konuşmasında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kendisine yönelik “erken seçim çağrısı yapma” önerisini anımsattı.

“CHP Genel Başkanı’nın seçim isteği de sipariştir, aynı zamanda hezeyandır.” diyen Bahçeli, “kaçış sendromu” yaşayan Kılıçdaroğlu’nun düne kadar “erken seçime karşı olduğunu” söylediğine işaret etti.

“Sayın Kılıçdaroğlu ülkemi ve milletimi canımdan aziz biliyor, her şeyden çok seviyorum. Bunu senin teyit ve tayin etmen ne haddindir ne hakkındır. Ancak senden ve zihniyetinden hiç mi hiç hazmetmiyorum.” ifadelerini kullanan Bahçeli, “Seçime gidip ne yapacaksın, nereye ulaşacaksın, sana kimler ne söyledi? Neyi vaat ettiler? Ankara’dan bir Bişkek mi çıkarmayı düşünüyorsun? Buna mı hazırlanıyorsun? Osman Kavala’ya duyduğun sempatinin altında yatan asıl neden Sorosçuların desteğini mi almak?” sorularını yöneltti.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz erken seçim talebini söyleyenden daha çok söyletenleri yani sahibinin sesini ve kimliğini merak ediyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, sen ki, KKTC’deki Kapalı Maraş bölgesine bile yabancısın, sanki ilk kez duymuş gibisin, sana bakıp bakıp üzülüyorum, hep çalışmadığın yerlerden sorularla karşılaşıyorsun. Kılıçdaroğlu’na diyorum ki seçimi falan boşver, altının para ettiği bir dönemdeyiz, söz gümüşse sukut altındır, sükut et de biraz kazan. Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var, beklemesini bil. Sakın ha tedbiri elden bırakma, davetsiz gelen döşeksiz oturur. Kulağına küpe olsun, elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez. Hele biraz sabret; gurkun cücüğü güzün sayılır. Bu işlere kafa yorma, seçim meçim derdine düşme; işin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol. Göz var izan vardır, bizim görüşümüz açıktır, değişmemiştir. MHP, genel seçimlerin zamanında yapılmasından, sandığın 2023 yılının Haziran ayında kurulmasından yanadır. Bu tutarlılığımızı ve kararlılığımızı muhafaza edeceğiz. Erken seçim tartışması boşuna emek ve nefes israfıdır.”

Türkiye’nin 2023 hedeflerine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarını inşa ederek, yapısal reformları hayata geçirerek ulaşacağını dile getiren Bahçeli, anket aldatmalarını milletin iradesinin yıkıp geçeceğini kaydetti.

Bahçeli, “Cumhur İttifakı; inanmış gönüllerin mecmuuyla, yüksek ülkülerin muazzam heyecanıyla, millete adanmış milli ve yerli duruşun manevi hikmetiyle yoluna ve yolculuğuna sonuna kadar devam edecektir.
Kim aday olursa olsun, hangi partiler zilletin çatısı altına sığınırsa sığınsın, parlamenter sisteme dönmenin hesabını hangi siyasi defolar yaparsa yapsın, nafiledir, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yaşayacak, geleceğin rotası Cumhur İttifakı’nın fedakarlıklarıyla çizilecektir. MHP, sözünün eridir. 2023’de Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır, Türk milleti Cumhur İttifakı’yla kutlu yarınlara yürüyecektir. Hiç kimse ülkemizin hızını kesemeyecek, ekonomide yıkım ve kriz çığırtkanlığı yapanlara, yalan ve umutsuzluk aşılayanlara aziz millet varlığı icazet vermeyecektir. Türkiye salgını da bertaraf edecek, etrafındaki çemberi de yaracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, geçen haftaki toplantıda, “Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının, ateşkes, diyalog, müzakere, diplomasi gibi kandırmacalar yoluyla çözüm teklifleri, şu aşamada tuzaktır, tertiptir, yenilgiye onaydır.” dediğini hatırlattı.

İki ülke arasında ateşkes çağrıları, diyalog arayışları, masa kurma önerileri, yanlı ve tarafgir arabulucuların baskılarının, Dağlık Karabağ davasını karalamaktan ve kilitlemekten başka manaya gelmediğini vurgulayan Bahçeli, “Neyin ateşkesi, neyin görüşmesi, konu vatan konusudur, konu bağımsızlık onurudur.” ifadesini kullandı.

Bahçeli, terörist devlet Ermenistan’ın, Dağlık Karabağ’dan çekilmeden, işgal ettiği toprakları hak sahibi Azerbaycan’a teslim etmeden silahları indirmenin, ateşi dindirmenin, masalarda çözüm aramanın, cinayetlerin, rezaletlerin ve zulmetin meşrulaşması anlamına geleceğini söyledi.

Cephede başarı sağlanmadan, işgal altındaki Türk toprakları özgürleşmeden “ateşkes olsun” demenin, hiçbir şart altında geçerli olamayacağını, Türklüğün vicdanında kabul görmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, “Ermenilerin diplomasiyle, diyalogla, görüşme ve temas trafiğiyle Dağlık Karabağ’ın bütününden çekilmeleri, sadece boş bir hayaldir. O halde, zor oyunu bozacak, güç kullanarak vatan toprakları alınacaktır.” diye konuştu.

“Ateşkes kararı üzerinde mutabakat, bir tavizdir”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, çatışma alanının Ermenistan sınırları içinde olmadığını itiraf etmesinin, “bir nevi işgalin reddi” olduğunu belirten Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elbette Azerbaycan’ın ‘evet’ diyeceği siyasi ve stratejik adımlar desteklenmelidir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Ancak Moskova’da kurulan masada çözümsüzlük hali somutlaşmıştır. Ateşkes kararı üzerinde mutabakat, bize göre bir tavizdir. Nitekim pamuk ipliğine bağlı ateşkesi ihlal eden beklendiği gibi Ermenistan olmuştur. Katille pazarlık kurşun, bomba, kalleşlik olarak fatura edilmiştir. Çare yoktur, çözüm kalmamıştır, Dağlık Karabağ masada değil, sahada terör devleti Ermenistan’ın kafasına vura vura alınmalıdır. Dağlık Karabağ kahramanlık ve silah zoruyla Azerbaycan’a geçmelidir. Ateşkes ve diplomatik görüşmeler bundan sonra ele alınmalıdır.”

Bahçeli, bugün Bakü ve Gence’yi bile tehdit noktasına gelen Ermenistan’ın, bu çatışma sürecinden güçlenerek çıkması halinde, geleceğin Azerbaycan Türklüğü için çok ağır sonuçlara yol açacağını kaydetti.

Ermenistan’ın, işgal ettiği her yerden önşartsız çekilmesi gerektiğine işaret eden Bahçeli, “Bakü’yü hedef yapanlar, Erivan’ın da bir gece ansızın bedel ödeyeceğini ne akıllarından ne de kabus dolu anılarından çıkarmamaları hayatları ve güvenlikleri açısından en makul davranıştır. Bizden söylemesi; Türk milleti bilendir, beklenendir, özlenendir, sevilendir, adaletin nişanesidir, dahası zulmün yuvasını dağıtacak devasa kuvvettir.” dedi.

“CHP kim, Doğu Türkistan’ı savunmak kim?”

Yaşanılan süreçte Doğu Türkistan meselesinin tekrar gündeme getirilmesinin tesadüf olmadığını söyleyen Bahçeli, “Uygur Türklüğü’nün sorunu kuşkusuz sorunumuzdur. Hak gaspları, hukuk ihlalleri, insani trajediler hiçbir zaman onaylamayacağımız zorbalıklardır. Fakat MHP, karanlık mahfillerde hazırlanıp servis edilen kirli senaryoların zehirli akıntısına kapılmayacak, hiçbir telkine alet olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

“CHP bize Uygur Türklüğü konusunda parmak sallayamaz, istikamet çizemez, dikte edemez, tavsiye ve tembihte bulunamaz.” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Onlar Moskova yolu gözlerken, biz esir Türklerin davasıyla nefes alıyorduk, Turan ülküsüyle, Türklüğün muzaffer günlerine ulaşma heyecanıyla fikir ve siyaset mücadelesi veriyorduk. Çizgimizde kırıklık yoktur, halen bu azimdeyiz, bu ahlaktayız, bu düşünce namusuna sahibiz. CHP kim, Doğu Türkistan’ı savunmak kimdir? Hele bir de Serok Ahmet var ki gürültü patırdı çıkarmakta üstüne yoktur. Kalkmış bize soru sormuş: Doğu Türkistan’da yapılan zulme niye sessiz kalıyormuşuz? Hızını alamamış olacak ki Doğu Türkistan’ı kaça sattığımızı da sorularının arasına iliştirmiş. Be hey Serok, söylesem anlamazsın, göstersem algılayamazsın, sussam gönül razı değil, yine de şunu bilmelisin ki satmak senin işindir, pazarlamak seninle anılan bir meslektir. Sen Doğu Türkistan’ın haritada yerini bilmiyorken Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in kalbi bu sevdayla çarpıyordu. Sen git Kobanici yoldaşlarınla kucaklaş, ecdadımızın geride kalan türbelerini boşaltmak için sözler ver, gücün yeterse kamyonlara yükleyip kaçabildiğin kadar kaç, belki kurtulur, belki yakayı kurtarırsın. Aklının ermediği konularda yorum yapma, masken düşer; çamurlu yollarda yürüme, üstün başın batar. Ne tuhaf bir haldir ki zilletin ortakları hiç bilmedikleri, uğruna hiç mücadele etmedikleri Doğu Türkistan meselesini gündeme taşıyorlar, istismarla oyalanıyorlar. Çünkü bunların kulaklarına fısıldayan, önlerine talimatname koyan dış mihraklar görev başındadır.”

KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri

Bahçeli, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklı mücadelesinden ödün vermeden sağlam duruşunu koruduğunu dile getirerek, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’nin tekrar mavi sulara açılmasının bu dirayetin, cesaretin, iradenin ezcümle bir neticesi olduğunu söyledi.

KKTC’de geçen pazar günü gerçekleşen Cumhurbaşkanı seçiminde hiçbir adayın ilk turda yeterli oyu alamadığını, bütün gözlerin bu hafta sonunda yapılacak ikinci tura çevrildiğini anımsatan Bahçeli, “Kıbrıs milli bir davadır. Kıbrıs Türklüğü’nün kararlarına bağlıyız ve saygılıyız. Düşüncemiz ve inancımız odur ki toprak vererek çözüm arayanların KKTC’nin geleceğinde olmaması, Kıbrıs Türklüğü’nü temsil makamına oturmaması tarihi bir görev ve sorumluluktur.” dedi.

Adil, kalıcı ve kapsayıcı bir barışın önüne Rumların set çektiğini belirten Bahçeli, “KKTC Cumhurbaşkanı seçimini müteakiben kurulacak müzakere masasına, Rumlar iyi niyetle ve ön yargısız gelirlerse ne ala, var olan sorunlar hakkaniyetle çözülebilecektir. Aksi halde müzakere sayfası kapanmalı, masa dağılmalı, herkes ocağında sağ olmalıdır. Federasyon modeli üzerinde yürüyen görüşmelerin sonuç vermediği ortadadır. Eşit ve egemen iki devlet seçeneği yegane çözüm olarak önümüzdedir.” diye konuştu.

Kıbrıs Türklüğünün milli ve tarihi çıkarları hilafına her ilişki, her irtibat, her anlaşma ve uzlaşmanın kesinlikle yok hükmünde olduğunun altını çizen Bahçeli, “Vatan toprağı vererek çözüm arayan değil, Rumlara şirinlik yaparak ayakta kalmaya çalışan değil, vatana sahip çıkan, Rum oyunlarına aldanmayan ahlaklı ve milli bir cumhurbaşkanı vazgeçilmez bir mecburiyettir, bizim de başımızın tacıdır. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır, çileler, sıkıntılar, işkenceler, kanlı Noeller, ıstıraplı yıllar, şehitler unutulmamıştır, Kıbrıs Türklüğü geleceğini kendi iradesiyle tayin etmeli, geçmiş acılar tekrar yaşanmamalıdır.” değerlendirmesini yaptı.