Sinema Haberleri

“Kalk Gidelim”in çekimlerine yeniden başlandı

İSTANBUL (AA) – TRT 1'in üç sezondur devam eden dizisi "Kalk Gidelim", yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında durdurduğu setlere yeniden başladı.

TRT'den yapılan açıklamaya göre, şehirler arası seyahat sınırlamasının kalkmasıyla birlikte Muğla'ya giden dizi ekibi, sağlık tedbirlerini alarak 106. bölümün çekimlerine devam ediyor.

Salgın nedeniyle oyuncuların evlerine geçerek "Kalk Gidelim Eve" ismiyle devam ettiği yapımın başrol oyuncu Ufuk Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, "Dünyanın ve ülkemizin geçirdiği bu zor günlerden sonra, tekrardan tüm tedbirlerimizi alarak Kalk Gidelim dizimizin çekimleri için Muğla'ya geldik. Gülmeye hasret kaldığımız bugünlerde sete döndüğümüz için çok mutluyum." ifadelerini kullandı.

Her cumartesi günü ekrana gelen dizinin oyuncu kadrosunda Özkan'ın yanı sıra Erkan Sever, Mehtap Bayri, Ayça Varlıer, Aslı Omağ, Hayrettin, Kerim Yağcı, Alper Saylık, Can Kıran, Sena Çakır, Ali Dinç, Dilara Gül Demiral ve Bayazıt Gülercan yer alıyor.

Oyuncu Taner Ölmez, Senaryo Sohbetleri'nin konuğu oldu:

İSTANBUL (AA) – Oyuncu Taner Ölmez, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı'nca (TÜRSAK) "İlk Senaryo İlk Film Yarışması" kapsamında düzenlenen Senaryo Sohbetleri'ne konuk oldu.

Moderatörlüğünü yönetmen Bora Talat Oyacı'nın yaptığı "Oyuncu Gözüyle Senaryo" başlıklı söyleşi TÜRSAK YouTube kanalında gerçekleştirildi.

Ölmez, söyleşide, oyuncu olmaya ortaokul yıllarında izlediği bir tiyatro oyunundan sonra karar verdiğini belirterek, oyuncular açısından tiyatro oyunlarını, kendilerini geliştirmek için antreman sahası olarak gördüğünü söyledi.

Oyunculuğu bir yetenek olarak değerlendirdiğini ifade eden Ölmez, "Oyunculukta okulun ve eğitimin tabii ki bir etkisi vardır ancak okulun tek başına çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Yetenek çok önemli bence. Beni tiyatro okumak ya da sahnede oynamaktan ziyade tiyatronun kokusunu solumak, orada bulunmak mutlu ediyor. Benim oynamak istediğim rolleri kendi seçebilmek gibi bir şansım oldu. Bu yüzden mutsuz olma durumu yaşamadım." dedi.

Ölmez, kariyeri boyunca hep kendini geliştirebileceği farklı rolleri seçmeye özen gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Oyuncular, başarılı olduğu rolün devamı niteliğinde teklifler alıyor maalesef. Ancak ben buna direniyorum. Bu yönde çok teklif aldım ama 'ben geçen sene bunu oynadım yani' diye cevap veriyorum. Oyuncunun kolaya kaçmaması gerekir. Aynı işlerin içinde olmamak, farklı projeler yapmak için elimden geldiğince direniyorum. Kendimi çok net biliyorum bu konuda, kariyerime ufak ufak, sağlam adımlarla devam etmek istiyorum. Bugünkü işim bittikten sonra da hemen bir başka işin içinde göremeyebilirsiniz beni. Bana gerçekçi gelmiyor. Ben bütün kış otizmli bir genci oynadıktan sonra yazın da aynı teklifleri alıyorum. Neden sinema filmi olarak bunu yapalım ki, başka bir şey istesenize benden. Beni biraz tanıyamamışlar."

– "Oyunculuk mahcup insanın intikamıdır"

Rol model olarak geçen eylül ayında hayatını kaybeden usta oyuncu Süleyman Turan'ı aldığını aktaran Ölmez, Süleyman Turan'ın kültürlü ve entelektüel bir oyuncu olduğunu dile getirdi. Turan'ın "Oyunculuk mahcup insanın intikamıdır." sözünü çok beğendiğini de vurgulayan Taner Ölmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Ben onun jenerasyonundan kime sorarsam Süleyman Turan'ı, 'ah Süleyman ah' derlerdi. İnanılmaz yetenekli bir adam ama bir şekilde kendini hep geri çekmiş, çok gizemli birisi. Araştırdıkça şaşırıyorsun. Süleyman Turan'a Allah rahmet eylesin. Ben otizmli doktor rolü için çok fazla insanla çalıştım. Önce otizmi bilen kimler varsa onları araştırdım. Sonra otizmli çocuklarla buluşmaya başladım. Bazılarının evlerine gittim. Aynı zamanda bir oyuncu koçuna ihtiyacım oldu. Yapmak istediğim şeyleri birilerine göstermem gerekiyordu. Tek başıma çünkü çok fazla karıştırırdım. Hem oyuncu koçu hem otizmli çocuklar ve bireylerle görüşme sürecimin sonucunda karakter ortaya çıktı. Zor bir süreçti tabii ki anlatmak biraz zor açıkçası."

Ölmez, izleyicilerden gelen soruları da yanıtladığı programda, bir izleyicinin "Sinemaya uyarlansa hangi roman kahramanını canlandırmak isterdiniz?" sorusuna, "Rus yazar Fyodor Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov karakterini kendime çok yakın hissediyorum. Onu canlandırmayı çok isterim." şeklinde cevap verdi.

Dizi oyunculuğu ile sinema oyunculuğu arasında çok fark olmadığına vurgu yapan genç oyuncu, kaliteli yapımların ortaya çıkmasında senaryo ve oyuncu kadrosunun çok önemli olduğunu kaydetti.

“Kromozom Kardeşler” ilk kez TRT 2 ekranlarında yayınlanacak

İSTANBUL (AA) – Down sendromlu 4 bireyin hayatını konu alan "Kromozom Kardeşler" belgeseli, televizyonda ilk kez TRT 2'de izleyiciyle buluşacak.

İlk gösterimi 30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde gerçekleştirilen film, 11 Mayıs'ta saat 19.30'da yayınlanacak.

Belgesel, 2016'da çektiği down sendromlu bireyin hayatını konu alan kısa filmi "Tecahül-i Arif" ile ses getiren Hasan Kalender imzası taşıyor.

Katıldığı ulusal ve uluslararası festivallerde ödülle dönen filmin yapımcılığını da Kalender üstleniyor.

"Kromozom Kardeşler", 100'den fazla madalya sahibi Milli Yüzücü H. Gökhan Kotan, ayakkabı boyacılığı yaparak evini geçindiren ve yaşlı annesine bakan Remzi Kahraman, oynadığı "Tecahül-i Arif" filmiyle ödül alan oyuncu Deniz Özkan ve minik Ali Güven'in hayatını konu alıyor.

'Hollywood'a gitmek için 20 yaşında evden kaçtım'

İSTANBUL (AA) – Belgesel yapımcısı, yönetmen, kameraman ve sunucu Ömer Faruk Aksoy, Hollywood’a gitmek için 20 yaşında evden kaçtığını belirterek, “Önce tek yön biletiyle Paris’e gittim. 1972 sonbaharında Paris’ten İsviçre’ye 500 km yolu bisikletle gittim. İsviçre’de 2 sene kadar kaldım. Hollywood nasip olmadı ama belgeselci oldum.” dedi.

İstanbul’da 1952 yılında dünyaya gelen Aksoy, babasının talebelerine verdiği söz üzerine gittiği imam hatip okulundan 1972’de mezun oldu.

Aksoy, İsviçre’de fotoğraf ve sinema eğitimi aldıktan sonra 1974’te Yeşilçam’da pek çok filmde görüntü alanında görevlerde bulundu.

TRT 2’nin sevilen belgesel programı “Evliya Çelebi”nin sunucusu Ömer Faruk Aksoy, 35 yılın ardından 2018’de Türkiye’ye dönüş hikayesini, Suudi Arabistan’da geçen yılları, Granada’da çektiği belgeseli, televizyon programını ve yeni projelerini, telekonferans yöntemiyle AA muhabirine anlattı.

“Hollywood nasip olmadı ama belgeselci oldum”

Uzun yıllar yaşadığı Suudi Arabistan’da, fotoğrafçılık ve görüntü yönetmenliği yapan, National Geographic’in “Inside Mecca” ve BBC’nin “The Hajj: The Journey of a Life Time” adlı belgesellerinde imzası olan Aksoy, 1960’lı yılların sonunda Türkiye’yi otostopla gezmeye başladığını belirterek, “Seyahate çok meraklı olduğum için güzel yurdumuzu otostopla gezmeye başladım. O bakımdan annem bana ‘Evliya Çelebi oğlum’ derdi. Onun da mutlaka bir tesiri olsa gerek ki aradan 40 yıl falan geçti ve böylece bir Evliya Çelebi serüvenine, belgeseline başlamış olduk.” diye konuştu.

Ömer Faruk Aksoy, Hollywood’a giderek sinemacı olmak istediğini fakat babası izin vermediği için evden kaçtığının altını çizerek, “20 yaşında Hollywood’a gitmek için evden kaçtım. Tek yön biletiyle Paris’e gittim. 1972 sonbaharında Paris’ten İsviçre’ye 500 km yolu bisikletle gittim. İsviçre’de 2 sene kadar kaldım. Hollywood nasip olmadı ama belgeselci oldum.” dedi.

Fatma Girik imam hatipli olduğum için bana “İmam oğlum” derdi

Avrupa’da fotoğrafçılık ve sinema öğrendikten sonra 1974’te tekrar İstanbul’a döndüğünü aktaran Aksoy, şu bilgileri verdi:

“Dönünce Yeşilçam’a girdim. Aklınıza kim geliyorsa, o tarihlerde Cüneyt Arkın, Necla Nazır, Fatma Girik’le çalışma imkanım oldu. Fatma Girik “İmam oğlum” derdi bana, çünkü benim imam hatipli olduğumu biliyordu. Ondan sonra da tekrar Avrupa’ya çıktım. 1980’deki bu çıkış artık bir daha 35 sene Türkiye’ye dönmememe vesile oldu. Neden? Çünkü belgeselciliğe başladım. Müslüman olmuş İngiliz filmcilerle Afrika, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa’da bazı yerlere gittik, çekimler yaptık. 1981 yılında Londra’dan iki haftalık bir çekim için Suudi Arabistan’a gitmiştik fakat o iki hafta da 34 yıl oldu. Çünkü orada kaldım, evlendim ve BBC, National Geographic, Discovery gibi kanallara hac ile ilgili belgeseller yapma imkanım oldu çok şükür ve 2 sene kadar evvel de tekrar Türkiye’ye döndüm. Hamdolsun bu güzel vatanda, İstanbul’umuzda çalışmalarımızı başka bir yönde devam ettiriyoruz.”

“Evliya Çelebi” ikinci sezonunda Türkçe çekiliyor

Aksoy, TRT 2’de yayınlanan “Evliya Çelebi” programlarının ikinci sezonunun Türkçe olarak çekildiği müjdesini vererek, “Evliya Çelebi programını ilk önce TRT World için hazırladığımız için İngilizce çekilmişti. Ama artık Türkçe olarak çekiliyor ve şu anda 7 bölümü çekmiş, bitirmiş durumdayız,. Kısmetse 6 bölüm daha çekeceğiz ve hepsi Türkçe olarak yayınlanacak.” ifadelerini kullandı.

Programın ikinci sezonunda Kafkasya, Üsküp, Sofya ve Bursa gibi şehirlerin yer aldığına dikkati çeken Aksoy, yeni bölümlerle de seyircinin ilgisini çekecek keşfedilmeyi bekleyen pek çok yer gezeceklerini anlattı.

“2015 yılında Granada’da ezan okumuştum”

Başarılı belgeselci, sosyal medyada İspanya’da Granada (Gırnata) sokaklarında 500 yıldan beri ilk kez ezan okunduğu yönünde son günlerde yayınlanan haberlerin doğruyu yansıtmadığının altını çizerek, şöyle konuştu:

“Bu pek doğru değil maalesef. Granada’ya çok defa gittim ve filmler çektik. Bilhassa çektiğimiz bu filmlerden bir tanesi Granada’da 500 yıl sonra yapılan bir camiyle ilgiliydi. Bana da bundan yaklaşık 5 yıl kadar evvel, yani 2015 yılında, o caminin minaresine çıkıp ezan okumak şerefi nail oldu, elhamdülillah. Velhasılı bu camide ezan okunmaya caminin inşaatının bitmiş olduğu tarihten yani 2000 veya 2002 yılından itibaren başlandı.”

Yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) korunmak amacıyla, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan “Evde kal” çağrısına destek verdiğini söyleyen Aksoy, “Her şeyde bir hayır vardır. Ben buraya, evime kapandım. Bana büyük faydası oldu gerçekten. Çok kitap okumaya, uzun zamandan beri düşündüğüm projeler üzerinde ciddi olarak çalışmaya başladım. Herkese buradan istirhamım, büyüklerimizin, mütehassısların uyarılarına dikkat edelim ve evden çıkmamaya gayret edelim.” ifadelerini kullandı.

Aksoy, 2019 yılında Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nin (RTGD) geleneksel “Medya Oscarları Ödülleri”nde TRT 2’de yayımlanan Evliya Çelebi’nin Dünya Şehirleri programı ile Yılın Gezi-Kültür Programı Medya Oscarı’na layık görülmüştü.