Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yat tekne ve gemilere 'Pis Su Takip Sistemi' takılacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’de gemi atıklarının yönetimi, Bakanlığın kontrolünde “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” kapsamında sürdürülüyor.

Gemi atıkları, gemilerden denize karıştırılmadan, ayrı ayrı alınıyor ve atık kabul tesislerinde ayrı tanklarda depolanıyor. Atık kabul tesislerinde toplanan atıklar (sintine suyu, slaç, slop) öncelikle enerji geri kazanım amacıyla ek yakıt olarak kullanılıyor, yakıt olmayanlar nihai yakma tesislerinde bertaraf ediliyor.

Gemilerin taşıdıkları yüklerden kaynaklanan atık ve artıklar ile pis su, katı atık ve hava kirliliğini önlemeye yönelik ekipmanlardan kaynaklanan atıklar ise mevzuat çerçevesinde kıyı tesisleri tarafından toplanarak denizlerin kirletilmesinin önüne geçiliyor.

Bakanlık, “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”nde değişikliğe gidecek. Yönetmeliği revize eden Bakanlık, taslak yönetmeliği web sayfasında görüşe açtı.

Yönetmelikle denizlerin yanında iç su yollarında, göller ve nehirlerde bulunan gemilerden kaynaklanan atıkların yönetimi de sağlanacak ve destek gemileri, sondaj faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla kullanılan platform, gemi ve benzeri yapılardan da atık alınabilecek.

Taslak yönetmeliğe göre atıklar, atık komisyonu kurulmadan atık kabul tesisinden çıkarılabilecek.

Takipler online ve anlık yapılacak

Yeni yönetmelikle Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde yat, tekne gibi deniz araçlarının yanında 150 groston altı petrol tankerleri ile 400 groston altındaki diğer gemilerin pis su tanklarına “Pis Su Takip Sistemi (PSTS)” takılacak.

Takipler online ve anlık olarak PSTS ile yapılacak. Kapsama giren deniz araçlarının pis su tanklarında beklenmedik bir değişim olması halinde bu deniz araçlarına yasal işlem uygulanacak.

Belirlenecek alanlarda, pis su arıtma cihazı olan gemiler, Marpol Sözleşmesi’nin Ek-IV hükümlerinde belirtilen kriterler uyarınca gerekli arıtımı yaptıktan sonra atık sularını denize boşaltabilecek.

Kurulacak özel ekiplerle gemi atıkları daha sıkı takip altına alınacak. Deniz araçlarının pis su tanklarından denize boşaltım yapılması engellenecek. Atık tankı doluluğu yüzde 80 üzeri olan gemilerin kalkışlarına izin verilmeyecek.

Taslak yönetmelikte öngörülen PSTS, ülke genelinde yer alan yaklaşık 70 bine yakın yat ve tekneyi kapsıyor. Söz konusu sistemle göller ve nehirlerde bulunan gemilere de sensör takılarak, bu noktalarda oluşan atıkların yönetimi de sağlanacak.

Denizi kirleten 203 gemiye 27 milyon 542 bin lira ceza

Türkiye’de atıkların toplanması faaliyetleri 312 kıyı tesisinde yürütülüyor.

Bu kapsamda geçen yıl, 23 bin 899 gemiden 504 bin 797 metreküp petrol ve petrol türevli atık, 37 bin 903 metreküp pis su ve 24 bin 757 metreküp katı atık alınarak, denizlerin kirletilmesinin önüne geçildi.

Bakanlık ayrıca gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesi kapsamında yetki verdiği kurum ve kuruluşlar ile geçen yıl yaptığı denetimlerde, denizi kirleten 203 gemiye toplam 27 milyon 542 bin 810 lira idari para cezası uyguladı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Bakanlıktan yapılan açıklamada, Marmara Denizi’nde müsilajın neden olduğu kirliliğin giderilmesine yönelik alınacak önlemler ve yapılacak çalışmalara ilişkin Bakanlık koordinasyonunda hazırlanan Marmara Denizi Eylem Planı’nın, 6 Haziran’da kamuoyu ile paylaşıldığı hatırlatıldı.

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kurulan Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu’nca 15 Haziran’da, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından 15 gün içerisinde, Marmara Denizi Havzası’nda yer alan atık su arıtma tesislerinin Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOI) deşarj standardının kısıtlanmasına yönelik mevzuat yayımlanmasına” karar verildiği anımsatıldı.

Buna göre, Bakanlıkça, eylem planı çıktıları ve yapılan çalışmalar kapsamında, Boğazlar ve Susurluk Havzası dahil Marmara Denizi Hidrolojik Havzası’nda ve bu havzada yer alan illerden İstanbul, Bursa ve Kocaeli’nin tamamında, sanayi ve evsel atık su arıtma tesisleri için “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği” ve “Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği” ekinde yer alan ve kirliliğin göstergesi olan KOI parametresinde deşarj standartları oluşturuldu.

Bu kapsamda evsel atık sularda yüzde 20 oranında, endüstriyel atık sularda ise her bir sektör için yaklaşık yüzde 50’ye kadar kısıtlama yapılacak.

3 ay ila 1 yıl arasında uyum süresi verildi

Genelge ekinde deşarj standartlarına uyum için verilen süreler de yer aldı.

Buna göre, mevcut atık su arıtma tesislerinden kapasitesi yeterli olanların 3 ay, revizyon ihtiyacı olanların 1 yıl içerisinde uyum sağlaması gerekecek.

Bu süreler, yeni yapılacak (eski tesislerden de yeniden yapılması gerekenler dahil) tüm atık su arıtma tesislerinin bu standartlara göre tasarlanması ve bu genelgenin yayım tarihinden itibaren 6 ay içerisinde proje onay işlemlerinin tamamlanması, 1 yıl içinde de inşaat ihalesi işlemlerinin sonuçlandırılması ve belirtilen süreler dahil olmak üzere 3 yıl içinde tesislerin inşaatlarının tamamlanarak, işletmeye almaları şeklinde düzenlendi.

İlgili atık su altyapı yönetimleri, belirtilen süreleri kapsayacak bir iş termin planı 3 hafta içinde hazırlayarak, Bakanlığa bildirecek.

İSTANBUL (AA) – MEHMET FATİH ERDOĞDU – Albayrak Grubu şirketlerinden Bayfa Geri Dönüşüm'ün genel müdürü çevre mühendisi Selim Korkmaz, "Biz bilinenin aksine su fakiri bir ülkeyiz. Yeteri kadar tasarrufla birlikte sıfır atık yaklaşımını uygulamalıyız. Burada bir yanlış anlama da var; sanki evimizde oluşan atıkları ilgili yerlere atınca sorumluluğu üzerimizden kaldırıyormuşuz gibi algılanıyor. Müsilaj, dersimizi alarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hayatımızın geri kalanını idame ettirme zorunluluğumuzu gösterdi." diye konuştu.

Korkmaz, Marmara denizinde yaşanan müsilaj sorunu sonrası önemi bir kez daha ortaya çıkan geri dönüşüm ve çevresel sorunlarla mücadele konularında AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Marmara denizinde yaşanan müsilaj probleminin aslında bir alarm ve sadece suda yaşanan bir sıkıntı olmadığına vurgu yapan Korkmaz, "Tüm dünyanın son dönemde ilgilendiği kaynakların verimsiz kullanımından kaynaklan bir sonuç ve çok önemli bir uyarı. Ülkemizin çevresel bilinç ve farkındalıkla birlikte bu kirliliğe hayat boyu katlanmamak adına yapması gereken bütün kaynaklarını evinde kullandığı içme suları, tükettiği ambalajları vs. ilgili tarifelere uygun şekilde geri dönüşümüne katkı sağlamasıyla başlıyor." dedi.

Müsilajın çevresel sorunların ihmali üzerine bir netice olduğunu vurgulayan Korkmaz, "Normal şartlarda doğanın kendi kendini temizleme ve arıtma imkanı varken aşırı yükler ve küresel ısınmanın getirdiği su kütlelerindeki ısı artışıyla birlikte artık biyolojik canlılığın kendi kendini arıtamadığı bir noktadayız. Bu sadece başlı başına bir su kirliliği değil tüm kaynaklarımızın verimli kullanılmayıp israf edilmesinden ve neticesinde de arıtma hassasiyeti gösterilmemesinden kaynaklandı." diye konuştu.

Müsilajın tek başına bir su kirliliği olarak algılanmaması gerektiğine değinen Korkmaz, şunları söyledi:

"Biz bilinenin aksine su fakiri bir ülkeyiz. Yeteri kadar tasarrufla birlikte sıfır atık yaklaşımını uygulamalıyız. Burada bir yanlış anlama da var sanki evimizde oluşan atıkları ilgili yerlere atınca sorumluluğu üzerimizden kaldırıyormuşuz gibi algılanıyor. Biz burada salgının da yüzünden halk olarak yeterli farkındalığı yaratamadık. Ne zaman ki müsilaj sorunu ortaya çıktı artık tek çare olarak geri dönüşüm felsefesinin tam da vatandaşta karşılığı olduğu noktaya gelindi. Bu musibet, dersimizi alarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hayatımızın geri kalanını idame ettirme zorunluluğumuzu gösterdi.

– "240 bin ton ambalaj atığını ekonomiye geri kazandırdık"

Bayfa Geri Dönüşüm olarak hanelerin normalde çöp sahalarına giden ambalaj atıklarını ekonomiye geri kazandırdıklarını belirten Korkmaz, "Örneğin 2009'dan bu yana 240 bin ton civarında ambalaj atığını ekonomiye kazandırdık. Bu 9750 megavat elektrikten tasarruf demek, 376 bin ağacın yıllık olarak doğrudan, totalde 3 milyon 765 bin ağacın kesilmesine engel olmak demek. 55 bin ton petrolün gerek plastikte hammadde olarak kullanılması, gerek hammaddeden ürün üretme konusunda çok daha az enerji maliyetleriyle yapılabilir olması demek. Buradan kaynaklanan sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz." ifadelerini kullandı.

Korkmaz, geri dönüşümün milli bir ödev olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:

"Geri dönüşümde bireyden genele yaklaşımı oldukça önemli. Önce hanede başlar bütün atık yönetimi ile ilgili hassasiyetler, çevre krizi zaten bunun bir neticesi. Bundan sonra adım adım ilerlemek gerekecektir, su kaynaklarımızı verimli kullanıp israf etmemek, ihtiyacımızın olmadığı mamulleri tercih etmemek gibi. Hayat akışında mutlaka üretim sonucu atıklar çıkacak ne kadar çaba sarf etsek de. Burada vatandaş olarak sorumluluğumuz önemli. Bayfa Geri Dönüşüm gibi alanında uzman firmalar var. İşimiz kaynaklardan bu atıkları alıp, vatandaşın bilincini destekleyip onları motive edip bu sürekliliği sağlayıp bu tesisimizde olduğu gibi atıkları gruplandırarak, ilgili fabrikalara en kolay ve olağan şartlarda yönlendirerek ekonomiye geri kazandırılmasını ve çevreye katkı sağlamasını sağlamak. Bu görev büyük bir keyif ve sosyal sorumluluk çerçevesinde hatta milli bir ödev. Yerine getirmek büyük bir keyif."

– "Bir ton kağıt atığın geri dönüşümü 17 ağacın kesilmesini önlüyor"

Yaptıkları işi önemsediklerini kaydeden Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Geri dönüşüm firmaları özelinde sadece kar amacı güden firmalar olarak algılanmaktan yoruluyoruz. Burada tesisimizde görülen karton atıkları var, bir ton karton veya kağıt atığın ekonomiye geri kazandırılması 17 ağacın kesilmesinin önüne geçiyor. Bunun başka bir boyutu daha var. Kağıt fabrikalarında siz bu kartonu geri kazandığınız zaman normalde keresteden bir karton veya kağıt mamulü elde etmek istediğiniz zamankine göre 10'da 1'i daha az su kullanıyorsunuz ve 10'da 1 daha az enerji kullanıyorsunuz. Bunu hamur haline getirmek için ısıya ihtiyaç var, bunu yerinde ve kaynağında topladığımız atıklarla sağlamak kadar mükemmel bir opsiyonumuz varken, vatandaş olarak kendimize ihanet etmek yerine ilgili bakanlıkların, hükümetin ve belediyelerin yönergelerini takip ederek ekonomiye kazandırma felsefesini birinci adım olarak merkeze alma ihtiyacı hissetmeliyiz."

Korkmaz, firma olarak hane halklarının sosyal sorumluluk bilinciyle bu işe sahip çıkmasına önem verdiklerine değinerek, "Atıkları daha kaynağında toplayıp ayrıştırarak ekonomiye en uygun maliyetle kazandırırken çevresel faaliyetleri de görüp keyif almak amacımız. Bu anlamda yeteri kadar motiveyiz, tek ihtiyacımız kaynakları sahada yerinde en uygun koşullarla temin etmek." dedi.

Kadın istihdamının geri dönüşümdeki önemine işaret eden Korkmaz, "Biz tesisimizde yüzde 66 oranında kadın personel istihdam ediyoruz. Bu konuyu önemseyen bir grup anlayışımız var. Çünkü evdeki bütün atık yönetiminde aslında ev hanımlarının katkısı var. Buradaki çalışanlarımız da bu hassasiyeti yerinde gördükleri için evlerinde ve bütün iletişimde bulundukları kişilere konunun önemini daha iyi izah edebiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.