Çevre ve Şehircilik Bakanlığından doğayı kirletenlere 9 ayda 208 milyon lira ceza

ANKARA (AA) – AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlık tarafından ocak-eylül döneminde, tesis ve faaliyetlerin çevre mevzuatında belirtilen usul ve esaslara, sınırlama ve yasaklamalara, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) ve çevresel izin süreçlerinde belirtilen taahhüt, izin koşullarına uygun işletilip işletilmediğinin kontrolü için 33 bin 744 çevre denetimi gerçekleştirildi.

Bu kapsamda, hava kirliliğine yönelik denetimlerde 241 idari işlem yapıldı, 18 milyon 840 bin 222 lira ceza verildi. Su kirliliği kaynaklı 413 işlemde 48 milyon 131 bin 473 lira, toprak kirliliği kaynaklı 54 işlemde 4 milyon 279 bin 403 lira ceza uygulandı. Bu denetimler sonucu hava, su ve toprağı kirletenlere toplam 71 milyon 251 bin 98 lira ceza kesildi.

Ayrıca, gürültü, egzoz ve diğer kirliliğe sebep olan tesislere verilen 136 milyon 848 bin 228 lira ceza ile Bakanlığın bu yılın 9 ayında doğayı kirletenlere verdiği toplam ceza 208 milyon 99 bin 326 lirayı buldu, 301 tesis faaliyetten men edildi.

Bakanlık tüm süreçleri online takip ediyor

Bakanlık tarafından sahada yapılan denetimlerin yanı sıra “Sürekli Atık Su İzleme Sistemleri” ile 291 atık su arıtma tesisi, “Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri” ile 321 sanayi tesisine ait 740 bacadaki ölçümler 7/24 online izleniyor.

Türkiye’deki 81 ilde toplam 355 hava kalitesi izleme istasyonu ile de uluslararası standartlara uygun hava kalitesi online ölçülüyor.

Bu ölçümler, tam otomatik cihazlarla yapılıyor, istasyonlardan anlık alınan ölçüm sonuçları saatlik ortalamalar halinde, “Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı”na gönderiliyor. Ölçüm sonuçları ham veri olarak “www.havaizleme.gov.tr” adresinden kamuoyunun bilgisine sunuluyor.

“Evsel ve Endüstriyel Kirlilik İzleme Programı (EKİP)” kapsamında Ergene, Küçük Menderes, Gediz, Bakırçay, Susurluk ve Sakarya havzaları ile Kahramanmaraş Aksu Çayı’nda 82 noktada düzenli izleme çalışmaları devam ediyor.

“Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı” ile de tüm denizlerdeki su kalitesi 353 noktada 2017’den bu yana izleniyor.

Hava kalitesi ölçüm istasyonları, sürekli emisyon ölçüm sistemleri, deniz kalitesi izleme istasyonları ve sürekli atık su izleme istasyonlarından gelen tüm veriler, “Sürekli İzleme Merkezi” yazılım sisteminde toplanıyor.

Bu veriler, çevreye ilişkin karar alma süreçlerinde kullanılıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – AA muhabirinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığından aldığı bilgiye göre, 1900’lerde insan hayatına giren plastiğin gelişmesine bağlı olarak 1977’de alışveriş noktalarında, herkesin rahatlıkla bulabileceği, ortalama kullanım ömrü 15 dakika olan ancak doğada çözünmesi bin yılı bulan plastik poşetler verilmeye başlandı.

Her mağazada alışveriş sonrası verilen bu plastik poşetler, petrol bazlı polietilen maddesinden üretiliyor. Polietilen maddeler ise atık haline geldiğinde ekosistemdeki canlılar ve doğaya zararlı hale dönüşüyor. Dış ortam koşulları ve neme karşı direnç, esneklik ve üstün kimyasal dayanıklılık özelliklerinden dolayı tercih edilen plastik poşetlerin sadece yüzde 1’i geri dönüştürülebiliyor.

İnsan hayatına 20’nci yüzyılın başlarında giren plastiklerin, dünya genelinde 1950’li yıllarda 1,5 milyon ton civarında olan üretim değeri, bugün yıllık bazda 335 milyon tonu aştı.

Bugüne kadar üretildiği düşünülen 8 milyar ton plastik malzemenin en az yarısının, atık halinde doğaya bırakıldığı, ağırlıklı olarak denizlerde ve okyanuslarda biriktiği dikkati çekerken, bunları canlıların tüketmesiyle de zararı besin zincirinin son halkası insana kadar rahatlıkla ulaşabiliyor.

2019 öncesi Türkiye’de, plastik poşet üretimi miktarının yıllık 35 milyar adet civarında olduğu ve bir kişinin yılda ortalama 440 plastik poşet kullandığı belirtilirken, 1 Ocak 2019’da başlatılan ücretlendirilmeyle Türkiye’de plastik poşet kullanımı yüzde 75 seviyesinde azaldı ve bu sayede 354 bin ton plastik atığın oluşması engellendi.

Yaklaşık 14 bin 640 ton sera gazı salımının önüne geçildi

Ayrıca bir plastik poşetin ortalama ağırlığı 8 gram olarak alındığında, yaklaşık 14 bin 640 ton sera gazı salımının da önüne geçilmiş oldu.

Plastik poşet kullanımındaki azalma oranları ile Türkiye’de plastik poşet üretimi için gerekli plastik hammadde ithali de azaltılarak, yaklaşık 2,44 milyar lira tasarruf edildi.

Dünya’da 60’dan fazla ülkede uygulanıyor

Dünya genelinde 60’dan fazla ülkede alışveriş poşetleri ücret karşılığında satılıyor. Bunlardan İsveç, Kanada, Finlandiya, İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya’da plastik poşetler ücret karşılığında temin edilirken Avustralya, Kamerun, Kenya gibi bazı ülkelerde kısmi veya tamamen yasak uygulanıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulunun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen üçüncü toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yakalanan dinamizmle, bir yandan coğrafi verileri kullanılabilir kılarak adım adım veri odaklı ekonomiye geçildiğini diğer yandan da salgına rağmen ekonominin çarklarının hiç durmadan dönmeye devam ettiğini vurguladı.

Coğrafi verileri değere dönüştürme düsturu ile bir araya gelindiğini aktaran Oktay, “2020 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 21,7’lik bir büyüme yakalayarak, dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi haline geldik.” diye konuştu.

Coğrafi verilerden elde edilen kazanımların, ekonomik kalkınmayı sağlam temellere oturtmakta önemli katkılar sağlamaya devam edeceğine dikkati çeken Oktay, “İlk kurul toplantımızdan bu yana ilgili kurumlarımızın katkılarıyla kamunun elindeki coğrafi veriler artık konuşulur hale gelmiştir.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, coğrafi verileri verimliliğe ve üretkenliğe dönüştürerek, sanayi ve tarım alanlarında, ulaşımda, taşınmaz ve sağlık yönetiminde vatandaşların hayatına dokunduğuna işaret eden Oktay, şunları kaydetti:

“Peki coğrafi veriyi hangi alanlarda kullanıyoruz diye baktığımızda, bir bölgenin afete yatkınlığından, trafik yoğunluğuna, şebeke arızalarından, yağış bilgilerine, bölgedeki yatırıma uygun yerlerden, sunulan kamu hizmetlerine kadar pek çok alan sayabiliriz. Örneğin bugün, yaşadığınız binaya ilişkin her türlü bilgiye üzerindeki QR kodunu okutarak ‘Bina Kimlik Belgesi’nden erişebiliyoruz. Ya da iklim değişikliğiyle mücadelemizde coğrafi verilerle hazırlanan ‘Ulusal Su Bilgi Sistemi’nden faydalanabiliyoruz.

Bunların yanı sıra yerli elektrikli araç şarj istasyonu noktalarının tespitinden, ‘Pandemi Haritası’na kadar ortaya konulan çalışmalarla Coğrafi Bilgi Sistemleri, hayatımızın hemen hemen her alanına girmiş durumdadır. Coğrafi bilgi sistemleri alanında son 5 yılda 60’a yakın proje hayata geçirilmiştir. Coğrafi veriler içinde önemli bir yeri olan araçlarımızın konum verileri ile hazırlanan dijital harita uygulamaları sayesinde trafik yönetiminde sadece İstanbul, Ankara ve İzmir’de yılda 2 milyarlık bir tasarruf sağlanmıştır.”

“Herkesin indirip kullanabileceği açık coğrafi veri oranı yüzde 85 düzeyine ulaşmıştır”

Sanayi bölgelerindeki doluluk boşluk durumlarından, ihtiyaç analizlerine kadar birçok bilginin coğrafi bilgilerden sağlanmaya başlandığını aktaran Oktay, “Büyük verinin kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler ve vatandaşlarımız tarafından rahatça kullanılabilmesi için herkesin indirip kullanabileceği açık coğrafi veri oranı yüzde 85 düzeyine ulaşmıştır.” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sosyal, ekonomik, çevresel sorunların çözümüne yönelik konuma dayalı karar verme süreçlerinde coğrafi verilerin kurumlar arası paylaşımı artmış; paylaşılan veri katmanı veya veri seti sayısı 348’den 538’e yükseltilerek, paylaşımda yüzde 55 artış sağlanmıştır. Bu bir anlamda bugüne kadar ifade edilen, Türkiye’de kurumlar arası verilerin paylaşımında yaşanan sıkıntılar dediğimiz konunun, artık hızla çözüme ulaştığının ve verinin paylaşılabilir hale geldiğinin ifadesidir. İnşallah bunu hızlı bir şekilde artıracağız. Kamu hizmetlerinden vatandaşlarımızın faydalanma hızını, verimliliğini, etkinliğini ve memnuniyetini çok daha iyi bir seviyeye getireceğiz.

Coğrafi verinin üretilmesi, paylaşılması, güncelliğinin ve güvenliğinin garanti altına alınması konularında kurumların sorumlulukları netleştirilmiştir. Aynı zamanda ‘atlas.gov.tr’ coğrafi veri arama platformuna 260 bin verinin künyesi aktarılmıştır. Ülkemize ait tarım, orman, emlak, doğal koruma alanları gibi tüm mekansal hazinemizi içeren coğrafi bilgilerin tek bir noktadan paylaşımını sağlayarak, turizmden sanayiye, enerjiden yerel yönetim hizmetlerine hem kamunun hem de özel sektörün verimliliğini artıracak adımlar atmaya devam edeceğiz.”

Çoğu zaman kişilere ait konumsal bilgileri de içeren coğrafi veri ve bilginin toplanma ve saklanma şekline, kiminle ne şekilde paylaşıldığının denetlenmesine, azami önem verdiklerinin altını çizen Oktay, “Şubat ayında konumsal verileri de içerecek şekilde Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği ile Coğrafi Veri Lisans Yönetmeliği uygulamaya girmiştir.” dedi.

Fuat Oktay, şu görüşleri paylaştı:

“Evlerimizde kullandığımız robot süpürgelerin çıkardığı ev içi haritalardan araçlarımızda kullandığımız GPS ve bluetooth verilerine, araçlar ile toplanan sokak görüntülerinden dronelar ile toplanan kamera görüntülerine kadar tüm konumsal verilerimizin güvenliğinin sağlanması yönünde mevzuat düzenlemelerini yapmaktayız. Bu sayede dijital bir harita üzerinde veri üreten, toplayan veya paylaşan tüm ulusal veya uluslararası firmalar izin sürecine bağlanmıştır. Son 3 ay içerisinde 5 firmaya coğrafi veri üretimi ve paylaşımı noktasında izin ve lisans verilmiştir. Böylece ülkemizde evlerimizin de içinde yer aldığı sokak görüntüsü de dahil sahada ve arazide yapılan veri toplama faaliyetlerine yönelik tüm çalışmaların kayıt altına alınması ve konum verisi paylaşım güvenliğine ilişkin altyapı oluşturulmuştur.

Araçlarımızdan ve cep telefonlarımızdan temin edilen konuma dayalı sensör verileri dahil Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızdan izin veya lisans almadan dijital harita üzerinde veri üreten, sunan veya paylaşanlar artık cezai yaptırıma tabidir. Ayrıca konuma dayalı veri üreten, paylaşan ve toplayan tüm kesimler, arazi çalışmalarına başlamadan önce Ulusal Coğrafi Platform’a kayıt yapacak ve bu çalışmalar vatandaşlarımızın her an erişimine açık olacaktır. Vatandaşımız kendisi ve çevresi ile ilgili ne tür veriler toplandığına ve ne tür yatırımlar planlandığına dair dijital platform üzerinden anında bilgi sahibi olabilecektir.”

“Farklı sektörlerdeki uygulamalar, daha da zenginleştirilecek”

“Bu aşamadan sonra hedefimiz büyük verinin analizi ve karar destek sistemleri ile karar alıcı mekanizmaların daha etkin ve verimli hale getirilmesidir.” diyen Oktay, kamu hizmetlerini daha iyi sunabilmek için kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve karar alıcıların bu sistemleri daha yoğun kullanımını yaygınlaştırmanın öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şöyle devam etti:

“Coğrafi veri analizleri sayesinde yatırım ortamının iyileştirilmesi, afet yönetimi, emlak yönetimi, tarım bilgi sistemi ve sağlık bilgi sistemi gibi farklı sektörlerdeki uygulamalar daha da zenginleştirilecektir. Gündemimizde, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu ile Dijital Türkiye Platformu’nun e-Devlet’e entegre edilmesi, kurumlar arası coğrafi veri paylaşımının belediyelerimizi de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması, belediyelerimizin ürettiği coğrafi verilerin akıllı şehir uygulamalarını da kapsayacak şekilde detaylandırılarak güncellenmesi, geleceğin otonom ulaşım yöntemleri altyapısının bugünden oluşturulması ve bunun için gerekli verinin üretilmesi, yerli ve milli navigasyon altyapısı için projeler geliştirilmesi, afet ve acil durumlarda süratle müdahale için veri paylaşımının etkinleştirilmesi bulunmaktadır.

Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızca yürütülen Milli Yer İstasyonu Geliştirilmesi (MİYEG) Projesi ile gelecekte uzaya gönderilmesi planlanan uydularımızda kullanılacak yer istasyonlarının yazılım ve donanım altyapısını, yerli sanayi firmalarıyla çalışarak, milli imkanlarla ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra, Göktürk-1 uydumuz ve yerli İHA’larımızla, ülkemizin uydu görüntüsü ve hava fotoğraflarını her yıl güncelliyor olacağız. Ülkemizin her bir noktasındaki parsel ve binalara ait verileri, tarım potansiyeli, doğal kaynaklar ve üretim faaliyetlerine ilişkin bilgileri, okunması kolay haritalar ile kullanıma açmaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin tarım alanlarını izleyebileceği ya da vatandaşımızın tapuya gittiğinde satın almak istediği evin kat planlarını görebileceği 3 boyutlu kadastro çalışması ve akıllı şehir uygulamalarıyla hayatı kolaylaştıran coğrafi bilgi sistemi uygulamalarını vatandaşlarımıza sunmayı sürdüreceğiz.”