Ceylanpınar'da koruma altındaki ceylanların sayısı artıyor

ŞANLIURFA(AA) – Dünyada az sayıda bölgede nesillerini sürdürmeye çalışan ceylanların Türkiye’de en çok bulunduğu kentler arasında Şanlıurfa yer alıyor.

Üzerine türküler yakılan ve Ceylanpınar ilçesine adını veren ceylanlar, doğal ortamlarının bozulması ve neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalması nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ilçedeki işletmede 1977 yılında koruma altına alındı.

Koruma altına alındığında 23 ceylanın bulunduğu işletmede, ürkek ve narin bir yapıya sahip olan “gazella subgutturosa” türü ceylanlar için 850 dekar doğal yetiştirme alanı oluşturuldu. Yıllar içinde sayıları 668’e ulaşan ceylanların bu yıl doğumların tamamlanmasıyla bine yaklaşması öngörülüyor.

“Yavrular hepimizi heyecanlandırıyor”

TİGEM Ceylanpınar Küçükbaş Hayvancılık Şube Şefi Gökhan Tükenmez, AA muhabirine, 1950’li yıllarda Gaziantep’ten Mardin’e kadar uzanan sahada yaşam süren ancak kaçak avcılık nedeniyle sayıları azalan ceylanların korunmaya alındığını söyledi.

İlçeyle özdeşleşen ceylanların bakımlarının büyük bir titizlikle gerçekleştiğini anlatan Tükenmez, “İşletmemizde 368 tane erkek, 300 tane dişi olmak üzere toplam da 668 tane ceylanımız bulunmakta. Şu an doğum sezonunun ortasındayız. Bu yıl için yaklaşık 300 yavru beklemekteyiz.” dedi.

Tükenmez, doğumların devam ettiğini ve yavruların kendileri için çok kıymetli olduğunu belirterek, “Ceylanları doğum sezonunda 3 vardiya olarak takip ediyoruz, yavrular hepimizi heyecanlandırıyor ve sevinç yaratıyor. İşçiden tutun da müdürümüze kadar şu an herkes büyük bir heyecanla ceylan doğumlarını takip ediyor.” ifadelerini kullandı.

Ceylanların meralardaki otlardan beslendiğini aktaran Tükenmez, bunun yanı sıra ceylanlara yonca ve buğday da verdiklerini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Bursa’daki Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen şampiyon adayı safkan Arap atları, açık artırmayla satılıyor.

“Osmanlı payitahtı” Bursa’da 7 asır önce sarayın ve ordunun at ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Çiftlikat-ı Hümayun, 1926’dan sonra Karacabey Harası ve 1984’ten bu yana ise TİGEM Karacabey İşletmesi adıyla faaliyetini sürdürüyor.

Karacabey ile Mustafakemalpaşa ilçeleri arasında yaklaşık 87 bin 500 dekar alanda bulunan tesiste, geçen yıl 90 tay açık artırmayla satılarak 7 milyon 300 bin lira gelir elde edildi. En yüksek bedelli satış geliri ise 560 bin lira ile 2 yaşındaki “Hasanım” isimli taydan sağlandı.

Bu yıl “elit” ve “koşu tayı” olmak üzere iki kategoride yapılacak satışlar için ilk açık artırma 27 Temmuz’da düzenlenecek. Yıl boyunca tesisteki satışlarda 103 tay görücüye çıkacak.

Taylar, özel ilgiyle adeta bebek gibi yetiştirilip, 1-2 yaşına geldiklerinde açık artırmayla satışa çıkarılıyor.

1932’den itibaren Arap atları yetiştirilen işletme, at yarışı sektörüne milyonlarca liralık değer katıyor.

“Gözümüz gibi bakıyoruz”

İşletmenin Atçılık Şefi Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, AA muhabirine, işletmede yıllık ortalama 600 baş at bulunduğunu söyledi.

Yılda 130-135 tayın dünyaya geldiğinde belirten Yağlıcı, bunların büyük çoğunluğunu açık artırmayla sattıklarını dile getirdi.

Tay doğumlarının ocak ayında olduğunu anlatan Yağlıcı, “İlk ay anne sütüyle besleniyorlar. 6 aylık olana kadar annesinden ayrılmıyor. Dişi ve erkek taylar daha sonra farklı tavlalara ayrılıyor. 1 yaşına gelene kadar bakıyoruz. Daha sonra oluşturulan komisyonla koşu tayları olarak sınıflandırılıyorlar.” dedi.

Yağlıcı, son aşamada tayların 1-2 yaşlarında satışa sunulduğu ifade etti.

Satılan taylar 3 yaşına geldiğinde hipodromlarda koşmaya başlayınca ve yarış kazandıklarında çok heyecanlandıklarını vurgulayan Yağlıcı, şöyle konuştu:

“Atlarımızın tamamı bizim için çok kıymetli. Gözümüz gibi bakıyoruz. Hepsi bizim için birer şampiyon adayı. Elimizde camia tarafından kabul görmüş çok kıymetli soydan gelen aygırların yavruları var. ‘Baba Mevlüt’, ‘Özhaber’, ‘Sonalp’ ve ‘Berksoy’ bunlardan dikkat çekenleri. Her tayımıza biz şampiyon adayı olarak bakıyor, ona göre bakımlarını ve tüm ihtiyaçlarını eksiksiz, titizlikle yerine getiriyoruz.”

MARDİN (AA) – Mardin Ovası’nı Fırat’ın suyuyla buluşturacak çalışmalar hızla sürerken, yıl sonuna kadar 5 bin dekar tarım arazisinin sulanması hedefleniyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalarla 221 kilometre uzunluğundaki Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı’nın tamamlanmasının ardından inşası süren depolama tesisi ve ana kanal üzerindeki şebeke çalışmaları hız kazandı.

Fiziki gerçekleşmenin 80’e ulaştığı depolama ve sulama inşaatlarının tamamlanmasıyla 1 milyon dekarı aşkın tarım arazisi peyderpey Fırat Nehri’nin suyu ile sulanacak. Böylece bölgede yılda 2-3 ürün yetiştirilebilecek, çiftçinin geliri artacak. Proje 100 bini aşkın kişiye iş imkanı sağlayacak.

“Bu çalışma bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak”

Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 221 kilometre uzunluğundaki yapay nehrin tamamlandığını, bereketli toprakların suyla buluşması için diğer çalışmaların da hızla sürdürüldüğünü söyledi.

Suyun depolanacağı alanın yapımı için çalışmaların devam ettiğini belirten Demirtaş, “Mardin depolama alanı 10 bin dekarlık alana sahip. Bunun yüzde 80’i tamamlanmış durumda. Bu depolama alanı bittikten sonra Allah kısmet ederse 835 bin dekarlık alan çok rahat bir şekilde sulanabilecek. Bunun yanı sıra şebeke ile sulanabilecek olan kanal çalışmaları da hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu çalışma da bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak.” dedi.

“Hem üretim hem de istihdam alanında artış meydana gelecek”

Demirtaş, projenin şimdiden Mardin’e hayırlı olmasını dileyerek, “Türkiye’nin en uzun kanalı. Süveyş kanalından bile çok daha uzun. Panama kanalının da 3 katı büyüklüğünde. Ülke ekonomisine 233 milyon lira civarında gelir sağlamış olacağız. Çok muhteşem bir proje.” diye konuştu.

Bereketli toprakların suyla buluşmasından yer altı sularının da önemli derecede etkileneceğini dile getiren Demirtaş, “Yer altından su çekilmeyeceği için bir kere mevcut olan suyu muhafaza edeceğiz. Yapmış olduğumuz Mardin depolama alanı da hem sulamayı sağlayacak hem de yer altındaki su miktarını artırmayı sağlayacak. Topraktaki nem oranı artınca verimlilik de artacak. İnşallah hem üretim artışı olacak hem de istihdam alanında artış meydana gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.

“GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek”

Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter de GAP suyunun bir an önce toprakla buluşmasını arzu ettiklerini belirtti.

GAP’ın sadece bölge değil Türkiye için hayati bir proje olduğuna işaret eden Öter, “Çünkü GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek. Milli servetimiz topraklarımızın tam işlenmesi için GAP’ın gelmesi ve toprakların suyla buluşması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Öter, yaklaşık 30 yıldır toprakların yer altı sularıyla sulandığına dikkati çekerek, bu projeler sayesinde bölgede sulanmayan alan kalmayacağını kaydetti.

Gölete su bırakıldığında tükenmek üzere olan yer altı sularının seviyesinin de yükseleceğini dile getiren Öter, şöyle konuştu:

“Verim iki katına çıkacak. Bunun yanında çeşitlilik de artacak. Bölgede narenciye, seracılık gelişecek. Yılda iki mahsul alıyoruz, bazı yerlerde yılda 3 mahsul bile elde edilebilir. Mardin Ovası bugün ülkenin hububat ve bakliyat ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor. GAP’ın gelmesiyle Mardin Ovası ülkemizin ihtiyacının en az yüzde 35’ini karşılayacak duruma gelecek. Çalışmaların hızlanmasında emeği olan herkese teşekkür ediyoruz. Çalışmalar bu tempoyla devam etsin ve bir an önce GAP suyu toprakla buluşsun istiyoruz. Bunu özlemle bekliyoruz.”

Öter, yetkililerden, toprağa zarar vermeyecek bilinçli ve planlı sulama yapılmasına yönelik çiftçilere eğitim verilmesini beklediklerini de sözlerine ekledi.

“En kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz”

Çiftçi Hasan Kalkan da kuraklık nedeniyle zor günler geçirdiklerini belirterek, “Bu sene kuraklıktan dolayı verim kaybı yaşadık. Bu nedenle GAP Projesi bizim için çok önemli. İnşallah en kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz.” dedi.

Muhabir: Halil İbrahim Sincar