Çinli şirket Kovid-19 aşı adayının 2021 başında kullanıma hazır olabileceğini açıkladı

ANKARA (AA) – SinoVac Üst Yöneticisi Yin Veydong, şirketin başkent Pekin’in güneyinde kurduğu yeni fabrikasında gazetecilere yaptığı açıklamada, üçüncü aşama klinik denemeleri süren “CoronaVac” adlı aşı adayının gelecek yılın başında hazır olmasını beklediklerini, aşıyı ABD, AB ve diğer ülkelere dağıtmayı amaçladıklarını belirtti.

Aşı çalışmasına başladıklarında Kovid-19’un ortaya çıktığı Vuhan şehrine ve Çin’e odaklandıklarını, ancak yaz aylarından itibaren tüm dünya ülkelerine yönelik bir strateji belirlediklerini aktaran Yin, aşıyı ABD ve Avrupa’da dağıtmak üzere ilgili ülkelerin sağlık otoritelerine izin için başvuracaklarını bildirdi.

ABD, Avrupa, Japonya ve Avustralya’daki sıkı düzenlemelerin bugüne dek Çin’de üretilen aşıların bu ülkelerde kullanılmasını engellediğinin anımsatılması üzere Yin, bu durumun değişeceğine dair umutlu olduklarını savundu.

Çin hükümetinin 1’inci ve 2’nci aşama denemelerde etkinliği kanıtlanan ve ciddi bir yan etkiye rastlanmayan aşı adayının acil durum kullanımına izin verdiğine dikkati çeken Yin, kendisi de dahil şirket çalışanlarının yüzde 90’ının, olası bir salgının üretim faaliyetini etkilememesi için deneme aşamasındaki aşıyı yaptırdığını açıkladı.

Formülünde virüsün etkisizleştirilmiş bir versiyonunu içeren aşı adayı için 21 Temmuz’da Brezilya’da, 11 Ağustos’ta Endonezya’da 3’üncü aşama klinik denemelere başlanmıştı.

Türkiye’de klinik denemelerine başlanan ilk aşı adayı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 17 Eylül’de yaptığı açıklamada, CoronaVac adlı aşı adayının Hacettepe Üniversitesinde görevli 3 gönüllü sağlık çalışanı üzerinde test edilmeye başlandığını duyurmuştu. CoronaVac, Türkiye’de insanlar üzerinde denenen ilk potansiyel Kovid-19 aşısı olmuştu.

Bakan Koca, aşı adayının ilk başta 1200 sağlık çalışanı üzerinde deneneceğini, devamında denek sayısının 12-13 bine çıkarılmasının planlandığını ifade etmişti.

Çin’deki aşı çalışmaları

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, Kovid-19’un ortaya çıktığı Çin’de 10 aşı adayının klinik denemeleri sürüyor.

Bunlardan 4’ü birinci, 2’si ikinci, 4’ü ise üçüncü aşamada insanlar üzerinde test ediliyor.

Sinopharm, Sinovac ve CanSino gibi kamuya ait ilaç firmaları, Çin Askeri Tıp Akademisi, Vuhan Viroloji Enstitüsü, Pekin Biyolojik Ürünler Enstitüsü gibi kurumlar ile iş birliği içinde aşı çalışmaları yürütüyor.

SinoVac’ın geliştirdiği aşı adayının yanı sıra Sinopharm’ın Vuhan Viroloji Enstitüsü ve Pekin Biyolojik Ürünler Enstitüsü ile geliştirdiği iki aşı adayı ile CanSino’nun Çin Askeri Tıp Akademisi ile iş birliğinde geliştirdiği “Ad5-NCov” adlı aşı adayı, en fazla umut bağlanan çalışmalar arasında görülüyor.

Klinik denemeler 3 aşamada yapılıyor

Bir aşının yaygın olarak kullanılabilmesi için 3 aşamada insanlar üzerinde test edilmesi gerekiyor.

Klinik denemelerin ilk aşamasında, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşının güvenli olup olmadığı ve insanlar üzerindeki muhtemel yan etkileri araştırılıyor. İkinci aşamada, aşının bağışık tepkilerini uyandırmadaki etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor. Üçüncü ve son aşamada ise aynı işlem binlerce denekle tekrarlanıyor. Tüm bu süreç aylar ve hatta yıllar alabiliyor.

Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan Kovid-19, 200’den fazla ülke ve bölgeye yayılarak salgına dönüştü.

Dünya genelinde vaka sayısı 32 milyon 400 bini aşarken 987 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye, Kovid-19’la mücadelede yoğun şekilde aşılama programına devam ediyor. Vatandaşlar Sinovac ve BioNTech aşılarından istediğini tercih edebiliyor.

Sağlık Bakanlığının “covid19asi.saglik.gov.tr” adresinde yer alan anlık verilere göre, 24 Haziran saat 13.11 itibarıyla uygulanan birinci doz aşı sayısı 30 milyon 312 bin 658, ikinci doz aşı sayısı 14 milyon 687 bin 405 oldu. Böylece toplam doz miktarı, 45 milyon 63 bin olarak kayıtlara geçti.

İstanbul’da uygulanan birinci doz aşı sayısı 5 milyon 834 bin 55, ikinci doz aşı sayısı 2 milyon 397 bin 726, toplam 8 milyon 231 bin 781; Ankara’da birinci doz aşı sayısı 2 milyon 511 bin 736, ikinci doz aşı sayısı 1 milyon 232 bin 137, toplam 3 milyon 743 bin 873; İzmir’de ise birinci doz aşı sayısı 2 milyon 24 bin 824, ikinci doz aşı sayısı 998 bin 395, toplam 3 milyon 23 bin 219 doz oldu.

Yarından itibaren 18 yaşından gün almış herkes aşı randevusu alabilecek

Türkiye’de yarından itibaren 18 yaşından gün almış herkes için aşı randevusu açılacak.

Sağlık Bakanlığı ayrıca 18 yaş altı kronik rahatsızlığı ve ek hastalığı olan çocuk ve gençleri de 1 hafta 10 gün içerisinde aşılamaya başlamayı planlıyor.

Öte yandan yerli aşı TURKOVAC’ın salı günü başlayan Faz-3 çalışmaları, yurt içi ve dışında 40 bin 800 gönüllüyle yürütülecek. Çalışma, Türkiye’nin yanı sıra Macaristan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ı da kapsayacak.

ANKARA (AA) – Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılmasıyla yeni mutasyonların ortaya çıkması, salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikleri ortaya çıkarıyor.

Her virüs gibi Kovid-19 da zaman içinde değişimler geçiriyor. Söz konusu değişimlerin büyük bölümü virüsün temel özelliklerini değiştirmezken; “mutasyon” olarak adlandırılan bazı değişimler, virüsün temel özelliklerini ve dolayısıyla etkisini önemli ölçüde farklılaştırabiliyor.

Bilim insanları, Kovid-19’un mutasyonlarının virüsün ne kadar kolay yayıldığını, hastalık tablosunu, aşıların bağışıklık sağlama düzeyini, teşhis, tedavi ve koruma tedbirlerinin başarısını etkilediğine işaret ediyor.

“Endişe Verici Varyant” (VOC) ve “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI)

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kovid-19’un bugüne dek ortaya çıkan mutasyonları içinde 4’ünü “endişe verici”, 8’ini “izlenmesi gereken” varyant olarak tanımladı.

Örgüt, “Endişe Verici Varyant” (VOC) olarak tanımladığı mutasyonların, “virüsün bulaşıcılığını ve yayılma riskini artırabildiği, öldürücülüğünü veya hastalık belirtilerini değiştirebildiği, önleme ve kontrol tedbirlerinin etkinliğini azaltabildiği” uyarısını yaptı.

Öte yandan “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI) olarak adlandırılan diğer 8 varyantın ise “1’den çok kişiye bulaşma, salgın öbekleri oluşturma gibi topluluk içi yayılma özellikleri gösterdiği, birden çok ülkede görüldüğü ve endişe verici varyanta dönüşüp dönüşmeyeceğinin izlenmesi gerektiği” belirtildi.

Kovid-19’un mutasyonlarını Ocak 2020’den bu yana takip eden DSÖ, 31 Mayıs’ta aldığı kararla, harf ve rakamlarla belirtilen adları dışında, ilk kez ortaya çıktığı ülkelerle anılan varyantların Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılmasına karar verdi.

“Endişe Verici Varyant” olarak belirlenen 4 varyanta Alfa, Beta, Gamma ve Delta; “İzlenmesi Gereken Varyant” olarak kategorize edilen 8 varyanta ise Epsilon (2 varyant), Zeta, Eta, Teta, Iota, Kappa ve Lambda adları verildi.

Bilim insanları, Kovid-19 virüsünün yapısında 4 binden fazla mutasyon tespit etti.

VOC ve VOI olarak sınıflandırılan varyantların büyük bölümü, virüsün insan hücrelerine tutunmasını sağlayan “diken proteinde” meydana gelen değişimlerden kaynaklanıyor.

Alfa varyantı: B.1.1.7

İlk kez Eylül 2020’de İngiltere’de tespit edilen “B.1.1.7”, daha sonra verilen isimle “Alpha” varyantı, DSÖ’nün “endişe verici varyant” olarak tanımladığı ilk Kovid-19 mutasyonu oldu.

Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Fakültesine (LSHTM) bağlı Bulaşıcı Hastalıkların Matematik Modellemesi Merkezince yapılan araştırmada, İngiltere’de incelenen örneklerde varyantın Kovid-19’un yabani tipine (doğal fenotipine) göre yüzde 43 ila 90 daha bulaşıcı olduğu belirlendi.

Bulaşıcılık özelliğinde benzer bir artış Danimarka, İsviçre ve ABD’de yapılan çalışmalarda da gözlendi.

Öte yandan varyantın daha yüksek ölüm oranına yol açtığına dair farklı bulgular ortaya çıktı. Alfa varyantı, İngiltere’de görülen önceki Kovid-19 tiplerine kıyasla LSHTM’ye göre yüzde 71, Exeter Üniversitesine göre yüzde 70, İngiltere Halk Sağlığı Kurumuna göre yüzde 65 ve Imperial College London’a göre yüzde 36 daha fazla ölüme yol açtı.

Ancak uzmanlar, söz konusu bulguların sınırlı sayıdaki numunenin incelenmesiyle elde edildiğine dikkati çekerek nüfusun genelinde öldürücülüğün arttığına dair bir sonuca varılamayacağını vurguladı.

İngiltere’de 2020 sonbaharı boyunca yayılarak hakim Kovid-19 tipi haline gelmesiyle kış aylarında vaka sayılarında belirgin bir artış görülmüştü.

İngiliz hükümeti, 4 Ocak’ta ülke genelinde yeniden sokağa çıkma kısıtlamaları ve karantina tedbirleri uygulamak zorunda kalmıştı.

Beta varyantı: B.1.351

“B.1.351” adını taşıyan Beta varyantı, ilk kez Ekim 2020’de Güney Afrika’da Nelson Mandela Körfezi çevresindeki yerleşim tespit edildi. Mayıs 2020’de mutasyona uğradığı sanılan “Beta” varyantının, DSÖ’nün “Endişe Verici Varyant” olarak tanımladığı Kovid-19 mutasyonları arasında ilk ortaya çıkan olduğu tahmin ediliyor.

Daha önce herhangi akut hastalık geçmişi olmayan genç bireyler arasında daha fazla yayıldığı gözlenen varyantın, Kovid-19’un yabani tipine kıyasla bu yaş grubunda daha fazla ciddi hastalık riski ortaya çıkardığı bildirildi.

Varyantın yayılmasının Güney Afrika’da 2020 sonbaharından bu yılın başına kadar görülen vaka artışında etkili olduğu düşünülüyor.

Alpha varyantı ile benzerlikler taşıyan Beta varyantının çivi proteinde ilave mutasyonlar yaratması, virüsün bulaşıcılığının artması yanında aşılara karşı direnç geliştirebileceğine dair kaygılara yol açtı.

Aşı üreticileri Johnson&Johnson, Pfizer-Biontech, AstraZeneca-Oxford, Sinopharm ve Moderna, varyantın Kovid-19 aşılarının koruyuculuğunu azalttığını, antikorlara karşı direnç geliştirdiğini bildirdi.

Gamma varyantı: P.1

İlk kez Ocak 2020’de Japonya’da Brezilya’dan seyahat eden yolcularda tespit edilen, daha sonra “Gamma” olarak adlandırılan “P.1” varyantı da DSÖ tarafından “Endişe Verici Varyant” olarak nitelenen Kovid-19 mutasyonları arasında yer aldı.

Varyant, virüsün aminoasitlerinde 17 değişim yarattığı biliniyor. Bunların 10’u virüsün insan vücuduna tutunmasını sağlayan çivi proteini etkiliyor.

Varyantın bu yılın başında Brezilya’nın Amazonas eyaletinin başkenti Manaus’daki ani vaka artışında etkili olduğu tahmin ediliyor.

Ekim 2020’de yapılan kan tahlili araştırmasında, kent sakinlerinin yüzde 76’sında insan vücudunun Kovid-19’a karşı geliştirdiği antikorlara rastlandığı, bunun “kitlesel bağışıklığa” işaret eden yüzde 67 oranının üzerinde olduğu belirlenmişti.

Ancak kentte Ocak 2021’de yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkması, virüsteki değişimin vücudun yabani tipe karşı geliştirdiği doğal antikor korumasını etkisiz kıldığı, dolayısıyla aşılara da direnç geliştirebileceği endişesine yol açtı.

Delta varyantı: B.1.617.2

İlk kez Ekim 2020’de Hindistan’da tespit edilen ve “çift mutant” adı verilen “B.1.617.2” de DSÖ tarafından “endişe verici varyant” olarak nitelediği son Kovid-19 mutasyonu oldu.

Virüsün çivi proteininde bulaşıcılığı ve antikor direncini etkileyebilecek mutasyonlara yol açan Delta varyantının, Hindistan’da martta başlayan ve günlük vaka sayılarının 400 bine kadar çıktığı ikinci salgın dalgasının sorumlusu olduğu tahmin ediliyor.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, mayısta yaptığı değerlendirmede, Delta varyantının yayılma hızının Alfa varyantına göre yüzde 51-67 daha fazla olduğu uyarısında bulunmuştu.

DSÖ, 19 Haziran’da yaptığı açıklamada, bulaşıcı özelliği yüksek Delta varyantının dünya genelinde baskın tür haline gelmesinin beklendiğini bildirmişti.

Baş ağrısı, boğazda kuruluk, burun akıntısı ve ateş gibi grip benzeri hastalık belirtilerine yol açan Delta varyantı, Kovid-19’un önceki tiplerinde görülen öksürük, solunum stresi, sırt ağrıları gibi zatürre, soğuk algınlığı türü hastalık tablosundan farklılaşıyor.

Delta varyantının aşılara karşı da belirli düzeyde direnç geliştirdiği saptandı.

Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR), Bharat Biotech şirketinin Kovid-19’un yabani tipi ile geliştirdiği inaktif aşının varyantlara karşı etkisine dair yayımladığı araştırmada, aşının B.1.617 ailesindeki mutasyonları etkisiz hale getirmekte başarılı olduğunu fakat bunu daha düşük etkinlikle yapabildiğini ortaya koydu.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu da yaptığı araştırmada, Pfizer-Biontech ve AstraZeneca-Oxford aşılarının Delta varyantına karşı ilk dozda yüzde 33, ikinci dozdan sonra Pfizer-Biontech’in yüzde 88, AstraZeneca-Oxford ise yüzde 60 etkili olduğunu belirledi.

Daha önce yapılan klinik denemelerde, her iki aşı da Kovid-19 yabani tipine karşı yüzde 90’ın üzerinde başarı sağlamıştı.

“Delta artı” varyantı

Hindistan Sağlık Bakanlığı, Delta varyantının ilk kez nisanda ortaya çıkan bir türev mutasyonunun “endişe verici varyant” olarak sınıflandırıldığını duyurdu.

“AY.1” olarak adlandırılan ilave mutasyonun virüsün daha kolay yayılmasına, akciğer hücrelerine daha kolay bağlanmasına yol açtığı ve antikor tedavisine direnci artırdığı belirtildi.

Delta Plus varyantı, Hindistan’ın 3 eyaletinde yaklaşık 40 kişide tespit edilirken; ABD, İngiltere, Portekiz, İsviçre, Japonya, Polonya, Nepal, Rusya ve Çin’in olduğu 9 ülkeye daha yayıldı.

Bilim insanları, yeni mutasyonun “Endişe Verici Varyant” olarak değerlendirmek için henüz yeterli verinin bulunmadığının altını çiziyor.



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri