Çoban Veysel'in sörf yeteneği göz kamaştırıyor

KOCAELİ (AA) – Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde çobanlık yapan 17 yaşındaki Veysel Demir, Babalı Sörf Kulübü'nün kurucusu ve aynı zamanda antrenörü olan Tolga Hadimoğlu'nun desteğiyle başladığı dalga sörfünde elde ettiği derecelerle dikkatleri üzerine çekiyor.

Babalı Mahallesi'nde hayvancılıkla geçimini sağlayan mütevazi bir ailenin dört çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Veysel Demir, 2,5 yıl önce tanıştığı sörfte ilerleyerek profesyonel sporcu oldu.

Türkiye'de yeni gelişen spor dalları arasında yer alan dalga sörfünde göz alıcı sporculardan biri haline gelen ve geçtiğimiz hafta Antalya'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası'nı üçüncü olarak tamamlayan Demir, Türkiye'yi uluslararası arenada temsil edebilmek için destek bekliyor.

– "Sörf tahtasının üzerine ilk çıktığımda kendimi çok özel hissettim"

Karadeniz'in hırçın dalgalarını aşmak için mücadele veren Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, lisedeyken okula uyum sağlayamadığı için eğitimini yarıda bıraktığını, Babalı Mahallesi'nde babasının koyunlarına baktığını söyledi.

Dalga sörfüne 2,5 yıl önce Babalı Sörf Kulübü'nün kurucusu ve aynı zamanda antrenörü olan Tolga Hadimoğlu'nun desteğiyle başladığını anlatan Demir, "Hocamız eğlence amacıyla yarışma düzenlemişti ve kazanlara hediye verdi. Biz de ondan sonra burada sörf yapmaya başladık." diye konuştu.

Demir, sörf tahtasının üzerine ilk çıktığında kendisini çok özel hissettiğini ve ondan sonra sörfün kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü aktararak, "Ailem ilk zamanlarda pek sıcak bakmadı. İzin alıyordum ama bu derecelere kadar geleceğimi pek tahmin etmiyorlardı. Başarılı olduktan sonra babam bana hediye olarak sörf tahtası aldı." ifadelerini kullandı.

– "Sörf benim için bir yaşam biçimi"

Dalga sörfünde iki kere Türkiye Şampiyonası'na katıldığını ve Alanya'da gerçekleştirilen Dalga Sörfü Türkiye Şampiyonası'nda üçüncü olduğunu dile getiren Demir, "Hedefim Türkiye birincisi olup Dünya Şampiyonası'na katılmak. Yine ülkemizi olimpiyatlarda temsil etmek hedeflerim arasında. Daha sonrasında ise burada sörf kulübü açarak yeni nesillere ilham vermek istiyorum." açıklamasında bulundu.

Veysel Demir, sörfün artık hayatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Benim için bir yaşam biçimi gibi. Sabahları babamla biraz koyunlara baktıktan sonra sörf okuluna gidiyorum. Ekipmanlarımı hazırlayıp, suya giriyorum. Dalga olmadığında paddle yapıyorum. Bu şekilde 1,5 saat suda kaldıktan sonra eve dönüyorum. Babalı, benim için dalgaları güçlü ama biraz ufak ve bozuk oluyor. Daha büyük dalgaların olduğu yerde sörf yapmak istiyorum."

Şu anda bir sponsoru olmadığını belirten Demir, destek verilmesi halinde daha başarılı olacağına inandığını sözlerine ekledi.

– "Veysel'in yeteneği beni çok etkiledi"

Babalı Sörf Kulübü'nün kurucusu Tolga Hadimoğlu da 15 senedir Kandıra'daki çocukları sörfle tanıştırmak için yürütülen bir projenin başında olduğunu ifade etti.

Babalı'da kurduğu sörf okulu ve sörf akademisiyle bu sporu tanıtmaya ve tutkunlarına hizmet vermeye çalıştığını kaydeden Hadimoğlu, Veysel Demir ile tanışma hikayesini şöyle anlattı:

"Veysel, çobanlıkla geçimini sağlayan bir aileye mensup. Koyunlarını arkada bulunan tepelere getirip gizli gizli burada sörf yapanları seyrediyordu. Bir mahcubiyeti vardı. Ne zaman yanına gitmeye çalışsak koyunlarını alıp uzaklaşıyordu. Bir gün yine koyunlarını sahile getirmiş otlatıyordu fakat bu sefer kulübe daha yakın bir yerde oturuyordu. Yanına gidip ne yaptığını sordum. Sörf yapanları seyrettiğini söyledi. Sörf tahtasını alıp suya girmesini istedim. Açıkçası Veysel beni şaşırtan çocuklardan biriydi. Herhangi bir eğitimi olmamasına rağmen tahtayı alır almaz 10-15 dakika içerisinde dalgayı yakalayıp tahtanın üzerinde kalktığını gördüm. Bu beni çok etkilemişti. Ondan sonraki süreçte yavaş yavaş suda zaman geçirmeye başladı ve 2-3 sene içerisinde büyük gelişme kaydetti."

Hadimoğlu, Demir'in geçen yılın başında burslu öğrenciler arasına girdiğine dikkati çekti.

Veysel'in, yaşı itibarıyla çok avantajlı, inanılmaz yetenekli ve sörfe olan tutkusunun müthiş olduğunu aktaran Hadimoğlu, "Geleceği çok parlak diye düşünüyorum. Bundan sonraki eğitimlerimiz ciddi olarak devam edecek. Şu anda birçok insan için hayalperestlik gibi görülebilir ama ben Veysel'in 2024 olimpiyatlarında ülkemizi temsil edebileceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Karsan Üst Yöneticisi (CEO) Okan Baş, Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında kullanılma ihtimaline ilişkin, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." dedi.

Karsan’ın Bursa’daki fabrikasında, şirketin yüzde 100 elektrikli model ailesi e-ATA’nın tanıtımına ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Okan Baş ve Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Baş, e-ATA’da yerlilik oranının şu anda yüzde 35 ile 40 arasında olduğunu ifade ederek,, bu noktada bataryanın çok önemli bir etkisi olduğunu ve gelecek dönemde bataryaların da yerlileşmesiyle birlikte bu oran daha da artacağını söyledi.

Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında ne zaman kullanılacağı yönündeki bir soruyu yanıtlayan Baş, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Okan Baş ürettikleri ürünlerin önce Türkiye’de görünmesini istediklerini ancak hızlı dönüşüm için bir zaman olduğunu kaydetti

Yerlilik oranı hedefi konusunda ise en önemli kaynağın batarya olduğuna dikkati çeken Baş "Bataryayı ülkemizde üretebilir duruma geldiğimiz anda, iş başka bir noktaya gidecek. Bununla ilgili çalışmalar da var, TOGG’un yaptığı girişimler var. Bence o iş de önümüzdeki iki-üç yıl içinde olacak. Birinci konu o… Yan sanayinin dönüşümü ile ilgili çalışmalar var, elektrikli araçlarla ilgili, 'elektrikli araç komponentlerini devreye almak' için çalışmalar var, o da fena gitmiyor, onlar da devreye girecek. Biz biraz önden gittiğimiz için dış kaynak kullanımı fazla, bu başlangıç aşamasında. Ama ülkenin de bu treni yakalamasıyla bu hızla devam edecektir, büyüyecektir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci var"

Okan Baş, Renault ile Megan üretimine ilişkin imzalanan anlaşmaya da değindi.

Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci olduğunu aktaran Baş, şöyle devam etti:

"Ondan sonra da inşallah üretime başlıyor olacağız. Bizim kimliğimiz zaten bu esnekliği barındıran bir kimlikti. Bugüne kadar da biliyorsunuz biz çok büyük OEM’lere bir taraftan üretim yapabilen bir yapıya sahibiz. Öbür taraftan da kendi markamızla toplu taşıma araçları çözümleri üreten bir kimliğimiz var. İkisini bir arada barındırıyoruz. Özellikle 2. tarafın gelişimi için çok büyük bir yatırım yaptık son 5 yılda ve bu noktaya geldik. Bugün de paylaştığımız bu zaten. Bunu neden önemsiyoruz? Çünkü bu noktada Karsan’ın marka değerini bu kartların yeniden dağıldığı dönemde, elektrikli dönüşümde biz daha iyi bir yer almak istiyoruz Avrupa’da. Zaten markamız daha çok tanınmaya başladı, bundan sonra daha çok tanınacak çünkü pazarın yüzde 80’nine hitap edebilecek ürünler var. Bunlarla beraber Karsan’ın da elektrikli araç pazarında, yeni oluşan pazarda önce girmiş, kendisinin yerini büyütmüş, önce Avrupa’da sonrasında Kuzey Amerika’da iki odak yerimiz var, birincisi önce Avrupa, ikincisi sonra Kuzey Amerika. Kendi ayak izimizi büyütmeye çalışıyoruz Karsan markası olarak."

– "Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz"

Karsan’ın servis araçlarının BMW Ar-Ge mühendislerini taşıdığı görüntülerin sosyal medyada ilgiyle karşılanmasına da değinen Baş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Avrupa pazarının yüzde 10-15’indeyken şimdi tamamında varız. Yüzde 10-15’indeyken bile iyi şeyler yaptık. Jest kendi segmentinde lider oldu Avrupa’da. Dediğiniz gibi BMW’nin personelini taşıyan da aracımız var. Bu anlamda arkadaşlar iyi de çalışıyorlar. İletişim anlamında Karsan’ın değerini, bilinirliğini artırma yönünde sosyal medyada çok iyi çalışıyor bizim takım. Orada da iyi noktadayız. Bundan sonra daha da artacak çünkü daha fazla insana dokunuyor olacağız. Pazarın daha fazla büyük tarafına girince sesimiz daha çok çıkacak. Deneyimimizi olumlu yönde artırmak istiyoruz her zamanki gibi. Müşterimizin bize iyi şeyler söylemesini, bizimle ilgili olumlu düşünceler yaşamasını hedefliyoruz. İnşallah bütün hedefimiz o. Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz."

– "İleride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek"

Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu ise konaklama noktalarında şarj istasyonlarının bulunması durumunda bu araçların şehirler arası ulaşımda da kullanılabileceğine işaret ederek, "Geçenlerde Madrid-Barcelona arasında biz Atak Electric’i kullandık. Sorunsuz bir şekilde Madrid’den Barcelona’ya kadar gitti. 450 kilometrelik menzil şehirlerarası için de çok ciddi bir menzil. Dolayısıyla ileride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek. Şu haliyle bile şu anda verdiğimiz menzil buna yeterli gözüküyor." dedi.

Türkiye’de şehirler arası toplu ulaşımda elektrikli minibüs ve midibüslerin gelecekte daha fazla kullanılmasına ilişkin beklentileri de değerlendiren Arpacıoğlu, şunları kaydetti:

"Biz de aynı heyecanı paylaşıyoruz, biz de belediyelerin Karsan’ı tercih etmesini canı gönülden istiyoruz. Ama Okan Bey değindi, yurt dışında çok ciddi teşvikler var. Yurt dışında açılan ihalelerin bir kısmı da Avrupa fonundan karşılanıyor. Dolayısıyla orada biraz daha hızlı hareket ediliyor ama Türkiye’de de kullanan, elektrikli deneyiminin tatmış bir-iki tane belediye var. Şu anda 5-6 belediye de bu konudaki iyi niyetini, heyecanını ortaya koymuş durumda. Onların hepsi ile temasımız var, fabrikamızı ziyaret ettiler. Biraz kaynakla alakalı gecikme olabilir. Kaynak buldukları anda Türkiye’deki belediyeler de yurtdışında olduğu gibi bu dönüşüme ayak uyduracaklar. Şimdilik biraz daha maliyet dolayısıyla çevreyi koruma bilincini CNG’li araçlarla gideriyorlar. Bu sene içinde takip etmişsinizdir iki üç tane CNG ihalesi sonuçlandı. Ama bir sonraki adım elektrikli. Okan Bey iki üç sene dedi ama ben biraz daha erken olacağını umuyorum."

KOCAELİ(AA) – Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde hasadına başlanan şeker kamışından geleneksel yöntemlerle yapılan ve kilogramı 100 liradan satışa sunulan doğal pekmez büyük talep görüyor.

Kandıra’da son yıllarda ekim alanı genişleyen şeker kamışı, gerekli olgunluğa erişmesinin ardından eylülde toprak seviyesinin bir karış üzerinden orakla kesilerek hasat ediliyor.

Daha sonra merdanelerden geçirilerek çıkarılan ürünün öz suyu, ince delikli süzgeçte süzülerek kazanlarda odun ateşinde kaynatılıyor. Pekmezin dibinin tutmaması ve yanık kokusunun oluşmaması için de sürekli karıştırılıyor.

Kazana koyulan su miktarı ve ateşin şiddetine göre 8 ila 10 saat arası süren kaynatma işlemi, pekmezin ağdalı kıvama gelmesinin ardından sona eriyor.

Raf ömrü uzun ve pek çok hastalığın olumsuz etkilerini gidermede etkili olduğu söylenen şeker kamışı pekmezi, tüketicilerden yoğun talep görüyor.

“Tohum bulma hikayemiz çok enteresan”

Kandıra’da 10 yılı aşkın süredir şeker kamışı yetiştiren 58 yaşındaki Kadir Doğan, AA muhabirine, şeker kamışının çocukluğunda yaygın olarak yetiştirildiğini, o dönemlerde öküzlerin çevirdiği mengenelerde sıkıldığını söyledi.

İlçede öküz kalmayınca mengenelerin de bir kenara atıldığını, bunun sonucunda çiftçilerin şeker kamışı üretimini bıraktığını anlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıllar sonra tekrar üretmeye karar verdim. Tohum bulma hikayemiz de çok enteresan. Çok aradım, eski Kandıra Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Güzel, bir bağ getirdi ama toprak olmuştu. 500 metrekare alana saçtım bunu ve 3 kök çıktı. Bu 3 kök sonraki sene tarla oldu. Bunu yaygınlaştırdık ve bugün Kandıra’nın pek çok yerinde yeniden ekiliyor.”

Doğan, şeker kamışı tohumunun ilkbaharda toprağa atıldığını, eylül ayında hasadın başladığını belirterek, “Çok bakım istemiyor. Eğer çok kurak giderse bir kez sulamak yetiyor.” dedi.

“Kilogramını 100 liradan satıyoruz”

Hasadın oldukça zorlu olduğunu vurgulayan Doğan, “Şeker kamışını orakla kesiyoruz, kabuğunu temizliyoruz. 2-3 gün bekletildikten sonra mengenede sıkılıyor. Yine sıkma makinesini sanayide yaptırdım. Bu makinede suyu alındıktan sonra kaynatma işlemi yapılıyor. Kaynatma süresi yaklaşık 8 ila 10 saat arası değişiyor.” diye konuştu.

Kadir Doğan, 100 kilogram şeker kamışı suyundan 11-12 kilogram pekmez çıktığını dile getirerek, “Pekmezin kilogramını 100 liradan satıyoruz ama talebe yetişemiyoruz. Türkiye’nin her yerinden müşterimiz var.” dedi.

Pekmezin genellikle kahvaltıda tüketildiğini aktaran Doğan, organik olduğundan birçok kişinin şifa için aldığını sözlerine ekledi.