Çocuklara anayasayı masalsı bir dille öğretiyor

İSTANBUL (AA) – SAADET FİRDEVS APARI – Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun, çocuklara anayasayı masalsı bir dille öğretmeyi hedefliyor.

Anayasanın biçimlendirdiği modern devlet düzenini herkesin anlayabileceği bir dille öyküleştiren Boztosun'un, temel hak ve özgürlükleri öğrenmenin, her vatandaşın görevi olduğu bilinciyle kaleme aldığı "Anayasa Candır" adlı çalışması, öz güvenli, akıllı sorular soran, rahat ve içten bir Z-kuşağı genci, Zeyno'nun maceralarını konu alıyor.

Prof. Dr. Boztosun, temelini anne-çocuk metaforu üzerine inşa ettiği hikayede, "anayasa"yı "devlet"in annesi olarak betimlerken, "Devlet", annesi "Anayasa" sayesinde, zorba ve keyfi bir güç yoğunlaşmasına dönüşmekten korunuyor.

"Devlet"le maceradan maceraya koşan "Zeyno"nun hikayesi, okuyucuya hukukun üstünlüğünü ve anayasal düzeni farkına varmadan, masal dinlermiş gibi öğretiyor.

– "Ortak ve kapsayıcı bir dil için çaba gösterdim"

Ayşe Odman Boztosun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ufak bir çabayla, temel hak ve özgürlüklerin öğrenilebileceğini belirterek, "Anayasal düzeni anlayıp içselleştirerek, 'Devlet biziz.' diyebiliriz, demeliyiz. Bir vatandaş olarak bu bizim görevimiz." dedi.

12-13 yaş grubundan itibaren, okuyan herkesin rahatlıkla kitapla bağ kurabileceğini kaydeden Boztosun, "Ortak ve kapsayıcı bir dil yakalamak için çok çaba gösterdim. Sanırım başarılı da oldum. Annem de okudu, kızım da." diye konuştu.

Boztosun, "Zeyno"nun serüven boyunca karşılaştığı diğer karakterleri ise şu sözlerle anlattı:

"Karakterlerin bence en ilgi çekicileri 'Özgürlük Kelebekleri'. Anayasamız öncelikle özgürlüklerimizi güvence altına alıyor ve temel özgürlüklerimizin tümünü sayarak devletimizin bunları korumakla yükümlü olduğunu söyleyen başka bir belgemiz yok. Çeşitli özgürlüklerin kelebekleri var, 'Can Kelebekleri', 'Özel Hayatın Gizliliği', 'Konut Dokunulmazlığı', 'Din ve Vicdan Özgürlüğü', 'İfade Özgürlüğü', 'Bilim Özgürlüğü', 'Sanat Özgürlüğü' kelebekleri. Bu özgürlüklerin kelebeklerinin her biri, niteliklerine uygun birer şekle sahip. Örneğin Bilim Özgürlüğü, gece gibi karanlık siyah kanatlarının üstünde pırıl pırıl sarı yıldızlar olan bir kelebek. Bizler merak edip araştırdıkça ve öğrendikçe yıldızları daha çok ışıldıyor ve kanadındaki altın tozları diğer özgürlüklere bulaştıkça onlar da parlamaya başlıyor. Aslında kitabın merak ve öğrenmeye dair güçlü bir alt teması da var. Her zaman soran, sorgulayan, aklını kullanan bireyler olmalıyız. İçinde bulunduğumuz düzeni de sorgulayarak öğrenmeliyiz. Bunu da çocukların ve gençlerin öğrenmesini özellikle istedim."

Kitapta kişi haklarından sosyal ve siyasi haklara kadar tüm temel haklar yelpazesinin çiçeklerle anlatıldığını söyleyen Boztosun, böylece kitabı okuyan herkesin haklarını gözünde canlandırabildiğini ifade etti.

– Kitaba özel emojiler tasarlandı

Prof. Dr. Boztosun, kitap için özel emojiler tasarlandığını aktararak, "Tespitlerimize göre dünyada ilk defa uygulandı. Kitabın içinde, kitap için özel olarak tasarlanan emojiler var. Anayasa karakteri bir damla ile tasvir edildiği için emojiler de damla formatında oldu. Zeyno’nun, Devlet’in yolculukları sırasındaki duygularını emojilerle ifade ettik." dedi.

Kitabının şu ana kadar kurumsal bir destek almadığını aktaran Boztosun, "İlk güçlü talebin gençlerden ve kadınlardan geleceğini öngörüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Boztosun en iyi tanıtımın okurların beğenip birbirine tavsiye etmesiyle olduğunun altını çizerek,"Anayasa Candır karakterleri başlı başına bir ilgi objesine dönüşme potansiyeline sahip. Dolayısıyla 'Zeyno'dan başlayarak 'Anayasa', 'Devlet', 'Özgürlük Kelebekleri', 'Hak Çiçekleri' de başka projelere kaynaklık edecektir. Bunun tasarımlarını şimdiden yapmaya başladık. Çünkü kişiler artık imajlar üzerinden kavramları algılıyor, birbiriyle öyle iletişim kuruyorlar." ifadelerine yer verdi.

Ekim 2019'da On İki Levha Yayıncılık'tan çıkan kitabın "Küçük Prens" ve "Sofi’nin Dünyası"na benzetildiğini ifade eden Boztosun, doğu illerinden başlayarak, eserin ortaokul ve liselere ulaştırılmasına yönelik bağışlanabileceği bir sosyal girişimcilik modeli üzerine çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Erdem’in taburcu edilmesi dolayısıyla Akdeniz Üniversitesinde basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıya Havva Erdem ile Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, dünyanın ilk kadavradan rahim nakli yapılan Derya Sert ve eşi Mustafa Sert ile 15 aylık çocukları “Ömer Özkan” bebek de katıldı.

İlk defa görüntülenen “Ömer Özkan” bebeği kucağına alan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ben de aslında ilk defa kucağıma alıyorum. Çok mutlu ve heyecanlıyım.” dedi.

Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye Cumhuriyeti halkının çok şanslı olduğunu dile getirerek bir kişinin maddi imkanlarıyla karşılaması neredeyse imkansız olan bu tür ameliyatları Sağlık Bakanlığının üstlendiğini söyledi.

Özkan, bundan sonra yapılacak tüm ameliyatların Bakanlığın vereceği izinlerle mümkün olacağını dile getirdi.

Yaklaşık 15 yıl önce başladıkları serüvende 10 yıl önce dünyanın ilk başarılı rahim naklini gerçekleştirerek literatüre geçtiklerini ifade eden Özkan, 5 bin kadından bir tanesinin doğuştan rahminin olmadığı düşünüldüğünde bu ameliyatın öneminin daha da fazla anlaşılacağını kaydetti.

Rahim nakli ile sadece çocuğun yuvalanacağı, büyüyebileceği organı naklettiklerini dile getiren Özkan, “2011 yılında Derya Sert’e yapılan rahim nakli ile dünyada yeni bir süreç başladı. Bunun meyvesi 9 yıllık gecikme oldu. Dünyada da uygulanmaya başladı. Bu şekilde 20-25 çocuk doğdu. Sadece bize bu nedenle başvuran yüzlerce hasta var. Kayıt tutsak belki de binlerce hasta olacaktı. Avrupa’dan, Amerika’dan üst düzey insanların araya girerek ‘Bir görseniz’ dediği hastalar var.” dedi.

Rahim naklinin mevzuatın oluşmasıyla daha da sık yapılabileceğini vurgulayan Özkan, “Mevzuat ile canlıdan da rahim nakli gerçekleştirilebilir. Böylece yurt dışından da hasta gelebilir. Kısa sürede Havva Hanım’ın çocuk sahibi olmasını umuyoruz. Tecrübeler büyük. Bilime önemli katkılar sağlayacak. Önemli bir bilimsel dergide yayımlanacak.” diye konuştu.

Rahim nakli gerçekleştirilen 32 yaşındaki Havva Erdem ise heyecanlı olduklarını söyledi. Ömer Özkan bebeğin dünyaya gelmesiyle daha da umutlandıklarını anlatan Erdem, “11 yıllık evliyim. Eşim hep destek oldu. Sürecin ilerlemesi için sabırsızlanıyoruz. İlk transferde kucağımıza alacağımıza inanıyoruz.” ifadesini kullandı.

Toplantıya doktorunun ismi verilen 15 aylık oğlu Ömer Özkan ile katılan Derya Sert (33), anneliğin çok başka bir duygu olduğunu belirtti. Bu sürece gelmek için çok uğraştıklarını, emek verdiklerini aktaran Sert, “Hocalarımızla birlikte emeğimizin karşılığını aldık. Çok mutluyuz. Duacıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Nakil ekibinde yer alan rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan da rahim nakli konusunda önemli bir dönemeçte olduklarına dikkati çekti.

Dünyanın ilk rahim naklinin ardından Avrupa’dan Asya’ya, ABD’ye kadar birçok ülkeden gelen ekiplere tecrübelerini aktardıkları bilgisini veren Özkan şöyle konuştu:

“Yaptığımız rahim naklinden sonra dünyada bizim tekniğimiz kullanılarak rahim nakilleri gerçekleşti. Havva Erdem, ilk operasyonun gerçekleşmesiyle birlikte anne olma özlemindeki binlerce kadınla birlikte nakil için bizimle iletişime geçti. Nakli yaptık ve dün taburcu oldu. Her şeyin yolunda olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. 11 yıl içinde 12’nci kompozit doku naklimizi yaptık. Bu kadar sayıda dünyada yapan başka bir merkez yok. Bu tecrübenin ışığında sevgili Havva Erdem’in Derya Sert’ten daha kısa sürede çocuğunu kucağına almasını bekliyoruz.”

İki rahim naklinin de Sağlık Bakanlığının bu konuda bir mevzuatı olmadığı için özel izinle yapıldığının bilgisini veren Özkan, bu alanda Bakanlığın hazırlayacağı mevzuatın beklendiğini kaydetti.

Bakanlıkça hazırlanacak mevzuatla rahim nakillerinin de yaygınlaşmasını beklediklerini ifade eden Özkan, “Böylece bu nakiller de tıpkı böbrek, karaciğer nakilleri gibi gündemde yerini alacak ve birçok kadının annelik duygusunu yaşamasına vesile olacaktır. Beklentimiz öncelikle Havva Erdem’in sağlıkla bebeğini kucağına alması.” diye konuştu.

Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu ise 1 yıl içerisinde Havva Erdem için tüp bebek denemelerine başlayacaklarını tahmin ettiklerini belirtti.

Havva Erdem’e Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Prof. Dr. Ömer Özkan’ın başında olduğu ekip tarafından 27 Temmuz’da kadavradan alınan rahim nakledilmişti.

ANTALYA (AA) – Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erbaş başkanlığındaki 5 kişilik bilim insanlarından oluşan ekip, 2018 yılında C vitamini üretmek için çalışmalara başladı.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumundan (TÜBİTAK) destek alan proje ile çalışmalar hız kazandı. Yaklaşık 2 yıl süren laboratuvar çalışması sonunda C vitamini üretimi gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Mustafa Erbaş, AA muhabirine, üniversite olarak bilgi üretirken ülkenin önceliklerini ve ihtiyaçlarını gözettiklerini söyledi.

Araştırma grubunun Türkiye’de üretilmeyen ürünler üzerine yoğunlaştığını ifade eden Erbaş, “C vitamini uzun yıllardır Amerika, Çin ve Almanya’da üretiliyor, toplam ticaret hacmi 1 milyar dolar ve 150 bin ton kadar. Üretilen C vitaminleri çok farklı sektörlerde kullanılıyor. Ülkemizde C vitamini üretilmiyor ve hep yurt dışından ithal ediyoruz.” diye konuştu.

Çalışmaları bu nedenle başlattıklarını dile getiren Erbaş, C vitamini ürünlerini Türkiye’de üretmek için yaklaşık 2 yıldır laboratuvarda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Birçok sektörde kullanılan vitaminin üretim sonuçlarının başarılı olduğunu anlatan Erbaş, şöyle konuştu:

“C vitamini gıda katkı maddesi, ilaç, kozmetik ve kimya sanayi gibi birçok alanda kullanılabiliyor. Türkiye’de C vitamini üretimiyle ilgili daha önce bir çalışma yapılmamıştı. Biz de araştırma grubumuzla bunu ilk kez üretmiş olduk. Türkiye’de laboratuvarda glikozdan sorbitol, sorbitolden sorboz ürettik ve son olarak 2-KLG’den C vitamini ürettik. Çok şükür ki bu projede başarılı olduk ve ülkemizde ilk kez C vitamini üretilmiş oldu. Yeni tip koronavirüs sürecinde insanlar sağlığını korumak için takviye gıda olarak C vitaminini dışarıdan almaya başladı. Hastaneye yatanlara da destek ilaç olarak 2-4 gram C vitamini desteği veriliyor. Bu da gösteriyor ki bu vitamin ülkemiz için stratejik önemi olan bir bileşik.”

Erbaş, endüstri kuruluşlarının bilimsel çalışmalarına destek vermeleri durumunda üretimin hız kazanacağını belirtti.