Çukurova çiftçisi, hasadı süren buğdayın verimi ve fiyatından memnun

ADANA (AA) – Stratejik ürünler arasında yer alan buğdayda, Çukurova yöresinde yaklaşık 10 gün önce başlayan hasat sürüyor. Kentte bu yıl 1 milyon 608 bin dekarda ekilen buğdaydan, yaklaşık 800 bin ton rekolte bekleniyor.

Çukurova çiftçisini, hasat ettikleri buğdayın verim ve fiyatının beklentilerini karşılaması memnun ediyor. Dekara yaklaşık 500 kilogram verim alınan buğday, 2,2-2,3 liradan alıcı buluyor.

“Buğday veriminden üreticiler oldukça memnun”

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, AA muhabirine, buğdayın Türkiye için stratejik bir ürün olduğunu söyledi.

Türkiye’de ilk hasadın Adana’da başladığını belirten Doğru, kentte yağışların buğday için yeterli seviyede gerçekleştiğine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Adana’da çiftçilerimiz dekara 450-500 kilogram civarında verim alıyor. Buğday veriminden çiftçilerimiz oldukça memnun. Piyasada oluşan fiyatlardan da gayet memnunlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu tona 2 bin 250 liralık fiyat da çiftçilerimizi mutlu etti ve piyasanın geriye gitmesinin önünü kesti. Hasadımız yeni başlamasına rağmen buğday verimi oldukça iyi. Bize gelen rakamlar 450-500 kilogramın altında buğday hasat edilmediği yönünde.”

Kentte buğday ekim alanının geçen yıla göre arttığını kaydeden Doğru, hasadı devam eden buğdayda 800 bin ton civarında rekolte tahmin ettiklerini dile getirdi.

Doğru, şunları söyledi:

“Anadolu ve Doğu Anadolu’da kuraklık nedeniyle buğday verimi daha az. Bu nedenle fiyatların yükseleceği inancındayım. Fiyatlar ne kadar yükselirse yükselsin, kuraklık bölgelerinde verim çok az olduğundan dolayı buralara devletimizin muhakkak yardım etmesi lazım. Çünkü bazı bölgelerde duyumlarımız kuraklıktan dolayı çiftçinin buğdayını hasat edemeyeceği şeklinde.”

“Çiftçimizin yüksek fiyatlarla buğdayını değerlendireceğini düşünüyorum”

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle birçok ürünün fiyatının arttığını belirten Doğru, “Bu yıl pandemi nedeniyle dünyada fiyatlar oldukça arttı. Talep çok fazlaydı. Buğday fiyatı da bunu takip etti.” dedi.

Doğru, Adana çiftçisinin bu yıl açıklanan alım fiyatı ve iyi verim sayesinde tatmin edici şekilde kazanç sağlayacağını dile getirerek, “Bunun yanında piyasalarda buğday fiyatının, açıklanan rakamın üstünde seyredeceğini, dünya piyasasının da yüksek seyretmesinden dolayı çiftçimizin yüksek fiyatlarla buğdayını değerlendireceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Buğday ekilen diğer bölgelerdeki kuraklığa değinen Doğru, şunları kaydetti:

“Özellikle Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Ege bölgelerinde kuraklıktan etkilenen çiftçilerimizin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının ertelenmesi çok memnun etti. Ancak bunun yanında bu çiftçilerimize tohumluk buğday ve gübre yardımı faizsiz olarak hibe şeklinde hükümetimiz tarafından verilirse, kuraklıktan etkilenen çiftçilerimiz gelecek sene buğday ekmeye devam edecek. Türkiye ihtiyacı olan 19-20 milyon ton buğdaya gelecek sene de bir kuraklık olmazsa sahip olacaktır. Bu yıl Türkiye’de kuraklıktan dolayı 18 milyon ton civarında rekolte bekleniyor. Bir miktar eksiğimiz olabilir, bunu da ithalat yoluyla karşılayabiliriz ancak buğday üreticisinin üretime devam edebilmesi için muhakkak teşvik lazım.”

Üretici Abdullah Yıldız da hasadını yaptıkları buğdaydan aldıkları verimden memnun olduğunu belirterek, hem verim hem de fiyatın iyi olduğunu söyledi.

Yıldız, kazançlı bir hasat sezonu geçirilmesi temennisinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Küresel iklim değişikliğinin tetiklediği kuraklık nedeniyle bölgedeki su kaynakları ile tarımsal sulama kuyularının seviyesinde düşüş yaşandı.

DSİ 4. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, il genelindeki su kaynakları son 10 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynağı Beyşehir Gölü, aktif doluluk oranında kritik eşiğin altına indi.

Son 10 yılın ortalamasında aktif doluluk oranı yüzde 42 olan gölde su miktarı ilk defa “ölü hacim eşiği” kabul edilen 3 bin 28,29 hektometreküpün altına gerilediği için tarımsal sulamaya izin verilmiyor. Yine Suğla depolaması ve İvriz Barajı da kritik eşiğin altına indiği için su kullanımına müsaade edilmiyor.

Tarımsal sulamanın yanında kentin içme ve kullanma suyuna kaynak olan Bağbaşı Barajı’nın aktif doluluk oranı yüzde 15’e düşerken, Altınapa Barajı’nda bu oran yüzde 51’e geriledi.

Çavuşçugöl depolamasının aktif doluluk oranı yüzde 2’ye, Apa Barajı’nın da yüzde 4’e kadar düştü.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, AA muhabirine, Konya Ovası’na uzun yıllar ortalamasının çok altında yağış düştüğünü söyledi.

Bu durumun barajları ve sulama kaynaklarını olumsuz etkilediğini belirten Soylu, tarımsal üretimde büyük sıkıntılar yaşandığını anlattı.

Hububat üretim alanlarında ciddi verim kayıpları olduğuna dikkati çeken Soylu, “Bazı yıllar meteorolojik kuraklıklar oluyordu ancak üretim anlamında tarım takvimine uygun periyodik yağışlar alıyorduk. Bu yıl çok farklı oldu. Bitkilerin tam ihtiyacı olduğu dönemlerde de hiç yağmur düşmedi. Bu da ister istemez çiftçilerin sulama kaynaklarına yönelmesine neden olduğu için mevcut su kaynakları üzerinde olumsuz baskılar oluşturdu.” diye konuştu.

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz”

Bölgedeki çoğu sulama kaynağının dip seviyeleri gördüğünü ve derin kuyulardaki suların da çekildiğini anımsatan Soylu, sulanabilir arazide tarımı yapılan baharlık ürünlerin olgunlaşma döneminde ihtiyaç duyduğu suya ulaşamamasının verim kayıplarını artıracağını dile getirdi.

Soylu, şöyle devam etti:

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz. Artık ekim zamanlarımız, yetiştirme tekniklerimiz farklılıklar göstermeye başladı. Mutlaka bu iklim değişikliğine göre tarımı yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çiftçi alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor. Özellikle bitki su tüketimine göre çiftçilerin sulama programlarını çok daha farklı yapmamız lazım. Suyu tasarruflu kullanan sulama teknolojilerini yaygınlaştırmamız lazım. Yine özellikle yağışın düşük olduğu bölgelerde ürün desenlerini yeniden ele alarak suyu daha az tüketen bitki türlerinin ekimini teşvik edecek yeni tarım politikaları oluşturulması son derece önemli.”

“Her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz”

Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker de dış havzalardan Konya Ovası’na acilen su getirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bazı uzmanlar, dış havzalardan su getirmek çok maliyetli, cazip değil diyor ama bunlar göz önüne alınmadan, pahalı, ucuz demeden çözüm üretilmeli. Dünyada her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz. Konya, Türkiye’de tarımsal üretimin yüzde 15’ini karşıladığı için bu sadece bizim de değil, tüm ülkenin meselesi. Burası sadece hububatta değil, pancar, mısır, ayçiçeği, kaba yem gibi ürünlerde de potansiyeli çok yüksek bir tarım merkezi. Çiftçinin kaderi şu anda tamamen yer altı sularına bağlı. O da çekilmeye devam ederse gerçekten büyük sıkıntılar yaşarız. Ülkemizin bir tarafında sel felaketleri yaşanırken, burada da kuraklık felaketi yaşanıyor, Rabbim hakkımızda hayırlısını versin. Hiçbir zaman ümidimizi kaybetmeyeceğiz.” diye konuştu.

Tarımsal sulamanın derin kuyularla yapıldığı Cihanbeyli bölgesinde çiftçilik yapan Alişan Taşpınar ise şunları söyledi:

“En az yağış alan bölgelerden birinde çiftçilik yapıyoruz. Bu yıl kuraklığın çok fazla zararını gördük. Ne kadar az yağmur alsak da Rabbim yer altına su depolamış ve bizler de bunu kullanarak tarım yapıyoruz. Önceden çok bilinçsiz kullanıldığı için su seviyelerimiz beklenenden çok daha hızlı çekildi. Geçmişte su 15-20 metreden çıkıyordu, şimdi 70-80 metreden çıkıyor. Suyun azalması da bizi çok tedirgin ediyor. En değerlimiz, olmazsa olmazımız sudur. Yoksa üretim biter. Toprağın su tutmasını sağlayacak faktörlerin çiftçilerimize iyi anlatılması gerekiyor. Su kanallarındaki kayıp ve kaçağın da önüne geçilmesi suyun düzenli kullanımında çok önemli. Dış havzalardan su gelmesi en büyük umudumuz.”

EDİRNE (AA) – Edirne genelinde kuraklık ve sıcak hava yaşamı zorlaştırıyor. Sıcaklığın 40 derecelere ulaştığı kentte uzun süredir doyurucu yağış alamazken bu durumdan en çok tarımsal üretim etkileniyor.

Türkiye’nin ayçiçek ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’inin karşılandığı Edirne’de üreticiler, kuraklığın etkisinin hissedilmeye başladığını belirtti.

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, AA muhabirine, son haftalarda beklenen yağmurların olmaması ve etkili sıcak havanın ayçiçeğin gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi.

Kış ve bahar yağışlarının iyi olmasına karşın yaz aylarında istenen yağışın olmadığına dikkati çeken Arabacı, “Ayçiçeğinin gelişimi güzeldi ancak bugünlerde yağış yok. Ayçiçeğinin yağışa ihtiyacı var. Eğer istenen yağmurlar olmazsa ayçiçeğinde verim düşer. Ayçiçeği şu anda tam tane doldurma aşamasında.” dedi.

Arabacı, yağışların az olmasından dolayı Tunca ve Meriç nehirlerindeki su seviyesinin tarımsal sulama için kritik seviyelerde seyrettiğini ifade etti.

Nehirlerdeki su seviyesinin artması için bol yağış beklediklerini aktaran Arabacı, “Şu an çok kritik bir noktada. Çeltik sulamasında şu an için bir sıkıntı yok ama biraz daha azaldığında dönem dönem sulama pompaları hava alma konumuna gelebilir. İnşallah sezon bitimine kadar sorun yaşamayız.” diye konuştu.

Üretici yağış bekliyor

Ayçiçeği üreticisi Nebil Eyikeyf ise sıcaklık ve kuraklığın ekili mahsulü etkilediğini dile getirdi.

Bölge üreticilerinin verimli bir dönem için yağmur beklediğini vurgulayan Eyikeyf, şunları kaydetti:

“Son zamanlarda nehirlerimizde su seviyesi aşırı düştü. Yer altı sularından faydalandığımız yerler hep nehirlerin havzaları. Nehirlerdeki su seviyesi düşünce yer altı sularında da azalma oluyor ve sıkıntı çekiyoruz. Ayçiçeğinden verim alabilmemiz için zamanında yağmurlar gelmesi gerekli. Tane besleme safhasında ayçiçeği, yağmur alamazsa yüzde 30’a yakın bir verim kaybı yaşanır.”

Üretici Levent Sar da küresel ısınmanın etkilerinin her geçen gün daha çok hissedildiğine dikkati çekti.

Ayçiçeği başta olmak üzere çeltik ve mısır üretiminde kuraklığın etkilerinin görüldüğünü belirten Sar, “Nehirlerin debileri aşırı düştü. Yer altı sularımız istenen seviyede değil. İmkanımız olduğu sürece tasarruflu bir şekilde sulama yapıyoruz. Son zamandaki kuraklık ve sıcaklar ayçiçeğini etkileyecek gibi duruyor. Bugünlerde yağış almazsak rekolte düşer.” dedi.

Meriç ve Tunca nehirlerinin su seviyeleri dip yaptı

Edirne’den geçen Meriç ve Tunca nehrinin debisi, sıcak havaya bağlı buharlaşma ve tarımsal sulamanın artmasıyla düştü, nehirlerin ortasında kum adacıkları oluştu.

Kaynağını aldığı Bulgaristan ve Edirne’de doyurucu yağışların olmaması ve nehir suyunun tarımsal sulamada kullanılması nedeniyle Meriç Nehri’nin debisi 50 metreküp/saniye seviyelerine kadar indi.

Debinin düşmesi ve su seviyesinin azalmasıyla Meriç Nehri yatağında kum adacıkları oluştu. Kum adacıkları nehirden beslenen kuşların uğrak mekanı oldu.

Tunca Nehri’nin debisi de 7 metreküp/saniyelere kadar inerken nehirdeki su seviyesi dip seviyeye geriledi. Nehir yatağında adacıklar belirdi, su akışının yavaşlaması nedeniyle su üstünde yosun tabakaları oluştu.