Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni anayasa hazırlığımızı önümüzdeki yılın ilk ayları milletimizin takdirine sunmakta kararlıyız

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Yargıtay Yeni Hizmet Binası ve 2021-2022 Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'ya şanına ve tarihine yakışır bir adliye binası kazandırmakta kararlı olduklarını belirterek, "Adalet Bakanlığımız ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız proje çalışmalarını bitirmek üzere, inşallah yıl bitmeden yeni adliye binamızın temeli de atılacak." dedi.

Erdoğan, yapımı tamamlanan Yargıtay Yeni Hizmet Binası ile 2021-2022 Adli Yıl Açılış Töreni'nde konuştu.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Erdoğan, adalet teşkilatının yeni adli yılının, Türkiye, millet, hakim ve savcılar, avukatlar ve tüm yargı camiası için hayırlara vesile olmasını diledi.

Bugün Yargıtay'ın bu muhteşem binasında yeni adli yılın karşılanıyor olmasını ayrıca önemli gördüğünü belirten Erdoğan, son 20 yılda adalet teşkilatının çehresini değiştiren fiziksel ve yapısal dönüşümlerin yeni bir örneğine daha burada şahitlik edildiğini söyledi.

Bu fiziki dönüşümün Yargıtay'ın verdiği hizmetlere değer ve fark katacağına inandığının altını çizen Erdoğan, temeli 2018 Mart'ında atılan ve 191 dönümlük bir alan üzerinde kurulan bu binanın, 422 bin metrekareyi aşkın kapalı alana sahip olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplamda 10 bloktan oluşan Yargıtay binasının, dairelerin, üyelerin, tetkik hakimlerin, çalışanların ve ilgili tüm kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kapasiteye, donanıma, teknolojiye sahip olduğunu ifade etti.

"Adalet devletin varlığının sebebidir"

Yargıtay Onursal Başkanı İsmail Rüştü Cirit ile Yargıtay binasının yenilenmesine ilişkin konuştuklarında yargının merdiven altında, ne halde olduğunu bildiklerini belirten Erdoğan, bu kapsamda yeni bina için adımı attıklarını söyledi.

Sadece Yargıtay'ı değil, Danıştay'ı, Anayasa Mahkemesi'ni de yeni binasına kavuşturduklarını anımsatan Erdoğan, bunlarla Türkiye'nin dünyaya bir mesaj verdiğini, bu bakımdan bu binaların çok önemli olduğunu vurguladı.

Ankara'da 6 ayrı binaya bölünmüş olan Yargıtay'ı tek çatı altında toplayarak, halen önünde 516 bin civarında derdest dosya bulunan bu kurumun işleyişindeki vakit ve kalite kaybının önüne geçtiklerinin altını çizen Erdoğan, Yargıtay'ın yeni binasının Türkiye'ye, millete ve yargı camiasına hayırla olmasını diledi.

Aynı şekilde binanın hemen önünde inşa edilen, bölgenin trafiğinin rahat ve konforlu şekilde akmasına katkı sağlayacağına inandığı Yargıtay Kavşağı'nın da Ankara'ya hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, müteahhit firmanın çok kısa zamanda bunu bitirmesinin ayrı bir zenginlik kattığını ifade etti.

Buradaki alanın büyüdüğünü, yolun karşı tarafına bir ibadethanenin de yapılacağını belirten Erdoğan, "Ankara'ya bir de şanına ve tarihine yakışır bir adliye binası kazandırmakta kararlıyız. Adalet Bakanlığımız ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız proje çalışmalarını bitirmek üzere, inşallah yıl bitmeden yeni adliye binamızın temeli de atılacak." dedi.

Yaklaşık 700 bin metrekare kapalı alana sahip olacak yeni adliye binasının, mevcudun 4 katı büyüklüğüyle Ankara'nın ihtiyacını uzun bir süre karşılayacağına işaret eden Erdoğan, böylece oldukça dağılmış olan adliyenin tüm birimlerini de aynı yerde buluşturacaklarını söyledi. Bu projenin de hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Elbette sadece büyük binalarla, gelişmiş fiziki imkanlarla, güçlü teknolojik altyapılarla adalet sağlanamaz. Bunlar sadece adaletin daha hızlı, daha sağlıklı tesisine katkıda bulunur. Adaletin tesisinin garantisi, yargının bağımsız ve tarafsız bir anlayışla ortaya koyacağı duruşu, temsili ve sonuçta vereceği adil kararlardır. Kiminin Hazreti Ömer'e, kiminin Hazreti Ali'ye izafe ettiği bir sözle özetleyecek olursak, 'Devletin dini adalettir.' Eğer bir devlette adalet yoksa, onun hangi sistemle yönetildiğinin, kim tarafından idare edildiğinin, vatandaşlarının hangi inanca veya milliyete sahip olduğunun bir önemi kalmaz, orada sadece zulüm hüküm sürer. Evet, adalet devletin varlığının sebebidir. Ecdadımız, yüreğinin ve bileğinin gücüyle ele geçirdiği coğrafyaları, asırlar boyunca adaleti sayesinde huzurla, güvenle yönetmeyi başarabilmiştir. Bunun için Kanuni Sultan Süleyman Han 'Kılıcın yapamadığını adalet yapar' diyor. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras da işte bu anlayış olacaktır."

"Dün gibi gözlerimizin önündedir"

Adaletin aynı zamanda, toplumun huzur ve barışının, mutluluğunun ve refahının teminatı olduğuna işaret eden Erdoğan, "Herhangi bir haksızlığa 'dur' diyecek, millet adına hakkı sahibine teslim edecek olan da yine adalettir, adaletin temsilcileridir. Dolayısıyla, adalet sistemini geliştirmek için atılan her adım, bizim için değerlidir, kıymetlidir, önemlidir." diye konuştu.

İşte bunun için kadim kültürde yargı mensubunun hikmet, feraset ve basiret sahibi olmasının beklendiğini belirten Erdoğan, bu açıdan bakıldığında adalet dağıtanların sorumluluğunun büyük, yükünün fazla, vebalinin ağır olduğunu vurguladı.

"Maalesef yakın tarihimizde bu mukaddes sorumluluğu 'millet için ve millet adına' taşımaktan bihaber, sözüm ona yargı mensuplarına rastladık." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asıl görevlerini bir kenara bırakıp vesayet güçlerine, darbecilere, cuntacılara selam duran adalet temsilcilerinin elinde yargının nasıl bir zulüm makinesine dönüşebileceğini hep birlikte gördük. Milletimiz, 27 Mayıs'ın 'Yaslıada' mahkemelerinde, darbecilerin kurdukları sözde mahkeme kürsülerini ve orada oturanları unutmadı. Yine 'bir sağdan, bir soldan' diyerek gençleri emirle darağacına gönderen 12 Eylül faşizminin pervasızlığı hala hafızalarımızda tazedir. 'Bin yıl sürecek' dedikleri 28 Şubat zulmüne ortak olan, vesayetçilerden brifing alan sözde yargı mensuplarının sergiledikleri rezillik daha dün gibi gözlerimizin önündedir."

"Zulüm ile abad olunmaz, olamadılar"

Hukukun zulme alet edildiği bu kötü alışkanlığın son halkasını FETÖ'cü hainlerin sergilediğini hatırlatan Erdoğan, "Bu alçak örgütün hakim-savcı görünümlü mensupları, milletimizin adalet duygusunu en kirli, en rezil şekilde suistimal etmeye kalktılar." dedi.

Kumpas davalarıyla, 7 Şubat operasyonuyla, 17-25 Aralık yargı darbesiyle adaleti kendi kirli ve gizli ajanlarının aracı haline getirmeye çalışanların karışlarında milleti bulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi oyunları denerlerse denesinler başaramadılar. Çünkü zulüm ile abad olunmaz, nitekim onlar da olamadılar. Bu vesileyle 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dimdik ayakta duran, ne kendi içlerindeki hainlerin kumpaslarına ne namluların ölüm kokan tehditlerine aldırmadan görevlerini hakkıyla yerine getiren tüm hakim ve savcılarımıza şükranlarımı sunuyorum. Gerçekten de 15 Temmuz, demokrasi tarihimizde pek çok açıdan olduğu gibi, yargı kültürü bakımından da bir dönüm noktası niteliğindedir. Darbecilere karşı verilen mücadeleyi anıtlaştıran demokrasi ve adalet nöbeti, adliye koridorlarında hemen o gece başlatılan soruşturma ve gözaltılar ile perçinlendi. Hakkın, milletin, devletin ve en başta adaletin yanında saf tutan yargı mensuplarımız, Cumhuriyet tarihimizde ilk defa bir darbe girişimine karşı cesaretle ve kararlılıkla hukuku işletti. Bu onurlu duruş, Türk yargısının önünde tertemiz bir sayfa açmış, geleceğin hakimlerine ve savcılarına rehberlik edecek büyük bir emsal olmuştur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kutlu mücadelede emeği geçen herkesi tebrik ederek, "Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahramanlarımızın her birinin alınlarından öpüyorum." dedi.

Merhum Aliya İzzetbegoviç'in "Biz savaşı öldüğümüzde değil, düşmanlarımıza benzediğimizde kaybederiz" sözünü asla unutmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu nedenle haktan, hukuktan asla vazgeçmeyeceğiz. Amaca giden her yolu mubah gören anlayışı reddediyoruz. Doğru ve düzgün amaçlarımıza, doğru ve düzgün araçlarla ulaşmaya devam edeceğiz. Adaleti sadece adliye binalarına, duruşma salonlarına tahsisli bir kavram olarak görmeyeceğiz. Üstat Necip Fazıl'ın dediği gibi; 'Adalet, hakkı yerine koymaktır ve sade mahkemelerde değil, hayat ve muamelelerin her şubesinde aranması gerekli başlıca şarttır.' Evet, adalet hayatın her alanında, toplumun her kesiminde, devletin tüm görevlerinde aranmalı ve titizlikle yerine getirilmelidir."

"Bir kararın bağlayıcılığı başkadır, eleştirilmesi başkadır"

Adil davranma yükümlülüğünün her kurum ve fert için geçerli bir yükümlülük olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bununla birlikte, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığı, kararlarının hiçbir koşulda eleştirilmeyeceği anlamına da gelmez. Mahkeme kararları elbette herkes için bağlayıcıdır. Sistemin bu şekilde işlemesi hukuk devletinin en basta gelen şartıdır ancak bir kararın bağlayıcılığı başkadır, eleştirilmesi başkadır. Demokrasilerde, hukukun ve hakkaniyetin sınırları içinde yargı kararları da eleştirilebilir, tartışılabilir, üzerinde farklı görüşler ifade edilebilir. Hayatın ve yapılan işin tabiatı gereği, yargının verdiği kararı beğenen kadar beğenmeyen de çıkabilir. Hatta yargı kararlarına getirilecek ilmi, hukuki, makul, mantıklı, yapıcı eleştiriler, yargıya engel değil, tam tersine yargının gelişmesine destek olur. Bunun için yargının, kamusal tartışmaya katkı sunan her türlü eleştiriye açık olması gerektiğine inanıyorum. Tabii bunu yaparken, hakimin ve savcının yasaları uygulamakla vazifeli olduğunu asla hatırdan çıkarmamalıyız."

"Son 10 yılda iş yükünde yüzde 38'lik düşüş sağlandı"

Erdoğan, bazen hakim kararı diye eleştirilen hususun aslında o kararın dayandığı mevzuatla ilgili olabildiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu bakımdan, kamuoyu hassasiyetinden devletin diğer ilgili kurumları da payına düşeni almalı, kendi sorumluluk alanındaki adımları süratle atmalıdır. Yürütme olarak bize düşen, yargının performansını artırıcı her türlü kolaylığı sağlamak, yeniliği getirmek, altyapıyı kurmaktır. Hamdolsun bu konuda son dönemde çok önemli ilerlemeler sağladık. Örneğin, bugün bir hakime düşen yıllık dosya sayısı, adli yargıda 709, idari yargıda 408'dir. Bu rakamlar, son 10 yılda iş yükünde yüzde 38'lik bir düşüş sağlandığına işaret ediyor. Bu oranı daha da aşağılara çekecek alternatifler geliştirmeyi sağlayacağız. Yine, kişilerin şeref ve itibarını koruyan lekelenmeme hakkına ilişkin düzenlememizi, bildiğiniz gibi 2017 yılında hayata geçirdik. Mesnetsiz iddialara, 'çamur at izi kalsın' ihbarlarına karşı kimsenin şüpheli olarak ifadesi alınmasın, soruşturma dahi açılmasın istedik."

Söz konusu düzenlemeden bugüne kadar 400 binin üzerinde vatandaşın yararlandığını vurgulayan Erdoğan, "Bunlar önemli kazanımlardır. İnşallah bu kazanımları daha da ileri götürme konusunda kararlıyız. Yeni adli yılda hem adalet teşkilatımızı hem milletimizi rahatlatacak yargı reformu çalışmalarımızı hızlandıracağız. İnsanlığın adalet arayışının menzilinin kıyamete kadar süreceğinin bilinciyle bu çalışmalarımıza kesintisiz şekilde devam edeceğiz." dedi.

Hükümetleri döneminde her alanda olduğu gibi adalet alanında da reform iradelerini sürekli canlı tuttuklarını belirten Erdoğan, adalette reform iradelerinin son halkalarının, 2019'da açıkladıkları Yargı Reformu Stratejisi Belgesi ile geçen mart ayında milletle paylaştıkları İnsan Hakları Eylem Planı olduğunu söyledi.

"Reform stratejimizin temelinde özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye idealimiz bulunmaktadır." diyen Erdoğan, Türkiye'nin gücüne güç katacak yolun hukuktan, demokrasiden, kalkınmadan geçtiğini, bu doğrultuda gece gündüz çalıştıklarını ifade etti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hak, hukuk ve insan hakları gibi kavramları, bugüne kadar hiçbir gündelik ajandaya ya da ucuz politikaya teslim etmedik, etmeyeceğiz. Dünyanın dört bir yanında bu kavramların hangi hukuksuzluklara ambalaj yapıldığını, hangi insanlık dramlarının yaşandığını da hep birlikte izliyoruz. Biz, toplumların ve devletlerin ancak vicdanın ve adaletin hakimiyetiyle ayakta kalabileceğine tüm samimiyetimizle inanıyoruz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturuyla hazırladığımız İnsan Hakları Eylem Planı'yla, insan haklarına dayalı bir devlet anlayışının, hem idarenin iş ve işlemlerinde hem de yargı pratiğinde esas olmasını hedefliyoruz. Belgenin uygulama takvimini, her bir faaliyet için belirlediğimiz sürelere uygun şekilde takip ediyoruz. Adli tatilden hemen önce çıkan Dördüncü Yargı Paketi'mizle kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ceza kanunu seviyesinde yaptığımız değişiklikle güçlendirdik."

"Bütün bu düzenlemeler milletimizin beklentisine uygun çok önemli değişiklikleri ifade ediyor"

Erdoğan, yine bu paketle, tutuklamanın istisnailiğini, tedbir olma özelliğini güçlendiren değişiklikler yaparak, sulh ceza hakiminin tutuklama kararına karşı yapılan itirazların, asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından incelenmesi imkanını getirdiklerini söyledi.

Adli kontrol tedbirini de süre sınırı ve gözden geçirme şartı ilave ederek yeniden düzenlediklerini aktaran Erdoğan, kişilere yönelik adli çağrı ve bildirimlerin teknolojik araçlar vasıtasıyla yapılması imkanını genişlettiklerini dile getirdi.

Yeni düzenlemeyle, sırf ifade almak üzere gece yarısı gözaltına alma, otelde, havalimanında yakalama gibi işlemlere son verdiklerini belirten Erdoğan, "İstanbul Havalimanı'nda kurulan adliyenin, bu konuda önemli bir boşluğu doldurduğunu görüyoruz. Yine son yargı paketiyle, vatandaşlarımızın idari makamlara yaptıkları başvurulara, idarenin cevap süresini 60 günden 30 güne indirirken, gerekçeli kararın da en geç 30 gün içinde yazılması hükmünü getirdik. Bütün bu düzenlemeler, adli süreçlerin ve idarenin işleyişi konusunda milletimizin beklentisine uygun çok önemli değişiklikleri ifade ediyor." diye konuştu.

"Diğer partilerin de Anayasa metinlerini önümüzdeki aylarda açıklamalarını bekliyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bugüne kadar yaptıklarıyla yetinmediklerini, asıl bundan sonra yapılacaklara baktıklarını vurguladı.

"Yeni bir yargı paketi için hemen kolları sıvadık. Arkadaşlarımız en kısa zamanda bu yeni paketi Meclis'in gündemine getirecekler." bilgisini veren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yeni Anayasa konusundaki süreci de yakından takip ediyoruz. Cumhur İttifakı'ndaki ortağımızla birlikte kendi hazırlığımızı yavaş yavaş şekillendiriyoruz. Gönlümüz arzu eder ki tüm siyasi partiler olarak, Anayasa hazırlığını birlikte gerçekleştirelim. Milletimizin kahir ekseriyeti tarafından benimsenecek, iç tutarlılığı olan, ülkemizin orta ve uzun vadedeki ihtiyaçlarını karşılayacak, makul bir metin ortaya çıkartacağımıza inanıyoruz. Diğer partilerin de Anayasa metinlerini önümüzdeki aylarda açıklamalarını bekliyoruz. Şayet hazırlanan bu taslakları müzakere etme ve ortak bir metin çıkarma imkanı ortaya çıkarsa Türkiye için büyük bir kazanç olacaktır. Ancak geçmişteki tecrübelerimiz ve halihazırda sergilenen üslup bize bu konuda çok da ümit vermiyor. Her ne şekilde olursa olsun, önümüzdeki yılın ilk aylarında kendi hazırlığımızı milletimizin takdirine sunmakta kararlıyız. Neticeten, ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin, yasamanın, yürütmenin, yargının daha iyi işlemesini sağlayacak tüm reformların takipçisiyiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni adli yılın, yargı ve hukuk camiasının tüm tarafları için hayırlara vesile olmasını diledi.

Türkiye'nin dört bir yanında adaletin tecellisine hizmet eden hakimlere, savcılara, avukatlara, yargı çalışanlarına kolaylıklar dileyen Erdoğan, "Ayrıca bu muhteşem eserin yapımında emeği geçen, mimarından mühendisine ve özellikle de müteahhit firma Rönesans'a yine çok çok teşekkür ediyorum. 2 yıl 4 ay gibi bir zaman içerisinde burayı bitirmiş olmak gerçekten öyle her yiğidin karı değildi. Bunu başardılar ve milletimize, yargı camiamıza bunu hazır hale getirdiler. Bu bakımdan kendilerine çok teşekkür ediyorum. Sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla." şeklinde konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milli yol haritamız, besin değeri yüksek, yeterli ve güvenilir gıdaya herkesin makul fiyatlarla ulaşımından, gıda kaybı ve israfının azaltılmasına, tarım, hayvancılık ve su ürünleri sektörlerinde sürdürülebilirlikten acil durumlara ve krizlere karşı gıda güvenliğinin teminine kadar çeşitli konulara odaklanmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda Sistemleri Zirvesi’ne gönderdiği video mesajda, sürdürülebilir kalkınma kapsamında, açlığın 2030 itibariyle sona erdirilmesi hedefinin, maalesef çok uzağında odluklarını belirtti.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda Sistemleri Zirvesi’ne gönderdiği video mesajda, sürdürülebilir kalkınma kapsamında, açlığın 2030 itibarıyla sona erdirilmesi hedefinin, maalesef çok uzağında olunduğunu belirtti.

Dünya nüfusu artarken, küresel gıda talebinin de kaçınılmaz bir şekilde arttığını vurgulayan Erdoğan, yoğunluğu ve yıkıcı etkileri artan iklim felaketleri, su kıtlığı, kuraklık gibi iklim değişikliğinin neticelerinin de gıda kaynaklarını olumsuz şekilde etkilediğini aktardı.

Gıda sistemlerine yönelik maliyetler artarken, gıda kaynaklarına erişimin zorlaştığını, zedelenen gıda güvenliğinin bugünün en önemli imtihanlarından kitlesel göçü teşvik ettiğinin altını çizen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Koronavirüs salgını ise sistemin yükünü artırmış, büyük güçlüklerle elde edilen kazanımların hızla kaybedilmesi riskini beraberinde getirmiştir. Türkiye olarak, bu tabloyu akılda bulundurarak, salgın öncesinde, 2019 yılında, gerekli çalışmalara başladık. Aynı yıl, sürdürülebilir gıda sistemlerinin tüm unsularını kapsayan 21 çalışma grubuyla 3. Tarım Orman Şura’mızı gerçekleştirdik. Su Şura’mızın tanıtımını yaparak, ülkemiz genelinde istişarelere hız verdik. 2023 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere, tohumdan sofraya dijital değer zincirinin kurulması, gıda kaybı ve israfına ilişkin altyapının oluşturulması, su kanununun çıkarılması gibi 46 ana eylem ve 324 alt eylem belirledik. Milli yol haritamız, besin değeri yüksek, yeterli ve güvenilir gıdaya herkesin makul fiyatlarla ulaşımından, gıda kaybı ve israfının azaltılmasına, tarım, hayvancılık ve su ürünleri sektörlerinde sürdürülebilirlikten, acil durumlara ve krizlere karşı gıda güvenliğinin teminine kadar çeşitli konulara odaklanmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yol haritaları kapsamında, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, su kirliliğinin azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve elektronik ticaret uygulamalarının yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini belirtti.

Yine bu çerçevede biyoçeşitliliğin korunması ve doğaya uyumlu üretim, dijital dönüşümün hızlandırılması, kadınlar ve gençlerin tarım ve gıda sektöründe istihdamıyla insana yaraşır iş fırsatlarının geliştirilmesi konularında da çalışmalar yürüttüklerine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“BM Gıda ve Tarım Örgütü ile iş birliği halinde de ‘Gıdanı Koru’ kampanyamızı sürdürerek israfın önüne geçmeye çalışıyoruz. Yeterli besleyici ve güvenilir gıdaya erişim, bir imtiyaz değil herkes için bir haktır. Evlatlarımıza daha adil, daha yaşanabilir, daha müreffeh bir dünya bırakmak da hepimizin ortak görevidir. Türkiye olarak, bu yönde çalışmayı kararlılıkla sürdürüyoruz. Zirvenin başarılı geçmesini diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.”​​​​​​​

NEW YORK (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurul Görüşmeleri için bulunduğu New York’ta Amerikan CBS televizyonuna mülakat verdi.

Tamamı pazar günü yayımlanacak röportajdan paylaşılan bir bölümde, Türkiye’nin “mülteci ambarı” olmayacağı yönünde sözleri hatırlatılan ve Afgan mültecilerin sorumluluğunu ABD’nin mi alması gerektiği sorusu yöneltilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda ABD zaten bu tür sorumlulukları yerine getirmedi. Bizim ülkemizde şu anda kayıt dışı 300 binden fazla Afgan mülteci var. Ülkemizin hala Afgan mültecileri almaya gücü yetmez.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Afgan mülteciler konusunda daha fazlasını yapmasını gerektiğini belirterek, “ABD orada 20 yıldır neden var, önce bu soruların cevabını kendi kendisine vermesi gerek.” değerlendirmesinde bulundu.