Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Global Siber Güvenlik Endeksi'nde 20'nci sıraya yükselmiş durumdayız

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Milli Siber Güvenlik Zirvesi’nde yaptığı konuşmasına, siber güvenlik altyapısının pek çok ülkeden daha önce oluşmasına ve güçlenmesine öncülük eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam ve başarı dileklerini katılımcılara ileterek başladı.

Fiziksel bilgilerin dijital ortama aktarılması, etkileşimlerin dijitalleşmesi ve nesnelerin de artık internete bağlanmasıyla kullanılan dijital veri miktarının her geçen gün arttığını ifade eden Oktay, Kovid-19 salgını sebebiyle özellikle bu yıl içinde uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve e-Ticaret gibi alanlarda kullanım yoğunluğu görüldüğünü, teknolojinin her zamankinden fazla hayatlara girdiğini söyledi.

Oktay, sabit ve mobil geniş bant internet kullanımının ülkede geçen yıla göre yüzde 50’den fazla artış gösterdiğini, internet kullanımının ise 2020 yılının 2’nci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 9,3 milyon terabayt olarak gerçekleştiğini belirtti.

“Siber vatanda tam bağımsız Türkiye hedefi”

Dijital teknolojilerin hızla gelişip hayatı dönüştürürken bu dönüşümün güvenlik boyutunun en az sahada uygulanan savunma araçları kadar önemli hale geldiğine değinen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugünün dünyasında teknolojiye ve veriye hükmeden, veriyi dijital ortamda üreten, kullanan ve saklayan tüm unsurlara da hükmedebilmektedir. Bu çerçevede güvenlik kavramının anlamı da dijitalleşmeyle birlikte büyük ölçüde değişmiştir. Günümüzde fiziki güvenliğin siber güvenlikle, yerli yazılımlarla, yapay zekayla ve dijital sanayiyle tahkim edilmesi zorunlu hale gelmiştir. Savaşlar, mücadeleler artık büyük oranda konvansiyonel silahlarla değil siber silahlarla ya da konvansiyonel yöntemlerin dijital yapılarla güçlendirilmesiyle gerçekleşmektedir. Siber saldırılar, kilometrelerce uzaktan ve hatta atmosfer dışından sistemleri çalışamaz hale getirme, kişisel bilgilerin çalınması, dijital ve fiziksel riskleri etkisiz kılabilme, şehirleri elektriksiz, susuz bırakabilme ve sahte belgelerle itibar kayıpları yaşatabilme gibi çok çeşitli hasarlara sebep olabilmektedir. Ülkemizin sahip olduğu verileri ve ürettiği bilgileri; sınırlarımızı, vatanımızı koruduğumuz gibi korumazsak geleceğe güvenle bakamayız. Bu açıdan Cumhurbaşkanımız liderliğinde hayata geçirdiğimiz milli teknoloji hamlesinin önemli bir ayağı siber vatanda tam bağımsız Türkiye hedefidir.”

Oktay, Türkiye’nin siber güvenlik alanında teknik, hukuki ve organizasyonel açılardan önemli mesafe kat etmiş ülkeler arasında yer aldığını, gelinen noktayı daha da ileriye taşımak için siber uzayda gerçekleşen gelişmeleri yakından takip edip yerli ve milli altyapılarla siber gelişmelere öncülük etmek durumunda olduklarını vurguladı.

Savunma Sanayii Başkanlığı riyasetinde kurulan Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin bu açıdan büyük önem taşıdığını anlatan Oktay, “Siber güvenlik alanında, kritik altyapılarımızın korunması, siber kapasite inşası ve saldırıları en hızlı şekilde bertaraf edebilmemiz için üst seviye teknolojik tedbirlere yoğunlaşmış durumdayız. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuz bünyesinde faaliyetini sürdüren Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezini 2013 yılında kurarak siber güvenlik alanındaki organizasyonumuzu oluşturmaya başladık. Savunmadan iletişime, sağlıktan enerjiye, finanstan eğitime kadar tüm sektörlerden kritik nitelikte binlerce kurum ve kuruluşta siber olaylarla müdahale ekipleri kuruldu. Bugün kayıtlı siber güvenlik uzmanı sayısı 4 bin 700’ü aşmış durumda.” ifadelerini kullandı.

2020-2023 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı

Fuat Oktay, siber güvenlik alanında “Kasırga, Avcı, Azad, Atmaca ve Kule” gibi yüksek değerli yerli ve milli bilgi teknolojileri projeleriyle siber tehditleri en az maliyetle, en kısa sürede tespit ettiklerini ve bu konuda gerekeni yaptıklarını dile getirdi.

Siber caydırıcılık araçlarını güçlendireceklerini söylediklerini, milli siber savunmasını yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknikleri kullanan sistemlerle donattıklarını ve her geçen gün bunları geliştirmeye devam ettiklerini belirten Oktay, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Diğer taraftan ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ın yaygınlaştırılmasına hızla devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde devreye alarak kullanımına öncülük ettiğimiz yerli ULAK, Aralık 2020 itibarıyla ülke genelinde toplam 1542 baz istasyonu ile faaliyet göstermektedir. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız öncülüğünde, tüm paydaşların katkıları ile 2020-2023 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planımızı oluşturduk. Ayrıca Dijital Dönüşüm Ofisimiz tarafından Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi hazırlanarak temmuz ayında yayınlandı.

Siber vatanda egemenliğimizi güçlendirme yönünde yürüttüğümüz çalışmaların sonucunda Global Siber Güvenlik Endeksinde 23 sıra birden yükselerek dünyada 20’nci sıraya yükselmiş durumdayız. Siber güvenlik alanında insan kaynağı kapasitemizi daha da güçlendirecek dünyanın ilk 10 ülkesi arasına yetenekli mühendislerimizin akıl ve alın teriyle yükseleceğiz. Kayıtlı kullanıcı sayısı 500 bini aşan BTK Akademi’yi bu amaçla kurduk.”

Fuat Oktay, herhangi bir ön şart gerektirmeden tüm gençlere açık olan BTK Akademi’de siber güvenlik ve 5G teknolojileri başta olmak üzere pek çok alanda çevrimiçi eğitimler verildiğini aktardı.

Hedeflerinin 1 milyon yazılımcıyı BTK Akademi’den mezun edip bilgi teknolojileri alanında insan kaynağını zenginleştirmek olduğuna dikkati çeken Oktay, diğer yandan 5G’ye mümkün olan en kısa süre içinde yerli ve milli imkanlarla geçmek için çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti.

“Geçmişte yaşadığımız ambargoları unutmuş değiliz”

5G ve ötesi teknolojilerde öncü bir konuma gelme amacına yönelik, ülkede kamu, üniversite, üreticiler ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kurdukları 5GTR Forum ile yeni nesil teknolojilerin önünü açacak iş birliklerini tesis ettiklerini anlatan Oktay, şöyle devam etti:

“Haberleşme alanındaki faaliyetlerimizi uzayda da sürdürüyor ve geliştiriyoruz. TÜRKSAT 5A’yı önümüzdeki haftalarda, 5B’yi ise 2021 yılının ilk yarısında uzaya göndereceğiz. Ülkemizin en büyük Ar-Ge projelerinden biri olan Yerli Haberleşme Uydusu TÜRKSAT 6A ise 2022 yılında hizmet vermeye başlayacak. Tüm bunlar, dijital tehditlere karşı Türkiye’nin siber mukavemetini artıracak adımlardır. Çabalarımız, çok katmanlı siber uzayda bize ait tek bir zayıf halka bırakmamak içindir. Dışa bağımlı olduğumuz savunma sanayi ürünlerinde geçmişte yaşadığımız ambargoları unutmuş değiliz. O engelleyici zihniyet bugün karşımıza farklı yaptırım kılıflarına bürünmüş olarak çıkmaktadır.

Ne şekilde engellemeye çalışırlarsa çalışsınlar, artık Cumhurbaşkanımız liderliğinde yaptırımı, geleceğe yatırıma dönüştüren bir Türkiye var. Siber güvenlik alanındaki teknolojiler için de aynı kararlılığı taşıyoruz. Türkiye’nin verisi, Türkiye’de kalacak, mahremimizin anahtarını başkasına teslim etmeyeceğiz. Türkiye’nin verisi, yerli ve milli güvenlik duvarlarıyla korunacak.”

Oktay, siber güvenlikte başarı hikayelerini yine Türk mühendislerim yazmaya devam edeceğini, akıllı sistemlerle yapılan saldırıları püskürtmek için, yerli ve milli imkanlarla daha akıllı sistemler geliştireceklerini belirtti.

Yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, veri güvenliği, kuantum teknolojileri ve ileri malzemeler alanlarında gelişen teknolojilere öncülük edecek ve siber güvenlik alanında Türkiye’nin dışa bağımlılığını sıfıra indireceklerine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Siber güvenlik alanında yürütülecek çalışmalar kamu, üniversiteler ve özel sektörün iş birliğinde planlanması ve gerçekleştirilmesi gereken ancak ekip ruhuyla hayata geçebilecek niteliktedir. Bu anlamda, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi paydaşları olarak meseleye bir milli dava bilinciyle yaklaşmalısınız. Türkiye’deki siber güvenlik firmalarının sayısını artırmak, siber güvenlik alanında faaliyet gösteren firmaların markalaşmasına yardımcı olmak, sektördeki firmaların ulusal ve global pazarda rekabet gücünü artırmak ve siber güvenlik alanındaki insan kaynağımızı geliştirmek gibi hedeflerimize giden yolda Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin rolü çok önemlidir.” diye konuştu.

Türkiye’nin Siber Yıldızları Yarışması

Küme üyesi firmaların ürettiği 10 yerli ürünü daha önümüzdeki yıl dünya pazarına açmayı hedeflediklerine değinen Oktay, ayrıca yerli ve milli siber güvenlik ürünlerinin yurt dışına ihracatını da destekleyeceklerini vurguladı.

Yenilikçi kuantum teknolojileri çalışmaları ve yeni ihracat başarılarının da bu ekipten çıkacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti:

“Küme üyeleri arasında oluşan eş güdüm sonucunda ülkemizde tasarlanabilecek, üretilebilecek, geliştirilebilecek nitelikteki hiçbir ürünü ya da yazılımı, kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız. Yerli ve milli imkanlarla üretilen siber güvenlik ürünlerinin, özellikle kümelenmenin emeği olan 230 ürünün, kamuda daha yaygın şekilde kullanılması için üzerimize düşen ne varsa yapmaya devam edeceğiz. Siber Güvenlik Haftası etkinlikleri vesilesiyle ‘siber güvenlikte halihazırda ihtiyaç ne, sektörün elinde ne var, daha nasıl inovatif ürünlere gereksinim duyuluyor’ gibi birçok sorunun cevaplarını hep birlikte almış olacağız. Sonuçları bizzat ben de yakinen takip edeceğim. Ayrıca Siber Güvenlik Haftası etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin Siber Yıldızları gibi yarışmalar vesilesiyle yetenekli gençlerimizi keşfetmeye yönelik çalışmalar da yürütülecek. Ben buradan alana ilgi duyanlara bir kez daha hatırlatmış olayım 25 Aralık Cuma günü 24 saat sürecek yeni bir siber yıldız yarışması olacak. Türkiye’nin tüm siber yıldız adaylarını yarışmada çevrimiçi olmaya davet ediyorum.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Grand Cevahir Otel’de düzenlenen 7. Uluslararası Mavi Karadeniz Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, sözlerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve başarı dileklerini ileterek başladı.

Karadeniz Havzasında “Barış, Güvenlik ve İş Birliği”nin farklı boyutlarda ele alınacağı kongrenin Türkiye ve bölge için hayırlı olmasını dileyen Oktay, Avrasya’nın tam merkezinde yer alan Karadeniz Bölgesi’nin, yüzyıllardan bu yana küresel gelişmeler açısından stratejik alanlardan biri olduğunu söyledi.

Oktay, Karadeniz hinterlandının, bugün de doğal bir jeopolitik merkez ve ticaret yol olduğunu vurgulayarak,
“Bölgede ticari hareketliliğin Hazar Denizi’nden başlayarak, Avrupa’ya doğru yayıldığı çizgide Karadeniz, bölge ülkelerinin dünya pazarlarına açılabilmesi için küresel bir işlev üstlenmektedir. Karadeniz’de 1695 kilometrelik en uzun kıyı şeridine sahip olan ülkemiz, deniz bağlantısıyla Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan ile denizden komşu durumdadır. Bir içdeniz olan Karadeniz’deki deniz yetki alanlarımız, 462 bin kilometre kare mavi vatan sathımızın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.” diye konuştu.

“Karadeniz’de sorunların en iyi çözümün bölge ülkelerinin içinden çıkabileceğine inanıyoruz”

Deniz güvenliğine etkisi, ticaret potansiyeli ve enerji kaynaklarıyla Karadeniz’in barış, istikrar ve refah denizi olması için Türkiye’nin önemli sorumluluk üstlendiğinin altını çizen Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak Karadeniz’in jeopolitik, jeostratejik ve jeogüvenlik açısından önemine istinaden tüm kıyıdaş devletlerin bölgede müşterek sorumluluğu bulunduğuna inanıyoruz. Bu açıdan Karadeniz hinterlandında iş birliği imkanlarının Kafkaslar ve Balkanları da katarak, ekonomi, enerji, güvenlik ve ulaşım gibi yönlerden ele alınacağı bu kongreyi son derece önemli buluyoruz. Tespit ve önerilerinizi yakından takip ediyor olacağız. Mavi vatanın önemli bir parçası olan Karadeniz’de, çok taraflı diyalog ve iş birliği yönündeki gayretlerimizi, ‘bölgesel sahiplenme anlayışı’ temelinde, Cumhurbaşkanımız liderliğinde sürdürüyoruz. Yani Karadeniz’de bölgenin sorunlarına en iyi çözümün yine bölge ülkelerinin kendi içinden çıkabileceğine inanıyoruz. Karadeniz havzasında yeni fırsatların oluşması açısından da yaklaşımımız aynıdır. Karadeniz’in barış, istikrar ve refah denizi olarak anılması için; bölgede ülkeler arası karşılıklı ticaretin ve yatırımların artması, kültürel ilişkilerin ve turizmin gelişmesi, ikili ve bölgesel sorunların, ülkelerin toprak bütünlüğü, egemen eşitliği, hakkaniyet ve meşruiyet çerçevesinde çözülmesi ve sivil toplum kuruluşlarının ve bölge üzerinde çalışan KASAM gibi merkezlerin çalışmaları vesilesiyle komşuluk dayanışmasının güçlenmesi için Türkiye olarak gayret sarf ediyoruz.”

“NATO içinde de Karadeniz’e yönelik adımların ölçülü olması gerektiğini savunuyoruz”

Fuat Oktay, Karadeniz havzasındaki ülkelerin ortak paydada ve aynı masa etrafında bir araya getiren Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü “KEİ”nin bu açıdan önemli bir platform olduğunu ifade ederek, “Geçen yıl Kuzey Makedonya’nın katılımıyla üye sayısı 13’e yükselmiştir. Kuruluşuna öncülük ettiğimiz KEİ bünyesinde çevre, kültür, turizm ve denizcilik gibi alanlarda projeleri hayata geçiriyor üye ülkeler arasındaki bağların kuvvetlendirilmesine önemli katkılar sunuyoruz. Bir yandan KEİ gibi platformlar vasıtasıyla bölge ülkeleriyle ilişkileri geliştirirken, diğer yandan bölgedeki sorunların iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözümünü arzuluyoruz. NATO içinde de Karadeniz’e yönelik adımların hep ölçülü ve ihtiyatlı olması gerektiğini savunuyoruz. Karadeniz’de bir deniz yetki alanı sorununun olmaması bölgede barış ve istikrarın sürdürülebilirliğine katkı sağlayan faktörlerden biridir. Özellikle ticaret ve yatırımların sağlıklı zeminde yürüyebilmesinde temel şartının huzur ve istikrar olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye bölgedeki ortaklarıyla birlikte tarihi önemdeki projeleri başarıyla hayata geçirdi”

Türkiye perspektifinden Karadeniz bölgesinde güvenliği tesis etmenin ve korumanın yolunun, bölgedeki kontrolsüz askeri yapılanmaları teşvik etmek yerine, ortak iş birliği hedefine odaklanmaktan geçtiğine dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti.

“Kıyıdaş ülkeler arasında yükselen iş birliği ve dayanışma, Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar bölgeye sirayet ederek Karadeniz’i çevresiyle birlikte daha müreffeh hale getirecektir. Bu doğrultuda enerji iş birlikleri bölgede barış, istikrar ve refahın devamlılığı için büyük önem taşımaktadır. Türkiye bölgedeki ortaklarıyla birlikte tarihi önemdeki projeleri başarıyla hayata geçirmiştir. ‘Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’, ‘Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı’, ‘Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP)’, ‘Mavi Akım ve Türk Akım’ gibi projeler bölgesel enerji güvenliğine somut katkı sağlamaktadır. Yunanistan ve Bulgaristan ile tesis ettiğimiz elektrik bağlantıları ve ENTSO-E üyeliğimiz yine Karadeniz bölgesinde enerji güvenliğini pekiştirmektedir.

İstanbul Enerji Borsası ve vadeli doğal gaz piyasası ise Karadeniz bölgesinde fiyat istikrarı ve piyasa şeffaflığı açısından belirleyicidir. Bunların yanı sıra geçtiğimiz yıl Sakarya sahasında keşfettiğimiz 540 milyar metre küplük doğal gaz rezervi, bölgedeki enerji denklemini yeni baştan kurgulayan bir etkiye sahiptir. Fatih Sondaj Gemimiz, doğalgaz sahaları arasında ‘dev’ olarak tanımlanan Sakarya Sahasının Türkali-5 kuyusunda, geçtiğimiz günlerde sondaj çalışmalarına başlamıştır.”

“Karadeniz mavi ekonomide küresel bir cazibe merkezi haline gelecek”

Fuat Oktay, Kanal İstanbul Projesi’nin, Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayan alternatif bir su yolu güzergahı yapımını içerdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Proje, Karadeniz havzasında son yıllarda artan ticaret hareketliliği, liman ve gemi sayılarındaki artışa bağlı olarak oluşan İstanbul Boğazı’nın trafik yükünü ve trafiğe bağlı tüm riskleri azaltacaktır. Kanalın Karadeniz çıkışının hemen doğusunda konteyner limanı ve lojistik merkezi, batısında ise rekreasyon ve yenilenebilir enerji alanı bulunacak, bölgeye ayrı bir değer katacaktır. Ayrıca proje kapsamında ortaya çıkacak hafriyatı, Karadeniz’de kıyı dolgusu olarak kullanacak, bu sayede Terkos Gölü’nün sızdırmazlığına katkı sağlamış olacağız. Marmara’da su kalitesini artırıp, müsilajın önüne geçilmesinden, su akış hızında sağlayacağı olumlu etkilere kadar Kanal İstanbul, çevreci bir projedir. Muhalefet, Kanal İstanbul’a sadece Karadeniz’in refahı ve çevre açısından bile bakabilse, bugüne kadar projeyi karalamak için boşa nefes tükettiğini anlardı. Kanal İstanbul ile İstanbul Boğaz’ı nefes alacak, böylece mavi Karadeniz ve tüm Karadeniz ülkeleri kazanacaktır. Bu vesileyle kongreye katılan akademisyenler başta olmak üzere bölge üzerinde çalışan tüm hocalarımızı Kanal İstanbul’un oluşturacağı fırsat ve katkılar üzerinde çalışmaya, karar alıcılara yeni öngörüler sunmaya davet ediyorum. Karadeniz bizlerin ortak çalışmalarıyla mavi ekonomide küresel bir cazibe merkezi haline gelecektir.”

“Karadeniz’de komşu olduğumuz ülkelerin kendi aralarında gerginlik yaşamasını istemeyiz”

Karadeniz’de komşularla ilişkilerin dengeli, şeffaf ve ilkeli şekilde sürdürüldüğünü anlatan Oktay, “İkili ilişkilerimizde 500’üncü yılı geride bıraktığımız Rusya ile Türkakım ve Akkuyu Nükleer gibi önemli işbirliklerine imza atıyor, bölgede fikir ayrılıklarının kazan kazan ilişkimizin önüne geçmesine müsaade etmiyoruz. Dengeli dış politikamızın bir gereği olarak komşumuz Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyor, bunu her platformda kararlılıkla dile getiriyoruz. Elbette Karadeniz’de komşu olduğumuz ülkelerin kendi aralarında gerginlik yaşamasını istemeyiz. Ancak iş birliği ve dayanışma amacı ile komşularımızla masaya oturduğumuzda onların kendi aralarındaki siyasi sorunlarını kapının arkasında bırakır, pozitif katkı vermeye çalışırız.” dedi.

Oktay, bölgede gerginliklerin tırmanmasına ve kıyıdaş devletlerle birlikte geniş çapta tüm bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit edecek noktaya erişmesine müsaade edilmemesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Çok taraflı iş birliklerinin oluşturacağı sinerji ile mevcut sorunların çözüleceğine dair inancımızı da koruyoruz. Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın çatışmayı besleyen tavırlarını düşününce Karadeniz’de Yunanistan gibi tutum sergileyen bir komşumuzun bulunmayışı sevindiricidir. Karadeniz’de 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve BLACKSEAFOR ile temin edilen güvenlik ortamının, Ege denizi ve Akdeniz’de de gerçekleşmesi için gayretlerimizi sürdürüyoruz. BLACKSEAFOR anlaşmasına göre; Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya, Türkiye ve Ukrayna’nın kendi aralarında oluşturacakları iş birliği çerçevesinde güvenlik konularında ortak hareket etmelerinin yolu açılmıştır. Karadeniz’de olduğu gibi Doğu Akdeniz’de de kıyıdaş ülkelerle uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun anlaşmalar imzalayarak sorunları çözmek istiyoruz. Meseleleri karşılıklı müzakerelerle çözmek, kazan-kazan temelli bir formülle hiçbir aktörü dışlamadan refahı hakça paylaşmak herkesin yararınadır. Mavi diplomasi ve mavi güvenliğin öneminin bilinciyle; tüm deniz yetki alanlarımızda barış, istikrar ve refahın baki olması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”

“Mavi Karadeniz için iş birliğinin her zaman destekçisi olacağız”

Oktay, Türkiye’nin, Karadeniz’de, uluslararası ekonominin ve güvenliğin motor gücü, herhangi bir olumsuz durumda ise sigortası olduğunu vurgulayarak, “Terörle mücadelede kararlı tutumumuz ve hakkaniyetten yana duruşumuzla Karadeniz’in istikrar ve refah ile anılmasına katkı sunmaktayız. Kıyıdaş ülkelerle sahip olduğumuz köklü ilişkiler ve stratejik ortaklıklarla mavi Karadeniz için ticaretten enerjiye, ulaştırmadan turizme uzanan işbirliğinin her zaman destekçisi olacağız. Mavi vatanın cennet köşesi mavi Karadeniz’de güvenliğimizi kuvvetlendirmek için, denizciliğin güçlendirilmesi, liman hizmetlerinin kapasitelerinin artırılması, yeni sivil-askeri liman ve üslerin inşası gibi adımları atmayı sürdüreceğiz.” dedi.

Fuat Oktay, 7. Uluslararası Mavi Karadeniz Kongresi’nin Karadeniz’de ortaklık ve komşuluk dayanışmasına katkı sağlayacağına inandığını dile getirerek, şunları ifade etti:

“Her birinizi kongre kapsamında yapmış olduğunuz akademik çalışmalardan dolayı tebrik ediyor, Karadeniz’in bir refah denizi olmasına verdiğiniz katkılar için sizlere teşekkür ediyorum. Kongre’nin organizasyonunda emeği geçen Karadeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi başta olmak üzere tüm paydaşlara şükranlarımı sunuyorum.
Sekizinci Mavi Karadeniz Kongresi’ni, buradan çıkacak fikirler ve projelerin de hayata geçirilmeye çalışıldığı ve daha güçlü işbirliklerinin hüküm sürdüğü bir Karadeniz’i değerlendirmek üzere gerçekleştirilmesini temenni ediyorum.”

İSTANBUL (AA) – Türk Telekom'un siber güvenlik alanında kariyerine güçlü bir başlangıç yapmak isteyen gençlere eğitim fırsatı sunduğu "Siber Güvenlik Kampı" tamamlandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, bu yıl ikincisi düzenlenen çevrim içi eğitim programını Fatih Sencer birinci, Enes Yılmaz ikinci ve Berkay Soylu üçüncü bitirdi.

"Siber Vatanın Kahramanları, Türk Telekom Siber Güvenlik Kampı'nda" sloganıyla hayata geçirilen projede gençler, çevrim içi olarak alanında uzman isimlerden teorik ve uygulamalı eğitimler aldı. 10 gün süren yoğun eğitim programına katılan gençler, siber güvenlik sektörünün öncü isimlerinin konuşmacı olduğu panellere de dahil oldu.

Program kapsamında gençler, CTF (Bayrağı yakala) yarışmasında mücadele edip eğlenceli aktivitelerde keyifli zaman geçirdi. Kamp sonunda birinci olan Fatih Sencer'e 15 bin TL, ikinci olan Enes Yılmaz'a 10 bin TL, üçüncü olan Berkay Soylu'ya ise 8 bin TL olmak üzere toplamda 33 bin TL değerinde ödül verildi. Ayrıca, kampı başarıyla tamamlayan tüm katılımcılara "Türk Telekom Siber Güvenlik Kampı Başarı Sertifikası" takdim edildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emre Vural, ülkeleri ve şirketleri tehdit eden siber saldırılara yönelik yetişmiş insan kaynağına destek olmayı hedeflediklerini belirterek, şunları kaydetti:

"İnsanı merkeze alan yaklaşımımızla teknolojinin iyilik ve faydaya dönüştüğü tüm projelerimizde olduğu gibi ulusal güvenliğin kritik bir unsuru olan siber güvenlik alanında kendini geliştirmek isteyen gençlere de eğitim fırsatı sunmaktan memnunuz. Bu çerçevede Gelişim Üssü çatısı altında Türk Telekom Akademi'nin eğitim tecrübesini ve sektörümüzdeki köklü birikimimizi gençlerle buluşturuyoruz. Bu alanda gelecek vadeden, istekli ve yetenekli gençleri sektörü kazandırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türkiye'nin en büyük siber güvenlik merkezine sahip operatörü olarak, ülkemizin yetişmiş siber güvenlik uzmanı ihtiyacına katkı sunmayı hedefliyoruz."