Dardanel, ton balığı pazarını büyütmeyi hedefliyor

İSTANBUL (AA) – Dardanel İcra Kurulu Başkanı Mehmet Önen, rekor büyüme devam etse de ton balığı pazarının henüz Türkiye'de emekleme döneminde olduğunu belirterek, "2021 ve sonrası için hedefimiz, sadece markamızı değil, aynı zamanda ton balığı pazarını büyütmek. Ton balığı tüketimi dünyada ortalama 1 kilogram, Türkiye bu ortalamanın altında kalıyor. Bizim de hedefimiz, ülkemizdeki ton balığı tüketimini en az 5 katına çıkarmak ve 1 kilogram seviyesine çekmek." ifadelerini kullandı.

Dardanel'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye'yi ton balığıyla tanıştıran ilk marka Dardanel, kişi başı yıllık tüketimi 1 kilograma çıkarmak için harekete geçti. 2015'ten bu yana yaklaşık her yıl yüzde 40 büyüyen pazarda bu yıl rekor yaşandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Mehmet Önen, rekor büyüme devam etse de ton balığı pazarının henüz Türkiye'de emekleme döneminde olduğunu belirtti.

Türkiye'de kişi başı yıllık 25 kilogram tavuk, 15 kilogram kırmızı et ve 5 kilogram balık tüketildiğini bildiren Önen, "Ton balığı tüketimi ise henüz kişi başı yıllık 200 gram seviyesinde. Bu rakamla Amerika, Avrupa ve Orta Doğu'nun çok gerisindeyiz. Marketten alınabilecek en doğal ve saf protein kaynağı ton balığının ülkemizde tüketiminin artırılması için üretimden yatırıma ve pazarlamaya seferberlik ilan ettik." ifadelerini kullandı.

– "Hedefimiz tüketimi 5 kat artırmak"

Nielsen raporlarına göre, bugün Türkiye'de üretilen toplam ton balığı pazarının yüzde 80'inin Dardanel fabrikalarında üretildiğini aktaran Önen, "Bunların yüzde 60'ı ise Dardanel markasıyla raflarda yerini alıyor. Bu rakamlarla en yakın rakibimizin bile yaklaşık 5,5 katı pazar payına sahibiz. Öte yandan, 2021 ve sonrası için hedefimiz, sadece markamızı değil, aynı zamanda ton balığı pazarını büyütmek. Ton balığı tüketimi dünyada ortalama 1 kilogram, Türkiye bu ortalamanın altında kalıyor. Bizim de hedefimiz, ülkemizdeki ton balığı tüketimini en az 5 katına çıkarmak ve 1 kilogram seviyesine çekmek." değerlendirmesinde bulundu.

– "Ton balığının çiftliği yok"

Mehmet Önen, sağlıklı, doğal ve bağışıklığa katkı sunan ton balığının tüketimini artırmayı sadece Dardanel'in ticari başarısı olarak görmediklerini, aynı zamanda toplum sağlığına ve sağlıklı beslenme trendlerine öncülük eden bir sanayi kuruluşu olmayı bir görev olarak değerlendirdiklerini belirterek, şunları aktardı:

"Pandemi müşteri tercihlerini ve alışkanlıklarını büyük ölçüde değiştirdi. Sürdürülebilirlik kavramı şirketlerin, hijyen ise bireylerin hayatının ayrılmaz parçası oldu. Sağlıklı beslenme alışkanlığı pandemiden önce hayatımıza girdi; sonrasında da devam edecek. Ton balığı ise markette bulunabilecek en saf protein olarak karşımıza çıkıyor. Ton balığı yakalandığı anda, gemilerde eksi 18 derecede donduruluyor. Konserve ton balığı, sterilizasyon teknolojisinin yardımıyla hiçbir katkı malzemesi olmadan 3 yıl raf ömrüne sahip olabiliyor."

Ton balığı çiftliğinin bulunmadığını da bildiren Önen, "Ton balığı konservesinin bu denli doğal ve sağlıklı olmasının da nedeni budur. Çiftlik balığında doğal balıktan alınabilecek Omega-3, amino asit ve kompleks minerallerin bulunmadığını hatırlatmakta fayda var. Bu konuda doğru bilinen bir yanlışı düzeltmek gerekiyor. Kalp ve beyin sağlığına gerçekten fayda sağlanması için doğal balık tüketilmeli." tavsiyesinde bulundu.

– "2021 satış hedefimiz 1,4 milyar TL"

Konserve ton balığı pazarının 2021'de bu yıldan da iyi geçeceği öngörüsünü paylaşan Önen, Dardanel olarak her yıl, pazara paralel şekilde yüzde 40 büyüdüklerini, bu yılı da 1 milyar TL'nin üzerinde bir satış ile tamamladıklarını ve 2021’de 1,4 milyar TL’lik satış beklediklerini aktardı.

Bu ivmede, ihracattaki büyümenin önemine değinen Önen, satışlarının yüzde 30'unun ihracattan geldiğini ve bugün 33'üne direkt Dardanel markasıyla olmak üzere 35 ayrı ülkeye ihracat yaptıklarını bildirdi.

Bu yıl ihracat taleplerine yetişemediklerini belirten Önen, "Stoklarımızda önceliği iç pazara verdik, ihracatın yaklaşık yüzde 90'ını tamamlayabildik. 2021'in sonunda devreye alacağımız yeni fabrikamızla birlikte üretimi artıracağız. Böylece stoklarımız yükselen ihracatı da daha rahat karşılayacak. Aynı zamanda bu bölgelerin kültürüne ve farklı yemek yeme alışkanlığına göre pazarlama yapmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

– "Çanakkale'de ürettiğimiz ton balığını Yunanistan'da satacağız"

Şirketi kesinlikle satmayı düşünmedikleri gibi, yabancı ortaklıklara da sıcak bakmadıklarını ve bunun aile anayasasına da birinci madde olarak eklendiğini aktaran Önen, şunları kaydetti:

"Aksine çok iddialı hedeflerimiz var. Yunanistan'da dondurulmuş deniz ürünleri üreten bir marka ile görüşme halindeyiz. Bunun için Yunanistan'da bir şirket kurduk. Görüşmeler yıl sonunda tamamlanacak. Bu satın alma gerçekleştiği takdirde 150 milyon avro pazar büyüklüğündeki Yunanistan'a girmiş ve daha geniş bir Avrupa coğrafyasına yayılmış olacağız. Çanakkale'de ürettiğimiz ton balığını Yunanistan'da satacağız.

Bu ve benzeri satın almalar, devreye girecek yeni yatırımlar ve artan ihracat gücüyle Dardanel, Türkiye'nin en büyük gıda markalarından biri olarak ilerlerken, aynı zamanda bir dünya markasına dönüştü. Şu anda pazarın lideri İtalyan bir firma. İkinci ve üçüncü sırada ise Tayland ve İspanya'dan firmalar var. 5 yıl içinde hedefimiz, Tayland ve İspanya'daki markaları geride bırakarak dünyada ilk 3 firmadan biri olmak. Bir Türk şirketi olarak dünyada böyle bir başarı elde etmek bizim en büyük motivasyonumuz."

– "2 bin çalışanımızın 1.500'ünü kadınlar oluşturuyor"

Dardanel İcra Kurulu Başkanı Önen, kadın istihdamının önemine ilişkin de, "Türkiye'de sanayici olmak, özellikle gıda üretiminde 36 yılı geride bırakmak kolay değil. Bu süreçte bizim diğer büyük motivasyonumuz oluşturduğumuz istihdam. Ton balığı üretimi, kadın emeği yoğun bir sektör. 2 bin çalışanımızın 1.500'ünü kadınlar oluşturuyor. Tüm dünyada olduğu gibi, Dardanel ürünlerini de kadın emekçilerimiz elleriyle temizliyor ve hazırlıyor. Çanakkale gibi sanayisi gelişmekte olan bir bölgede binlerce kadına istihdam sağlamak, asgari ücretin üzerinde bir gelir yaratmak, böylece hanelerine dokunmak, bizim en büyük mutluluğumuz. Büyüyeceksek de bunu kadın istihdamını artırarak yapacağız 2021 yılında yeni fabrikamızı devreye almamız ile birlikte ek 1.000 kişilik kadın istihdamı yaratacağız." ifadelerini kullandı.

Dardanel'in kurucusu Niyazi Önen'in 15 yıl önce Londra'da görüp çok beğendiği ve Türkiye'ye getirdiği bir sandviç işinin de bulunduğunu aktaran Önen, "Başta 'tutmaz' denilen iş, bugün 400 milyon lira ciroya ulaştı. Satışlarımızın yüzde 50'si benzin istasyonlarından geliyor. 300 çalışanımız günde ortalama 150 bin sandviç üretiyor. Sadece 15 yıl içinde bu alanda da kalitemizle pazar lideri olmayı başardık." değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İNGİLTERE (AA) – İngiltere Ulaştırma Bakanlığı, tır ve kamyon şoförü eksikliği nedeniyle bazı süpermarketlerde rafların boş kalmasının ve benzin istasyonlarındaki uzun kuyrukların önüne geçebilmek için 5 bin akaryakıt tankeri ve gıda kamyonu sürücüsüne aralık sonuna kadar geçici vize verileceğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “5 bin ağır vasıta sürücüsü ile 5 bin 500 tavukçuluk sektörü çalışanı, bu yıl istisnai durumlarda gıda ve nakliye sektörlerinde tedarik zinciri baskılarını hafifletmek için Noel’e kadar mevcut vize planına eklendi.” ifadesi kullanıldı.

Böylelikle, 10 bin 500 çalışan ekim itibarıyla yıl sonuna kadar geçici vize alabilecek.

İngiliz Ticaret Odası ise söz konusu önlemlerin yetersiz olduğu değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere Ulaştırma Bakanı Grant Shapps, benzin istasyonlarında oluşan kuyruğa ilişkin yaptığı açıklamada, “Bence önemli olan şu ki ülke içinde 6 rafineri ve 47 depolama tesisinde yakıt bol, ülke içinde yakıt sıkıntısı yok.” ifadesini kullandı.

İnsanların arabalarının depolarını ihtiyaçları olduğunda doldurması durumunda kıtlığın oluşmayacağını söyleyen Shapps, “Şu anda harekete geçiyoruz ancak şirketlerin yeni sürücüleri elinde tutması için çalışma koşullarının iyileşmeye devam etmesi ve hak edilen maaş artışlarının sürdürülmesi konusunda sektörlerin de üzerine düşeni yapması gerekir.” dedi.

Tedarik sorunu marketlerde rafların boş kalmasına neden oldu

İngiltere’de tır ve kamyon şoförü eksikliğinden kaynaklanan tedarik sorunları bazı süpermarketlerde rafların boş kalmasına yol açtı.

Başkent Londra’daki çeşitli marketlerde özellikle sebze ve meyve ürünleri ile hazır suların satışa sunulduğu rafların boş olduğu görüldü.

Öte yandan, enerji şirketi BP ve Tesco Alliance’ın, ülkede “çok az sayıda” petrol istasyonunun kapatılacağını duyurmasının ardından benzin istasyonları önünde de uzun kuyruklar oluştu.

İstasyon sayılarının azalmasıyla benzin sıkıntısı yaşayacağını düşünen araç sahipleri başkentteki benzin istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

Nakliye aracı sürücüsü eksikliği yaşanıyor

Ülkede mevcut nakliye aracı sürücüsü sayısının ihtiyaç duyulanın 100 bin altında bulunduğu ifade ediliyor.

Nakliye sektörünü temsil eden Road Haulage Association (RHA) adlı kuruluşun raporuna göre, nakliye aracı sürücülerinin sayısındaki azalışın başlıca sebepleri “sürücülerin emekli olması”, “İngiltere’nin AB’den ayrılması”, “IR35 olarak bilinen maaş bordolarındaki bazı değişiklikler”, “sürücülerin başka sektörleri seçmesi”, “düşük ücretler ve salgın” olarak sıralanıyor.

Öte yandan, İngiltere Petrol ve Doğal Gazı verilerine göre, İngiltere’de toptan doğal gaz fiyatları ocak ayından bu yana yüzde 250, ağustostan bu yana da yüzde 70 artış kaydetti.

İSTANBUL (AA) – Bilim ve iş insanı Raşit Dinç tarafından INVAMED-RD GLOBAL Laboratuvarları'nda ortopedik kullanıma uygun, eklem içi için hyalüronik asit üretildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, kireçlenme, tıbbi adıyla "osteoartrit" toplumda en sık görülen eklem hastalıklarından biri olarak biliniyor. Eklemlerde bozulmaya yol açan bu hastalık, özellikle 50 yaş üstünde sakatlanmalara da yol açarak hastalarda yaşam kalitesini bozan eklem ağrılarına neden oluyor.

Yaşın ilerlemesi ile birlikte vücudun sıvı kaybı kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre bunun en önemli sebebi eklemlerin aşırı ya da çok az kullanılması, aşırı sportif faaliyetler veya spordan ve hareketten tamamen uzak bir hayat yaşamak da eklemlerin çok az çalışıp güçsüzleşmesine sebep olabiliyor. Bu gibi durumlarda alternatif yöntemlerle vücuda destek veren uygulamalara ihtiyaç doğuyor.

Bilim ve iş insanı Raşit Dinç tarafından INVAMED-RD GLOBAL Laboratuvarlarında ortopedik kullanıma uygun, eklem içi için hyalüronik asit üretildi.

Çeşitli tıp alanlarında Türkiye’de daha önce yapılmamış çalışma ve üretim faaliyetleriyle bilinen Raşit Dinç, hyalüronik asit üretimi ve faydaları ile ilgili olarak şunları kaydetti:

“Vücudu çalışan bir makine olarak düşünürsek nasıl ki makine parçalarının birbirini eskitmemesi, zarar vermemesi ve aşınmaması için yağlama yapıyorsak vücudumuzdaki en büyük iki kemik olan diz kemiklerinin birbirine sürtünüp aşındırma yapmaması, ekleme zarar vermemesi için eklem içerisinde yer alan bu sıvıyı yeterli oranda temin edemediğinde dışardan eklem içerisine enjekte edilmesi gerekiyor. Doğamız gereği herkeste bulunan fakat bazı kişilerde çeşitli sebeplerle bu sıvı azalmakta veya yeterli oranda temin edilemiyor.

Eklem sıvısı enjeksiyonunun amacı diz ekleminde yoğun bir sıvı ortamı sağlayarak aşınmayı sona erdirmektir. Enjekte edilen sıvı içerisinde sodyum hyalüronat bulunur, viskoelastik özellikleri nedeniyle sinoviyal sıvının temel birleşenlerindendir ve eklemlere kayganlık özelliği kazandırır. Bu uygulamanın en temel görevi ağrıyı kesmek ve eklemlere hareket kabiliyeti kazandırmaktır. Eklem sıvı takviyesi ile eklem beslenir ve aşınmış kıkırdak parçalarının bir araya toplanması sağlanıp dizin tedavisine yardımcı olunur. Tedavinin etkisi ortalama 5-6 ay sürer. Etkisi geçince yeniden sıvı enjeksiyonu yaptırmak gerekir."

Dinç, hyalüronik asit enjeksiyonlarının, eklem kıkırdağına koruyucu etki gösterdiği için yıpranmayı önlediğini aktararak, bu işlemin hastanın ağrılarını hafiflettiğini ve böylelikle hastanın hayat kalitesinin arttığını kaydetti.

Belirli aralıklarla uygulanması eklem ağrıları ve tutukluğuyla mücadelede önemli avantajlar sağlayabileceğini belirten Dinç, "Hyalüronik asit enjeksiyon tedavisi protez ameliyatı seçeneğini ortadan kaldıracak nitelikte güçlü bir yöntem tabii ki değildir, ancak ameliyata giden süreci uzatabilen etkiye sahiptir. Eklemde eksilen hyalüronik asidin yerine konulmasıyla eklem kayganlığını sağlamak ve kıkırdağın dayanıklılığını artırmak esas hedeftir." ifadelerini kullandı.

Dinç, bu nedenlerle tıp dünyasında özellikle ortopedi alanında oldukça önemli bir yere sahip olan Eklem İçi Hyalüronik Asit üretiminin Türkiye’de INVAMED-RD GLOBAL Laboratuvarları'nda üretilmeye başlanmasından gurur duyduklarını bildirdi.

Raşit Dinç, "Hedefimiz her zaman Türkiye’de yapılmayanı yapmak ve global hacimli tıbbi cihaz ve ürünler pazarlarında Türkiye’nin de üretim alanında çok önemli bir rol oynadığını gösterebilmektir.” ifadelerini kullandı.