Paz. Ara 8th, 2019

“Demokrasi Tarihimizin Utanç Günü” sempozyumu

İSTANBUL (AA) – Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran, 28 Şubat'a ilişkin "Unutmamamız lazım ki bir daha yaşanmasın. Eğer unutursak, bu siyasi bilinci kaybedersek hele hele gençlerimize aktaramazsak ortaya çıkacak olan şey; Türkiye’nin geriye gitmesidir. Bu kadar açık." dedi.

SETA ve Eyüpsultan Belediyesi tarafından Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezinde düzenlenen "Demokrasi Tarihimizin Utanç Günü" başlıklı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Duran, 28 Şubat sürecinde yaşananları gençlerin tam olarak hatırlamadığını belirterek, o dönemi anlatmanın siyasi bilincin yenilenmesi açısından önemli olacağını söyledi.

Gençlerin sempozyuma gösterdiği ilgiden memnuniyetini aktaran Duran, şöyle konuştu:

"Bizim inancımızda 'Allah şerleri hayr eyler' anlayışı vardır. 28 Şubat’ta böyle bir mühendislik denemesi oldu. Türkiye’de vesayetlerin kaldırıldığı, darbelerin tarihe karışacağı ve toplumun kendi iradesine sahip çıktığı bir dönemin tohumları atıldı aslında. Bakmayın siz o günlerde ‘muhtar bile olamaz’, ‘bin yıl sürecek’, ‘gerekirse silah kullanırız’ gibi cümlelerin sarf edildiğine. Türk milleti, kendi taleplerini yansıtan siyasetçilere sahip çıktı ve çok kısa bir süre sonra Türkiye’de AK Parti iktidarının önü açılmış oldu. Burada 28 Şubatçıların çok büyük bir hata yaptıklarını söylemeliyiz ama 28 Şubat sürecinden kurtulmanın da biraz uzun sürdüğünü de söylemek lazım. Yani AK Parti iktidara geldiğinde hemen o süreçten kurtulduğu söylenemez. Çünkü sonrasında 2007 e-muhtırası, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yaşananlar, 2008’de AK Parti’yi kapatma davası ve oradan da devam ederek 15 Temmuz 2016’ya kadar gelebilirsiniz. Ne oldu? 15 Temmuz gecesi, yeni bir bin yılın başladığını ilan edecek insanlar hazırlık yaptılar, 251 vatandaşımızı şehit ettiler ve binlerce insan yaralandı. Fakat ortaya müthiş bir direniş çıktı. O direnişin kökleri nerededir derseniz bence 28 Şubat’ta yaşananlardan elde edilen bilince kadar geri götürebiliriz."

Duran, 15 Temmuz'dan sonra yaptıkları saha araştırmalarında, o gece sokağa çıkanların, "Menderes’in başına gelenler, Erdoğan’ın başına gelmesin. 28 Şubat’ta yaşadığımızı bir daha yaşamayalım diye sokağa çıktı." dediğini aktardı.

Burhanettin Duran, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dolayısıyla 28 Şubat’tan ders aldığımızı gösterdik aslında. Böyle bir siyasi bilince sahip olduğumuzu birkaç kez gösterdik. Peki bundan sonra 28 Şubat’ı hatırlamanın ne anlamı vardır? Aslında çok basit bunun karşılığı. Unutmamamız lazım ki bir daha yaşanmasın. Eğer unutursak, bu siyasi bilinci kaybedersek hele hele gençlerimize aktaramazsak ortaya çıkacak olan şey; Türkiye’nin geriye gitmesidir. Bu kadar açık."

– "28 Şubat şahsına münhasır bir olay değil"

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun ise "Türkiye'de Batıcı siyasetin bir aracı olarak 28 Şubat darbesi" başlıklı sunum yaptı.

Altun, 28 Şubat'ı daha geniş bir perspektife oturtmanın anlamlı olacağını belirterek, "15 Temmuz'u yaşadıktan sonra şunu gördük ki, 28 Şubat aslında şahsına münhasır bir olay değil, aksine daha önce kendi tarihimizde de benzerliği olan bir olay ve Batı dışı dünyada da çok sık tekrarlanan bir olay. Bugün işte Venezuela örneğinde canlı yayında bir biçimde darbe senaryolarını ve darbecilik olayının aslında nasıl cereyan ettiğini hepimiz görüyoruz. 28 Şubat'ta yaşanan bunun bir benzeriydi." dedi.

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar yaşanan darbe ve darbe girişimleri hakkında bilgi veren Altun, darbecilerin temel amacının Türkiye'nin Batı ile bağımlılığını devam ettirerek, Batı'nın çıkarlarını yerli-milli çıkarların önüne koyacak bir sistem kurmak olduğunu belirtti.

Altun, Türkiye'de yapılan bütün darbelerin ortak bir özelliğinin bulunduğunu, bunun yerli unsurların egale edilmesi olduğunu belirterek, "Peki bu darbeleri mümkün kılan, Batı çıkarlarını savunan bu sistem nasıl kurulmuştur? Aslında biraz geri dönüp bakmak gerekiyor. Çünkü buna baktığımızda aslında sadece Türkiye'de değil bütün Batı dışı dünyada aslında bir örüntü halinde yaşanan bir olayın kodlarını da çözmüş olacağız diye düşünüyorum. Çünkü Batı'nın kendisi dışında dünyayla kurduğu ilişkinin tamamı bir bağımlılık ilişkisi şeklinde." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Arnavutluk'ta 500 ayrı konut yapmak üzere de Çevre Şehircilik Bakanımıza talimatı verdim."

Erdoğan: "İslam ülkelerinin ekonomik büyümesi ve refah seviyelerinin artırılabilmesi için gerekli maddi ve tarihi şartlar son derece elverişlidir."

Erdoğan: "Ülkemize doğrudan yatırımların artması için ne gerekiyorsa imkanlarımız dahilinde maddi ve manevi bütün destekleri sağlıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyanın neresinde olursa olsun kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmek bizim ana vazifemizdir."

Erdoğan: "Küresel ticaret savaşlarının ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların etkilerine en hazırlıklı ülkelerin başında geliyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk ekonomisinin makro göstergeleri ve temelleri son derece güçlü ve sağlıklıdır."

Erdoğan:"Turizmde 2018'de 46 milyon ziyaretçiyle en çok turist çeken 6.ülke konumuna geldik.Bu sene 50 milyon aşkın turisti misafir etmeyi bekliyoruz"

Erdoğan: "İstanbul Tahkim Merkezi'nin kuruluş prosedürünü tamamladık. İnşallah bu sene içerisinde Tahkim Merkezi'ni faaliyete geçireceğiz."

Erdoğan: "İslam İşbirliği Teşkilatı nüfusunun yüzde 21'i yani 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk şartlarında hayata tutunmaya çalışıyor."

Erdoğan: "En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor.Müslümanlar zekatı verecek olsa İslam ülkelerinde fakir kalmaz"