Pts. Eyl 16th, 2019

“Demokrasi ve özgürlükler OVP'ye hedef olarak konulsun”

TBMM (AA) – CHP Genel Sekreteri , "Yarın açıklanacak OVP'ye demokrasi ve özgürlükler bir hedef olarak konulursa beklentiler olumluya döner. Başka bir çıkış görmüyorum." dedi.

Hamzaçebi, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na göre Orta Vadeli Program'ın (OVP) her yıl eylül ayının ilk haftası sonuna kadar Resmi Gazete'de yayınlanması gerektiğini belirtti.

Yarın açıklanacak OVP ile süresinde yayınlanmayan OVP sayısının 5'e çıkacağını ifade eden Hamzaçebi, "Yürütme organının dahi süresinde yayınlamayarak ciddiye almadığı OVP'yi ekonomideki karar alıcılar ve vatandaşlar neden ciddiye alsın?" diye sordu.

OVP'yi rakamlardan ibaret bir belge olarak görmenin doğru olmadığını dile getiren Hamzaçebi, yarın ekonomide beklentileri pozitife çevirecek bir OVP'nin açıklanmasının beklendiğine işaret etti.

Hamzaçebi, Merkez Bankasının radikal faiz artırımı kararının ekonomideki beklentileri pozitife çevirmediğini, Türk lirasının dolar karşısındaki değerinde önemli bir değişikliğe yol açmadığını söyledi.

– "Faiz artırımı bir aspirin tedavisidir"

Merkez Bankasının faiz artırım kararıyla işleri yoluna koymanın mümkün olmadığını savunan Hamzaçebi, "Faiz artırımı bir aspirin tedavisidir. Ateşi düşürebilir ama asla tedavi edici değildir. Tedavi edici olan, makroekonomik politikaların nasıl olacağıdır, bunun içeriğidir." diye konuştu.

İhracat bedellerinin 180 gün içinde Türkiye'ye getirilmesi ve bu bedelin yüzde 80'inin Türk lirasına çevrilmesi kararını eleştiren Hamzaçebi, yükün ihracatçının sırtına yıkıldığını öne sürdü.

İhracata dönük imalat sanayisinin yüzde 65'inin ithal geliri kullandığını belirten Hamzaçebi, ihracatçılar için yayınlanan tebliğin, ihracata yönelik imalat sanayisinin durumunu dikkate almayan, gerçeklikten uzak bir önlem olduğunu savundu.

– "İnşaat sektörüyle krizden çıkmanın yollarını arıyoruz"

Emlak Konut GYO'nun vadeli konut satışının ekonomiye ilişkin alınan bir diğer önlem olduğunu aktaran Hamzaçebi, "Yine inşaat sektörüyle krizden çıkmanın yollarını arıyoruz. Sanki piyasada inşaat maliyetleri yükselmedi, kentsel dönüşüme giren müteahhitler bütün faaliyetlerini tatil etmedi." ifadesini kullandı.

Akif Hamzaçebi, yabancı para üzerinden yapılan kira sözleşmelerinin Türk lirasına çevrilmesinin de iyi tasarlanmış bir düzenleme olmadığını, çünkü finansal kiralama sözleşmelerinin de bu kapsama dahil edildiğini söyledi.

Yabancıların para vererek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasının şartlarının yumuşatıldığını ifade eden Hamzaçebi, "Açıklanan önlemlerle dövize olan talebi azaltmak ve ekonominin dengelerini yeniden kurmak mümkün değildir. Bunlar ciddiye alınmayacak önlemler. Ekonomide güven yok. Yatırımcılar, girişimciler, tüketiciler, kimse gelecekte ne olacağını bilmiyorsa bu önlemlerle o güveni sağlama imkanı yoktur." diye konuştu.

– OVP önerisi

Yarın yayınlanacak OVP'ye ilişkin öneride bulunan Hamzaçebi, "Bugüne kadar hep OVP'ler rakamlardan, ekonomik önlemlerden ibaret programlar olarak açıklanmıştı. Önerim, demokrasi ve özgürlükler konusunun OVP'de 3 yıllık hedef olarak belirlenmesidir. Kuvvetler ayrılığı, demokrasi, özgürlükler, özgür basın, özgür vatandaşlar, özgür Türkiye." dedi.

Böyle bir ilkenin OVP'ye bugünkü anlayışla girmesinin mümkün olmadığını savunan Hamzaçebi, "Yarın açıklanacak OVP'ye demokrasi ve özgürlükler bir hedef olarak konulursa beklentiler olumluya döner. Başka bir çıkış görmüyorum." dedi.

Vatandaşların bankalardaki mevduatlarına ilişkin rakamları paylaşan Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2010 yılında 10 bin Türk lirasına kadar olan mevduatın toplam mevduat içindeki payı yüzde 5. Bu oran 2018 Temmuz ayında yüzde 3'e inmiş. 1 milyon Türk lirası üzerindeki mevduatın, toplam mevduat içindeki oranı 2010 yılında yüzde 47, 2018 Temmuz ayında yüzde 55. Yani 10 bin liraya kadar tasarrufu olan vatandaş tasarrufunu bankadan çekiyor, yaşamını bununla idame etmeye çalışıyor. Öte taraftan 1 milyon Türk lirası üzerindeki mevduat sahiplerinin mevduatı artıyor. Fakir daha fakirleşiyor, zengin daha zenginleşiyor."

Hamzaçebi, yarın açıklanacak OVP'nin, ekonomik krizin faturasının kimler tarafından ödeneceğini de göstermesi gerektiğini belirterek, "240 milyar dolara ihtiyaç duyan bir ekonomiye sahibiz. Bu dış borç geri ödemelerinin, kurdaki yükseliş nedeniyle kimin sırtına yıkılacağının yarın OVP'de açıklanması lazım. Sakın bunu dar gelirli, memur, çalışan insanlarımızın sırtına yüklemeye çalışmasınlar." değerlendirmesinde bulundu.

– Kıyıköy'e kum ocağı

İstanbul Kıyıköy'de, denizden yıllık 300 bin ton kum projesi için İstanbul Valiliğinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusunu kabul ettiğini hatırlatan Hamzaçebi, "Denizin doğasını, balık üreme alanını bozacak bu çevre katliamına 'dur' demek lazım. durdurmak lazım. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanına buradan çağrı yapıyorum; Sayın Bakan, Kıyıköy'de bir doğa katliamına neden olacak bu ÇED iznini durdurun." dedi.

– "Derhal iade edilmeli"

Akif Hamzaçebi, Katar Şeyhi'nin Türkiye'ye uçak hibe ettiği hatırlatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine, "Türkiye Cumhuriyeti ekonomik sıkıntıya girmişken, ülkeyi yönetenler vatandaşa tasarruf çağrısı yaparken Türkiye ister hibe isterse satın alma yoluyla olsun bir uçak edinemez." diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını düşünenlerin bu hediyeyi kabul edemeyeceğini savunan Hamzaçebi, şunları söyledi:

"Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını yerle bir eden bir uygulama. Bunu asla kabul etmiyorum. Bu uçak Türkiye'yi yönetenler tarafından kullanılamaz, derhal iade edilmelidir. Vatandaş geçim derdinde. Önümüzdeki dönem maaşlara ne kadar zam yapılacağını göreceğiz. 3600 ek göstergenin söz verildiği memur kesimlerine bu söz tutulmadı, tutulmayacak da. Hem söz verdiğiniz seçim taahhütlerini 'Ekonomik sıkıntı nedeniyle yerine getirmiyorum.' diyeceksiniz hem de koca bir jumbo jeti alıp cumhurbaşkanı uçağı olarak kullanacaksınız. Kullanılamaz, derhal iade edilmeli."

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday adaylığıyla ilgili soru üzerine, "Partimizin yetkili organları değerlendirmelerini yaparlar, zamanı geldiğinde açıklarlar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla ilgili 2,5 yıl süren ciddi bir çalışma yaptı. 2,5 yıllık bir emeğin bir çırpıda kenara atılması asla söz konusu değildir. İstanbul, emek verdiğim, çalıştığım, sorunlarının çözümü üzerinde çalıştığım, projeler geliştirdiğim dünyanın en önemli kentidir. Bu kenti asla sahipsiz bırakamayız. İstanbul, Ankara veya diğer büyükşehirlerde kiminle kazanacaksak aday odur." ifadelerini kullandı.

– Yerel seçimlerde ittifak

Yerel seçimlerde ittifak yapılacağına ilişkin açıklamaların hatırlatılması üzerine Hamzaçebi, yerel seçimlerde hukuken ittifak yapılayacağına, Seçim Kanunu'na göre ittifakların genel seçimde yapılabileceğine dikkati çekti.

AK Parti-MHP ittifakının bir dayanışma ve iş birliğini ifade ettiğini söyleyen Hamzaçebi, şunları kaydetti:

"İttifak diye yola çıkarsanız seçmeni kutuplaştırmış olursunuz. Bu çok yanlış bir politika. AK Parti ve MHP'nin ittifak olarak isimlendirdiği iş birliği veya dayanışma iddia ediyorum onların istediği sonucu vermeyecektir. Yerel seçimde, genel seçimdeki seçmen psikolojisi değişir, aday profili öne çıkar, seçmen tercihleri değişir. Onun için ittifak kelimeleri dikkatle kullanılmalı. Biz de böyle bir ittifak anlayışıyla yaklaşmıyoruz. Örnek veriyorum İstanbul ve Ankara adayımız, sadece Cumhur İttifakı dışındaki siyasi partilerin seçmenlerinden değil AK Parti ve MHP seçmeninden de oy alacaktır."