Deneyap Teknoloji Atölyeleri'nde tohumları atılan T-Fashion'a yatırımcı ilgisi

ANKARA (AA) – T3 Vakfından yapılan açıklamaya göre, genç girişimciler Yiğit Alp Elmas, Mehmet Ali Peker ve Furkan Kınlı tarafından hayata geçirilen T-Fashion’ın temelleri, Elmas ve Peker’in T3 Vakfı tarafından kurulan Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde bir araya gelip, takımlarını kurmaları ve öğrendiklerini uygulamalarıyla atıldı.

2017 yılında Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde eğitim almaya başlayan Elmas ve Peker, ekibiyle birlikte TEKNOFEST 2018 kapsamında düzenlenen Yapay Zeka Yarışması’na katılarak birinci oldu.

Başarıları sayesinde T3 Girişim Merkezinden mentorluk, ofis ve network desteği alarak çalışmalarını sürdüren gençler, eğitimleri devam ederken TEKNOFEST 2019 kapsamında düzenlenen Take Off Uluslararası Girişim Zirvesi’ne aynı projeyle katılarak derece elde etti. Gençler, dereceye giren diğer girişimlerle birlikte San Francisco’da “İş Hızlandırma Kampı”na katıldı.

Halen T3 Girişim Merkezinden mentorluk, ofis ve network desteği almaya devam eden gençler, 2 milyon dolar değerlemeli, yapay zeka tabanlı T-Fashion ile dünya moda endüstrisine Türkiye imzasını atarak global bir başarı elde etti.

Markaya göre milyonlarca paylaşım analiz ediliyor

T-Fashion, müşterilerinin doğru moda ürününü, doğru zamanda üretmesi ve satın alması için firmalara özelleştirilmiş moda analizleri ve trend öngörüleri sunuyor. Firmaların kendine has hedef kitlesini ve marka DNA’sını göz önünde bulundurarak sosyal medya üzerinden milyonlarca paylaşımı analiz ediyor.

Yazılım, analiz ettiği her bir fotoğraftan yaş, cinsiyet, lokasyon, kıyafet, stil, renk ağırlıkları gibi yüze yakın özelliği yapay zekayla algılıyor. Elde edilen veriler doğrultusunda gelecek yıl içinde nelerin trend olacağı, markanın hedef kitlesinin hangi tür ürünlere daha çok ilgi göstereceği gibi öngörüler platformda müşterilere sunuluyor. Firmaların hedef kitlelerine yönelik sunduğu öngörülerle tekstil ve moda firmalarının doğru ürünü, doğru zamanda, doğru miktarda üretmesine ve satın almasına yardımcı olan yazılım sayesinde firmalar stok fazlası ürünlerden kaçınırken satış oranlarını artırıyor.

“Müşterilerin satış oranlarını artırmalarını hedefliyoruz”

Açıklamada görüşlerine yer verilen şirketin kurucularından Yiğit Alp Elmas, T-Fashion olarak öncelikle Türkiye pazarındaki müşterilere ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, “Türkiye’nin ihracatında oldukça önemli bir konumu olan Türk tekstil sektörünün dinamiklerine hakimiz ve çözümlerimizi de bu doğrultuda geliştiriyoruz. Müşterilerimizin, sunduğumuz verilere sahip olarak global pazarda stratejik avantajı olmasını ve satış oranlarını da bu doğrultuda artırmasını hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dünyaca ünlü markalar için üretim yapan tekstil firmalarına markaların beğeni ve isteklerini karşılayacak, trendlere uygun ürünler hazırlayabilmeleri için tüm detayları içeren raporlar hazırladıklarını vurgulayan Elmas, şunları kaydetti:

“Markaların hedef kitlelerini analiz ederek firmalarımızın doğrudan satışa dönebilecek ürünler üretmesine yardımcı olurken aynı zamanda satış aşamasında da ikna kabiliyetini artıracak verileri sağlıyoruz. Eğer bu tarz analiz ve verileri Türk firmalarında etkin bir şekilde kullanabilirsek, tekstil sektörümüz global pazarda tekrardan hak ettiği yerlere gelebilir.”

Açıklamaya göre, T-Fashion, geçen aylarda dünyada renk standartları alanında otorite olan Pantone ile başlattığı global iş birliğiyle birlikte de teknik ve pazarlama alanlarında iki firmanın birlikte çalışmasını hedefliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BİNGÖL(AA) – Bingöl Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre, Gençlik ve Sivil Toplumu Geliştirme Derneği (BİNÇEVDER) Başkanlığını da yürüten Karaaslan, ömrünü doğal yaşamın sürdürülebilmesine adadı.

Yıllardır TEMA Vakfı gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışma yapan 57 yaşındaki Karaaslan, son dönemde kentte üretimi nadiren süren, adını ilk ürünün üretildiği yörede Zazaca “Guldar” olarak bilinen Akdurmuş köyünden alan asırlık domatesin üretimi için uğraş veriyor.

4 yıl önce köy sakinlerinden Hacı Yaşar’dan temin ettiği bir avuç tohum ve ondan kiraladığı Akdurmuş köyünde ve Karşıyaka Mahallesi’ndeki toplam 10 dönüm arazide üretime başlayan Karaaslan, büyük emeklerle 100 milyon tohum, 50 milyon fide, 70 ton domates elde etti.

Tohumlardan elde ettiği fidelerin büyük bölümünü domates üretiminin yaygınlaşması için bölgedeki çiftçilere ücretsiz dağıtan Karaaslan, önümüzdeki aylarda tohum satışına, ilkbaharda ise fide satışına başlamayı hedefliyor.

Sos ve salça yapımında da kullanılan Guldar” cinsi domatesin coğrafi işaret tescili için Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Üniversitesince başlatılan çalışmalar ise sürüyor.

“Tohum deposu oluşturduk”

Karaaslan, AA muhabirine, Guldar cinsi domatesin ürün alma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele sürecinde doğal beslenmenin öneminin bir kez daha önem kazandığını ifade eden Karaaslan, “4 yıldır bu tohumu kurtarabilmek için tohum deposu oluşturduk. 100 milyonun üzerinde tohum üretimi gerçekleştirdik. Tohumların bir kısmını dağıtarak bir kısmını da yeniden ekerek bu zincirin güçlü şekilde devam etmesine katkı sunduk.” dedi.

Karaaslan, iyi koşullarda bir fidenin 1 kilograma yakın domates verebildiğini dile getirerek, endüstriyel domateslere göre hem tohum verebilen hem de tekrar tohum elde edilebilen, kurutulabilen, salça, sos yapılabilen, vatandaşların sağlıkla tüketebileceği bir ürün olduğunu aktardı.

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün”

“Sağlık açısından tercih edilmesi gereken bir ürün. Çünkü besin gen kaynaklarımızda yeri olan bir ürün.” diyen Karaaslan, bazı okullarda öğrencilere bu domatesin üretim aşamalarıyla ilgili uygulamalı eğitim çalışması yaptıklarını belirtti.

Karaaslan, bu domatesin üretiminin Türkiye’de yaygınlaşmasını hedeflediklerini anlatarak, çok nemli bölgeler hariç tüm bölgelerde üretiminin uygun olduğunu kaydetti.

Bu yıl tohum, fide ve domates satışına başlayacağını ifade eden Karaaslan, “Tavsiyem tohumsuz domatesin yenmemesi. Mutlaka içerisinde tohumu olan domatesin yenmesi lazım. Asırlık Guldar domatesi her türlü yemeğe uygun. Meyve niyetine dahi yiyebilirsiniz.” diye konuştu.

​​​​​​​

İSTANBUL (AA) – İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü mezunu Müge Yeniada, bitirme projesi kapsamında çekirdekten bitki yetiştirme kiti yaparak nostaljik fasulye deneyini günümüze taşıdı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, günümüze göre uyarlanan kit, okul öncesi çağdaki çocuklara (4-7 yaş) yönelik tasarlandı.

Projeyle çocukların ekolojik okuryazarlığının ve çocukla ebeveynin arasındaki ilişkinin verimli bir şekilde artırılması hedefleniyor

Müge Yeniada, birçok çocuk gelişimci ve anneyle yaptığı görüşmeler sonucunda hayata geçirdiği projesiyle okul öncesi çağdaki çocukların ekolojik okuryazarlığını artırmayı hedefliyor.

Yeniada'nın çekirdekten bitki yetiştirme kitinin içerisinde, hedeflediği yaş grubundakilerin ergonomilerine uygun, çekirdek toplama ve ekim süreçlerine ilişkin el aletleri ile tohumun ekilmesi ve saklanması için çeşitli ürünler yer alıyor.

Ürünlerin malzemelerini ve üretim yöntemlerini doğaya zarar vermeyen ahşap, porselen ve geri dönüştürülmüş karton gibi malzemelerden tercih eden Yeniada, kendisi de sürecin en başından beri projesiyle paralel olarak çekirdekten domates yetiştiriyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Müge Yeniada, şunları kaydetti:

"Bilgi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Özlem Er, Dr. Öğr. Üyesi Selin Gürdere Akdur, Refik Burak Atatür, Yetkin Yazıcı, Ar. Gör. Gizem Öz yürütücülüğünde ve Gözde Şekercioğlu mentorluğunda hayata geçirdiğim bitirme projem ile çocuk ve ebeveynin arasındaki ilişkiyi verimli bir şekilde artırmayı ve tohumun potansiyeli ile meyve/sebze atıklarının toprağa geri dönüşümünü sağlamayı hedefliyorum. Projemin şu an çalışan bir prototipi var. Kendim de sürecin en başından beri projemle paralel olarak çekirdekten domates yetiştiriyorum. Bu süreçte tek yıllık bitkileri yetiştirmeyle ilgili her şeyi öğrendim diyebilirim. Çeşitli bitki yetiştiricileriyle görüştüm ve bir permakültür çiftliğini ziyaret etme imkanı buldum.

Konunun uzmanlarından aklımdaki tüm sorulara yanıt bulduktan sonra kendi domateslerimi marketten aldığım domateslerin çekirdeklerinden yetiştirmeye başladım. Projemi geliştirerek sürdürülebilir faaliyetler olan (kompost yapma, organik boyama) gibi küçük setlere dönüştürmeyi planlıyorum. Ailelerin kendi ilgileri doğrultusunda seçeceği kitlerle, sürdürülebilirlik faaliyetlerini çocuklarıyla birlikte gerçekleştirmelerini istiyorum."