DenizBank 435 milyon dolarlık seküritizasyon kredisi sağladı (2)

İSTANBUL (AA) – DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, üretime katkı şansı kalmamış firmalara desteğe devam edilmesinin ekonomiye katkı sağlamadığını, aksine zarar verdiğini belirterek, "Biz bankalar olarak, kaynakların akılcı dağılımına aracılık eden kurumlarız. Bunu yapmazsak, kötüde kredi tutup, iyiye kredi vermezsek fonksiyonumuzu ifa ve icra edemeyiz. Doğrudur, problemli kredileri bilançolarımızda görüyorsunuz ama güzel olan şu; sermaye yeterliliğimiz, likiditemiz, bunları karşılamak üzere karımızdan koyup provizyon olarak ayırdığımız tutarlar dünya ölçeklerinin de üzerinde. Bu bakımdan bankacılık sektörümüz sağlam." dedi.

Ateş, DenizBank'ın 435 milyon dolarlık seküritizasyon kredisi temin etmesine ilişkin düzenlenen çevrim içi basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kredi maliyetinin daha düşük olup olamayacağına ilişkin soruya Ateş, bu işleme başladıklarında ülke risk pirimi göstergesinin (CDS) 600 baz puan seviyelerinin üzerine çıktığını, vadenin de 7 yıl gibi uzun bir süre olduğunu anlattı.

Ateş, fiyat istikrarının sağlanması ve enflasyonda tek hanelere gelinmesi halinde, faizlerin de düşeceğini ifade ederek, "Şu anda açıklıkla söyleyeyim, bu dönemde vade ve fiyat olarak temin edilmiş en avantajlı kredi oldu. İleriye dönük risk priminin düşmesi, enflasyonun ve ona paralel iç faizlerin düşmesi, dışarıdan ülkemize teveccüh gösteren yatırımcıların faizlerini de düşürecektir. Burada kar gayesi güdülüyor da diyemem. Buradaki olay yeşil enerji ve kadınların çalışma hayatına katılması gibi ulvi gerekçeler. Bu bakımdan biz çok mutluyuz." diye konuştu.

– "Tarıma DenizBank'tan açık çek"

Hakan Ateş, bankanın tarım konusundaki hedeflerine ilişkin bir soru üzerine bu alana büyük önem verdiklerini söyledi. Tarımın kendine özgü sorunları olduğunu belirten Ateş, "En önemli sorunu da 'tarladan sofraya' dediğimiz zincirin çok uzun, çetrefilli, maliyetli ve verimsiz olmasıdır. Bütün hadise bu zinciri kısaltmak." dedi.

Bu süreçlerin geriye dönük entegrasyonla çok iyi organize edilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çiftçimizin üretimini orada yarattığı katma değer paylaşımında ağırlıklı olarak çiftçiye verebilecek organizasyonları kurmamız lazım. Birliklerimiz var, kooperatiflerimiz var, bunların hepsi vaka. Çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu girdileri, dövizden daha çok kendi yerel paramıza dönmesini sağlamamız lazım. Özellikle tohumda yerli-milli tohuma dönme gibi çok önemli kurgular ve çabalar var. Bunları en azından yurt dışından temin ettiklerimizle dengelememiz lazım ki döviz dalgalanma ve şoklarında tarımı mağdur etmeyelim."

"Burada DenizBank'tan tarıma bir açık çek var diyebilir miyiz?" sorusu üzerine Ateş, "Katiyetle açık çek. Ticari değeri olan 130 endüstriyel ürünün kitabını yaptık, onların eğitimini veriyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Bankacılık sektörümüz sağlam"

Hakan Ateş, salgın döneminde finansal açıdan zorluk yaşayan firmalara ilişkin soru üzerine, her krizde belli ekonomik kayıpların ve firma kayıplarının yaşandığını söyledi.

Krizden çıkışın, katma değeri olan ve üreten firmalara destek vermek şeklinde olması gerektiğini savunan Ateş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Benim tabirimle 'zombi firmalara', herhangi bir üretime katkı şansı kalmamış firmalara desteğe devam ederseniz, bu ekonomiye katkı sağlamaz, zarar verir. Günün sonunda kaynağımız sınırlı. Eğer kötü olan firmada kaynağınızı tutar ve onu likidite etmezseniz, tahsilatla ekonomiye geri kazandırmazsanız, çok iyi fikri ve projesi olan, katma değer sunacak firmalara da kredi arz edemezsiniz. Biz bankalar olarak, kaynakların akılcı dağılımına aracılık eden kurumlarız.

Bunu yapmazsak, kötüde kredi tutup, iyiye kredi vermezsek fonksiyonumuzu ifa ve icra edemeyiz. Ancak buraya bir parantez açayım; salgın paradigmayı değiştirdi. Örneğin herkesin kuyruk olduğu çok iyi bir restoran şu anda kapalı. Batıralım mı yani onu? Tabii ki destekleyeceğiz ama buradaki seçimi iyi yapmamız lazım. Bu her ekonomik ölçek için geçerli. Bu anlamda sadece bizde değil, tüm dünyada bir sürü önlem alındı."

Ateş, sorunlu kredi haline dönüşme süresinin 90 günden 180 güne çıktığını aktararak, "Şunu mutlulukla söylemeliyim ki, orada bizim 90-180 arasında beklediğimizin daha altında bir eğilim var. Kaldı ki hane halkı da bu anlamda çok daha borcuna sadık. Beklediğimiz aşırı bir büyüme olmadı. Ona göre tedbir aldığımız ve provizyon bütçelerimizi ayarladığımız halde, onun tamamını kullanmadığımızı mutlulukla ifade ediyorum." diye konuştu.

"Dünyada bizden başka 4 para birimi ile çalışan bir bankacılık bilmiyorum" diyen Ateş, şunları kaydetti:

"Bizde dolar, avro, TL ve altın/gümüş var. Benim mevduatımın yüzde 15-20'si altın-gümüş. Hane halkından, bireyselden geçen yıl sonundan bu yana , 1,5-2 aylık dönemde 4 milyar liranın üzerinde TL'ye bir dönüş olmuş. Yeni mevduat artışlarının daha ziyade TL'ye gittiğini görüyoruz. Bunlar güzel haberler. Büyümemizi 2020'de sıfırın üzerinde tamamladık. İlk çeyrek için yüzde 5-6, yılın tamamında ise yüzde 3-4 gibi rakamlar konuşuluyor. Gerçi bu büyümenin enflasyona doğru gitmemesi lazım, aksi halde faizleri düşüremeyiz ve sıkıntımız çok olur. Türkiye çok dinamik ve inanılmaz bir KOBİ gücü var. Özetle, sorunlu kredileri bilançolarımızda görüyorsunuz ama güzel olan şu; sermaye yeterliliğimiz, likiditemiz, bunları karşılamak üzere karımızdan koyup provizyon olarak ayırdığımız tutarlar dünya ölçeklerinin de üzerinde. Bu bakımdan bankacılık sektörümüz sağlam."

– "Türkiye'ye güvenin geri geldiğini görüyoruz"

EBRD Başkan Yardımcısı Jürgen Rigterink de gelen sorular üzerine, Türkiye'ye yönelik piyasa hissiyatının büyük ölçüde değiştiğini gördüklerini belirterek, "TL'nin yükselen piyasalar arasındaki en güçlü para birimi olduğunu biliyoruz ve Türkiye pazarına olan güvenin geri geldiğini görüyoruz. Bu işlem bizim için yalnızca bir bankaya yatırım değil, ayrıca reel ekonomiye erişmenin ideal bir yolunu teşkil ediyor. Bu sayede kaynak; kadın girişimciler, daha küçük ölçekteki girişimciler ve yenilenebilir enerji verimliliği için kullanılacak. Son günlerde Türkiye'den gelen haberlerin de bu gelişmelere paralele olduğunu gördük. Türkiye'de bu konuların daha da gündeme geldiğini görüyoruz ve enerji sektörüyle ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. Buna paralel bir işlem gerçekleştirmekten de memnuniyet duyuyoruz. " değerlendirmelerinde bulundu.

Geçen yıl Türkiye'ye toplam 1,7 milyar avroluk yatırım yaptıklarını ve toplam yatırım portföyünün şu an 7 milyar avronun üzerinde olduğunu dile getiren Rigterink, "Aslında bu yıl için yatırım hedefi koymuyoruz. 'Ülkenin ekonomisini nasıl en iyi şekilde destekleyebiliriz?' diye bakıyoruz. Partnerlerimizi dikkate alıyoruz ve bu yıl (Türkiye'ye) 1,5 milyar avroyu geçen bir tutarda bir destek sağlamak istiyoruz. Bu EBRD için çok iddialı bir hedef." dedi.

Rigterink, kendilerinin ekonomiyi uzun vadeli desteklediklerini vurgulayarak, "Bazen bankalardan güneş varken şemsiye verildiğine dair şikayetler alırız, 'yağmur varken şemsiyeyi alıyorsunuz' derler ama biz böyle yapmayız. Biz Türk ekonomisine yatırım yapmaya devam edeceğiz. Mevcut yatırım iklimi ve TL'nin gidişatı bizim için de daha kolay yatırım yapılabilir bir hale getiriyor ortamı." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – DenizBank ve bp, 15 Ekim’e kadar Üretici Kart ile yapılacak akaryakıt alışverişlerinde 6 ay vade ve sıfır faiz sunan iş birliğine imza attı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, tarımda yüzde 47 pazar payıyla özel bankalar arasında ilk sırada bulunan DenizBank, bp ile çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinde ihtiyaç duydukları akaryakıt harcamalarında avantaj sağlayan bir iş birliği gerçekleştirdi.

Bu kapsamda, 15 Ekim’e kadar Üretici Kart ile yapılan akaryakıt harcamalarında faizsiz 6 ay vade imkanı sunuluyor. 15 Ekim’den sonra ise kampanya 5 ay vade ve sıfır faiz avantajı ile devam ediyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen DenizBank Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak, sektöründe ilk olan Üretici Kart’ın, şu an yaklaşık 620 bin üreticinin cebinde olduğunu belirterek, “Tarım yolculuğumuzda çiftçilerimizi hep ekmeğini topraktan çıkarıp bizimle paylaşan aile fertlerimiz olarak gördük. Elde ettikleri geliri artırıp masraflarını azaltarak üretimi sürdürülebilir kılmak için yoğun şekilde çalıştık, çalışıyoruz. Akaryakıt dağıtım sektörünün öncü kurumlarından bp ile yaptığımız iş birliği ile en önemli ihtiyaçlarından birine yanıt vermekten mutluluk duyuyoruz. Tarıma katkımızı, memleketimize duyduğumuz sorumluluk bilinciyle devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı.

bp Türkiye Perakende Akaryakıt Operasyon Direktörü Ersin Akmanoğlu ise salgınla birlikte tarımın, tarımsal ürünlerin öneminin tüm dünya tarafından bir kez daha hatırlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Tarımın önemi eskiden de biliniyordu fakat salgın ile birlikte tüm dünyada bir kez daha anlaşıldı. Binalar, yollar yapabilir, araçlar üretebiliriz ancak tarım yok ise yaşam durur. Dolayısıyla toprak ve onu işleyen, gıdanın sürekliliğini sağlayan çiftçilerimiz, hepimiz için çok önemli. bp Türkiye olarak ülke ekonomisine sunduğumuz yüksek katma değerin yanı sıra DenizBank gibi önemli ve büyük bir markayla çiftçilerimize destek olmak istedik. Ülkemiz için yüksek katma değerli projelerin içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

– “Üretici Kart”ın avantajları

Çiftçiler anlaşmalı iş yerlerinden Üretici Kartları ile yaptıkları alışverişlerinde 6 aya varan vade ve sıfır faiz kampanya avantajından yararlanıyor. Üretici Kart'ın en önemli avantajı yılda bir kez ödemeli olması. Bu ödeme vadesi, tarımsal ürününün desenine, yani hasadına göre belirlenebiliyor.

Üreticiler, Üretici Kart ile tarımsal işletme kredilerini DenizBank şubelerinden ve ATM'lerden 7/24 nakit çekebiliyor, tarımsal faaliyetleri için ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetleri alabilecekleri DenizBank anlaşmalı işyerlerinde Üretici Kartlarını kullanabiliyor.

Üreticiler, Üretici Kart’a diledikleri zaman ödeme yapabiliyor, ihtiyacı olduğunda yeniden nakit çekebiliyor veya tarımsal girdi alışverişlerinde kullanabiliyor. Üretici Kart sahibi olmak için başvuru, URETICI yazıp boşluk bıraktıktan sonra, T.C. Kimlik numarasını yazarak ve 3280’e SMS göndererek gerçekleştirilebiliyor.

İSTANBUL (AA) – DenizBank, BELBİM iş birliğiyle, İstanbulkart kullanıcılarına aylık 100 TL geri ödemeli 600 TL ya da 1200 TL faizsiz, masrafsız destek avans ve 500 TL'ye kadar faizsiz taksitli nakit avans imkanı sunan kampanyayı hayata geçirdi.

DenizBank açıklamasına göre, müşterilerinin hayatını kolaylaştırmak üzere yenilikçi finansal çözümler sunan DenizBank, 18 milyon aktif kullanıcısı olan BELBİM-İstanbulkart ile yeni bir iş birliği gerçekleştirdi.

Destek Avans adıyla hayata geçirilen kampanyada, 12 ay vadede, 1200 TL'ye varan faizsiz krediden, DenizBank müşterisi olsun ya da olmasın, İstanbulkart'nı kişiselleştiren, DenizBank'ın yaptığı değerlendirme sonucu talebi olumlu bulunan herkes faydalanabiliyor. Dileyen İstanbulkart kullanıcılarına özel, avantajlı faizli kredi avantajı sunuluyor. Ayrıca, kampanya koşullarını sağlayan müşteriler, kredi kartından faizsiz 500 TL taksitli nakit avans fırsatından da faydalanabiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen DenizBank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ayşenur Hıçkıran, DenizBank olarak müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda, yaşamlarına kolaylık ve değer katan bir hizmet modelini benimsediklerini belirterek, "Türkiye'de finansal kapsayıcılığın gelişimini önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu yönde imza attığımız pek çok iş birliği ile müşterilerimiz ve paydaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak üzere önemli adımlar atıyoruz. 18 milyon aktif İstanbulkart kullanıcısı bulunan BELBİM ile oluşturduğumuz, faizsiz ve 12 ay vadeli kredi fırsatı kampanyamız da bu anlayışımızın bir ürünü. Nakit ihtiyacı duyan İstanbullu vatandaşlarımıza kolaylık sunmaktan, insanlarımızın yaşantısına, aile ekonomisine katkı sağlamaktan ve dolayısıyla ülkemiz için bu adımı atmış olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sunduğumuz hizmet yelpazesini zenginleştirmek üzere var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

– "İstanbulkart'ın geçtiği her yerde kullanılabilecek"

BELBİM AŞ Genel Müdürü Yücel Karadeniz de yaptıkları her çalışmanın altında, İstanbulluların hayatını daha kolay hale getirme amacı taşıdıklarını ve bunun verdiği motivasyonla çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Pandeminin etkisi, okulların açılmasıyla birlikte biriken masrafları düşünerek değerli İstanbul halkına bir nebze nefes aldıracak. Destek Avans projesini DenizBank iş birliği ile hayata geçirdik. Destek Avans projesi ile halkımız 600 ya da 1200 lira avans kullanabilecek ve bu miktarı hiçbir faiz ya da masraf olmaksızın, aylık 100 TL'lik taksitlerle geri ödeyebilecek. İstanbulkart'a aktarılacak tutar, İstanbulkart’ın geçtiği her yerde; kafe-restoranlarda, online alışverişlerde, marketlerde, Halk bakkallarda, akaryakıtta, ulaşımda ve daha binlerce noktada kullanılabilecek. İstanbul halkı için hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul halkının her zaman yanındayız ve yanında olduğumuzu gösterecek projeler üretmeye devam edeceğiz."

Kampanyaya katılım şu şekilde gerçekleşiyor:

"Destek Avans'a başvurmak için İstanbulkart'ınızın kişiselleştirilmiş olması gerekiyor. İndirimli ve ücretsiz kartlar kişiselleştirilmiş olduğu için yeni bir işlem yapılmasına gerek bulunmuyor.​​​​​​​ TCKN ve İstanbulkart eşleştirmesini yapan kullanıcılar, DenizBank’ın web sayfasına TCKN, cep telefonu ve İstanbulkart bilgileri ile giriş yaparak taleplerini direkt iletebiliyor. Başvurular değerlendirildikten sonra en yakın DenizBank şubesine davet edilen kullanıcılar, İstanbulkart'a aktarılan kredilerini, tüm anlaşmalı noktalarda hemen kullanmaya başlayabiliyor."

Kampanya 30 Kasım'a kadar sürecek.