Depremden etkilenen Malatya'da bir bahçeden kaynak suyu çıktı

MALATYA (AA) – Malatya'nın Pütürge ilçesinde, Elazığ'ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından kaynak suyu akmaya başladı.

Elazığ'da meydana gelen depremin ardından Pütürge'ye bağlı Taşmış Mahallesi'nde bir bahçeden kaynak suyu çıktı.

Taşmış Mahalle Muhtarı Müslüm Endes, AA muhabirine yaptığı açıklamada, depremden sonra kaynak suyunun akmaya başladığını söyledi.

Depremden bir gün sonra alana gidebildiğini belirten Endes, "Deprem günü ben ilçedeydim. Mahalleden beni aradılar, alana gittim. Alanda karşılaştığım manzarada yerin altından su fışkırıyordu. Belediyeden iş makinesi istedim, gelip kontrol ettiler ama çok müdahalede bulunamadılar. Halen su akmaya devam ediyor." diye konuştu.

Öte yandan, kaynak suyu, vatandaşlar tarafından cep telefonuyla görüntülendi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA (AA) – Anadolu topraklarının zengin tarihi kültürünü yansıtan, ilk şehir devletinin kurulmasına sahne olan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınması kentte sevinç yarattı.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından aristokrasinin doğduğu, ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı yer olarak kabul edilen ve yaklaşık 7 yıl önce UNESCO “Dünya Miras Geçici Listesi”ne alınan Arslantepe Höyüğü, Çin’in Fucou kentinin ev sahipliğinde çevrimiçi düzenlenen UNESCO Dünya Miras Komitesi Genişletilmiş 44. Oturumunda Dünya Miras Listesi’ne alındı.

Arslantepe’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınması kentte büyük heyecan yarattı.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, AA muhabirine, 2014’te UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde mutlu sona ulaştıklarını söyledi.

Arslantepe Höyüğü’nün Türkiye’nin 19’uncu kültür varlığı olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedildiğini hatırlatan Gürkan, şöyle devam etti:

“Arslantepe Höyüğü’nün asıl listeye alınması kentte büyük sevinç yarattı. Bu süreçte emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bakanlarımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, sivil toplum kuruluşlarına, hepsine teşekkür ediyoruz. Bundan sonra sorumluluk daha da arttı. Bunun farkındayız. Bundan sonra Malatya’yı mazisine layık istikbale hazırlama noktasında çalışacağız. Buradaki sosyal donatı alanlarının, karşılama ve simülasyon merkezleriyle ilgili çalışmaları başlatmıştık. Onları tamamlayacağız. Önümüzdeki günlerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da kentimize gelecek. Malatya’mıza, insanlığa hayırlı olsun.”

Gürkan, Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasının kente olumlu katkılarının olacağını dile getirerek, “Nemrut da listede, burası da listeye girdi. Yabancı turizm seyahat acentalarının özellikle UNESCO tarafından tescil edilmiş bu tür yerlere ilgi gösterdiğini ve bunları tur operatörleriyle paylaştığını biliyoruz. Biz de onun alt yapısını hazırlayacağız. Malatya tarım, sanayi ve sağlık kenti olduğu gibi turizm kenti de olacak.” dedi.

“Turizmin, tanıtımın odağında olacak”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman ise Malatya için tarihi bir gün yaşandığını söyledi.

Şişman, Arslantepe’nin önemli bir tarihe sahip olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Arslantepe Höyüğü, dünyanın en eski kerpiç sarayını bağrında bulunduran, bürokrasi ve devlet kavramının temellerinin atıldığı, dünyanın en eski kılıçlarının ortaya çıkarıldığı bir yer. UNESCO toplantısında katılımcı ülkelerden de Arslantepe Höyüğü büyük övgü aldı bu da bizim için gurur kaynağı oldu. 2014’ten bu yana 7 yıllık çabanın sonunda kalıcı listeye girdik. Özellikle buraya 40 yılını, ömrünü feda eden İtalyan arkeolog Prof. Dr. Marcelle Frangipane’ye teşekkür ediyoruz. Marcelle burada iğneyle kazıyarak güzel sonuçlar aldı. Ayrıca Bakanlığımız, yerel yöneticilerimiz büyük destek verdi. Hepsine teşekkür ediyoruz. Kalıcı listeye girmiş olmak her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Asıl bundan sonra yapmamız gerekenleri yapacağız.”

Kararla Arslantepe Höyüğü’nde turizm hareketliliği yaşanacağını aktaran Şişman, “Kültürel mirasların bulunduğu şehirler turizm anlamında öncelikli hale geliyor. Bu konuda Arslantepe Höyüğü şehrin anahtarı konumuna geldi. Artık Arslantepe Höyüğü turizmin, tanıtımın odağında olacak. İlerleyen günlerde turizm konusunda güzel gelişmeler yaşanacak.” diye konuştu.

Arslantepe Höyüğü

Malatya’ya 7 kilometre uzaklıkta, Fırat Nehri’nin batı kıyısında bulunan Arslantepe, yüksek tarım potansiyeli, sulak alanları ve nehrin taşkınlarından korunan yapısı sayesinde, binlerce yıl insanoğluna kucak açmış tarihi mekanlar arasında yer alıyor. Geç Kalkolitik Dönem’den Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hititler’den Roma ve Bizans’a kadar birçok medeniyetin izlerini taşıyor.

İlk arkeolojik kazı çalışması 1931’de Louis Delaporte başkanlığındaki Fransız ekip tarafından gerçekleştirilen, 1961’den bu yana ise Roma La Sapienza Üniversitesinden ekiplerce sürdürülen kazı çalışmalarıyla Arslantepe Höyüğü’nde yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten saray ve 2 bini aşkın mühürle, Anadolu’nun en eski şehir devletlerinden birinin yapıları ortaya çıktı.

Duvarlarındaki siyasi gücün tasvir edildiği renkli figürler ve rölyef levhalarla erken devlet sisteminin izlerini barındıran Arslantepe’de, Mezopotamya’dakilerle benzerlik gösteren çok sayıda çanak ve çömlek de kazılardan çıkan eserler arasında yer alıyor.

Kazı çalışması yapılan alanda, merkezi devlet sistemine geçişe tanıklık eden bulgular da ortaya çıkarıldı. Kerpiç saray kompleksi, gıda dağıtımında kullanılan mühürleme sistemi, dünyada bugüne kadar bulunabilmiş en eski kılıçlar, devlet sisteminin burada ortaya çıktığını gösteriyor.

Aristokrasinin doğduğu, ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı merkez olan Arslantepe Höyüğü, 2014’te UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmıştı.

MALATYA (AA) – Türkiye’deki 17 milyon kayısı ağacından yaklaşık 8 milyonunun bulunduğu kentte, 50 bin civarında aile geçimini bu üründen sağlıyor.

“Antep baklavası” ve “Aydın inciri”nden sonra Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) nezdinde coğrafi işaret tesciline sahip üçüncü ürünü olan Malatya kayısısı, kentte yaşayan insanların en önemli geçim kaynağı konumunda bulunuyor.

Malatya’da haziran ayında başlayan Temmuz sonunda ise tamamlanan hasat sürecinin ardından kurutulan kayısılar, dünyanın dört bir köşesinde damakları tatlandırıyor.

AA muhabirinin, Malatya Ticaret Borsası verilerinden derlediği bilgiye göre, AB nezdinde coğrafi işaret alan Malatya kayısından son 10 yılda ülke ekonomisine önemli döviz girdisi sağlandı.

Söz konusu dönemde 1 milyon 2 bin 839 ton kuru kayısı ihraç edilerek, 3 milyar 312 milyon 351 bin dolarlık ihracata imza atıldı.

Bu yılın ocak-haziran döneminde 41 bin 12 ton kuru kayısı ihraç edilerek, 141 milyon 176 bin dolar gelir elde edildi.

ABD başta olmak üzere Fransa, Almanya, Rusya, Birleşik Krallık, Avustralya, Brezilya, Hollanda ve Çin’in de aralarında bulunduğu 115 ülkeye kuru kayısı satıldı.

Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, AA muhabirine, kayısının Malatya için büyük önem taşıdığını söyledi.

Özcan, Malatya ekonomisinin can damarının kayısı olduğunu, her yıl hasat döneminde 40 bin kişinin kentte mevsimlik işçi olarak çalıştığını anlattı.

“İhracat serüveni bugün 100 bin tonlara ulaştı”

Kayısının ihracat serüveninin 1980’li yıllarda başladığını dile getiren Özcan, şöyle devam etti:

“O dönemlerde ihracatçılarımız daha çok şehirlerarası otobüslerle sandık diye adlandırılan büyük tahta kasalarda ürünü liman olan bölgelere ulaştırarak bugün altına imza attığımız bu rakamların çıktığı dönemi başlattı. 1980’li yıllarda 5 bin tonla başlayan ihracat serüveni bugün 100 bin tonlara ulaştı. Bu arada kayısıyla ilgili çok önemli akademik çalışmalar yapıldı, kamu yatırımları gerçekleştirildi, sigorta kapsamı alanları ciddi desteklendi, bu ürünün dünyada çok kıymetli olduğunun farkında varıldığında da AB coğrafi işaret belgesi müracaatı başladı. AB dünyanın en kaliteli kayısısının Malatya’da yetiştiğinin belgesini Malatya’ya takdim etti.”

“İhracattan ciddi gelir sağlandı”

Kayısının öneminin anlaşılmasından sonra kamu yatırımları ve üretim kapasitesinin artmaya başladığını belirten Özcan, şunları kaydetti:

“Son 10 yılda hem ülkeye hem de Malatya’ya ekonomisine ciddi anlamda gelir sağlandı. Hem bir prestij hem de stratejik ürün olma özelliğini taşıyan kuru kayısı, dünyadaki liderliğini Malatya’nın üretimiyle devam ettiriyor. Bir taraftan üretimde kaliteyi artırma planlarımız, kaliteyi artırırken özellikle ürünün saklama koşulları, sağlıklı depolanma koşulları, elektronik satış sistemleri, lisanslı depoculukla dünyadaki bütün tarım platformlarında gelişmeleri de dikkate alarak o alana kayısıyı yerleştirmek için yoğun gayret gösteriyoruz.”

Yeni pazar arayışı sürüyor

Özcan, kayısıda yeni pazar arayışlarının devam ettiğini de anlatarak, “Uzak Doğu pazarı bizim için önem arz eden pazar. Bu alanda pandeminin hemen ardından bölgedeki bütün fuar etkinlerine katılmayı istiyoruz. Özellikle Avrupa’da gerçekleşen her yıl Almanya bir sonraki yıl Fransa’da gerçekleşen gıda fuarlarını takip ediyoruz.” diye konuştu.