Devlet Bahçeli: Çürümüş Bizans ve Haçlı emellerini canlı tutmak için kılıktan kılığa girenler bir avuç gafildir

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “740. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri” dolayısıyla Twitter hesabından açıklamada bulundu.

Adaletli hükmün, ahlaklı hürriyetin, akıllı hüner ve hükmü şahsiyetin hüsnü zan ve hükümran bir haysiyetle kristalize olmasının, tarihe Türk milletinin damgasını vurmasını temin ettiğini belirten Bahçeli, mukadderatın kaynağından beslenen iman, inanç ve irade bayrağının, kıtaları gölgesi altına aldığını vurguladı.

Bahçeli, “Gıpta edilecek mazimizin derinlikleri halin kuvvesi, atinin de kuluçkası, aynı zamanda güvenli, huzurlu ve geniş ufuklu milli varlığın kucaklaşma ve kudret ilhamıdır.” görüşünü paylaştı.

Asırların kilidinin Türk milletinin müdahalesiyle açıldığını, zorlu engellerin kutlu mücadeleyle aşıldığını aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

“Aziz ecdadımız üzerinde yaşadığımız vatan toprağına bereket fidanları dikmiş, birlik tohumları serpmiş, devamında barış ve kardeşlik ruhu aşılamıştır. Söğüt; cihanı kavrayan, cihanşümul bir kuvveti mayalandıran, oba oba büyüyüp fütuhat şuuruyla güçlenen bir tarih yakutudur. Elleri öpülesi dedemiz Ertuğrul Gazi ve muhterem ahfadı, tekfur hesaplarıyla çembere alınmış bir coğrafyaya asalet ve soylu duruşu getirmiş, zulüm zincirlerini kırıp esaret prangalarını sökerek beşeriyeti şefkat, merhamet ve adil yönetim meşalesiyle aydınlatmıştır. Türk milleti, yalnızca kılıç kuşanmamış, yalnızca cihat ve gaza onuruyla donanmamış, kaleleri fethettiği kadar kalpleri de fethetmiş, Hayme Ana’nın dirayetiyle, Dursun Fakih’in duasıyla, alplerin, erenlerin, neferlerin dokunuşuyla horgörü silinmiş, hoşgörü sivrilmiştir.”

“Söğüt ruhunda strateji vardır”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Söğüt ruhunda sabır, strateji, iman, atılganlık ve cesaret olduğuna vurgu yaptığı açıklamasında, “Bu ruha aynısıyla teslim olmayan, taviz vermeyen, tehir etmeyen bir mizaç hakimdir. Bu sayededir ki 400 çadırlık bir beylikten devasa bir dünya imparatorluğu doğmuş ve yükselmiştir.” ifadelerine yer verdi.

Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Elbette geçmişimizle ne kadar övünsek azdır, yetersizdir. Kendimizi tanımak, kimliğimizi tanımak irfan sahibi olmak demektir, tarihimizi, kültürümüzü ve medeniyet hazinemizi bilmek kendimizi bilmektir. Kendimizi bilmek kanımızın ve kaderimizin yol haritasını çizmek demektir. Dünden bugüne kuşaklar eliyle intikal eden milli emanetlerin sırrına erişenler, yalana, iftiraya ve ihanete sırtını dönmüş yüksek karakterlerdir.

Siyasi çıkar uğruna fethimizi ve Fatihimizi sıradanlaştırma çabasında olanlar ecdadımızın hatıralarını sulandıran meczuplardır. Çürümüş Bizans ve Haçlı emellerini canlı tutmak için kılıktan kılığa girenler Ötüken dimağını susturmaya, Söğüt çağrısını bastırmaya çalışan bir avuç gafil ve kendini bilmezdir. Müfteri ve münafık diller ne söylerse söylesin, faziletsiz bedenlerde Fatih şanının izi bulunamaz. Dün, millet haşmeti, zillet rezaletini yenmiştir. Bugün tarih bir kez daha tekerrür edecek, zillete düşen fitneciler kaybedecektir. Bu, Ertuğrul Gazi’ye ve evlatlarına namus borcumuzdur. Bu, İstanbul’a milli varlığımızı ilmik ilmik dokuyan Fatihimize vefa sorumluluğumuzdur. Bu toprakların her karışı şehit kanlarıyla sulanmış ve bunun sonucunda toprak vatan olmuştur. Terörle mücadele sırasında şehit düşen kahraman evlatlarımız milli bekamıza ve milli güvenliğimize şükran, minnet ve duayla yad edeceğimiz hizmetlerde bulunmuşlardır.”

Bugün İdlib’de şehit düşen iki asker başta olmak üzere, tarihin herhangi bir döneminde batıla, haine, caniye, küfre ve mütecaviz maksatlı nice saldırılara direnirken şehit olan cesur yüreklere Cenab-ı Allah’tan gufran niyaz ettiğini, yaşayan gazilere ise hürmetlerini sunduğunu belirten Bahçeli, “Söğüt’ün bağrından çıkarak Anadolu Türk birliğinin kurulmasını sağlayan ve ardından da şevkle ve inanmışlıkla cihan devletine giden yolu inşa eden büyük ecdadımız Ertuğrul Gazi’yi, Osman Gazi’yi, dualarıyla destek veren manevi önderlerimizi rahmetle, saygıyla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Cenab-ı Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Barış Gündoğan

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Yalçın, yaptığı yazılı açıklamada, MHP’nin sadece demokratik düzenin dinamikleri çerçevesinde faaliyet gösteren bir siyasi parti değil, kültürel ve sosyal açıdan hayati işlev üstlenen dinamik bir dava ve ülkü mahfili olduğunu belirtti. Lider, teşkilat ve dava partisi olan MHP’de geleneksel bir hiyerarşik yapı bulunduğunu ifade eden Yalçın, “Döneklik, vefasızlık, disiplinsizlik, ahlaksızlık, aylaklık, fitne ve tefrikaya meyyal olmak gibi kötü huylara malik kişiler partimizde ve teşkilatlarımızda asla barınamamışlardır.” ifadesini kullandı.

Yalçın, MHP’de liyakatsizlik ve gevşeklik göstererek ana gövdeden kopanların marjinalleşerek yok olduğunu savunan Yalçın, şöyle devam etti:

“MHP üyesi olup geçmişte partimizin saflarında görev alan ancak daha sonra liyakatsizlikleri sebebiyle teşkilatlarımızdan ayıklanan bazı isimler, son yıllarda hemen her kurultay öncesinde veya her seçim döneminde ortaya çıkarak camiamız içinde fitne ve tefrika üretmek için çaba sarf etmişlerdir. Bu gibiler, MHP’ye üyelikleri sürerken, gittikleri çıkar mahfillerinde, merdiven altı ve taşeron oluşumlarda hala MHP aleyhinde faaliyet göstermektedir. Kerameti davanın mehabetinde değil, kendilerinde gören ve egolarına yenik düşen söz konusu tefrika ve fitne bağımlıları için, partimizce yasa ve tüzük kurallarının işletilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. MHP Merkez Disiplin Kurulunca, anılan gerekçelerle Nazif Okumuş, Ahmet Malkan, Ali Şanalmış, Ali Baykan, Atilla Kaya, Suat Başaran ve Tahsin Eren’in parti üyeliğinden çıkarılmalarına karar verilmiştir.”

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, 31 Ağustos itibarıyla ABD’nin Afganistan’da konuşlandırdığı askeri unsurlarını çekme ve iş birlikçilerini tahliye işleminin büyük oranda tamamlandığını, geride birbirine girmiş, duygusal, fikri ve siyasi temelde bölünmüş bir ülke tablosu bırakıldığını belirtti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın “olağanüstü başarılı” sözleriyle tevile çalıştığı, gerçekte son derece ilkel, oldukça kaotik, bir o kadar da acıklı tahliye manzaralarının insanlığın hafızasına mıh gibi çakıldığını anımsatan Bahçeli, başarı diye takdim ve teşhir edilen siyasi ve askeri faaliyetlerin, aslında yıkımın perdelenmesinden, 20 yıl süren ağır bir işgali makyajlama pişkinliğinden başka bir manaya gelmediğinin altını çizdi.

Afganistan’ın emperyalizmin açtığı şiddet kulvarına hızla yuvarlandığına, adım adım genişleyen kavga ve iç karışıklıklar ortamına vahim derecede yuvalandığına dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:

“21’inci yüzyıl dünyasında Afganistan’da yaşanan trajediler, ülkelerinden korkuyla kaçan insanların mahvı perişan halleri küresel vicdanı sızlatmakla kalmamış, insanlığın bugüne kadarki evrensel değer ve kazanımlarını tehlikeli şekilde boşluğa düşürmüştür.

Uçak tekerlerine sarılıp gelecek arayanların, sonra da tutunamayıp metrelerce yükseklikten aşağıya düşenlerin feci akıbetleri, yalnızca Afganistan’ın değil, bir bakıma bulanık ve çalkantılı dünya düzeninin de dehşet simgesi haline gelmiştir. ABD Başkanının strateji değişikliği olarak açıkladığı askeri çekilmenin, gerçek mi yoksa göz boyama mı olduğu elbette yakında daha da netlik kazanmış olacaktır. Çünkü ABD politikalarının bir görünen ve gösterilen yüzü varken, bir de arka planda, sahne ve sütre gerisinde asıl maksat ve emelleri muhtevasına alan zalimane uygulamaları, sinsi ve gizli projeleri hakim ve havidir. Bunu görmek için dış politika duayeni olmaya gerek yoktur. Sadece geçmişin, bölgesel ve küresel gelişmelerin istikamet boyutunun incelenmesi bile pek çok şeyi çarpıcı şekilde gözler önüne serecektir.”

Biden’ın dünkü açıklamasında, “terör neredeyse orada peşine düşeceğiz” sözlerinin dayanaksız, temelsiz, tutarsız ve gerçeklerle ters olduğunun altını çizen Bahçeli, “Aynı ABD’nin sınırlarımızın hemen yanı başında, terör örgütü PKK/PYD/YPG’den sözde sınır tugayı kurma girişimi ne hukuk açısından ne insanlığın müktesebatı bakımından ne de dostluk ve müttefiklik zaviyesinden kabul edilemez bir çirkeflik, izahı yapılamayacak bir çirkinliktir.” ifadesini kullandı.

“En küçük meşruiyeti bulunmamaktadır”

Irak ve Suriye’nin yanında, Afganistan’ın da toplumsal ve siyasi bölünme tüneline hapsolmasının yegane müsebbibinin emperyalizmin kanlı komploları olduğuna işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin inanç, kültür ve tarih bağlarıyla ilişki kurduğu kardeş ülkelere karşı ihmal ve inkar edilemez sorumlulukları olduğuna herkes itiraz etse bile MHP’nin ısrarla söylemeye devam edeceğini vurguladı.

Bahçeli, Türkiye’nin karşılıklı sınırlarını paylaştığı ülkelere ilave olarak, tarihin derinliklerinden gelen yakınlığı ve yapıcı diyalogları olan Afganistan gibi ülkelerin de istikrarının, güvenliğinin, iç barışının ve huzur ortamının her zaman müdafaa edilmesi gerektiğini belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İstismarcı ve iradesi mefluç CHP yönetimiyle, aklı ve siyasi anlayışı esir düşmüş İP yönetiminin, aynı şekilde terörizmin siyaset devşirmesi olan HDP’nin neyi iddia ettiğinin, ne söylediğinin maşeri vicdan nezdinde herhangi bir karşılığı, en küçük meşruiyeti bulunmamaktadır. MHP olarak 16 Ağustos 2021 tarihinde yaptığımız, beş maddelik teklifimizi de içeren ‘Afganistan’daki Gelişmeler ve Düzensiz Göç’ başlıklı yazılı basın açıklamasının sonuna kadar arkasında olduğumuz meşrebi lekeli siyasi muhataplar ve sicili karanlık yazar-çizer ve çeyrek porsiyon aydınlar tarafından özellikle bilinmelidir.

Bizim açıklama ve düşüncelerimizin hükümetin siyasi tasarrufuyla çeliştiğini, bu vesileyle Cumhur İttifakı’nda anlaşmazlık çıktığını iddia eden güdük ve sefil akıl sahipleri, değişen ve gittikçe ağırlaşan şartları dikkate almayan bir dış politika uygulamasının maceracı ve marazi sonuçlara kapı aralayacağını öngöremeyecek kadar gerçeklerden kopmuşlardır. CHP Genel Başkanı’nın bugün sabah bir televizyon kanalında 16 Ağustos 2021 tarihli yazılı basın açıklamamızdan bazı bölümleri aynısıyla okuması kendisi adına bir gelişme, ancak hatalı yorumu ve kasti çarpıtma hevesi de cehaletinin bir oyunudur. Hiç kuşkusuz Türkiye, Afganistan’da bulunmalıdır. En azından düzensiz göç hareketliliği kaynağında engellenmelidir.”

Türkiye’nin, Afganistan’ın birliğine, dirliğine ve toplumsal dengesine azami ölçülerde destek vermesi gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, bunun ön şartının ise cari şekilde egemen olan yüksek risk ve tehditlerin yatışmasına ve yumuşamasına bağlı olduğunu dile getirdi.

“Türkiye’ye kurulmuş tuzaktır”

“Laçkalaşmış CHP sözcüsünün, ‘Afganistan’da şu anda en bol olan terör ve uyuşturucudur. Türkiye’yi böyle bir coğrafyaya sokmak için bu ısrar neden?’ sorusu kendi içinde tuhaflıklarla, tezatlarla ve tamiri imkansız yoz bakışlarla doludur.” değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

“Bu sözcü müsveddesinin Afganistan’a bakınca uyuşturucu ve terör görmesi, talihsiz ve telifi mümkün olmayan bir savrulma halidir. Bizim baktığımız yerde soydaşlarımız vardır, din kardeşlerimiz vardır, Milli Mücadele yıllarından bu yana kurulan dostluk ve kardeşlik köprüleri alenen görülmektedir. Bu zavallının zırvalarını amiri ve emri altında olduğu Kemal Derviş bile düzeltemeyecek, o bile düştüğü dipsiz uçurumdan kurtaramayacaktır. Türkiye ekonomisinin 2021 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 21,7 büyümesi CHP yönetimini kuvvetle muhtemel yasa büründürecek, yeni iftiraların, yeni yalanların, yeni karalama kampanyaların peşine düşmelerini tahrik ve teşvik edecektir.”

Zillet ittifakının Türkiye’ye kurulmuş tuzak, iradelerinin ise yabancı başkentlerin kontrolünde olduğunu belirten Bahçeli, “Diğer yandan seçim barajının ‘yüzde 5 mi, yüzde 7 mi olsun’ tartışmaları lüzumsuz emek ziyanıdır. Cumhur İttifakı’nın iki ana partisi, kurulan bir komisyon marifetiyle, seçim sistemi ve barajın oranı hususunda samimi ve iyi niyetli şekilde görüşmeler yapmışlardır. Televizyon ekranlarında bilirkişilik taslayan kerameti kendinden menkul şahıslarla, gazete köşelerinde ahkamlar kesen bazı kalem sahiplerinin seçim barajı etrafında anlamsız tartışmaları körüklemek istedikleri anlaşılmaktadır.” ifadesine yer verdi.

Cumhur İttifakı’nda sanki bir görüş ayrılığı varmış gibi ima, ihsas ve hatta iddia içinde olanların bulunduğuna dikkati çeken Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bosna-Hersek ve Karadağ ziyaretinin ardından uçakta bulunan basın mensuplarına barajın yüzde 7 olacağını açıkladığını hatırlattı. Bahçeli, “Nitekim baraj konusundaki arayış ve çalışmalar bu açıklamayla noktalanmış ve Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir. Artık başka bir değerlendirmeye de gerek kalmamıştır.” açıklamasında bulundu.

“Orta Asya ruhu Türkiye’ye tarihi fırsatlar sunuyor”

“Siyasi gündemi meşgul eden sadece seçim sistemi ve barajın ne olacağı değil, zillet ittifakının siyasi düşkünlüğü, bu zihniyetin üslubuna ambargo koyan tehlikeli kirliliktir.” vurgusu yapan Bahçeli, şöyle devam etti:

“İP Başkanının, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını, rahmetle andığımız kutlu hünkarımız Fatih’e benzetmesi, bu şahsı ikinci Fatih diye tarif etmesi, buna karşılık oy vermeyen milyonlarca vatandaşımızı Bizans ve Haçlı diye yaftalaması korkunç ve kahredici bir seviyesizlik, duvarlara ‘zulüm 1453’de başladı’ yazan soysuzlara ikramdır. Siyasi eğilim ve gönül verdiği partisi ne olursa olsun hiçbir vatandaşımız böylesi bir izansız ve itibarsız dile müstahak olamayacaktır.”

Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde rant, ihale ve çıkar ittifakı kuranların taksit taksit diyet ödeme kuyruğuna girdiğini kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir başka husus da şudur, İmamoğlu’ndan Fatih çıkarmak için kendini paralayan, tellere tutunduğu gibi bu şahsa da tutunan İP Başkanı, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna esasen kimi layık gördüğünü de açık etmiştir. Bundan sonrası kuşkusuz Kılıçdaroğlu’nun meselesidir. Cumhurbaşkanı adaylığı etrafında süren rekabet anlaşılan gittikçe kızışmış, taraflar, talipler öne çıkmak, loş sahne ışıklarının altında tek kalmak için kıyasıya çatışmaya başlamışlardır. Zillet ittifakının ne yapacağı, kimi aday göstereceği ilgi ve merak sahamız dışındadır. Onlar birbirine çelme takmak için uğraşırken, eş anlı olarak Türkiye’yi de çelmelemek, önünü kesmek için mücadele halinde oldukları görülmektedir.”

Türk milletinin ucuz işporta siyaset taktiklerine, Türkiye düşmanlarına maşalık ve muhiplik yapan siyasi çürümüşlere müsaade etmeyeceğinin altını çizen Bahçeli, Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasının 30’uncu yıl dönümünde, uyanan Orta Asya ruhunun Türkiye’ye tarihi fırsatlar sunarken, yadsınamayacak sorumluluklar da yüklediğine işaret etti.

“Geleceğin rotasını Cumhur İttifakı çizecek”

Bu şuurla geleceğin hem Batı’nın hem de Doğu’nun kucaklanmasıyla çok daha parlak, çok daha güven verici bir seviyeye çıkacağını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Aynı anda hem Ortadoğu’da hem de Orta Asya’da Türkiye çekim gücü, ağırlık merkezi, mihenk taşı, istikrar abidesi, gönülleri ve hedefleri kaynaştıran irade burcu halinde yükselirken, kendi iç çekişmelerine kapılan zillet ittifakının milli yürüyüşü gölgelemesi söz konusu olamayacaktır. Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’den medet umması, KHK mağdurları üzerine politika inşası, PKK’nın dümen suyuna girmesi, İP’in bir nevi bölücülük açılımı olan vicdan kardeşliği safsatası sonuçsuz kalacak, bu siyaset bezirganlarının ademe mahkumiyetini hızlandıracaktır. Geleceğin rotasını Cumhur İttifakı çizecektir.

Geleceğin süper gücü Türkiye olacaktır. Muzaffer geçmişimiz, ümitlerle beslediğimiz aydınlık gelecek ülküleriyle eklemlenecek, hatta perçinlenecek, 2023’te bir Türk destanı yazılacak, Türkiye’yi hiç kimse tutamayacaktır. Bu kararlılık, bu duruş, bu inanç büyük Türk milletinin sözüdür, özüdür, özlemidir, yerine getirme görevi de Cumhur İttifakı’nın ve MHP’nin üzerinedir.”

Muhabir: Mehmet Tosun