Devlet desteğiyle kaz üretimini 4 yılda 100 kat arttırdı

ELAZIĞ(AA)- Elazığ’ın Kovancılar ilçesi Tepebağ köyünden 1992’de Almanya’ya giderek 25 yıl inşaat sektöründe çalışan 3 çocuk babası 48 yaşındaki Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gurbetçilere “Türkiye’de yatırım yapmaları” çağrısında bulunması üzerine 4 yıl önce memleketine dönüp, son teknoloji kuluçkahane ile kaz çiftliği kurdu.

Yüksek kapasiteli bir kuluçkahane kurmasına rağmen ilk yıl deneme amaçlı 1500 kaz yavrusu yetiştiren Yıldırım, Tarım ve Orman Bakanlığının sağladığı hibe desteğiyle üretimini artırdı. Yıldırım, çiftliğini yılda 150 bin yavru kaz üretimi yapan entegre bir tesis haline getirdi.

Tesiste üretilen kaz yavruları, bu yıl uygulamaya konulan “sözleşmeli üretim modeli” kapsamında, bölgede kaz yetiştiriciliği yapmak isteyen anlaşmalı çiftlik sahiplerine veriliyor.

Çiftliklerde 5 aylık bakım ve beslemenin ardından kesime getirilen kazlar, belirlenen birim fiyattan geri alınıyor. Kurulan modern kesimhanede yapılan kesimin ardından etler paketlenip yurt içi ve dışında satışa sunulacak.

“Sözleşmeli çiftçilik modelini Türkiye’ye kazandıracağız”

Yıldırım, AA muhabirine, inşaat sektöründe kazandığı tecrübe ve birikimleriyle Almanya’da kendi işini kurmayı planlarken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine memleketinde yatırım yaptığını söyledi.

Fizibilite çalışmasının ardından 2016’da köyünde temelini attığı çiftlikte bir yıl sonra üretime başladıklarını belirten Yıldırım, 4 senede üretimlerini 100 kat artırdıklarını bildirdi. Yıldırım, “Bundan sonraki hedefimiz 500 bin rakamına ulaşmak.” dedi.

Yıldırım, üretim kapasitelerinin artmasıyla sözleşmeli üretim modelini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Yetiştiricilik yapmak isteyen birçok girişimciden kaz yavrusu talebi aldıklarını ancak daha çok sulak ve yeşil alanı bol çiftlikleri tercih ettiklerini anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

“Tüm Türkiye’den yavru kaz istiyorlar, özellikle yeşil alanı bol Karadeniz Bölgesi’nden çok talep var. Samsun Terme’den, Amasya Suluova’dan Rize ve Edirne’ye kadar yeşil alanı olan çiftçilerimiz bizimle sözleşmeli yetiştiricilik yapmak istiyor. Biz de her yıl kapasitemizi daha da yükselterek bunlara cevap vermek istiyoruz. Sözleşmeli çiftçilik modelini geliştiriyoruz. Bunu Türkiye’ye kazandıracağız, kararlıyız. Kaz yetiştiriciliğini bir sektör haline getireceğiz”

Yurt dışına ihracat hedefleniyor

Son yıllarda müşterilerine farklı lezzet sunmak isteyen büyük şehirlerdeki restoran sahiplerinden de kaz eti talebi aldıklarını bildiren Yıldırım, bunları karşılamak için çalışma yürüttüklerini kaydetti.

Yıldırım, “Küçük bir işletme olarak girdiğimiz sektörde bugün Türkiye’nin en büyük entegre yavru kaz üretim çiftliğini kurduk.” ifadesini kullandı.

Ürettikleri kaz etini ihraç etmek istediklerini dile getiren Yıldırım, “Özellikle etimizi Arap ülkelerine satacağız. Kovancılar ilçemize ciddi anlamda bir döviz girdisi, katma değer sağlayacağız, bunda da kararlıyız. Sözleşmeli çiftçilerimizle ileriki aşamada 1 milyon ve üstü üreteceğiz inşallah. Türkiye’de yetişen kaliteli kaz etini Avrupalılara da yedireceğiz.” dedi.

Üretimde Almanya’dan getirdikleri Mast cinsi kazları kullandıklarını anlatan Yıldırım, bunların et ve yumurta veriminin oldukça yüksek olduğuna işaret etti. Yıldırım, yumurta ve et veriminde Almanya standartlarını yakaladıklarını söyledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Kuzey Ren-Vestfalya ve Rheinland-Pfalz’daki eyalet hükümetlerinin sel felaketinin ardından açtıkları “ortak bağış hesabı”yla yardım toplamaya başlamaları, Almanya’da afet yardımını finanse etme ve yönetme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip hiçbir yardım kuruluşu ve ittifakın olmadığı algısına yol açtı.

Bölge halkı, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda; devletin, yardım kuruluşlarını rakip gibi görüp koordinasyonu engellediğini, bu nedenle mağdur olduklarını belirtiyor.

Özellikle yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda toplanan paraların kime, hangi şartlarda, ne kadar zamanda ve ne derece adil dağıtıldığının muamma olması ve yardımların dağıtımında çok fazla bürokratik işlemlere tabi tutulması, eleştiri konularının başında geliyor.

“Kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor”

Yardım kuruluşları, devletin bağış toplama aracı olarak bir anda rekabete girmesinden rahatsızlık duyuyor.

Bugüne kadarki sel veya doğal afetlerde yardım işini tamamen bu kuruluşlara bırakan devletin şimdilerde onlara rakip gibi davranması, yardım kuruluşlarının işini zorlaştırıyor.

Caritas International, Diakonie Katastrophenhilfe, UNICEF ​​​​ve Kızıl Haç kuruluşlarını birleştiren Aktionbündnis Katastrophenhilfe’den Dariush Ghobad, Alman medyasına yaptığı açıklamada, devletin kendilerine rakip olmasının, afet bölgelerindeki karmaşık yardım koordinasyonunu daha da zorlaştırdığını söyledi.

Ghobad, yardım kriterlerinin devletinki kadar zor olmadığını dile getirerek “Orada biraz daha özgürüz. Parayı kamyondan atmamıza izin yok ama kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yardım kuruluşları, topladıkları paralarının tümünü afetzedelere dağıtabilirken devletin açtığı hesaplarda biriken paranın tümünün, selzedelere aktarılıp aktarılmayacağı sorusunun cevabı henüz net değil.

Öte yandan bugüne kadar toplanan paralar, kimin etkin bir şekilde bağış toplayabileceğini gösteriyor.

Yardım kuruluşları bir haftada 110 milyon avro toplarken yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda yaklaşık 12 milyon avro birikmesi, vatandaşın, yardım kuruluşlarına hükümetlerden daha fazla güvendiğini ortaya koyuyor.

Alman medyası hem federal hem de eyalet hükümetlerini, doğal afetler gibi durumlara müdahalede beceriksizlikle itham ediyor.

Cüneyt Karadağ

İSTANBUL (AA) – Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, "Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." ifadelerini kullandı.

Birevim'den yapılan açıklamaya göre, Tasarruf Finansman Yasası kapsamında intibak planı onaylanan şirketlerin 2 Temmuz 2021’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanması akabinde Türkiye’deki yasal gelişmeyi sektördeki başarısı dünyada örnek gösterilen Almanya ile değerlendiren Birevim, “Birlikte Mümkün Buluşmaları” kapsamında Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ile canlı yayın bağlantısı gerçekleştirdi. Almanya ve Türkiye’deki tasarruf finans sisteminin karşılaştırıldığı buluşmada König, Çiftçi’nin sorularını da yanıtladı.

– "Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor"

Açıklamada, söz konusu etkinlikteki açıklamalarına yer verilen Çiftçi, çıkan yasayla birlikte sorumluluklarının daha da arttığını dile getirdi.

Murat Çiftçi, “Regülasyon sürecinin hem sektör hem de tasarruf sahipleri açısından etkili ve verimli geçmesi adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." değerlendirmesinde bulundu.

– "Sektör Türkiye’de daha fazla gelişecek"

Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ise Türkiye’de sektörün yasallaştırılmasının çok önemli ve gerekli bir gelişme olduğunu dile getirdi.

König, tasarruf sahiplerinin haklarının devlet tarafından desteklenmesinin ve savunulmasının sektöre duyulan güven için son derece önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yasal mevzuatla birlikte sektörde güçlü şirketlerin faaliyet gösterecek olması ve aynı zamanda tasarruf sahiplerinin bu şirketlerle tasarruflarını gerçekleştirdiklerinde yasal olarak haklarının güvence altında olduğunu bilmesi sektörün gelişmesi açısından büyük bir avantaj. Bugün Almanya’da yılda 1 buçuk milyon kişi tasarruf finans yöntemiyle birikimlerini gerçekleştiriyor. Yapı Tasarruf Sandığı sistemimizde 29 milyon sözleşmeye ulaşmıştık ama genç nüfus oranının azalmasına bağlı olarak bugün 25 milyon sözleşmeye sahibiz ve tasarruf sandığımızda 919 milyar avro bulunuyor. Türkiye’de tasarrufa en çok ihtiyaç duyan genç nüfus oranını Almanya’ya hatta Avrupa’ya kıyasla daha fazla olması ve genç nüfus oranının Avrupa’da giderek azalması sebebiyle sektör, ilerleyen dönemlerde Türkiye’de çok daha fazla gelişme gösterecek."