Devlet Tiyatroları perdeleri açık havada 'Türkçe' için aralanacak

ANKARA (AA) – Devlet Tiyatrolarından (DT) yapılan yazılı açıklamaya göre, 21 Haziran Pazartesi günü açık havada perdelerini açacak olan “Konya Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali”nde Türkiye’den 3, yurt dışından 2 olmak üzere toplam 5 oyun sahnelenecek.

Festival 1 Temmuz Perşembe gününe kadar devam edecek.

Festivalin açılışı Ankara Devlet Tiyatrosunca sahnelenen “Bizim Yunus” adlı tiyatro oyunuyla, 21 Haziran Pazartesi günü saat 20.30’da Konya Devlet Tiyatrosu bahçesine kurulan Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleşecek.

Sönmez Atasoy’un yazdığı DT Genel Müdürü Mustafa Kurt’un yönettiği Bizim Yunus oyunu, “Yüreklerimiz neyi arar bu yolculukta” temasını işliyor.

Dekor tasarımı Hakan Dündar’a, kostüm tasarımı Funda Karasaç’a, ışık tasarımı Mustafa Bal’a ve müzikleri Nedim Yıldız’a ait oyunda Yunus Emre’yi Ankara DT oyuncusu Alpay Ulusoy canlandırıyor.

Dünya üzerinde Türkçe tiyatro yapan ülkeleri destekleyerek Konyalı tiyatroseverlerle buluşturma özelliği taşıyan etkinlik için Gagauz Özerk Yeri (Moldova) ve Kazakistan Cumhuriyeti tiyatroları da Konya’ya gelecek.

“Mevlana’nın birleştirici gücünden ilham aldık”

Genel Müdür Mustafa Kurt, çok geniş bir alanda konuşulan Türkçenin resmi dil olarak kabul edildiği topraklarda Türkçe tiyatro festivali yapmanın önemini belirtti.

Tasavvuf ve düşünce insanı Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi bile olsa dilsizdir” sözünün dilin önemini tüm insanlığa ilan ettiğini vurgulayan Kurt, “Bizler de DT olarak Mevlana’nın birleştirici gücünden ilham aldık ve sahnelerimizi uluslararası misafirperverlikte Türkçeye açtık.” dedi.

Kovid-19 salgınına ilişkin tüm önlemlerini aldıklarını ifade eden Kurt şunları kaydetti:

“Bunun için Konya Devlet Tiyatromuzun bahçesine çok hızlı bir şekilde Açıkhava Sahnesi yaptık. Koltuklarımızı sosyal mesafe kuralına uygun şekilde düzenledik. Tiyatro alanına maskesi olmayan izleyici alınmayacak. Girişlere el dezenfektanları koyduk. Seyircilerimiz gönül rahatlığıyla gelip oyunlarımızı izleyebilirler.”

Konya DT Müdürü Doğan Doğru ise 2008’den bu yana artan bir ilgi ile sürdürdükleri festivali bu yıl 13. kez Konyalı sanatseverler ile buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını ifade etti.

Festivalde; Ankara DT “Bizim Yunus”u, Gagauz Özerk Yeri (Moldova) “Sevgili Pamela”yı, Bursa DT “Akide Şekeri”ni, Konya Devlet Tiyatrosu “Kasetçi”yi ve Kazakistan Cumhuriyeti “Phaedra (Fedra)”yı tiyatroseverlerle buluşturacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Mediha ile İsmail Aral çiftinin 3 çocuğundan biri olan usta karikatürist, 1936’da İstanbul Silivri’de dünyaya geldi. Babasını 9 yaşında kaybeden Aral, annesi ve kardeşleriyle anneannesinin Üsküdar’daki evine yerleşti.

Oğuz Aral, Davutpaşa Lisesi’nin ardından gittiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin 3. sınıfından ayrıldı.

Döneme damga vurmuş Akbaba, Marko Paşa, Dolmuş adlı dergi ve gazetelerde 1950’den itibaren karikatürlerini okuyucuyla buluşturan Aral, 17 yaşındayken Akbaba’da profesyonel olarak çalışmaya başladı.

Gırgır dergisinde önemli isimler yetiştirdi

Usta çizer, 1972’de kardeşi Tekin Aral ile kurduğu mizah dergisi Gırgır’ı yönetmeye başladı. Gırgır’da, Hasan Kaçan, Latif Demirci, Mehmet Çağçağ, Metin Üstündağ ve Gani Müjde’nin de aralarında olduğu ünlü karikatüristler ve yazarlar yetişti.

Dergi, zaman zaman 1 milyona ulaşan haftalık tirajıyla çok satan mizah dergileri arasında yer aldı. Muhalif tavrıyla da bilinen Gırgır, 12 Eylül döneminde kapatılan ilk yayın organlarından biri oldu ve aynı dönemde birçok kez soruşturmaya uğradı.

Karikatürist Aral’ın, 1973’te Gırgır’da çizmeye başladığı Avanak Avni’nin maceraları Türkiye sınırlarını aşarak, Güney Afrika’daki ırkçı olaylara karşı, Meksika’da ise ABD karşıtı grupların sembolü oldu. Bir karikatüründe Avanak Avni’ye konuk olan Aral, Avni’den bir taş da kendisi yemişti.

“Avanak Avni” üçüncü dünya ülkelerinin simgesi olarak seçildi

Aral, kariyeri boyunca “Avanak Avni”nin yanı sıra “Hayk Mammer”, “Köstebek Hüsnü”, “Utanmaz Adam” ve “Vites Mahmut” gibi unutulmaz tiplemelere de imza attı.

Verdiği bir röportajda “Avanak Avni” tiplemesinin uluslararası başarılar elde ettiğini anlatan karikatürist, “Futbolcular ve politikacılar dahil ülkenin en ünlü kişisi oldu. Tabaklarda, bardaklarda, tişörtlerde, çarşaflarda, kolyelerde, kalemlerde, aklınıza gelebilecek her türlü tüketim maddesinde resmi basılır oldu. Hatta bununla da kalmadı. Avrupa’da, duvarlarda afişlerini Avrupalı gençlerin yakalarında rozetlerini gördüm. Bir Meksika dergisi de Avni’yi kapak yaptı. Avni’yi üçüncü dünya ülkelerinin simgesi olarak seçmişlerdi. Irkçılığa karşı bayrak yapmışlardı.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Gırgır’ın, 1989’un Kasım ayında el değiştirmesi üzerine, çizerlerle birlikte dergiden ayrılan Aral, ünlü karakterinden ismini alan “Avni” dergisini yayımlamaya başladı. Aral, Avni’yi 1996’ya kadar çıkarmayı sürdürdü.

Tiyatro sevdasından da vazgeçmedi

Oğuz Aral, tiyatroya ilgisi dolayısıyla 1958’de pandomim tiyatrosu kurdu ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde gösteriler sergiledi.

Tekin Aral, Ferruh Doğan ve Oğuz Aral’ın 1964’te kurduğu “Canlı Karikatür” adlı stüdyoda, 1966’da “Koca Yusuf”, 1967’de “Direklerarası”, 1968’de “Bu Şehri İstanbul”, 1971’de “Ağustos Böceği ile Karınca” filmleri yapıldı. 50 kadar kısa filme imza atılan stüdyoda yapılan filmlerden en ünlüsü, 19. yüzyılın sonunda Türkiye, Fransa, Belçika ve Amerika’da güreşerek hayranlık uyandıran Koca Yusuf’un başarılarını işleyen, çizgi ve tiplemeleriyle başarı sağlayan “Koca Yusuf” filmi oldu.

Müşfik Kenter ile uzun yıllar süren bir dostluğa sahip olan Aral, 1981’de usta oyuncunun rol aldığı tek kişilik oyun “Bir Garip Orhan Veli”yi sahneye koydu.

Aral, Haldun Taner’in kaleme aldığı “Keşanlı Ali Destanı” oyununu 1994’te izleyiciyle buluşturdu. Müşfik Kenter’in oynadığı, Aral’ın kaleme alıp yönettiği ve dekor tasarımını üstlendiği “Huysuz İhtiyar” oyunu ise 2001’de ilk gösterimini yaptı.

Gazeteci Halit Kıvanç, 2013’te Beşiktaş Belediyesince düzenlenen Ustalara Saygı Gecesi’nde sahneye çıkarak, “Sevgili Oğuz’a borcumu ödemek zorundayım. Beni ben yapan isimlerden birisidir. Ondan çok fazla şey öğrendim. Sahnede izleyicilerin tepkilerine göre nasıl hareket etmem gerektiğini bana tane tane anlatırdı. Halit Kıvanç, bugün varsa onun ilk öğretmeni, yönetmeni Oğuz Aral olduğu için var diyebilirim.” ifadelerini kullanmıştı.

Oğuz Aral, 26 Temmuz 2004’te tatil için gittiği Bodrum’da kalp krizi geçirerek 68 yaşında yaşama veda etti. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen Aral’ın anısına 26 Temmuz 2005’te Cihangir Parkı’na heykeli dikildi.

İSTANBUL (AA) – Asıl adı “Suna Belener” olan sanatçı, 24 Ekim 1933’te İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü’nde 1949’da öğrenim gören Pekuysal, ilk olarak İstanbul Şehir Tiyatroları’nın çocuk bölümünde Kadri Ögelman’ın “Artist Aranıyor” adlı oyununda rol aldı.

Cahide Sonku, Reşit Gürzap, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü, Talat Artemel, Reşit Gürzap, Mahmut Moralı ve Şevkiye Mav’ın öğrencisi olan Pekuysal, 1952’de İstanbul Şehir Tiyatroları dram bölümü kadrosuna geçti.

Suna Pekuysal, 1952’de “Vahşi Kız” adlı oyundaki “hizmetçi kız” rolünde tek cümlesi olmasına rağmen izleyicinin beğenisini kazandı.

Pekuysal, 1954’te Elmer Rice’ın “Sokakta”, 1956’da Henrik Ibsen’in “Peer Gynt”, 1959’da Noel Coward’ın “Ne Umurum”, 1961’de Flers-Caillavet’nin “Yufka Yüreklinin Biri”, 1964’te Hidayet Sayın’ın “Topuzlu”, 1965’te Haldun Taner’in “Eşeğin Gölgesi”, 1968’de Shakespeare’in “Romeo ile Juliet” ve 1976’da “Kısasa Kısas” oyunlarında rol aldı.

Ünlü oyuncu bir açıklamasında oynadığı her rolü beğenmediğini belirterek, “Aslında iyi oyun çıkarabilmek için üstlendiğin kimliği sevmen, benimsemen şart. Aksi halde vasatın üzerine çıkamıyorsun. ‘Kadınlar’, ‘Çatıdaki Çatlak’, ‘Haydi Öldürsene Canikom’, ‘Lüküs Hayat’’, ‘Ahududu’, ‘Keşanlı Ali’, ‘Tırpan’daki rollerimi çok sevdim mesela.” ifadesini kullanmıştı.

Radyo tiyatrolarında seslendirme yaptı

Oyunculuğun yanında radyo tiyatrosunda, arkası yarınlarda seslendirmeler de yapan Pekuysal, radyo temsillerine duyduğu özlemi, “Bak şunun altını çizerek söylüyorum, radyodaki o temsiller vardı ya bir ömürdü onlar benim için. Bugün çağırsalar, haydi gel Suna Pekuysal deseler, koşarım yine. Koşmak ne kelime, uçarım, uçarım.” sözleriyle ifade etmişti.

Türkan Şoray’ın ilk filmlerinden, 1961 yapımı “Güzeller Resmi Geçidi”nde de seslendirme sanatçısı olarak katkıda bulundu.

Oyuncu Ergun Köknar ile 1964’te evlenen sanatçının, 1973 yılında Sait Ali adında bir oğlu oldu.

Eşiyle kurduğu Üsküdar Oyuncuları topluluğunun oyunlarında 1970-1973 yılları arasında rol alan Pekuysal, Fakir Baykurt’un uyarlaması “Tırpan”daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerine değer görüldü.

Ekrem Reşit Rey’in 1933’te kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984’te sahnelenen ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu “Lüküs Hayat” operetinde uzun yıllar Zihni Göktay ile aynı sahneyi paylaşan sanatçı, bu rolüyle 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini aldı.

Pekuysal’a, 1998 Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, 2000 “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”, 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali “Yaşam Boyu Onur Ödülü” ve 2003 “Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü” verildi.

250’den fazla oyun ve 100’e yakın filmde rol aldı

Emekli olduktan bir süre sonra Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği “Ahududu” adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.

“Yeter Anne”, “Kadın Savcısı” ve “Ekmek Teknesi” adlı dizilerde de oyunculuk yapan Suna Pekuysal, 75 yıllık hayatının 50 yılında 250’den fazla oyunda ve 100’e yakın sinema filminde başrol ve yan rollerde oynadı.

İstanbul’da 22 Temmuz 2008’de yaşama veda eden Suna Pekuysal’ın rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

Can Yoldaşı (1952), Halıcı Kız (1953), Yaprak Dökümü (1958), Bir Bahar Akşamı (1961), Otobüs Yolcuları (1961), Zavallı Necdet (1961), Cilali İbo Zoraki Baba (1961), Minnoş (1961), Hayat Bazen Tatlıdır (1962), Küçük Hanımın Kısmeti (1962), Küçük Hanım Avrupa’da (1962), Küçük Hanımın Şoförü (1962), Aşk Güzeldir (1962), Neşemizi Bulalım (1962), Yedi Kocalı Hürmüz (1963), Kiralık Koca (1963), Şoförler Kralı (1964), Yalancının Mumu (1965), Çalıkuşu (1966), Trafik Belma (1967), Kadın Değil, Baş Belası (1968), Kanlı Nigar (1968), Ayşecik-Yuvanın Bekçileri (1969), Küçük Hanımın Şoförü (1970), Keloğlan Aramızda (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Keloğlan (1971), Keloğlan ve Can Kız (1972), Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), İnşaat (2003), Hırsız Var (2005)