Dijital Enerji Forumu'20

ANKARA (AA) – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Dr. Refik Tiryaki, enerji sektöründe dijitalleşmenin özellikle elektrik piyasasının düzenlemesinde bir seçenekten ziyade zorunluluk haline geldiğini belirterek, "Dijital bir şebekenin veri tabanının inşa edilmesinde halihazırda birçok aktif teknoloji bulunmasına rağmen, aslında talep tarafı yönetimi, elektrikli araçların sisteme elektrik veriş ve elektrik çekiş yönlü olarak katılması, sistem katılımcılarının hızla artacağı sonucunu doğuruyor." dedi.

Tiryaki, Türkiye'nin internet ortamında gerçekleştirilen ilk forumu olan "Dijital Enerji Forumu'20" etkinliğinde yaptığı konuşmada, çatı tipi güneş paneli gibi dağıtık elektrik üretiminin artmasıyla, şebekede enerji kısıtlarının olabileceğini, bunun da piyasadaki elektrik üretici ve tüketicilerinin rollerinin değişmesine sebep olduğunu söyledi.

Dağıtık üretim santrallerinin elektrik sistemine katılmasıyla birlikte, gelecekte elektrik depolama teknolojilerinin de sisteme katılmasıyla, elektrik sistemlerinin geleneksel yapısının değişeceğinin altını çizen Tiryaki, "Yenilenebilir elektrik üretiminde kesikli üretimler gerçekleşecek. Gerilim kontrolü, dağıtım şirketlerini ciddi anlamda zorlayacak. Bu sebeple de elektrik dağıtım şirketleriyle Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ'nin iş birliğinin güçlendirilmesi önem kazanacak." değerlendirmesinde bulundu.

Tiryaki, mevzuat değişikliği yapılması halinde dağıtım şirketlerinde şebekede esneklik sağlanacağını ve şebeke yatırımlarının azaltılarak birtakım fırsatların ortaya çıkacağını anlattı. Tiryaki şöyle konuştu:

"Enerji sektöründe dijitalleşme, özellikle elektrik piyasasının düzenlemesinde bir seçenekten ziyade zorunluluk haline geldi. Dijital bir şebekenin veri tabanının inşa edilmesinde halihazırda birçok aktif teknoloji bulunmasına rağmen, aslında talep tarafı yönetim, elektrikli araçların sisteme elektrik veriş ve elektrik çekiş yönlü olarak katılması, sistem katılımcılarının hızla artacağının sonucunu doğuruyor. Bu anlamda alt yapımızı dijitalleştirmeye devam ediyoruz. Tüketicilerin akılı sayaçlarla birlikte, çatı üstü güneş santralleri, mikro rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar batarya depolama sistemleri sayesinde, üreten tüketici konumuna gelmelerini bekliyoruz."

– Enerjide veri ve bilginin önemi

EDİDER Genel Sekreteri Dr. Alper Terciyanlı da enerji sektöründeki dijitalleşme kavramının, "enerjide dönüşümü", "yenilenebilir enerji", "elektrik depolanması", "elektrikli araçlar" ve benzeri yeni teknolojileri imkanlı hale getirecek bir araç olduğunu söyledi.

Terciyanlı, konforlu bir yaşam için yeni teknolojilerin insan hayatına entegrasyonu sürecinde enerjinin dijitalleşmesinin bir gereklilik haline geldiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dijitalleşme ile birlikte, verinin değere dönüştürülmesi de önem kazandı. Enerji sistemlerinden birçok veri alınıyor, büyük boyutlarda veri değerlendiriliyor. Bu veriyi değere dönüştürmek üzere yaptığımız çalışmalar öne çıkıyor. Ayrıca biz yatırımcı ve teknoloji şirketlerinin nasıl davranması gerektiği ve neleri önceleyeceğimiz önem kazanacak."

– Dijitalleşmede teknoloji faktörü

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Genel Direktörü Özge Özden ise enerji sektöründe dijitalleşmenin tarihsel sürecine yönelik bilgi verdi.

Özden, verilerin saklanması, iletimi, yorumlanması konularında insanoğlunun çok yol aldığını belirterek, "Dijitalleşme uzun zamandır hayatımızda var olan bir unsur. Binlerce yıl önce insanoğlu muhasebe ve mimarlık alanındaki çalışmalarını sayılarla ifade etmeyi tercih etti. O zamanlar 0 dan 9’a kadar sayılar kullanırken makine çağında 1 ve 0 sayıları daha etkin kullanılmaya başlandı. Süper bilgisayarların devreye daha çok girmesiyle farklı sistemler hayatımıza girebilir." ifadelerini kullandı.

Bugün ise enerjide dijitalleşme sayesinde maliyetlerin düşeceğini aktaran Özden, enerji sektöründe zaman alan işlemlerin kısalacağını ve enerjide verimlik hedefine ulaşılacağını sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – EPDK’den yapılan açıklamada, Türkiye’nin Karadeniz’de keşfettiği 540 milyar metreküplük gaz rezervinin 2023’te kullanıma sunulması için çalışmalar sürerken, sona eren veya erecek uzun vadeli doğal gaz kontratlarının ardından izlenecek stratejilerin netleştiği belirtildi.

1 Ekim 2021’de Vadeli Doğal Gaz Piyasası’nın devreye girmesiyle Türkiye’nin bölgesel enerji ticaret merkezi olma hedefi için önemli bir eşiğin aşılacağı belirtilen açıklamada, doğal gazda arz güvenliğine ve rekabete destek olacak bir karar alındığı ifade edildi.

Bu karar kapsamında, EPDK’nin spot boru gazı ithalatı için artık sadece bir yıllık değil, 3 ardışık takvim yılı için kapasite başvurusu alacağı bildirildi.

Önceki yıllarda her gaz yılı öncesinde ithalat giriş noktalarında sadece ilgili gaz yılı için ve sadece bir yıllık talep çağrıları yapıldığı anımsatılan açıklamada, “Kurul tarafından alınan karara göre, ilk aşamada Azerbaycan’dan ülkemize doğal gaz ithalatı yapılan giriş noktaları olan Türkgözü, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Seyitgazi ve TANAP Trakya giriş noktalarında 2022, 2023 ve 2024 gaz yılları için yıllık spot boru gazı ithalatı kapasite ilanları birlikte açılacak.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, 90’lı yıllarda yapılan uzun vadeli doğal gaz kontratlarının petrol fiyatları ve dolar kuruna endeksli ve esnek olmayan şartlar içerdiği belirtildi.

“Daha çok kaynaktan az maliyetli gaz dönemi başlayacak”

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, tüm dünyada ülkeler arası doğal gaz ticaretinde son yıllarda uzun dönemli anlaşmalardan spot anlaşmalara ve borsa endeksli ticarete geçiş yaşandığını ifade etti.

EPDK olarak dünya doğal gaz ticaretindeki güncel gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve düzenlemeleri buna uygun olarak güncellediklerini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Aldığımız kararla, Türkiye’nin orta vadeli spot doğal gaz ithalat potansiyeli bugünden planlanabilecek ve daha öngörülebilir bir ithalat portföyüyle doğal gaz arz güvenliğine önemli katkı sağlanacak. Bu karar sadece arz güvenliğimize katkı sağlamayacak. Spot boru gazı ithalat lisansı olan şirketler satıcı ülkelerle yapacakları ticari görüşmelerde artık çok daha avantajlı olacak. Hem şirketlerin rekabet gücü artacak hem de ülkemizin doğal gaz ithalat maliyetleri azalacak. Kısaca Türkiye’de hem daha çok kaynaktan daha çok doğal gaz hem de daha fazla rekabetle daha az maliyetli doğal gaz dönemi başlayacak.”

Spot boru gazı ithalatında 2022, 2023 ve 2024 yılları için talep çağrısı EPDK’nin internet sitesinde ilan edildi. Başvurular 27 Ağustos’a kadar alınacak ve talep toplama işlemi EPDK tarafından elektronik platformda 6 Eylül’de her yıl için ayrı saatlerde gerçekleştirilecek.

İSTANBUL (AA) – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, piyasa değeri bugünkü fiyatlarla 100 milyar doları aşan Karadeniz gazının 1 Ekim’de devreye alınacak Vadeli Gaz Piyasası’nda (VGP) “Karadeniz Gazı Kontratı” adıyla piyasaya sunularak ticaretinin yapılabileceğini bildirdi.

Yılmaz, AA muhabirine, Türkiye’nin Karadeniz’deki yeni doğal gaz keşfiyle rezervin 540 milyar metreküpe ulaştığını, bu keşiflerin Türkiye’yi doğal gaz ticaret merkezi olma hedefine yaklaştırdığını ifade etti.

Karadeniz gazının üretildikten sonra sisteme verilmesi ve ticarileşmesi aşamasında EPDK’nin devreye gireceğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

“Gerekli lisanslama ve düzenleme çalışmalarını yaparak yerli gazımızın tüketicilerimizin hizmetine sunulmasını hep birlikte sağlayacağız. Bu kapsamda, dünyadaki gelişmiş doğal gaz piyasalarının en önemli unsuru olan Vadeli Gaz Piyasası’nın (VGP) Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasamıza entegrasyonuna ilişkin yürütülen sürecinin son aşamasına geliyoruz. EPİAŞ tarafından gerekli yazılım, test ve sanal uygulama süreçlerinin tamamlanmasının ardından VGP’yi inşallah 1 Ekim 2021’de devreye almayı planlıyoruz.”

Yılmaz, VGP ile piyasa oyuncularına yeni seçenekler sunularak ileriye dönük fiyat belirsizliğinin en aza indirilebileceğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Vadeli Gaz Piyasası, ürettiğimiz doğal gazın vadeli kontratlarla satılabileceği bir piyasa oluşturulması bakımından büyük önem taşıyor. Yerli doğal gazımız, Cumhurbaşkanımızca hedeflenen 2023 üretim yılı vade alınarak doğal gaz borsamızda vadeli kontratlarla satış imkanı bulacak. TANAP ve TürkAkım gibi uluslararası boru hatları ve sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerimizdeki kapasite artışlarımızda yaşanan gelişmelerle birlikte düşünüldüğünde Vadeli Gaz Piyasası, ülkemizi çeşitli arz kaynaklarından gelen doğal gazın fiyatlandığı uluslararası bir ticaret merkezi haline getirecek. Bölgesinde ilk defa doğal gaz borsasını faaliyete geçiren ülkemiz Karadeniz, Balkanlar ve Doğu Akdeniz havzasında doğal gazın uluslararası standartlarda ticaretinin yapılabileceği bir hukuki ve teknik altyapıyı haiz doğal gaz borsasına sahip olacak. Bu kapsamda, 1 Ekim’de işleme açılacak vadeli doğal gaz piyasamızda ‘Karadeniz Gazı Kontratı’ adıyla bir veya daha çok yıllara sari olacak şekilde Karadeniz’deki gaz keşfimizin piyasaya sunularak ticaretinin yapılması mümkün olacak.”

Tahmini üretim kapasitesi yıllık 15-20 milyar metreküp

Yılmaz, doğal gaz keşfinin Türkiye’nin yıllık 45-50 milyar metreküp seviyesinde olan ithalatını önemli ölçüde azaltacağını vurgulayarak, uzun vadeli doğal gaz ithalat anlaşmalarının da 2022 itibarıyla kademeli olarak sona ereceğini söyledi.

Gelecek yıl ve sonrasının Türkiye’nin doğal gaz piyasası için kritik olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Hem Bakanlığımız hem de bizler bu dönemde yürütülecek kontrat müzakerelerinde ülkemiz lehine olacak şekilde önemli avantajlar elde etmeyi amaçlıyoruz ve bu doğrultuda stratejiler belirliyoruz. Dünyadaki doğal gaz piyasalarında artık uzun dönemli ve petrole endeksli kontratlar yerine, daha kısa vadeli ve borsa fiyatına endeksli anlaşmalara geçiş yapılıyor. Bu nedenle spot gaz piyasalarında yapılan işlem hacimleri her geçen yıl artıyor ve buna bağlı olarak fiyatlar aşağı yönlü seyrediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Spot boru gazı ithalatının Türkiye’nin doğal gaz ithalat maliyetlerini doğrudan düşüreceğini ve Karadeniz’deki gaz keşfiyle birlikte müzakere süreçlerinde önemli kazanımlar sağlayacağını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu ölçekte büyük bir rezervin keşfedilmiş olması bölgemizdeki enerji dengelerini etkileyecek ve çevremizdeki doğal gaz üreticisi ülkeler hesaplarını gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Karadeniz gazı daha üretime geçmeden bile ülkemize faydalarını gösterecek ve Karadeniz gazının VGP’de ticaretinin yapılmasıyla üretime geçilmeden doğal gaz fiyatlarında olumlu etkisi görülmeye başlanacak. Türkiye artık masada oyun kurucu pozisyona geçti. Karadeniz’de ilk etapta yıllık 3 ila 5 milyar metreküp, daha sonra yıllık 15 ila 20 milyar metreküp yerli doğal gazın sisteme giriş yapabileceği tahmin ediliyor. Doğal gaz rezervimizin bugünkü borsa fiyatlarına göre piyasa değerinin ise 100 milyar doların üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.”

Yılmaz, tam kapasite üretime geçilerek yıllık 15-20 milyar metreküp doğal gazın sisteme girmesiyle Türkiye’nin doğal gaz ithalatının üçte bir azalacağı ve aynı oranda cari açığın gerilemesine de katkı sağlayacağı bilgisini paylaştı.​​​​​​​

Muhabir: Nuran Erkul Kaya